Soru-Cevap
Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru ve İran-Hindistan-Afganistan Üçlü Projesi
Soru: "İran; Hindistan ve Afganistan ile Umman Denizi kıyısındaki Çabahar Limanı üzerinden ortak transit iş birliği için üçlü bir anlaşma imzaladı... Üç ülke arasında uluslararası bir nakliye koridoru oluşturmayı hedefleyen bu stratejik anlaşma imzalandı... Çabahar, Çin'in 46 milyar dolar maliyetli Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru projesi kapsamında geliştirdiği Gwadar Limanı'ndan 100 kilometre (60 mil) uzaklıktadır." (Al-Arabiya 24/05/2016). Bundan yaklaşık bir yıl önce, 20/04/2015 tarihinde Çin ve Pakistan da ekonomik koridor projesini başlatma konusunda anlaşmışlardı...
Soru şudur: Bu projeler, büyüklüklerine rağmen sadece ekonomik projeler midir yoksa siyasi saiklerle mi karışmıştır? Ayrıca Çin hariç bu projelerdeki devletler Amerika ile bağlantılıdır. Bu durum, bu projelerin arkasında Çin'i Güney Çin Denizi'nden uzaklaştırmak ve ekonomik olarak yormak için kurulmuş bir tuzak olduğu anlamına mı geliyor? Zira projenin önemi büyük olsa da ekonomik getirisi 46 milyar dolarlık maliyetle orantılı mıdır? Son olarak, bu projelerin hedefleri imzacı devletlerin ötesine geçerek Orta Asya ülkeleri gibi diğer ülkelere uzanıyor mu? Allah hayrınızı artırsın, sorunun uzunluğu için özür dilerim.
Cevap: Cevabın netleşmesi için aşağıdaki hususları gözden geçirelim:
Birincisi: Amerika'nın soruda geçen projelerde yer alan ülkelerle ilişkisi:
1- Hindistan'da bağlılık, 1998'de iktidara gelen, 2004'te düşen ve ardından on yıl sonra 2014'te Modi liderliğinde tekrar iktidara gelen Bharatiya Janata Partisi (BJP) hükümeti döneminde Amerikan yanlısı hale gelince, Amerikan desteği belirginleşti. Amerika ile Hindistan arasındaki anlaşmalar başta nükleer alan olmak üzere çeşitli alanlarda tırmanışa geçti ve bunun Çin'e karşı olduğu açıktı. Pakistan'da ise bağlılık, 1990'lardaki Nevaz Şerif hükümetlerinden Pervez Müşerref ve ardından Asıf Zerdari döneminden mevcut Nevaz Şerif hükümetine kadar Amerikan yanlısı olarak kalmaya devam etti. Hindistan ve Pakistan arasında, Amerika'ya olan ortak bağlılıkları nedeniyle bir yakınlaşma yaşandı. Pakistan, Amerika'nın Hindistan'daki ajanlarını ve onların Çin'e karşı tutumlarını güçlendirme dikteleri doğrultusunda Hindistan lehine önemli konularda tavizler verdi. Amerika, Pakistan'a içerideki ve bölgedeki İslami hareketlerle savaşma görevini belirledi ki bu, "terör ve aşırıcılıkla mücadele" olarak adlandırılmaktadır. 09/06/2016 tarihli soru-cevapta şu ifade yer almıştır: "Hindistan'daki rejim Pakistan'daki rejim gibi Amerikan yanlısı olsa da Amerika'nın her iki devletten hedefi farklıdır. Hindistan için hedef, Çin'e karşı bir mızrak ucu oluşturmasıdır; Pakistan için hedef ise Amerika'ya karşı yürütülen Pakistan ve Afgan direnişinin karşısında durmasıdır..."
2- İran'a gelince, o da aynı şekilde Amerika'ya yaranmaktadır. Afganistan'ın işgalinde Amerika ile iş birliği yaptığını, orada istikrarın sağlanmasına yardımcı olduğunu ve Amerika'ya bağlı eski Karzai hükümeti ile mevcut Eşref Gani hükümeti gibi kukla hükümetleri desteklediğini itiraf etmiştir. Son olarak, 29/06/2016 tarihinde Türk Dünya Bülteni (İran gazetesinin eski İran Dışişleri Bakanı ve şu an Rehber Ali Hamaney'in başdanışmanı Ali Ekber Velayeti ile yaptığı röportajdan) İran ile Amerika arasındaki ilişki ve iş birliğini itiraf eden şu sözleri aktarmıştır: "İran, Afganistan konusunda Amerika ile görüşmeler yaptı... Bu görüşmelerde BM daimi temsilcimiz şu anki Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'ti... Afganistan'ın büyük bölümü Taliban'ın elindeydi. O koşullarda İran olmasaydı Amerikalılar Afganistan'a giremezdi..." Ayrıca şunu da ekledi: "Benzer bir durum Irak konusunda da yaşandı; İran ve Amerika anlaştı. Saddam'ın düşüşünden sonra Irak'ta güvenliğin sağlanmasına katılım amacıyla görüşmeler yapıldı..." Benzer itiraflar eski İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani'den de nakledilmiştir ve tüm bunların merciliğin izniyle olduğu belirtilmiştir. Rafsancani, "Amerika ile şu an yürütülen görüşmeler, Yüce Rehberlik makamının önceden verdiği izne dayanmaktadır. Amerika ile müzakereler, Hasan Ruhani hükümeti gelmeden beş-altı ay önce Umman Sultanı Kabus'un arabuluculuğuyla başlamıştı" demiştir. Tüm bunlar, İran'ın Amerika ile ilişkisini ve buna karşılık Amerika'nın İran'a Irak ve Afganistan'da bir rol verdiğini doğrulamaktadır... 11/06/2014 tarihli soru-cevapta şu ifade yer almıştır: "Öte yandan, Amerika'nın Afganistan'da Hindistan'a bir rol verdiği ve bu ülkede istikrarı güçlendirmek için Pakistan'a muhtaç kalmamak adına bu iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmeye çalıştığı görülmektedir. Modi'nin göreve başlama töreninde görüştüğü ilk başkan Afganistanlı Karzai olmuştur. Amerika, mevcut durumda olduğu gibi yönetim kendisine bağlı olduğunda Hindistan'a, Pakistan'a güvendiğinden daha fazla güvenmektedir. Çünkü Pakistan'da her an bir değişim yaşanmasından korkmaktadır; zira uzun vadede Pakistan onun için güvenli değildir ve halkı değişim için hareket halindedir... Böylece Amerikan yanlısı Modi dönemindeki Hindistan, Afganistan'daki Amerikan yanlısı rejim lehine güvenlik açısından aktif bir rol oynayacaktır." Şimdi ise güvenlik iş birliğini pekiştirmek ve Afganistan'daki Amerikan nüfuzunu korumak için buna ekonomik iş birliği eklenmiştir.
İkincisi: İran, Hindistan ve Afganistan Projesi:
1- Hindistan ve İran, Çabahar'a bir Hint çıkışı fikrini ilk kez 2003 yılında limanın ortak geliştirilmesi konusunda anlaştıklarında tartıştılar. 2004 yılında Hintli şirketlerden oluşan bir konsorsiyum, tesisi geliştirmek için İran Liman ve Gemicilik Kurumu ile bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. Ancak bu gerçekleşmedi. Mayıs 2015'te, İran nükleer programına ilişkin Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan iki ay önce, Hindistan Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari, Çabahar hakkında bir mutabakat zaptı imzalamak üzere İran'ı ziyaret etti. Bundan hemen sonra İran, Afganistan ve Hindistan temsilcileri Çabahar anlaşma taslağını tamamlamak için Yeni Delhi'de bir araya geldi. 23/05/2016 tarihinde bu üçlü arasında, İran'ın en doğusundaki Çabahar limanını geliştirmek ve üç ülke arasındaki ticari alışverişi artırmak amacıyla Hint Okyanusu üzerinde ticari bir koridora dönüştürmek için imza atıldı. Bu, nükleer anlaşmanın imzalanmasının ardından İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasından sonra geldi. Hindistan Başbakanı Modi Tahran'da şunları söyledi: "Ülkesi, Çabahar limanını geliştirmek için 500 milyon dolarlık bir kredi hattı tahsis edecektir... Dünya ile bağlantı kurmak istiyoruz, ancak biz üç devlet arasındaki bağlantı önceliktir... Bu, barış ve refah koridorudur... Ekonomik ilişkiyi etkileyecektir." İran Cumhurbaşkanı Ruhani ise: "Anlaşma sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve bölgeseldir; ancak hiçbir ülkeye karşı değildir ve bölgenin istikrarına ve barışın tesisine katkıda bulunabilir" dedi. Modi ile birlikte, uluslararası yaptırımlar nedeniyle Tahran'ın geri alamadığı 6,5 milyar doları ödemesini gerektiren 12 mutabakat zaptı imzaladı (AFP 25/05/2016). AFP yorumunda şunu ekledi: "Bu, denize kıyısı olmayan Afganistan'a denizde bir liman sağlıyor ve İran üzerinden Afganistan'a uzanan demiryolları ve karayolu inşasını içeriyor. Hindistan için Çin'e karşı stratejik bir zafer olarak kabul ediliyor. Hindistan, Çabahar'a 100 km mesafedeki Gwadar limanına yatırım yapan Çin ile rekabet etmek istiyor." Bu durum, İran Cumhurbaşkanı tarafından açıkça ifade edilmiştir; bu projeler sadece ekonomik değil, siyasidir ve Çin'in komşu bölgesindeki bölgesel durumla ilgilidir. Her ne kadar İran Cumhurbaşkanı bunun kimseye karşı olmadığını söylese de, zahiri ve mefhumu birine karşı yöneltildiğini göstermektedir! İran Cumhurbaşkanı bunların sadece ekonomik değil, siyasi ve bölgesel olduğunu ikrar etmiştir. Hindistan Başbakanı ise üç devlet arasındaki bağlantının güçlendirilmesinin önceliğine, yani bu üç devleti ilgilendiren amaçlar doğrultusunda aralarındaki ilişkilerin pekiştirilmesine işaret etmiştir.
2- Bu Hint-İran projelerinin aynı zamanda Orta Asya cumhuriyetlerine erişimi hedeflediği de ilan edilmiştir. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, "Orta Asya bölgesi ile Çin arasındaki demiryolu, karayolu ve transit ticaret yollarını güçlendirmedeki rolü nedeniyle Çabahar limanını geliştirmek için İran İslam Cumhuriyeti ile Hindistan arasındaki stratejik projenin uygulanmasının hızlandırılması" çağrısında bulunmuştur (Al-Alam İran sayfası, 17/04/2016). Aynı şekilde Hindistan Dışişleri Bakanlığı'na göre anlaşma, "Afganistan'ın ekonomik büyümesine katkıda bulunmak için Çabahar limanının kullanımını önemli ölçüde iyileştirecek ve Hindistan, Afganistan ve Orta Asya bağlantılarını içeren daha iyi bir bölgesel bağlantı oluşturacaktır." (The Diplomat, 18 Nisan 2016). İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin 24 Mayıs 2016'daki basın toplantısındaki açıklaması bu konuda nettir: "Çabahar'daki ortak yatırımlarımızla Hindistan'ı güvenilir bir yol üzerinden Afganistan'a ve Orta Asya'daki ülkelere bağlayabiliriz." (Quartz India, 24 Mayıs 2016). Ayrıca "Hindistan hükümeti nihayet Çabahar limanına 100 milyon dolarlık yatırım yapılmasını öngören projeyi onayladı" (Al-Alam İran, 02/06/2016). Çabahar limanının Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinde stratejik bir konuma sahip olduğu, Orta Asya ülkeleri ve Afganistan için en kolay yol olduğu bilinmektedir.
Üçüncüsü: Çin-Pakistan Projesi:
1- Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 20/04/2015 tarihinde (Reuters) Pakistan'ı ziyaret ederek, Pakistan'daki Gwadar'dan Çin'in batısındaki Sincan (Doğu Türkistan) bölgesine kadar yaklaşık 3 bin kilometrelik bir yol ağının yanı sıra demiryolları ve boru hatlarını içeren 46 milyar dolar değerindeki projeler için anlaşmalar imzaladı. Bu projeler Çin'e Hint Okyanusu ve ötesine giriş sağlayacaktır. Reuters, Pakistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı Müşahed Hüseyin Sayid'in şu sözlerini aktardı: "Pakistan, Çin için artık merkezi bir öneme sahiptir. Bu başarılı olmalı ve bunun başarılı olduğunu görmeliyiz." Muhabirler, "Bu, Çin'in Orta ve Güney Asya'daki ekonomik etkisini artırma hırslarında büyük bir ilerlemeyi temsil ediyor ve bu, ABD'nin Pakistan'da harcadığından daha fazladır" dediler. O gün planla ilgili Pakistanlı Bakan Ahsan İkbal AFP'ye şunları söyledi: "Bu yatırımlar, Pakistan ekonomisi üzerinde büyük etkisi olacak devasa ve gerçek projelerdir." Çin Devlet Başkanı Pakistan medyasına, "Çin ve Pakistan'ın güvenlik iş birliğini güçlendirmek için güvenlik endişeleri konusunda ortak hareket etmeleri gerektiğini" söyledi. Pakistan'daki Çin yatırımlarına ilişkin 50 anlaşma imzalandı ve bunların 30'u ekonomik koridorla ilgiliydi. Nevaz Şerif, "Şi'nin Pakistan ziyaretinin iki ülke arasındaki ilişkiler tarihinde bir dönüm noktası olduğunu ve Çin ile dostluğun Pakistan dış politikasının köşe taşı olduğunu" belirtti. Pakistan Cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin, "Yaklaşık 3 milyar insanın projeden faydalanacağını, Pakistan'ın Çin'e önümüzdeki 40 yıl boyunca Gwadar limanını işletme münhasır haklarını verdiğini" söyledi. Yeni kurulan ekonomik koridoru korumak için 13.000 kişilik yeni bir ordu birliği oluşturuldu. Çin, Pakistan'a gizli nükleer yardım ve füzelerin yanı sıra 2750 km menzilli nükleer kapasiteli balistik füzeler de sağlamaktadır. Pakistan Başbakanı Nevaz Şerif geçtiğimiz günlerde, "Bölgedeki milyonlarca insanın kaderini değiştirme potansiyeline sahip Çin ekonomik koridorunu bizzat denetlediğini, ekonomik koridorun tüm bölgeyi otoyol ve demiryolu ağıyla birbirine bağlayacağını..." ifade etti (Resmi Pakistan Haber Ajansı, 12/07/2016).
2- Bu ekonomik faaliyet, Çin'i Pakistan ile olan ilişkisine önem vermeye itmektedir. Pakistan ise bu konuda hevesli davranarak Çin'i bu ekonomik projelerle cezbetmekte, Çin'in buralara muazzam paralar harcamasını sağlamakta ve onu bu köşede oyalamaktadır. Böylece Pakistan, rakibi olarak gördüğü Çin'i kuşatmaya, engellemeye ve Güney Çin Denizi üzerindeki hakimiyetinden mümkün olduğunca uzaklaştırmaya çalışan efendisi Amerika'ya hizmet etmektedir. Bu durum Amerika için önemlidir; Amerika, Çin'in Güney Çin Denizi'nde hakimiyet kurma girişimlerini engellemek için her türlü çabayı göstermektedir. Çin burada adaları genişletmekte, üzerlerine havaalanları ve limanlar inşa etmektedir. Yaklaşık 250 adadan oluşan takımadalar üzerindeki hakimiyeti, adalar ona ait hale geldiğinde doğal bir durum olacaktır. Amerika, Çin'in dikkatini bunlarla uğraşmaktan uzaklaştırıp, ona cazip gelen ve değersiz adalar yerine daha faydalı göreceği projelere yöneltmek istemektedir! Bu nedenle, Pakistan'ın Çin ile Gwadar limanına yönelik projeleri ile Hindistan, İran ve Afganistan'ın Hint limanı Çabahar'a yönelik projeleri (ki iki liman arasındaki mesafe yaklaşık 60 mildir), Çin için o bölgede bir meşguliyet yaratacaktır... Pakistan'daki Gwadar ve İran'daki Çabahar limanlarının bölge için jeostratejik ve jeopolitik öneme sahip olduğu, ayrıca uluslararası deniz taşımacılığı ve petrol ticareti açısından her birinin ayrı önemi olduğu bilinmektedir... Güney Asya uzmanı Adam Philarcy, söz konusu projelerin siyasi doğasını vurgulayarak şunları söylemiştir: "Çin'in Gwadar'daki rolünün ölçeği ve amacı ile Hindistan'ın Çabahar'daki rolü arasında bir karşılaştırma yapılamaz; ancak Amerikalılar, Hindistan'ın Çin'in yayılmacı düşüncesine karşı durmasından memnunlar." (Amerika, Hindistan ve İran arasındaki Çabahar limanı anlaşmasını destekliyor; çünkü bu, Çin ve Pakistan arasındaki Gwadar projesini kuşatıyor. Firstpost.com, 26 Mayıs 2016). Böylece Amerika, Pakistan ile olan bu proje üzerinden Çin'i etkilemek istiyor; çünkü 46 milyar dolarlık Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru projesi bittiğinde bu Çin'in kalbi gibi olacak, yani Çin bu projeden kolayca vazgeçemeyecek ve Güney Çin Denizi gibi daha önemli bölgelerden uzaklaşarak bununla meşgul olacaktır...
Amerika aynı zamanda bölge ülkelerini Çin'e karşı kışkırtmaktadır; bunlardan biri olan Filipinler, Uluslararası Mahkemeye başvurmuş ve bu mahkeme Çin ile ihtilaflı olan adalar konusunda Filipinler lehine karar vermiştir. Hollanda'nın Lahey kentindeki Daimi Tahkim Mahkemesi 12/07/2016 tarihinde bir karar yayımlayarak: "Çin'in hak iddialarına dayanak oluşturduğu 'dokuz kesik çizgi' içindeki deniz bölgesindeki kaynaklar üzerinde tarihi haklar iddia etmesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını" ilan etti. Ayrıca "Çin'in, Filipinler'in balıkçılık ve petrol arama faaliyetlerine müdahale ederek ve yapay adalar inşa ederek, ayrıca Çinli balıkçıların bu bölgede avlanmasını engellemeyerek Filipinler'in münhasır ekonomik bölgesindeki egemenlik haklarını ihlal ettiğine" hükmetti. Çin, kararın açıklandığı saatte resmi ajansı (Şinhua) aracılığıyla derhal "Çin'in mahkeme kararını kabul etmediğini ve tanımadığını teyit etti." Dışişleri Bakanlığı ise ardından "bu kararın batıl, hükümsüz ve hiçbir bağlayıcı gücü olmadığını" açıkladı. Hatta: "Amacın kötü niyetli olduğunu, Çin ile olan anlaşmazlığı çözmek veya Güney Çin Denizi'nde barış ve istikrarı korumak olmadığını" söyledi. Ardından Devlet Başkanı Şi Cinping, "ülkesinin uluslararası mahkemenin kararına dayanan hiçbir teklifi veya eylemi kabul etmeyeceğini" ilan etti. Amerika ise hemen mahkeme kararını desteklediğini açıkladı ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby'nin diliyle kararı şöyle değerlendirdi: "Çin ve Filipinler için nihai ve hukuken bağlayıcıdır; Güney Çin Denizi'ndeki anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözülmesi yönündeki ortak hedefe büyük bir katkı sunmaktadır." Ayrıca "tüm tarafları karara uymaya ve kışkırtıcı açıklamalardan veya eylemlerden kaçınmaya" davet etti (DPA, AFP, 12/07/2016).
Dördüncüsü: Yukarıda anlatılanlardan, soruda geçen meselelerin cevapları şu şekilde ortaya çıkmaktadır:
A- Bölge ülkeleri arasında (Hindistan, İran, Afganistan) ve (Pakistan ile Çin) arasında gerçekleşen ekonomik faaliyetler salt ekonomik değildir, aksine siyasi hedefleri vardır; özellikle de Çin dışındaki bu devletlerin tamamının Amerikan siyasetini izlediği göz önüne alındığında.
B- Amerika, Çin'e karşı koyması için Hindistan'a bir rol vermiştir. Nükleer kapasitesini güçlendirmeye çalıştığı gibi, bu rolü oynayabilmesi için ekonomisini de güçlendirmeye çalışmakta, onu İran ile desteklemekte ve ona İran'da yatırım alanları açmaktadır. Aynı şekilde İran ekonomisinin çökmemesi ve bölgede kendisine verilen rolü oynamaya devam edebilmesi için ekonomisini güçlendirmeye çalışmaktadır. Amerika, Afganistan'daki Amerikan nüfuzunu korumak için Hindistan'a bir rol yüklemiştir. İran da Afganistan'daki Amerikan nüfuzunu desteklemektedir; bu nedenle Hindistan ve İran, Amerikan işgali altındaki Afganistan ekonomisini desteklemek ve onun denize açılan bir limana ulaşması için yol açmak üzere harekete geçmişlerdir.
C- Amerika, Çin'i Güney Çin Denizi üzerindeki hakimiyetini genişletme faaliyetlerinden uzaklaştıracak projelere yönelterek onu cezbetmesi için Pakistan'ı Çin ile ilişkilerini güçlendirmeye teşvik etmektedir. Aynı zamanda bu deniz havzasındaki ülkeleri Çin'e karşı kışkırtmakta, ona sorunlar ve sıkıntılar çıkarmaktadır; bunun son örneği Lahey'deki Uluslararası Tahkim Mahkemesi'nden siyasi bir karar çıkartılmasıdır.
D- Amerika, Orta Asya bölgesini hedeflemekte ve bu bölgeyi Pakistan ile çalışmaya çekmeye çalışmaktadır. Çin tarafından inşa edilen ekonomik koridor aracılığıyla bölge ülkelerine denizde bir limana ulaşma çıkarları sağlamaktadır. Böylece Amerika, bölge yöneticilerini ajanı Pakistan ile menfaat ilişkilerine bağlamayı başarmakta, Pakistan ile olan ilişkileri ve oradaki çıkarları sayesinde onlarla iletişim kurabilmekte ve böylece satın alınma süreçleri gerçekleşmektedir... Bu bir yandan böyledir, diğer yandan üçlü projenin (İran, Hindistan, Afganistan) hedeflerinden biri de İranlı ve Hintli yetkililerin açıklamalarında belirtildiği gibi Orta Asya'ya ulaşmaktır. Amerika yanlısı bu devletler eliyle Orta Asya'ya ulaşılması şüphesiz Amerika'nın çıkarlarına hizmettir. Böylece Amerika bölgedeki nüfuzunu pekiştirerek Rus nüfuzuyla rekabet etmektedir.
Beşincisi: Sonuç olarak bu bölge, yüzlerce yıl boyunca İslami Hilafet döneminde İslam hükmü altındaydı. İpek Yolu ve bölgedeki tüm ticaret yolları ile limanlar Hilafet devletinin gözetimi altındaydı. Tüccarların çoğu Müslümanlardı; oradan oraya mal taşıdıkları gibi İslam davetini de taşıyorlardı, ta ki milyonlarca insan Müslüman olana kadar. Onlar çoğaldılar ve bugün yüz milyonlarca oldular. Allah'ın izniyle yakında tekrar eskisi gibi ve hatta daha iyisi olarak geri dönecektir. O zaman, iktidarda kalmak ve kokuşmuş rejimlerini ve dar ulusal çıkarlarını korumak karşılığında Amerika'nın emirlerini yerine getiren ve ona hizmet eden ajanlar kalmayacaktır. Şüphesiz yarın onu bekleyen için yakındır.
وَاللَّه غالب عَلَى أَمْرِهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
"Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler." (Yusuf 21)
16 Şevval 1437 H. 21/07/2016 M.