P
** (Hizb-ut Tahrir Emiri Değerli Âlim Atâ b. Halil Ebû Er-Raşta’nın Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)**
Soru Cevabı: Kamu Mülkiyeti Nadir Ez-Za’tari’ye
Soru:
Selamun Aleykum Değerli Âlimim, kamu mülkiyeti ile ilgili bir soru sormak istiyorum: Şer’i hükümler çerçevesinde, özel mülkiyet kamu mülkiyetine dönüşebilir mi? Örneğin, toplumun menfaati gerektirdiğinde su pınarlarının özel mülkiyetten kamu mülkiyetine dönüştürülmesi gibi. Eğer gerekçe ortadan kalkarsa, tekrar eski hali olan özel mülkiyete döner mi? Benzer şekilde, petrol kuyuları boşaldığında bunların özel mülkiyet haline gelmesi caiz midir?
Teşekkürlerimi sunar, Allah'tan size yardım etmesini, sizi sabit kılmasını ve adımlarınızı doğrultmasını niyaz ederim. Vesselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Eğer herhangi bir kamu mülkiyeti türü bir illete bağlıysa, hüküm varlık ve yokluk bakımından bu illetle beraber döner... Dolayısıyla, illet mevcut olduğu sürece o tür kamu mülkiyeti olarak kalmaya devam eder; illet ortadan kalktığında ise o türün ferdi mülkiyet (özel mülkiyet) olarak edinilmesi caiz olur. Ancak bu durum, illetin şer’i nasta geçen şer’i bir illet olması şartına bağlıdır.
- Örneğin, toplumun temel ihtiyaçlarından (marâfiku’l-cemâat) olan şeyler kamu mülkiyeti sayılır. Resulullah ﷺ hadis-i şerifte bunların mahiyetini sayıca değil, vasıf olarak açıklamıştır. İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur:
الْمُسْلِمُونَ شُرَكَاءُ فِي ثَلَاثٍ فِي الْمَاء والْكَلَأِ وَالنَّارِ
"Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Su, mera ve ateş." (Ebû Dâvûd rivayet etti. Enes b. Malik’in İbn Abbas’tan rivayetinde ise şu ilave vardır: "Ve onun bedeli haramdır.")
İbn Mace’nin Ebu Hureyre’den rivayet ettiğine göre ise Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur: "Üç şey yasaklanamaz: Su, mera ve ateş." Bu, insanların su, mera ve ateşte ortak olduklarına ve bireyin bunları mülk edinmesinin engellendiğine delildir. Ancak Resulullah ﷺ, Taif ve Hayber’deki suların bireyler tarafından mülk edinilmesine, ekinlerini ve bahçelerini sulamak için bunlara sahip olmalarına izin vermiştir. Aynı şekilde Medine’de bazı Müslümanlar kuyular edinmişlerdir. Nitekim Buhari, Abdullah (r.a.)’dan Nebi ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ، هُوَ عَلَيْهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ
"Kim bir Müslüman adamın malını elinden almak için günahkar olduğu halde bir yemin ederse, Allah'a kendisine gazap edilmiş olarak kavuşur."
Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi:
إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا
"Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince..." (Âl-i İmrân, 77)
Ardından el-Eş’as gelip dedi ki: "Ebu Abdurrahman size ne anlattıysa o benim hakkımda indi. Bir amcamın oğluna ait arazide bir kuyum vardı. (Resulullah) bana 'Şahitlerin var mı?' dedi. Ben de 'Şahidim yok' dedim. O zaman 'Onun yemini (geçerlidir)' dedi. Ben 'Ey Allah'ın Resulü, o zaman yemin eder (ve kuyuyu alır)' dedim. Bunun üzerine Nebi ﷺ bu hadisi zikretti ve Allah Teâlâ da onu doğrulamak üzere bu ayeti indirdi." (Hadis bitti).
Eğer sudaki ortaklık vasıf (ihtiyaç duyulma vasfı) bakımından değil de sadece su olması bakımından olsaydı, bireylerin ona sahip olmasına izin verilmezdi. Resulullah'ın "Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Su..." sözünden ve bireylerin suyu mülk edinmesine izin vermesinden şu anlaşılır: Su, mera ve ateşteki ortaklık illeti, bunların toplumun onsuz yapamayacağı "toplumun temel ihtiyaçlarından" (marâfiku’l-cemâat) olmasıdır. Dolayısıyla hadis bu üçünü zikretmiş ancak bunlar toplumun temel ihtiyaçlarından olmaları nedeniyle illetlendirilmiştir. Buna binaen, bu illet hükümle birlikte varlık ve yokluk bakımından döner. Toplumun temel ihtiyacı olma vasfını taşıyan her şey kamu mülkiyeti sayılır. Eğer toplumun temel ihtiyacı olma vasfını kaybederse -hadiste geçen su gibi olsa dahi- artık kamu mülkiyeti olmaz, aksine ferdi mülkiyet olarak edinilebilen mallardan olur. Toplumun temel ihtiyacı olmanın ölçüsü; bir grup göçebe çadırı, bir köy, bir şehir veya bir devlet olsun, herhangi bir topluluk o şey bulunmadığında onu aramak için dağılıp gidiyorsa, o şey su kaynakları, odun toplama ormanları, hayvan otlakları ve benzerleri gibi toplumun temel ihtiyaçlarından sayılır.
- Diğer bir örnek madenlerdir: Madenler, tuz madenleri ve benzerleri gibi sınırsız miktarda bulunduklarında kamu mülkiyeti olurlar ve ferdi mülkiyet olmaları caiz değildir. Tirmizi'nin Abyad b. Hammal'dan rivayet ettiğine göre: "Abyad, Resulullah ﷺ'e gelerek (Me’rib’deki) tuz madeninin kendisine verilmesini istedi, o da verdi. Abyad arkasını dönüp gidince meclistekilerden bir adam: 'Ona ne verdiğini biliyor musun? Sen ona kesilmeyen/bitmeyen suyu (el-mâu’l-idd) verdin' dedi. Bunun üzerine Resulullah ﷺ onu geri aldı." Kesilmeyen su (el-mâu’l-idd), tükenmeyen kaynaktır. Tuz, hiç kesilmediği için tükenmeyen suya benzetilmiştir. Bu hadis, Resulullah ﷺ'in dağdaki tuzu Abyad b. Hammal’a ikta ettiğini (verdiğini), ancak onun tükenmeyen ve kesilmeyen bir maden olduğunu anlayınca bu bağıştan vazgeçip geri aldığını ve bireyin ona sahip olmasını yasakladığını, yani onun kamu mülkiyeti olduğunu gösterir. Burada kastedilen sadece tuz değil, madendir. Bu hadisten anlaşılıyor ki, tuz madeninin ikta edilmesini yasaklayan illet onun "idd" (tükenmez/kesilmez) olmasıdır.
Kesilmeyen madenlerin kamu mülkiyeti olması hükmü; ister tuz, sürme, yakut ve benzeri gibi büyük bir çaba sarf etmeden ulaşılan yüzeydeki madenler olsun, isterse altın, gümüş, demir, bakır, kurşun ve benzeri gibi ancak çalışma ve maliyetle ulaşılan yeraltı madenleri olsun tüm madenleri kapsar. Yine bu madenlerin kristal gibi katı veya petrol gibi sıvı olması fark etmeksizin hepsi hadis kapsamına giren madenlerdir. Madenler tüm tebaanın kamu mülkiyeti olduğundan, devletin bunları bireylere veya şirketlere mülk etmesi ya da bireylerin/şirketlerin kendi hesaplarına bunları çıkarmasına izin vermesi caiz değildir. Aksine, devletin Müslümanlar adına ve onların işlerini gütmek amacıyla bizzat kendisinin bu madenleri çıkarması gerekir. Çıkarılan her şey tüm tebaanın ortak mülkü olan kamu mülkiyeti olur.
Buna göre, soruda geçen hususlar eğer toplumun temel ihtiyacı mahiyetindeyse kamu mülkiyeti olur. Örneğin bir köyde ondan başka su kaynağı bulunmayan bir su kuyusu kamu mülkiyetidir ve ferdi olarak sahiplenilmesi caiz değildir. Eğer insanlara bu kuyu dışında yeterli su sağlanırsa, bir kimse kendi arazisinde bir kuyu kazıp ona sahip olabilir; çünkü bu durumda o kuyu toplumun temel ihtiyacı vasfını taşımaz, yani kamu mülkiyeti olma illeti ortadan kalkmıştır. Ancak daha önce kamu mülkiyeti olan bir kuyu ferdi mülkiyete dönüşmez, kamu mülkiyeti olarak kalır. Eğer su insanlara yeterli hale gelmişse bu kuyu bireylere satılabilir ve bedeli kamu mülkiyeti kalemine aktarılır.
Aynı şekilde su pınarı da; eğer toplum onsuz yapamıyorsa kamu mülkiyetidir. Eğer kurursa veya toplumun yeterli suya kavuşması gibi nedenlerle ona ihtiyacı kalmazsa (yani toplumun temel ihtiyacı olma illeti kalkarsa), o zaman o pınar bireylere satılabilir ve bedeli kamu mülkiyeti faslına konur.
Petrol kuyuları da kesilmediği sürece kamu mülkiyetidir. Eğer kurursa, yani kamu mülkiyeti olma illeti ortadan kalkarsa, bu kuyu bireylere satılabilir ve bedeli kamu mülkiyeti faslına aktarılır.
Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû Er-Raşta
Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192.1073741828.122848424578904/446793202184423/?type=3&theater
Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki: https://plus.google.com/u/0/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/SFHyVbLXt5Q
Emir'in Twitter sayfasındaki cevap linki: https://twitter.com/ataabualrashtah/status/702581944631095296?lang=ar
Emir'in web sitesindeki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3689/