Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Amerika-İran Müzakereleri

May 12, 2025
3941

Soru:

Amerika-İran müzakerelerinde arabuluculuk yapan Umman Sultanlığı, 1 Mayıs 2025 Perşembe günü yaptığı açıklamada; Cumartesi günü İtalya'nın başkenti Roma'da yapılması planlanan dördüncü tur görüşmelerin "lojistik nedenlerle" ertelendiğini duyurdu ve yeni bir tarih belirtmedi. (Şark, 01.05.2025). Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, 12 Nisan 2025'te Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi'nin arabuluculuğuyla Umman'ın başkenti Maskat'ta başlamıştı. İkinci tur, 19 Nisan 2025'te yine Bakan Busaidi'nin arabuluculuğuyla Umman'ın Roma Büyükelçiliği'nde gerçekleştirildi. Üçüncü tur ise 26 Nisan 2025 Cumartesi günü aynı Umman arabuluculuğu altında Umman Sultanlığı'nda yapıldı. Soru şudur: Trump, 14 Temmuz 2015'te imzalanan anlaşmadan 2018 yılında tek taraflı olarak çekilmesine rağmen neden şimdi İran ile yeniden bir nükleer anlaşma imzalamaya çalışıyor? Ayrıca dördüncü tur neden ertelendi? Lojistik nedenlerin anlamı nedir? Bu erteleme müzakerelerin kesilmesi anlamına mı geliyor?

Cevap:

Öncelikle 2015 yılında İran ile Batılı ülkeler arasında nükleer anlaşma imzalandığında hüküm süren koşulları gözden geçirmek, ardından Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilme sürecine ve o zamanki koşullara geri dönmek, daha sonra da ABD ile İran arasındaki müzakerelerle ilgili son gelişmelere bakmak gerekmektedir:

1- Amerika Birleşik Devletleri'ni 2015 yılında İran ile nükleer anlaşma yapmaya iten faktörler:

Amerika'nın anlaşmayı imzalamasıyla ilgili 22 Temmuz 2015 tarihli soru-cevap yayınımızda şöyle demiştik: ("...Amerikan Başkanı müzakereleri uzaktan, doğrudan temasla ve bu anlaşmanın akdedilmesine büyük bir ilgi göstererek yönetiyordu. Önceki temaslar hariç, Dışişleri Bakanı'nı üç hafta boyunca kesintisiz olarak bu işle meşgul etti. Bu durum, bu anlaşmanın Amerika, Amerikan çıkarları ve Obama yönetimi için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Zira bu anlaşma İran'ı dizginlemiş... ve onu herhangi bir nükleer silah üretmekten uzaklaştırmıştır. Bunu, Amerikan Başkanı ve diğer Amerikalı yetkililerin İran'ın bölgedeki stratejik rolünün önemi ve onunla çalışma istekliliği -ki zaten fiilen çalışılmaktadır- hakkındaki açıklamalarıyla ve ayrıca İranlı yetkililerin Irak ve Afganistan'da Amerika ile iş birliği yaptıklarını, terör ve aşırıcılıkla mücadelede onunla çalışmaya hazır olduklarını beyan eden açıklamalarıyla ve yine Amerika'nın İran ve partisinin Suriye'de yaptıklarına zımnen onay vermesiyle birleştirdiğimizde... Tüm bunlar Amerika'nın bu anlaşmayla, yaptırımları kaldırarak İran'ın işini kolaylaştırmayı ve onunla açık ilişkiler kurmayı hedeflediğini göstermektedir. Böylece İran, Amerika'nın işini kolaylaştıracak, yüklerini hafifletecek ve bölge devletleri ile halklarına yönelik faaliyetlerini örtecek olan rolünü oynamaya devam edecektir. İran, Irak, Suriye ve Yemen'de olduğu gibi Amerikan siyasetini fiilen uygulamaktadır; ancak bu uygulama eskiden olduğu gibi görüşü engelleyen bir perdenin arkasından değil, şeffaf bir perdenin arkasından veya perdesiz olacaktır...")

Dolayısıyla Obama, 2015/7/14 tarihinde İran'ın Suriye'deki rolünü canlandırmak için nükleer anlaşmayı imzalamıştı.

2- Trump yönetimini 2018 yılında İran ile 2015'te imzalanan nükleer anlaşmayı iptal etmeye iten faktörler:

a- Washington; Suudi Arabistan ve Türkiye'yi bölgedeki olaylara güçlü bir şekilde dahil etti. Türkiye bölgede aktif hale geldi; 2016'da "Fırat Kalkanı" harekatını gerçekleştirdi, Mart 2018'de ise "Zeytin Dalı" harekatını başlattı. Buna Suudi Arabistan'ın bölgede üstlendiği rol de eklendi. Dolayısıyla İran'ın Suriye'deki ana rolüne artık ihtiyaç kalmamıştı ve bu rolün küçültülmesi gerekiyordu. Trump'ın yaptığı tam olarak buydu; İran'ın bölgedeki rolünü azaltarak onu ana aktörden ikincil veya tamamlayıcı bir role dönüştürdü.

b- Avrupalı devletler de 2015'teki nükleer anlaşmanın bir tarafıydı ve ondan en çok yararlananlar onlardı. Ancak Trump, Obama döneminde imzalanan anlaşmadan Avrupa'nın yararlanmasını istemediği için anlaşmayı iptal etti.

Böylece Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilme kararı, Amerika'nın çıkarlarının, İran'ın bölgedeki rolünü hafifletecek yeni şartlara hazırlık amacıyla anlaşmadan çekilmeyi gerektirmesiyle gerçekleşti.

3- Trump'ı 2018'de iptal ettiği nükleer anlaşmaya 2025'te geri dönmeye iten faktörler:

Trump'ın 20 Ocak 2025'te Beyaz Saray'daki görevine başlamasının ardından gelişen olaylara bakıldığında, Amerika'yı yeniden nükleer anlaşmaya dönmeye iten saikler netleşmektedir:

a- Trump yönetiminin nükleer müzakereleri yeniden başlatma girişiminde bulunduğu açıktır. Trump, 7 Mart tarihinde Umman aracılığıyla Tahran'a bir mesaj göndererek, yeni bir anlaşma için müzakerelere dönme konusundaki açık arzusunu göstermiştir. (ABD Başkanı Donald Trump, "Fox Business" kanalına verdiği mülakatta, 6 Mart Perşembe günü İran dini lideri Ali Hamaney'e bir mesaj gönderdiğini ve Tahran ile bir anlaşma için müzakere etmeyi tercih ettiğini belirtti. Trump, Pazar günü yayınlanması planlanan mülakatında: "Diğer seçenek ise harekete geçilmesidir, çünkü İran nükleer silaha sahip olmamalıdır" dedi. Hamaney'e gönderdiği mesajın metniyle ilgili olarak Trump: "Ona müzakere etmenizi umduğumu, çünkü bunun İran için çok daha iyi olacağını söyledim" dedi... İran International, 07.03.2025).

b- Trump 2018 yılında nükleer anlaşmayı geçersiz kıldı çünkü beş daimi üye ülke ve Almanya arasında imzalanan 2015 anlaşmasından en büyük kazancı Avrupalılar elde etmişti. Bu nedenle Trump, 2015'tekinin aksine, nükleer müzakerelerde Avrupalı devletleri dışladı, onlara danışmadı ve Umman'da yürütülen müzakereler hakkında onlara bilgi vermedi. Bunu, Avrupa'nın İran ile yürütmeye çalıştığı nükleer görüşme çabalarının önünü kesmek için yaptı. (Avrupalı diplomatlar Reuters'a verdikleri demeçte, İran ile yeni bir toplantı yapmaya çalıştıklarını ancak Tahran'ın bu ayın başlarında Trump yönetimi ile nükleer programı hakkında dolaylı görüşmelere başlamasıyla bu çabaların donmuş göründüğünü söylediler. ABD, Umman'daki nükleer görüşmeler hakkında Trump bunları ilan etmeden önce Avrupalı devletlere bilgi vermemişti... Şark, 24.04.2025). Hatta Trump yönetiminden destek alan sağcı Başbakan Meloni liderliğindeki İtalya'nın ikinci tur için mekan olarak seçilmesi, NATO bahanesiyle çatışma ve zıtlaşma içine girdiği Avrupalı devletlere, özellikle de İngiltere, Fransa ve Almanya'ya yönelik bir mesajdır.

c- Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri tüm dikkatini ve kaynaklarını Çin ile küresel rekabete yönlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle kendisi için sorun teşkil eden ve enerjisini dağıtan her türlü unsurdan kurtulmaya çalışmaktadır. Rusya ile yürütülen müzakereler de aynı mantıkla açıklanabilir: Rusya'yı Ukrayna krizi üzerinden müzakere masasına çekmeyi ve böylece onu Çin'den ayırarak Çin-Rus eksenini zayıflatmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda Trump, Çin'in çevrelenmesini stratejik bir öncelik olarak görmektedir.

d- Yahudi varlığının, nükleer silah elde etmesini engelleme bahanesiyle İran'a saldırma arzusu. Bildiğimiz gibi, Yahudi varlığı Ekim 2024'te İran'a bir saldırı düzenlemiş, İran da ABD ve Yahudi varlığına önceden haber vererek güç gösterisi amacıyla füze saldırılarıyla karşılık vermişti. Şimdi Amerika, Çin'e odaklandığı bir dönemde zihnini bu tür saldırılarla meşgul etmek istemiyor. Bu nedenle İran ile bir nükleer anlaşma yapmak istiyor; böylece Yahudi varlığının güvenliğini garanti altına alacak ve saldırı bahanesini ellerinden alacaktır. Beyaz Saray'da Yahudi varlığının en büyük destekçisi olan Trump, bu adımla yani İran ile nükleer anlaşma imzalayarak, çatışma gerekçesini ve bahanelerini Yahudi varlığının elinden alacaktır. Aynı zamanda Amerikan ekonomik çıkarlarını ve Çin ile yüzleşmeyi önceliklerinin başına koyarak, dikkati dağılmadan veya herhangi bir engel olmaksızın tamamen Çin'e odaklanabilecektir.

Böylece Trump, İran'ın nükleer kapasitesini belirleyen bir anlaşma yapmak üzere Avrupalı devletlerden bağımsız olarak İran ile bu görüşmeleri başlatmıştır.

4- Dördüncü turun ertelenme nedenine gelince; medyada yer aldığı üzere bu lojistik nedenlerledir. Wikipedia'da geçtiği üzere lojistik kelimesinin anlamı şudur: ("İkmal ve iaşe sanatı". Lojistik (Logistics), Arapça tabiriyle 'fenü’s-sevkıyat': Ürünlerin, enerjinin ve bilginin akışını yönetme sanatı ve bilimidir...) Sanki kastedilen, Amerika'nın İran ile yürütülen müzakerelerle eş zamanlı olarak uyguladığı yaptırımlardan sonra atmosferi düzenlemek ve durumu yatıştırmaktır. Bir İranlı yetkili Reuters'a verdiği demeçte; (İran-Amerikan görüşmelerinin Amerikan tutumuna bağlı olarak farklı bir tarihte yapılacağını, Washington'un Tahran'a yönelik yaptırımlarının nükleer anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan diplomatik sürece yardımcı olmadığını belirtti). Bu açıklama, Washington'un yasadışı İran petrol ve petrokimya ticaretine karıştığı iddiasıyla bazı kuruluşlara yeni yaptırımlar uygulamasının ardından geldi. Amerika Birleşik Devletleri (Çarşamba günü, Washington'un İran üzerindeki baskıyı artırma çabaları çerçevesinde, yasadışı İran petrol ve petrokimya ticaretine karıştığı iddiasıyla bazı kuruluşlara yaptırımlar uygulamıştı. Şark, 01.05.2025). Bu yaptırımlar, müzakere turlarının "ciddi" olarak nitelendirildiği bir dönemde geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi (Tahran'ın Amerika Birleşik Devletleri ile sonuç odaklı müzakerelere ciddiyet ve kararlılıkla katılmaya devam edeceğini söyledi. Şark, 01.05.2025).

Bu nedenle, bu ertelemenin taraflar arasındaki müzakerelerin kesilmesi değil, devam eden müzakereler sırasındaki Amerikan yaptırımları sonucunda atmosferi yatıştırmak için yapılmış zamansal bir erteleme olması muhtemeldir.

5- Müslüman ülkelerdeki yöneticilerin, Müslümanların sahip olduğu güç, silah ve sanayinin belirlenmesinde Amerika'nın müdahalesine onay vermesi şaşılacak bir durumdur! Bu yöneticiler, İslam'da güç hazırlamanın amacının düşmanı yenmek, onu korkutmak ve dehşete düşürmek olduğunu idrak edemiyorlar. Eğer düşman bizim elimizdeki gücü detaylarına kadar kontrol ediyorsa, bu daha savaş başlamadan bizim için bir yenilgidir! Amerika kendi depolarını nükleer silahlarla doldururken, hatta onlarca yıl önce Hiroşima ve Nagazaki'de bunu kullanmışken; İran, Amerika'nın kendi gücüne, füzelerine ve nükleer silahına müdahale etmesine nasıl izin verir?! Amerika, İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceğini açıkça ilan ediyor. İran ve diğer Müslüman yöneticilerin asıl yapması gereken Amerika'ya yüksek sesle şunu söylemekti: Başkalarından nükleer silaha sahip olmamalarını istemeden önce kendi elindeki nükleer silahları yok et! Başkalarından füzelerini imha etmelerini istemeden önce kendi füzelerini imha et! Düşmanların ağır silahlara sahip olup Müslümanlardan buna sahip olmamalarını istemeleri; zorbalık, kibir ve eğer akılları varsa başkalarını aşağılamaktan başka bir şey değildir.

Nitekim Aziz ve Kavî olan Allah kitabında şöyle buyurmuştur:

وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدُوَّ اللهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِنْ دُونِهِمْ لَا تَعْلَمُونَهُمُ اللهُ يَعْلَمُهُمْ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فِي سَبِيلِ اللهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ

"Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz ama Allah'ın bildiği kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız, size eksiksiz ödenir ve siz asla haksızlığa uğratılmazsınız." (Enfal 60)

Anayasa Tasarısı Mukaddimesi sayfa 256'da şöyle geçmektedir: [Madde 69: (Ordunun, bir İslam ordusu olarak görevini yerine getirmesini sağlayacak silah, teçhizat, donanım ve mühimmata sahip olması vaciptir...) Allah Teâlâ'nın: ﴿تُرْهِبُونَ﴾ "korkutursunuz" kavli, hazırlığın illetidir. Hazırlık, kendisi için meşru kılındığı illet, yani düşmanı ve münafıkları korkutma illeti gerçekleşmedikçe tam sayılmaz. Buradan hareketle, korkutma unsurunun oluşması, hatta daha da önemlisi ordunun asli görevi olan İslam davetini yaymak için cihat etme görevini yerine getirebilmesi için silah, teçhizat ve her türlü donanımın sağlanması farziyeti ortaya çıkmaktadır...]

Tüm bunlar, Müslümanların güçlerinin düşmanın gücünün üstünde olması ve onun kalbine korku salması için tüm çabalarını sarf etmeleri gerektiğini göstermektedir. Bunun gerçekleşebilmesi için gücümüzün düşmanı meşgul eden ve ürküten bir endişe kaynağı olması gerekir. Tüm bunlar, düşmanla müzakereye oturup onun silahlarımızı belirlemesine ve onu korkutup dehşete düşürecek olan gücümüzü kontrol etmemize engel olmasına izin vermekle bağdaşmaz.

Ehliyle yalan konuşmayan öncü Hizb-ut Tahrir'e, İslam Devleti'ni, Raşidi Hilafeti en kısa sürede kurması için imkan vermesini Allah Sübhânehu'dan niyaz ediyoruz. O zaman Hilafet eskiden olduğu gibi düşmanı korkutacak, hayrı dünyanın dört bir yanına yayacak ve kâfirlerin tuzaklarını kendi başlarına çalacaktır:

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

"O gün müminler, Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. O, dilediğine yardım eder. O, Mutlak Güç Sahibidir, Çok Merhametlidir." (Rum 4-5)

4 Zilkade 1446 H. 02.05.2025 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın