Soru:
Afgan Taliban kaynakları, ABD elçisi Zalmay Halilzad ile Doha'da altı gün süren müzakerelerde önemli bir ilerleme kaydedildiğini, anlaşmanın tamamlanmasının ardından Amerika'nın 18 ay içinde güçlerini çekeceğini bildirdi. Doha anlaşması şimdilik sadece çeşitli açıklamalarla dile getirilen ve henüz bağlayıcılığı olmayan bir taslak olsa da ve Reuters'ın 27 Ocak 2019'da bildirdiği üzere bir başka müzakere turu 25 Şubat 2019'da yapılacak olsa da asıl soru şudur: Taliban hareketi bunca yıl süren cihat mücadelesinden sonra Amerikan tuzağına mı düştü? Bu nasıl oldu? İşler nereye doğru gidiyor? Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.
Cevap:
Öncelikle, 16 Ağustos 2017 tarihli ve "Amerika'nın Afganistan Stratejisi" başlıklı önceki soru-cevabımızı hatırlatmak isterim. Orada, Amerika'nın NATO müttefikleriyle birlikte Afganistan'da askeri bir zafer elde etmekten aciz kaldığını, Afgan bölgelerinin çoğunun fiilen Taliban'ın kontrolüne geçtiğini, kukla Afgan hükümetinin bu Amerikan savaşını yürütmekten aciz olduğunu ve başkent ile diğer bazı bölgeleri bile zorlukla kontrol altında tutabildiğini açıklamıştık. Ayrıca o cevabımızda Trump yönetimindeki Amerika'nın Afganistan politikalarını gözden geçirdiğini ve şu tespitte bulunduğumuzu belirtmiştik: (Bu inceleme, Afgan sahasını büyük ölçüde soğutma, Amerikan varlığını askeri üslerle sınırlama ve buraları tehlike anında kullanma, görevini ise "IŞİD'e" karşıymış gibi gösterme yönünde ilerlemektedir...) Şunları da eklemiştik: (Taliban'ı ikna etmeyi kolaylaştırmak için Amerika, Pakistan'ın rolünü yeniden canlandıracaktır. Pakistan'daki yeni askeri liderlik, Taliban'a karşı daha yumuşak ve sempatik görünerek onları Kabil'deki kukla hükümetle müzakere masasına oturmaya ve Amerika'nın Afganistan'daki siyasi sistemine ortak olmaya itecektir... Amerika Afganistan'daki seçeneklerinin daraldığını ve Hindistan seçeneğinin iflas ettiğini anlayınca, Taliban'ı Amerika'nın Afganistan'daki yönetimine entegre etme umuduyla onlarla müzakere yoluna gitmiş ve Taliban liderlerini müzakereye çekmek için Pakistan'daki uşaklarını kullanmıştır... Buna rağmen tüm bu girişimler başarısız olmuş, Amerika Afganistan konusunda ne askeri ne de siyasi olarak başarı sağlayabilmiştir.) Soru-cevaptan alıntı burada bitiyor. Ancak Amerika, özellikle askeri ve mali açıdan Afganistan'da yaşadığı sıkıntıların uykularını kaçırması nedeniyle, bölgedeki uşaklarına güvenerek bu hedefinden vazgeçmemiştir. Amerika'nın Afganistan krizine bakıldığında şu hususlar ortaya çıkmaktadır:
Birincisi: Amerika, 2008 krizinin etkileri devam eden ve ekonomisini tehdit eden devasa bir borç yükü altındadır. Başkan Trump'ın da ifade ettiği gibi, Ortadoğu'daki savaşlara yani İslam beldelerine yedi trilyon dolar harcanmış ve karşılığında hiçbir şey elde edilememiştir. Trump, 22 Ocak 2017'de Twitter hesabında şöyle yazmıştır: "Ortadoğu'da aptalca yedi trilyon dolar harcadıktan sonra, artık kendi ülkemizi yeniden inşa etmeye başlamanın zamanı geldi." BBC, 9 Ocak 2016'da Amerikan Forbes dergisinden naklen şunları aktarmıştır: (Afganistan'daki savaş Amerika'ya şu ana kadar yaklaşık 1 trilyon 70 milyar dolara mal oldu. Ayrıca 2400'den fazla Amerikan askeri öldü, on binlercesi yaralandı ve kalıcı sakatlıklar yaşadı. Bu büyük insan ve mali kayıplara rağmen Amerika, hareketi tasfiye etmeyi başaramadı...)
İkincisi: Amerika, hareketi askeri olarak yok edemeyeceğini anlayınca, Afganistan savaşından yenilmiş gibi görünmeden çıkabilmek için tek seçeneğinin Taliban'ı müzakerelere çekmek olduğunu gördü. Bu seçenek, Amerika'nın Afganistan'da uyguladığı strateji haline geldi. Bu seçeneğin Amerika için ne kadar hayati olduğunu teyit eden gelişme, 5 Eylül 2018'de ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Zalmay Halilzad'ı özel bir görevle Afganistan temsilcisi olarak atamasıdır: (ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada Halilzad'ın görevini, Taliban'ın müzakere masasına oturmasını sağlamayı amaçlayan Amerikan çabalarını koordine etmek ve yönlendirmek olarak özetledi... Anadolu Ajansı, 12 Ocak 2019). Bu nedenle Amerika, tek bir seçenekle hareket etmiştir: Taliban'ı müzakere masasına oturmaya zorlamak ve baskı yapmak. Amerika'nın Afganistan savaşından çıkış vizyonu yeni değildir; Amerika başlangıçta Taliban ile rejim arasında bir müzakere hattı oluşturmaya çalışmış ancak bu girişimler başarısız olmuştu. Böylece müzakereler, Taliban'ın kendi kurduğu Afgan rejimiyle görüşmeyi reddetmesi üzerine bizzat Amerika ile yapılma noktasına geldi. Çünkü hareket, hükümeti Amerika'nın elinde bir oyuncak olarak görüyordu. Ancak sonunda, o rejimi bizzat kuran Amerika ile müzakere etmeyi kabul ettiler!
Üçüncüsü: Dikkat edilmesi ve üzerinde düşünülmesi gereken nokta şudur: Amerika, Taliban'ı barışçıl müzakerelere girmeye ikna etmek için kendi habis yöntemiyle ortamı hazırlamıştır. Afganistan içinde ve çevresindeki uşakları vasıtasıyla bölgesel düzeyde bazı adımlar atmıştır:
1- Amerikan saldırılarının özellikle müzakereleri reddeden Taliban liderleri üzerinde yoğunlaştırılması: (Amerikan yetkililer, ABD'nin Cumartesi günü Afganistan Taliban lideri Molla Ahter Mansur'a yönelik insansız hava aracı saldırısı düzenlediğini açıkladı... Pentagon, Ahter Mansur'u "Afgan hükümeti ile Taliban arasındaki barış ve uzlaşmanın önünde bir engel" olarak nitelendirdi... Dünya el-Vatan, 22 Mayıs 2016). Yani Mansur, müzakereleri reddettiği için hedef alınmıştı. Bu Obama dönemindeydi ve Amerika Trump döneminde de aynı doğrultuda devam etti: (NATO'nun Kararlı Destek misyonu Çarşamba akşamı yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi: "22 Temmuz'da Tagab bölgesinde Afgan özel güvenlik güçlerine destek amacıyla düzenlenen Amerikan hava saldırısında iki Taliban lideri öldürüldü." Rus Sputnik ajansı, 25 Temmuz 2018). Bir başka olayda bir diğer Taliban lideri öldürüldü: (Afganistan'daki ABD kuvvetleri sözcüsü Albay Dave Butler, "Dün düzenlenen ve Taliban lideri Molla Manan'ın ölümüyle sonuçlanan Amerikan hava saldırısını teyit edebiliriz" diyerek ekledi: "Siyasi bir çözüme doğru ilerliyoruz..." CNN Arabic, 2 Aralık 2018)
2- İran'ın Taliban'a el uzatması: Hareket, İran'ın "Amerika'ya düşman bir devlet" olduğu zannıyla güvende olduğunu düşündü. Bazı liderleri oraya sığındı. Liderleri Molla Ahter Mansur'un İran'dan dönerken tam sınırda suikasta uğramasının muhtemelen bir Amerikan-İran koordinasyonu ile gerçekleştiğinden ders almadılar ve İran'a güvenmeye devam ettiler... İran ise onları sadece Amerikan siyasi çözümüne doğru itti: (İran, Afgan Taliban temsilcilerinin Pazar günü Tahran'da İranlı yetkililerle müzakereler yürüttüğünü açıkladı... Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Behram Kasımi Pazartesi günü yaptığı açıklamada, görüşmelerin Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani'nin bilgisi dahilinde yapıldığını ve Taliban ile Afgan hükümeti arasındaki müzakerelerin ana hatlarını belirlemeyi amaçladığını belirtti... Euro News, 31 Aralık 2018).
3- Katar'ın Doha'da Taliban için bir ofis açması: Hareket, Katar'ın kendilerini tanımasının kendilerini güçlendirdiğini sandı. Ancak Katar, bu ofisin Taliban ile müzakereler için Amerika ile koordineli olarak açıldığını açıkça ifade etti. Katar, "kuşatmacı" ülkelerle yaşadığı kriz sırasında şunları söyledi: (Eski CIA Direktörü David Petraeus'un, Taliban ve Hamas'ın Doha'da buluşmasının Amerikan hükümetinin talebi üzerine gerçekleştiğini belirtmesi yeterlidir... Ayrıca Hamas ve Taliban'ın Doha'daki varlığı, Filistin meselesine ve Taliban'a bir çıkış yolu bulmak için ABD'nin talebiyle olmuştur. Şark el-Katariyye gazetesi, 4 Temmuz 2017). Katar, Taliban'a onların yanında olduğu ve onları desteklediği vehmini vererek onları bu tuzağa düşürdü. Kuşatmacı ülkelerin Katar üzerindeki baskısı artınca ve Katar, Trump yönetimine yaranmak ve rejimini korumak için para dökmeye başlayınca, İngiliz uşağı olan Katar, Trump yönetiminin Suudi risklerini hafifletmesi umuduyla Taliban'ı müzakerelere itme konusunda Amerika'ya daha fazla eşlik etmeye başladı. Böylece Amerika, Taliban'ı barış müzakerelerine itme hizmetini, Körfez'deki birbirleriyle çatışan küçük devletler arasında bir rekabet konusu haline getirdi. BAE, müzakereleri Abu Dabi'ye çekerek Katar ile rekabet ediyor, Suudi Arabistan ise Cidde'ye çekmeye çalışıyor... Reuters, müzakerelere katılan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir Taliban askeri komutanından naklen şunu aktardı: (Aslında Suudi Arabistan ile Katar arasındaki anlaşmazlıklar barış sürecini tamamen mahvetti. Suudiler, ateşkes ilan etmemiz için üzerimize gereksiz baskı kuruyorlar... Sputnik, 14 Ocak 2019). Zahiri çelişki ve ihtilaf gibi görünen bu gerilimle Taliban, kendisini üç Körfez ipiyle çekilirken buldu. Bunların görünüşü çelişkili olsa da yönleri tektir: Amerika ile müzakereler! Suudi Arabistan'daki Amerikan uşakları ile BAE ve Katar'daki İngiliz uşakları, hangisinin Amerika'ya daha önce hizmet edip rızasını kazanacağı konusunda yarışıyorlar. Ancak bu batıl rekabet sırasında Taliban avlanıyor ve yönü Amerikan müzakerelerine ve siyasi çözüme doğru birleştiriliyor. İngiltere, Katar'ın bu tutumuna -Katar rejimini savunma amaçlı olduğu için- karşı çıkmıyor. BAE ise İngiltere tarafından başka amaçlar için Amerikan uşaklarıyla aynı safta konumlandırılmıştır.
4- Taliban için kilit bir noktada olan Pakistan'a gelince; Pakistan ordusunun Pakistan Taliban'ına karşı başlattığı şiddetli savaşların ve hareketten desteğini çekmesinin ardından, hareketle ortamı yumuşatmaya ve temasları artırmaya başladı. İmran Han'ın 25 Temmuz 2018'de Başbakan olması ve Afgan Taliban'ına yakınlaşma mesajları vermesiyle, Taliban'ın ona güvenmesi için daha fazla ortam oluştu. Ancak bunun Amerikan müzakerelerine düşürülmek için kurulan bir tuzak olduğunu anlamadılar. Böylece Taliban "kendi elleriyle" aynı delikten iki kez ısırılma durumuna düştü. Sadece Amerikan politikasını uygulayan Pakistan hükümetinin deliği: 1996'da Afganistan'ı yönetmesi için onları destekledi, sonra 2001'de oğul Bush'un saldırısı karşısında onları terk etti ve hatta Pakistan içinde Taliban'ı kovalayarak Amerika'nın saldırısına katıldı... Şimdi Amerika hareketi yok etmekte başarısız olup nüfuzunu korumak ve bir çözüm bulmak için tek seçenek olarak müzakerelere dönmeye karar verince, İslamabad eski köprüleri yeniden inşa etmeye başladı. Ancak tek bir amaçla: Yeni Amerikan stratejisini uygulamak ve Afganistan'daki Amerikan nüfuzunu korumak. Taliban tekrar aynı deliğe düştü! Oysa mesele hiçbir gizli tarafı kalmayacak kadar açıktır: (Pakistan Başbakanı İmran Han, ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisinden Afgan barış sürecinde yardım istediğini açıkladı. Pakistan'ın Geo TV kanalı, Han'ın Trump'tan bir mektup aldığını ve Pakistan'ın Taliban'ı müzakere masasına getirme konusunda rol oynamasının istendiğini aktardı... Sputnik, 3 Aralık 2018). Ardından Pakistan Başbakanı iki gün sonra İslamabad'da Amerikan Özel Temsilcisi Halilzad ile görüşerek Pakistan'ın Amerika'nın Afganistan planı doğrultusunda ilerlediğini teyit etti (İmran Han, Pakistan'ın Afgan barış ve uzlaşısı için siyasi bir çözüm istediğini söyledi... Masrawy, 5 Aralık 2018). İmran Han, ülkesinin Afgan barış sürecini güçlendirmek için elinden gelen her şeyi yapacağını ve Abu Dabi'deki diyaloga katkıda bulunduğunu da belirtti (El-Yevm es-Sabi, 18 Aralık 2018). İmran Han, 19 Kasım 2018'de Twitter hesabında Pakistan'ın Amerika'ya hizmetlerini savunurken kendisini ifşa etmiş ve şöyle demiştir: "...Pakistan, Amerika'nın teröre karşı savaşına katılmayı seçti, bu savaşta 75 bin kayıp verdi ve ekonomisinden 123 milyar dolardan fazla kaybetti, oysa Amerikan yardımı sadece 20 milyar dolardı..." Aynı şekilde eski Pakistan Savunma Bakanı Havace Asıf da Pakistan yöneticilerinin -ki kendisi de onlardan biridir- ihanetini teyit ederek 19 Kasım 2018'de Twitter hesabında şöyle yazmıştır: "Pakistan, bizim olmayan savaşlarda savaştığı için hâlâ Amerika uğruna kan dökmeye devam ediyor. Dinimizin değerlerini Amerikan çıkarlarına uyacak şekilde feda ettik, hoşgörülü ruhumuzu yok edip yerine bağnazlık ve tahammülsüzlüğü koyduk." Bu sözlerden daha açığı olamaz: Pakistan kendisinin olmayan bir savaşa girdi... Amerika uğruna Müslüman evlatlarının kanını akıttı... Amerikan çıkarlarına hizmet etmek için İslam dininin değerlerini heba etti... Pakistan'ın Afganistan'daki rolü, Türkiye'nin ve yöneticisi Erdoğan'ın Suriye'deki rolüne benzemektedir. Amerika'nın onu defalarca aşağılamasına rağmen, silahlı gruplara baskı yaparak onları Amerikan çözümlerine boyun eğdirerek Amerika'ya hizmet etmektedir!
5- İşte Amerika'nın Taliban'ı kararlı bir şekilde müzakerelere ve siyasi çözümlere itmek için kullandığı Afganistan içindeki yerel koşullar ve gerek Amerikan uşağı olan gerekse olmayan bölgesel aktörlerin hareketleri bunlardır. Taliban yüzünü Pakistan'a, İran'a, Suudi Arabistan'a, Katar'a veya BAE'ye her döndürdüğünde, kendisini Afganistan'daki Amerikan nüfuzunu korumayı amaçlayan Amerikan müzakere rayında buluyordu! Oysa Taliban, Amerika'nın müzakere konusundaki aşırı istekliliğini, uşaklarına Taliban'ı ikna etmeleri için habis yöntemler kullanmaları yönündeki baskısını düşünseydi... 17 yıllık kahramanca cihadın ardından Amerika'nın askeri ve mali olarak içine düştüğü çıkmazın derinliğini düşünseydi... Kendisine direnen herkesi adet olduğu üzere teröristlikle suçlayan Amerika'nın, terörist dediği Taliban ile müzakere konusundaki ısrarını düşünseydi... Tüm bunların, Amerika'nın Afganistan'daki yenilgisinin gayriresmi ilanı olduğunu görürlerdi. Amerika, bu yenilgiler kendisini devirmeden, bir süper gücün çöküşü ifşa olmadan önce çıkmak istiyor... Yapılması gereken, bu durumdan yararlanmak ve Amerika'yı rezil ve zelil bir şekilde kovmak için baskıyı artırmaktı. Taliban'ın müzakerelerle Amerika'ya "muharip molası" vermesi gerekmezdi. Çünkü Amerika'nın sözüne güvenilmez:
لَا يَرْقُبُونَ فِي مُؤْمِنٍ إِلّاً وَلَا ذِمَّةً وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُعْتَدُونَ "Onlar bir mümin hakkında ne bir antlaşmaya ne de bir söze riayet ederler. İşte onlar, haddi aşanların ta kendileridir." (Tevbe 10)
Amerika, Taliban'ın temsilcileri yüzlerine gülse bile, Afganistan'da Amerikan nüfuzu baki kalmadığı sürece Taliban'ın tavizlerinden asla razı olmayacaktır. Göğüslerinde gizledikleri ise daha büyüktür!
6- Tüm bunlardan dolayı, altı gün süren Doha müzakerelerinin, bizzat Taliban hareketinin şehadetiyle müzakerelerde ilerleme için bir başlangıç olması acı vericidir:
a- (Anadolu Ajansı'na konuşan Taliban yöneticisi Vahid Müjda, tarafların yabancı güçlerin çekilmesi ve Afganistan'ın dünyanın herhangi bir yerine tehdit oluşturmaması konusunda büyük ölçüde anlaştığını söyledi. Hareketin, önerilen barış sürecinin uluslararası koruma altına alınmasını sağlamaya çalıştığını belirtti. Şöyle ekledi: "Doha'daki anlaşma, bazı teknik meseleler ve anlaşma metninin kaleme alınması nedeniyle tamamlanmadı..." Anadolu Ajansı, 26 Ocak 2019).
b- Reuters ajansı, 26 Ocak 2019'da Taliban yetkililerinden naklen şunu bildirdi: "Nihai anlaşmaya dahil edilmek üzere Washington ile bazı maddeler üzerinde anlaştılar. Bu maddelerden biri, anlaşmanın imzalanmasından itibaren 18 ay içinde yabancı güçlerin çekilmesini öngörüyor; buna karşılık Taliban, El-Kaide veya IŞİD'in Afgan topraklarını Amerika'ya karşı kullanmasına izin vermeyeceği garantisini veriyor..." El-Kaide ve IŞİD'e izin verilmeyeceği vurgusundan açıkça anlaşılıyor ki, Amerika Taliban'a sistem içinde bir yer vererek ondan diğer örgütlere karşı durması için garantiler istemektedir; yani onları bu gaye için de kullanmak istemektedir.
7- Aynı şekilde, Amerikalı yetkililerin açıklamaları da Taliban yetkililerinin açıklamalarını teyit eder niteliktedir:
a- (...Amerikan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad, Katar'da Taliban ile yapılan altı günlük görüşmelerin ardından Twitter'da şunları yazdı: "Buradaki görüşmeler geçmiştekinden çok daha verimli geçti. Hayati konularda büyük ilerleme kaydettik." Deutsche Welle, 26 Ocak 2019).
b- ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan, 28 Ocak 2019'da Taliban ile yapılan barış görüşmeleri hakkında şunları söyledi: "Çıkarılan sonuçların cesaret verici olduğunu söylemek isterim." (Al Hurra, 28 Ocak 2019).
8- Böylece Doha anlaşma taslağı, Taliban'ın sert olan duvarında büyük bir delik açmış kabul edilir. Uşak hükümetler bu duvarı yumuşatmaya başlamıştır. Taliban'ın Kabil hükümeti ile müzakere etmeyeceğine dair bazı çekinceli açıklamalarına ve Amerika'nın "her şey üzerinde anlaşılmadıkça hiçbir şey üzerinde anlaşılmış sayılmaz" yönündeki benzer açıklamalarına rağmen, her iki tarafın yeni müzakere turlarına olan hevesi, Doha müzakerelerinin sağladığı ivmeye ve uşakların kararlı itkisine dayanmaktadır. Bu nedenle denebilir ki; Amerika nihayet 17 yıl süren savaştan sonra Afganistan'daki bataklıktan çıkmak için tünelin ucunda bir ışık görmeye başlamıştır... Ancak Taliban içindeki ihlaslıların bu anlaşmayı yerle bir edip boşa çıkarması ve Amerika'nın Afganistan savaşından güvenli çıkış yolu olarak gördüğü o ışığı söndürmesi müstesna.
9- Bu nedenle Taliban ve haçlı Amerikan-NATO işgaline direnen tüm mücahitler, Amerika'ya ve ona bağlı rejime taviz vermemeli, onun içine dahil olmamalıdırlar. Amerika zillet içinde ve kırılmış olarak çıkmak zorunda kalana kadar direnişlerine devam etmelidirler. "Savaş sabırdır." Amerika, mücahitlerin iradesini kırmaktan aciz kalınca müzakereleri kabul etmiştir. Müzakere bataklığına düşmekten sakınmalıdırlar; zira müzakere, Amerikalılar ve Batılılar nezdinde, savaşla elde edemediklerini masada kazanmak, yani hasmı bir damla kan dökmeden veya bir kuruş harcamadan masada yenmek için karşı tarafın taviz vermesi demektir! Bu onların pragmatik siyasi mefhumlarına göredir... Amerika, saldırganlığı ve cinayetleri nedeniyle hesap vermesi gereken suçlu bir saldırgandır. Milyonlarca Afganistanlıyı öldürmüş, yaralamış, sakat bırakmış, yerinden etmiş ve ülkeyi yerle bir etmiştir. Cinayetleri sayılamayacak kadar çoktur ve eski Sovyetler Birliği'nin Afganistan'daki cinayetleriyle yarışır, hatta onları geçer... Sovyetler Birliği nasıl zelil ve yıkılmış bir halde kovulduysa, Taliban Amerika ile savaşma ve buna sabretme gayesi üzerinde sabit kalırsa Amerika'nın sonu da öyle olabilir. Allah sabredenlere ve sebat edenlere, düşmandan sayıca az olsalar bile zafer vaat etmiştir:
الَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُمْ مُلَاقُو اللَّهِ كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً بِإِذْنِ اللَّهِ وَاللَّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ "...Allah’a kavuşacaklarına kesin olarak inananlar ise şöyle dediler: 'Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle çok topluluğa galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir.'" (Bakara 249)
Afganistan'daki mevcut kukla rejime ortak olmayı asla kabul etmemeli, aksine onu yıkıp İslam'ın hükmünü, Rasulullah ﷺ'in geleceğini müjdelediği Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti kurmalıdırlar:
ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ "...Sonra (tekrar) Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır." (Ahmed b. Hanbel)
لِمِثْلِ هَذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ "Çalışanlar işte bunun için çalışsınlar." (Saffat 61)
01 Cemadiyel Ahir 1440 H. 06 Şubat 2019 M.