İslam Şahsiyeti kitabının 2. cildinin 318. sayfasında şöyle geçmektedir:
"...Örneğin, bir hayvanı bir evin bir yıl boyunca oturma hakkı karşılığında satması caiz değildir; ancak bir bahçeyi bir evin oturma hakkı karşılığında kiralaması (istecera) sahihtir. Çünkü satım (bey), bir malın başka bir mal ile mübadelesidir. Malın bir menfaat ile mübadelesi satım sayılmaz. İcare ise bunun aksine, bir bedel karşılığında menfaat üzerine yapılan bir akittir. Bu bedelin mal olması zorunlu değildir, aksine bir menfaat de olabilir..."
İslam'da İktisat Nizamı kitabının 270. sayfasında ise şöyle geçmektedir:
"...İslam, satım ve icare hükümlerini belirlerken, malların mübadelesi veya emek ve menfaatlerin mübadelesi için mübadelenin üzerine bina edileceği belirli bir şeyi zorunlu kılmamış; aksine bu mübadelede karşılıklı rıza olduğu sürece insanın herhangi bir şeyle mübadele yapmasını serbest bırakmıştır. Dolayısıyla bir erkeğin bir kadınla, ona Kur’an öğretmesi karşılığında evlenmesi caizdir. Yine bir kişinin bir malı, o malın sahibinin yanında bir gün çalışması karşılığında satın alması caizdir. Bir kimsenin belirli bir miktar hurma karşılığında bir gün birinin yanında çalışması da caizdir..."
Burada iki sorum var:
Birincisi:
İslam Şahsiyeti Cilt 2'de yer alan ifade, satımı malın mal ile mübadelesi olarak kabul ettiği için, bir hayvanın evin oturma menfaati karşılığında satılmasına izin vermemektedir. Bu durum malın menfaatle mübadelesidir. Ancak bir bahçenin bir evin oturma menfaati karşılığında kiralanması gibi menfaat icaresine izin vermektedir. İktisat Nizamı’nda ise bu satıma izin verilmekte ve şöyle denilmektedir: "(Bir malı, sahibinin yanında bir gün çalışması karşılığında satın alması caizdir)", yani bir malı bir emek menfaati karşılığında satmaktadır. Burada alıcı, malı mal sahibinin yanında çalışması (emeği/menfaati) karşılığında satın almaktadır. Görüldüğü gibi İslam Şahsiyeti ile İktisat Nizamı arasında bir çelişki var gibi görünüyor. Hangisi doğrudur? Malın menfaat karşılığında satılması caiz midir değil midir?
İkincisi:
Eğer caiz değilse, haraci arazilerin satışı nasıl gerçekleşmektedir? Bilindiği üzere bu, arazinin menfaatinin satılmasıdır; zira arazinin rakabesi (mülkiyetin özü) Müslümanlara aittir ve sahibi sadece onun menfaatine maliktir. Haraci arazinin menfaatinin mal ile değişimi "satım" (bey) olarak mı adlandırılır ve buna satım hükümleri mi uygulanır?
Birinci Sorunun Cevabı:
1- Bir "mübadele" (değiş-tokuş) vardır, bir "satım" (bey) vardır, bir de "icare" vardır.
2- İslam; mallar, emekler ve menfaatler haram olmadığı sürece bunlar arasındaki mübadeleyi mutlak bırakmıştır. Dolayısıyla bir arabayı veya iki arabayı bir evle takas etmek caizdir. Bir arabayı bir evde belirli aylar boyunca oturma (menfaati) karşılığında takas etmek de caizdir.
Yine günlük veya aylık emeğinizi nakdi bir meblağ karşılığında takas etmeniz caiz olduğu gibi; günlük, aylık veya yıllık emeğinizi bir ev veya bir araba karşılığında takas etmeniz de caizdir...
Yani -dediğimiz gibi- bu unsurlar haram mallar, haram menfaatler veya haram bir işteki emekler olmadığı sürece ve karşılıklı rıza mevcut olduğu müddetçe; emeği bir mal, bir eşya veya bir menfaat ile mübadele etmek caizdir.
3- Satım (bey), mübadelenin bir türüdür; o, malın mal ile mübadelesidir. Bu nedenle, iki nakit arasında veya bir nakit ile bir mal (emtia) arasında olduğu gibi, mal ile mal arasındaki mübadeleler "satım" (bey) hükmündedir ve buna satım hükümleri uygulanır.
4- İcare, mübadelenin başka bir türüdür. Bir bedel karşılığında menfaat üzerine yapılan bir akittir. Bu bedel bazen mal olabilir, bazen de bir menfaat olabilir. Dolayısıyla nakdi bir meblağ veya buğday, hurma gibi bir mal karşılığında bir gün veya bir ay çalışmak caizdir. Aynı şekilde, örneğin bir ay boyunca bir evde oturmak karşılığında bir gün veya bir ay çalışmak da caizdir ve bu böylece devam eder.
Dolayısıyla menfaatler ile mallar veya emtialar arasındaki değişim "icare"dir ve buna icare hükümleri uygulanır.
5- Bunu bildiğimiz takdirde, İktisat Nizamı ve İslam Şahsiyeti Cilt 2'de yer alan ifadeleri şu şekilde anlamak kolaylaşacaktır:
a- İktisat Nizamı’ndaki ifade nakit (para) bölümündedir. Burada genel olarak mübadeleden ve mallar, emekler ve menfaatler arasında mübadelenin caiz oluşundan bahsetmiş... sonra İslam'daki nakdi mübadele biriminin altın ve gümüş olduğu sonucuna varmıştır.
Dolayısıyla nakit bölümündeki inceleme mübadele hakkındaydı ve bu doğrudur; yani mübadele mallarda, emtialarda ve emeklerde olur.
b- İslam Şahsiyeti Cilt 2'deki ifade ise, satım ile icareyi birbirinden ayırmak için icare bölümünde yer almaktadır. Burada, iki tarafı da "mal" olan ve "satım" (bey) olarak adlandırılan genel mübadele türünden ve onun hükümlerinden bahsetmektedir. Diğer taraftan, tarafları "menfaat veya emek" ile "mal" olan veya "menfaat ve emek" ile "menfaat ve emek" olan ve "icare" olarak adlandırılan diğer bir genel mübadele türünden bahsetmektedir.
Dolayısıyla buradaki inceleme, bazıları satım bazıları ise icare olarak adlandırılan mübadele türleri hakkındaydı ve tüm bunlar icare bölümünde yer alıyordu.
c- Buna göre, hem İktisat Nizamı’nda hem de İslam Şahsiyeti’nde yer alan ifadelerin her biri kendi bağlamında doğrudur.
d- Ancak karışıklık, İktisat Nizamı’nda mübadele konusu incelenirken kullanılan "satın alma" (şira) lafzından kaynaklanmaktadır. Söz konusu ifade şöyledir: (... ve bir kişinin bir malı, o malın sahibinin yanında bir gün çalışması karşılığında satın alması caizdir...). Burada kastedilen "(bir malı, sahibinin yanında bir gün çalışması karşılığında mübadele etmesi)"dir, çünkü konu mübadele hakkındadır. Eğer ifade bu şekilde olsaydı karışıklık giderilirdi. Çünkü bu tür bir mübadele bizim katımızda icare babına girer ve buna satım hükümleri değil icare hükümleri uygulanır. Bir gün çalışan bu adamın ücreti, o malın kendisidir ve bu duruma satım hükümleri uygulanmaz.
Satım (bey) kelimesi lügatte, İslam Şahsiyeti Cilt 2 sayfa 284'te satım konusunun başında belirtildiği gibi mübadele anlamına gelse de: (Satım/Bey lügatte mutlak mübadeledir ve satın almanın zıddıdır...); ancak şer'an mübadele türlerinden biridir ve malın mal ile mübadelesidir. Nitekim İslam Şahsiyeti’nde yukarıdaki ifadeden hemen sonra şöyle denilmiştir: (Şer'i bir terim olarak bey (satım) ise, rıza yoluyla mülkiyetin devredilmesi ve kazanılması amacıyla malın mal ile mübadelesidir).
Bu nedenle, karışıklığı gidermek adına bu cümleyi yukarıda belirttiğim şekilde düzelteceğiz. Yani "(bir kişinin bir malı, o malın sahibinin yanında bir gün çalışması karşılığında satın alması caizdir)" yerine şu ifadeyi koyacağız: "(bir kişinin bir malı, o malın sahibinin yanında bir gün çalışması karşılığında mübadele etmesi caizdir)."
Zira bizce doğru olan, İslam Şahsiyeti Cilt 2 sayfa 284'teki tanımda geçtiği üzere şer'an satımın (malın mal ile mübadelesi) olmasıdır.
Bilgi olarak şunu da belirtelim; fakihlerden bazıları, belirli şartlar altında menfaatlerin, emeklerin ve malların mübadelesini de "satım" (bey) kapsamına dahil ederler ve bunu sadece malın mal ile mübadelesiyle sınırlandırmazlar. Ancak bizim katımızda tercih edilen görüş (racih), yukarıda zikrettiğimizdir.
İkinci Sorunun Cevabı:
İcarenin tanımı, bir bedel karşılığında menfaat üzerine yapılan bir akittir. Buradaki menfaatten kasıt geçici menfaattir; yani menfaatin belirli şartlar ve keyfiyetlerle, belirli bir süreyle sınırlı olarak elde edilmesidir. Örneğin, bir evin bir yıllığına oturulmak üzere kiralanması, kiracının belirlenen süre boyunca geçici bir menfaat elde etmesi demektir.
Haraci arazinin menfaatine gelince; arazinin rakabesi Müslümanlara ait olsa da, bu menfaat sahibine kalıcı/daimi olarak aittir. Bu nedenle haraci arazide satım (bey) sahihtir ve satım hükümleri uygulanır. Bunun delili, Ömer (ra)'ın haraci arazi konusundaki uygulamasından istinbat edilen hüküm üzerindeki Sahabe icmaıdır.
İslam Şahsiyeti Cilt 2, sayfa 244, 9. satırda şöyle geçmektedir: "...Ancak haraci arazide miras kalan şey, onun daimi menfaatidir; rakabesi miras kalmaz zira o tüm Müslümanların mülküdür. Menfaatine gelince; Ömer b. el-Hattab, arazi sahiplerinin bu daimi menfaat üzerindeki mülkiyetlerini sonsuza dek ikrar etmiştir... Menfaat mülk edinilir ve miras bırakılır. Menfaat sahibi; satım, rehin, hibe, vasiyet ve benzeri tüm tasarruflarda bulunma hakkına sahiptir." Aynı kitabın 245. sayfasında, 15. satır ve devamında şöyle geçmektedir: "Arazinin menfaatine malik olan kimse, bu menfaati satabilir ve bedelini alabilir; zira menfaatler satılır ve bedellerine hak kazanılır." Tüm bunlar, haraci arazinin menfaati hakkındaki incelemede geçen "daimi menfaat" ile ilgilidir.
Özetle:
- Mübadele; helal olduğu ve karşılıklı rıza bulunduğu sürece mal, eşya, emek ve menfaatlerde caizdir.
- Mübadele; satım (bey) ve icareden daha kapsamlıdır. Eğer mübadele mal ile mal arasındaysa "satım"dır; eğer mübadele mal ile menfaat ve emek arasındaysa "icare"dir.
- Daimi menfaatin mübadelesine, haraci arazide olduğu gibi satım hükümleri uygulanır.