Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"
Soru Cevap Mecaz Asaleten Sadece Cins İsimlerde Meydana Gelir Tarık Abu Ariban Abu Ali’ye
Soru:
Selamun Aleykum Şeyhimiz. Allah, Allah ve Resulü'nün sevdiği işlerde yardımcınız olsun.
İçinde bulunduğunuz yoğunluğa rağmen bir soru sormama izin verin; ancak cevap konusunda güven duyduğum kişi sizsiniz. Sorum şudur:
İslami Şahsiyet 3. ciltte mecazın harflerde meydana gelmeyeceği zikrediliyor. Ayrıca mecazın alakalarından birinin de "ziyade" (fazlalık) olduğu belirtilerek şu ayet örnek veriliyor:
لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ
"O’nun benzeri olan hiçbir şey yoktur." (Şura [42]: 11)
Burada "Kaf" harfinin zaid (fazladan) olduğu söyleniyor. Bu, harflerde mecaz kategorisine girmez mi? Lütfen bu konudaki müşkülü açıklığa kavuşturun, Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
İslami Şahsiyet kitabında mecazın harflerde mutlak olarak meydana gelmeyeceği geçmemektedir. Bilakis orada geçen ifade şudur: Mecaz asaleten sadece cins isimlerde meydana gelir; harflerde, fiil kısımlarında, müştak (türetilmiş kelime) kısımlarında ve isim alemde (özel isimlerde) asaleten meydana gelmez. Bunların hiçbirinde mecaz asaleten oluşmaz, ancak tebeiyyet (bağlılık/dolaylılık) yoluyla meydana gelir... Kitapta mecazın bunlara neden asaleten girmediği ve neden sadece tebeiyyet yoluyla girdiği açıklanmıştır. İslami Şahsiyet kitabının 3. cildinde "Hakikat ve Mecaz" bölümünde bu hususta geçen ifadeleri sana aktarıyorum:
(... Kelamda mecazın yer alması bazen bizzat yani asaleten, bazen de tebeiyyet yoluyla olur. Bizzat mecaz ancak cins isimlerde olur. Cins isim; herhangi bir vasıf gözetilmeksizin, birçok ferde sadık gelmeye elverişli olan bizzat zatın kendisine delalet eden isimdir. Şerefli/cesur kişi için "aslan" denilmesi veya şiddetli darp için "katl" (öldürme) denilmesi gibi. Bunun dışındakilere bizzat mecaz girmez. Bizzat mecazın girmediği hususlar şunlardır:
Birincisi harftir: Harfte mecaz olmaz; çünkü harf tek başına bir mana ifade etmez, ancak müteallakı (bağlı olduğu kelime) ile birlikte bir mana ifade eder. Tek başına bir mana ifade etmediğine göre mecaz ona girmez; zira mecazın girmesi, kelamın bir mana ifade etmesinin bir fer'idir (sonucudur). Harfe tebeiyyet yoluyla mecazın girmesine gelince; bu, harfin müteallaklarının mecazi olarak kullanılmasıyla olur. Böylece tecavüz (mecazilik) müteallaklardan harfe sirayet eder. Tıpkı şu ayette olduğu gibi:
فَالْتَقَطَهُ آلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُواً وَحَزَناً
"Nihayet Firavun ailesi onu, kendilerine bir düşman ve bir keder kaynağı olsun diye bulup aldılar." (Kasas [28]: 8)
Burada (Musa'yı) bulup almanın illetinin (sebebinin), onun onlara bir düşman olması şeklinde gösterilmesi mecaz olunca, "lam" (lam-ul ille) harfinin dahil edilmesi de mecaz olmuştur. Dolayısıyla harfteki mecaz, müteallakına bağlı olarak (tebaan) gelmiştir. Bizzat mecaz ise harfte olmaz.
İkincisi: Fiil kısımları ve müştak (türetilmiş) kısımları: "Dârib" (vuran) ve benzerleri gibi. Çünkü fiil ve müştakın her biri, hakikat veya mecaz olma konusunda aslı olan mastara tabidir. Örneğin, vurma eylemi bittikten sonra veya başlamadan önce birine "dârib" denilmesi mecazdır. Çünkü bu durumdaki vurma eylemi, "vuruş sahibi" (zü darbin) dememiz gibi hakikat değil mecazdır.
Üçüncüsü: İsim Alem (Özel İsim): Eğer isim ilk defa konulmuşsa (mürtecel) veya bir alaka olmaksızın nakledilmişse, bunun mecaz olmadığı hususunda bir sorun yoktur. Eğer bir alaka sebebiyle nakledilmişse -örneğin hamilelik veya doğum vaktine denk gelen bir bereketten dolayı birinin çocuğuna "Mübarek" ismini vermesi gibi- bu da mecaz değildir. Çünkü eğer mecaz olsaydı, alaka zail olduğunda (ortadan kalktığında) o ismin kullanılması imkansız olurdu. Halbuki durum böyle değildir, bu da onun mecaz olmadığını gösterir.) [Alıntı bitti]
Bu metinden açıkça anlaşıldığı üzere; mecaz harflerde meydana gelir ancak bizzat (asaleten) değil. Çünkü harf "tek başına bir mana ifade etmez, ancak müteallakı ile birlikte bir mana ifade eder. Tek başına bir mana ifade etmediğine göre mecaz ona girmez; zira mecazın girmesi, kelamın bir mana ifade etmesinin bir sonucudur." Fakat harfin müteallakları mecazi olarak kullanılırsa, mecazilik müteallaklardan harfe sirayet eder. Dolayısıyla harfteki mecaz, müteallaklarına tabidir...
Şimdi sorunda işaret ettiğin, harfe mecazın girmesiyle ilgili örneğe gelelim. Bu örnek İslami Şahsiyet 3. cilt "Hakikat ve Mecaz" bölümünde, mecazın alakaları ve türleri anlatılırken dokuzuncu türde şöyle zikredilmiştir:
(Dokuzuncu Tür: Ziyade (Fazlalık) - Bir kelimenin düşürülmesiyle kelamın düzene girmesi ve o kelimenin fazlalığına hükmedilmesidir. Şu ayet-i kerimede olduğu gibi:
لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ
Bu, ziyade yoluyla mecaz olarak adlandırılır. Yani "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur" (leyse mislehu şey'un) demektir. Buradaki "Kaf" harfi zaiddir. Çünkü murad edilen, benzerin benzerini nefyetmek (yok saymak) değil, bizzat benzerin kendisini nefyetmektir. Zira "Kaf" harfi "misil" (benzer) manasındadır. Eğer hakikat manasında alınırsa Allah Teâlâ için bir benzerin varlığını ispatlamak gerekir ki bu imkansızdır (muhaldir). Bu yüzden "Kaf" harfinin tekit (vurgu) için zaid olması zorunludur.) [Alıntı bitti]
Bu örnekte, ayette geçen "kemislihi" lafzındaki "Kaf" harfinde meydana gelen mecaz, bizzat (asaleten) değil, tebeiyyet (dolaylı) yoluyladır. Şöyle ki; "Kaf" harfinin müteallaklarına mecaz girmiş ve oradan "Kaf" harfine sirayet etmiştir. "Kaf" harfi hakikatte teşbih (benzetme) ifade eder. Ancak bu cümledeki "Kaf" harfi hakikat manasında alınırsa cümle sahih olmaz. Çünkü o takdirde Allah'ın bir benzerinin olduğu ve bu benzerin de bir benzerinin olmadığı manasına gelir. Fakat ayetten murad edilen bu değildir; murad edilen, Allah'ın hiçbir benzerinin olmadığıdır. Ayetin bu manası, "Kaf" harfinin teşbih ifade etmekten sarf edilmesini (uzaklaştırılmasını) ve teşbih ifade etmeyen, aksine tekit ifade eden bir harf haline getirilmesini iktiza etmiştir... Yani terkip (diziliş) ve cümle sebebiyle hakikatten mecaza sarf edilmiştir. "Kemislihi" lafzı hakikatte "benzerin benzerine" delalet ederken, mecazi olarak "ziyade" alakasıyla sadece "benzerine" delalet etmektedir. "Kemislihi" lafzındaki bu mecazi mana, "Kaf" harfinin zaid kabul edilmesini gerektirmiştir. Onun zaid kabul edilmesi ise bir mecazdır; çünkü asıl manası olan teşbihten, teşbih olmayan ve tekit ifade eden ziyade manasına çevrilmiştir. Böylece cümle içerisindeki "kemislihi" lafzında bulunan mecaz, cümlenin tamamına ve dolayısıyla "Kaf" harfine sirayet etmiştir. Yani müteallaklardan harfe geçmiştir...
Özetle: Ayetteki mecaz, "Kaf" harfinin ziyade kılınması itibarıyla, harflere giren tebeiyyet mecazıdır. Çünkü "Kaf"ın ziyade kılınmasını "Leyse kemislihi şey'un" cümlesi gerektirmiştir. Dolayısıyla "Kaf" harfinin teşbih manasından sarf edilmesi, içinde bulunduğu terkip (cümle yapısı) sebebiyledir. Yani mecaz, içinde yer aldığı cümle sebebiyle gerçekleşmiştir.
Umarım konu netleşmiştir. Selamlarımla.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta
28 Rebiulevvel 1441 H. 25/11/2019 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192/1201423936721342/
Emir’in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/4003