Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Uluslararası Siyasette Hayat Sahası (Vital Space)

August 26, 2019
3564

Hizb ut-Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfasındaki Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

**Soru-Cevap**

Muhammed Ayyad'a

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Allah Teâlâ size yardım etsin, hayrı sizin ve bizim ellerimizle gerçekleştirsin, bizi İkinci Râşidî Hilafet ile aziz kılsın ve bizi onun şahitlerinden ve askerlerinden eylesin.

Konu: Uluslararası Siyasette Hayat Sahası

Etkin devletler ve büyük devletler, çıkarlarını gerçekleştirmede öncelik verdikleri ve "hayat sahası" olarak adlandırdıkları bir çalışma alanı belirlerler. Aynı şekilde Hizb de İslam Devleti'nin kurulması için merkezleşeceği bir bölgeyi veya bölgeleri çalışma alanı olarak belirler.

Soru: Allah'ın izniyle gelecek olan Halife, İslam'ı davet ve cihat yoluyla dünyaya yaymak için İslam Devleti'ne öncelik vereceği bir hayat sahası belirlemeli midir? Allah sizden razı olsun.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Güzel dualarınız için Allah sizi mübarek kılsın, biz de sizin için hayır dualar ediyoruz...

Sorunuzda belirttiğiniz anlamıyla "hayat sahası" ifadesi, uluslararası sahnede etkin olan her devlet için çok önemli bir konudur... Hilafet Devleti ideolojik bir devlettir ve yerel değil evrensel bir devlettir; çünkü akidesi evrenseldir, yani tüm insanlık içindir ve nizamı evrenseldir, yani tüm insanlık içindir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا كَافَّةً لِلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا

"Biz seni ancak bütün insanlara bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik." (Sebe [34]: 28)

Buhari, Cabir bin Abdullah’tan Rasulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

أُعْطِيتُ خَمْسًا لَمْ يُعْطَهُنَّ أَحَدٌ مِنْ الْأَنْبِيَاءِ قَبْلِي نُصِرْتُ بِالرُّعْبِ مَسِيرَةَ شَهْرٍ وَجُعِلَتْ لِي الْأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا وَأَيُّمَا رَجُلٍ مِنْ أُمَّتِي أَدْرَكَتْهُ الصَّلَاةُ فَلْيُصَلِّ وَأُحِلَّتْ لِي الْغَنَائِمُ وَكَانَ النَّبِيُّ يُبْعَثُ إِلَى قَوْمِهِ خَاصَّةً وَبُعِثْتُ إِلَى النَّاسِ كَافَّةً وَأُعْطِيتُ الشَّفَاعَةَ

"Benden önceki peygamberlerden hiçbirine verilmeyen beş şey bana verildi: Bir aylık mesafeden (düşman kalbine salınan) bir korku ile yardım olundum. Yeryüzü bana mescit ve temizleyici kılındı; ümmetimden kim namaz vaktine erişirse namazını kılsın. Ganimetler bana helal kılındı. (Daha önce) her peygamber sadece kendi kavmine gönderilirdi, ben ise bütün insanlara gönderildim. Ve bana şefaat yetkisi verildi."

Hilafet Devleti tüm dünyaya bakar ve İbn Mace’nin Sünen’inde Rasulullah (sav)’in azatlısı Sevban’dan rivayet ettiği şu hadiste görüldüğü gibi tüm dünyayı siyasetinin ve eylemlerinin hedefi kılar:

زُوِيَتْ لِي الْأَرْضُ حَتَّى رَأَيْتُ مَشَارِقَهَا وَمَغَارِبَهَا وَأُعْطِيتُ الْكَنْزَيْنِ الْأَصْفَرَ أَوْ الْأَحْمَرَ وَالْأَبْيَضَ يَعْنِي الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَقِيلَ لِي إِنَّ مُلْكَكَ إِلَى حَيْثُ زُوِيَ لَكَ...

"Yeryüzü benim için dürüldü, onun doğularını ve batılarını gördüm. Bana sarı (veya kırmızı) ve beyaz iki hazine, yani altın ve gümüş verildi. Ve bana denildi ki: Senin mülkün (hâkimiyetin), yeryüzünün senin için dürülen yerlerine kadar ulaşacaktır..."

Ancak bu, Hilafet Devleti'nin dış politikada belirlediği planların tüm devletler için eşit olacağı veya dünyadaki tüm bölgelerin Hilafet Devleti'nden aynı ölçüde ilgi göreceği anlamına gelmez. Aksine Hilafet Devleti, davetin maslahatı ile mevcut siyasi, ekonomik ve askeri verilere göre kendisi için bir hayat sahası belirler ve politikalarını kendisi için belirlediği bu hayat sahasında daha büyük bir ölçüde ve daha yoğun bir şekilde gerçekleştirmeye çalışır... Bu hayat sahası, hedeflerin gerçekleşmesine, vakıanın değişmesine ve davetin maslahatlarına vb. bağlı olarak değişir.

Rasulullah (sav) ve güzide ashabının (ridvanullahi aleyhim) sireti takip edildiğinde, Rasulullah (sav)’in Medine’de devleti kurduktan sonra Arap Yarımadası’nı devletin hayat sahası kıldığı görülür. Yarımada’da birçok zafer elde ettikten kısa bir süre sonra, devletin hayat sahasını Şam ve Irak bölgelerinin sınırlarını kapsayacak şekilde genişletmiştir... Ondan sonra Râşid Halifeler gelmiş ve ilk fetihlerin gerçekleşmesiyle devletin hayat sahası genişleyerek Şam, Irak, İran, ardından Mısır, Kuzey Afrika ve diğer yerleri kapsamıştır... Böylece Hilafet Devleti'nin hayat sahası, devletin elde ettiği zaferlere, verilerin ve şartların değişmesine bağlı olarak değişmiş ve genişlemiştir.

Buna binaen, İkinci Râşidî Hilafet Devleti Allah’ın izniyle kurulduğunda, ilk İslam Devleti’nin siretini inşallah yeniden canlandıracaktır. Uygun planlar ve stratejiler belirleyecek, davetin maslahatına, gerçeklere ve verilere uygun bir hayat sahası edinecektir... Belirlediği hayat sahasını gözeterek İslam'ı taşımak ve dünyaya yaymak için gerekli vesile ve üslupları kullanacaktır. Davetin maslahatı ve ortaya çıkan yeni değişimler ve veriler ışığında bu hayat sahasını Allah’ın izniyle yeniden gözden geçirecektir. İslam Devleti kitabının "İslam Devleti'nin Dış Politikası" bölümünde, devletin politikalarını gerçekleştirmek için plan ve üsluplar belirlerken mevcut verileri gözettiğine dair işaretler mevcuttur:

["Buna göre, İslam Devleti'nin devletler, halklar ve ümmetlerle olan ilişkisinin dayandığı siyasi fikir, İslam'ı onlar arasında yaymak ve daveti onlara taşımaktır. Bunun yöntemi ise Cihattır. Ancak devletin belirlediği planlar ve üsluplar, uygulama için de araç ve gereçleri vardır. Örneğin, Rasulullah (sav)’in Medine’ye ilk hicret ettiğinde yaptığı gibi, bazı düşmanlarla belirli bir süreliğine iyi komşuluk antlaşmaları yapar ve diğerleriyle savaşır. Veya Ebu Bekir’in aynı anda hem Irak hem de Şam’a ordular gönderdiğinde yaptığı gibi tüm düşmanlarına savaş ilan eder. Ya da Rasulullah (sav)’in Hudeybiye Antlaşması’nda yaptığı gibi, davet için bir kamuoyu oluşturabilmek amacıyla belirli bir süreliğine antlaşmalar yapar... Devlet, davetin maslahatı temelinde bazı devletlerle ticari antlaşmalar yapabilir, bazılarıyla yapmayabilir. Belirlenmiş bir davet planına göre bazı devletlerle ilişkiler kurabilir, bazılarıyla kurmayabilir. Bazı devletlere karşı davet ve propaganda üsluplarını izlerken, diğerlerine karşı planları deşifre etme ve soğuk savaş üsluplarını izleyebilir. Böylece devlet, işin niteliğine ve davetin maslahatına göre planlar belirler ve üsluplar uygular... Ancak tüm bunlar, İslam'ın yayılma yöntemi olan Allah yolunda Cihat vasıtasıyla İslam'ı yaymak içindir."] (Alıntı bitti). Devlet için bir hayat sahası edinmek, İslam Devleti kitabından nakledilen bu sözlerden uzak değildir.

Selamlarımla.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta

25 Zilhicce 1440 H. 26/08/2019 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevabın linki: Facebook

Emir’in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevabın linki: Web

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın