Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: "Allah'ın Kendi Gölgesinden Başka Hiçbir Gölgenin Bulunmadığı Gün Gölgeleyeceği Yedi Sınıf..." Hadisindeki Kadının Durumu

March 09, 2014
11731

(Hizb-ut Tahrir Emiri Alim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook sayfasındaki takipçilerinin sorularına verdiği cevaplar serisi)

Khilafa Islamia'ya

Soru:

Esselamu Aleykum. Ebu Hureyre (ra) yoluyla Nebi (sav)’den rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurulmaktadır: "Allah'ın Kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı gün (Kıyamet günü), O'nun gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf vardır: Adil imam, Allah’a ibadetle yetişen genç, kalbi mescitlere bağlı olan adam, birbirlerini Allah için seven, bu sevgi ile bir araya gelip bu sevgi ile ayrılan iki kişi, makam sahibi ve güzel bir kadının kendisini (zinaya) davet etmesi üzerine 'Ben Allah’tan korkarım' diyen adam, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse ve tenhada Allah’ı anıp gözleri yaşla dolan kimse." (Müttetfekun Aleyh).

Neden bu durumlarda kadınlardan bahsedilmemiştir? Bu hallerin tamamında neden sadece erkekler zikredilmiştir de kadınlara yer verilmemiştir?

Kapsamlı bir açıklama bekliyor, Allah’tan sizi muvaffak kılmasını ve yardımıyla desteklemesini niyaz ediyorum.

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Hadis-i şerifi ve neden kadının zikredilmediğini açıklamadan önce, sana şu hususları hatırlatmak isterim:

1- Araplarda "Teglib" (baskınlık) denilen bir üslup vardır. Yani hitap müzekker (eril) sığada olur ancak müennes (dişil) sığa da teglib yoluyla bu hitaba dahil olur. Nitekim Allah Sübhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا

"Ey iman edenler!" (Bakara 183)

Buradaki hitaba mümin kadınlar da girmektedir.

Yine Buhari’nin Ebu Hureyre (ra)’dan rivayet ettiği şu hadiste olduğu gibi: Nebi (sav) şöyle buyurdu:

أَيُّمَا رَجُلٍ أَعْتَقَ امْرَأً مُسْلِمًا، اسْتَنْقَذَ اللَّهُ بِكُلِّ عُضْوٍ مِنْهُ عُضْوًا مِنْهُ مِنَ النَّارِ

"Hangi bir adam müslüman bir köleyi azat ederse, Allah onun her bir uzvuna karşılık azat edenin bir uzvunu cehennem ateşinden kurtarır." (Buhari)

Bu hüküm teglib üslubuyla kadın için de geçerlidir, yani: (أَيُّمَا امرأة أَعْتَقَت امْرَأً مُسْلِمًا...).

Nisai’nin develerin zekâtı hakkında Ebu Hureyre’den rivayet ettiği şu hadis de böyledir: Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini duydum:

أَيُّمَا رَجُلٍ كَانَتْ لَهُ إِبِلٌ لَا يُعْطِي حَقَّهَا فِي نَجْدَتِهَا وَرِسْلِهَا

"Hangi bir adamın develeri olup da bollukta ve darlıkta onların hakkını (zekâtını) vermezse..." (Nisai)

Hadisin devamında şöyle buyurulur: "Sahabeler dediler ki: 'Ya Rasulullah, bolluk ve darlık nedir?' Şöyle buyurdu: 'Zorlukta ve kolaylıkta vermemesidir. O develer kıyamet günü en iri ve en semiz halleriyle gelirler ve sahibi düz bir yere yatırılır, develer üzerinden tabanlarıyla geçerler. Sonuncusu geçtiğinde birincisi tekrar geri döndürülür. İnsanlar arasında hüküm verilinceye kadar elli bin yıl süren bir günde bu böyle devam eder...'" Bu hadis de, sahip olduğu develerin zekâtını vermeyen kadın için teglib üslubuyla geçerlidir.

• Gördüğün gibi, müzekker lafzı veya "adam" (râcul) ifadesi, genel durumlarda teglib üslubuyla müennes lafzını veya kadını da kapsar.

2- Ancak bu "Teglib" üslubu, şer’i bir nass ile bu kuralın dışına çıkıldığında (muattal kılındığında) uygulanmaz:

Örneğin Allah Teâlâ’nın şu ayeti:

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْ

"Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize farz kılındı." (Bakara 216)

Burada hitap müzekker sığadadır ancak burada teglib üslubu kullanılmaz. Yani "Kadınlara da savaş farz kılındı" denilemez. Çünkü bu durum, cihadı sadece erkeklere farz kılan diğer nasslarla sınırlandırılmıştır. İbn Mace, Aişe (ra)’dan şöyle rivayet etmiştir: "Dedim ki: 'Ey Allah’ın Rasulü, kadınlara cihat var mıdır?' Şöyle buyurdu:

نَعَمْ، عَلَيْهِنَّ جِهَادٌ، لَا قِتَالَ فِيهِ: الْحَجُّ وَالْعُمْرَةُ

'Evet, onlara içinde savaş olmayan bir cihat vardır: Hac ve Umre.'" (İbn Mace). Yani kital (savaş) anlamındaki cihat kadına farz değildir.

Başka bir örnek: Allah Teâlâ’nın şu ayeti:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

"Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında (ezan okunduğunda), hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır." (Cuma 9)

Yani erkeğin Cuma ezanı vaktinde alışverişe devam etmesi haramdır. Burada da teglib üslubu işlevsel değildir; yani kadına ezan vaktinde alışveriş haram kılınmaz. Çünkü Cuma namazı kadınlara farz değildir. Rasulullah (sav) Hakim’in Müstedrek’inde rivayet ettiği ve Zehebi’nin de onayladığı hadiste şöyle buyurmuştur:

الْجُمُعَةُ حَقٌّ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ فِي جَمَاعَةٍ إِلَّا أَرْبَعَةٌ: عَبْدٌ مَمْلُوكٌ، أَوِ امْرَأَةٌ، أَوْ صَبِيٌّ، أَوْ مَرِيضٌ

"Cuma namazı; köle, kadın, çocuk ve hasta dışında her Müslümanın üzerine cemaatle kılması farz olan bir haktır." (Hakim)

3- Buna dayanarak, ilgili hadisi şu şekilde anlıyoruz:

Buhari’nin Sahih’inde Ebu Hureyre’den rivayet ettiği hadisin metni şöyledir:

سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ، يَوْمَ لاَ ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ: الإِمَامُ العَادِلُ، وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ رَبِّهِ، وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ فِي المَسَاجِدِ، وَرَجُلاَنِ تَحَابَّا فِي اللَّهِ اجْتَمَعَا عَلَيْهِ وَتَفَرَّقَا عَلَيْهِ، وَرَجُلٌ طَلَبَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَالٍ، فَقَالَ: إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ، وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ، أَخْفَى حَتَّى لاَ تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينُهُ، وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ

"Allah'ın Kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı gün, O'nun gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf vardır: Adil imam, Allah’a ibadetle yetişen genç, kalbi mescitlere bağlı olan adam, birbirlerini Allah için seven, bu sevgi ile bir araya gelip bu sevgi ile ayrılan iki kişi, makam sahibi ve güzel bir kadının kendisini (zinaya) davet etmesi üzerine 'Ben Allah’tan korkarım' diyen adam, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse ve tenhada Allah’ı anıp gözleri yaşla dolan kimse." (Buhari)

Bu hadis, başka nasslarla sınırlandırılmamış olan beş sınıf için teglib üslubuyla kadınlara da uygulanır. Yani: Rabbine ibadetle yetişen genç kız... Allah için birbirini seven iki kadın... Bir erkek tarafından (zinaya) davet edilip de 'Ben Allah’tan korkarım' diyen kadın... Sadaka veren kadın... Ve tenhada Allah’ı anıp gözleri dolan kadın...

Ancak bu üslup, "Adil İmam" ve "Kalbi mescitlere bağlı olan adam" sınıflarına uygulanmaz; çünkü bunlar başka nasslarla sınırlandırılmıştır:

"Adil İmam" (الإِمَامُ العَادِلُ) konusuna gelince: Burada teglib üslubu işlemez çünkü kadın yöneticilik (yönetim) görevini üstlenemez. Rasulullah (sav) Buhari’nin rivayet ettiği hadiste şöyle buyurmuştur:

لَنْ يُفْلِحَ قَوْمٌ وَلَّوْا أَمْرَهُمُ امْرَأَةً

"Yönetim işlerini bir kadına veren bir topluluk asla felah bulmaz." (Buhari)

Dolayısıyla yöneticilik, yani yönetim kadına caiz değildir. Ancak yönetim dışındaki yargı (kadılık), Halife seçimi, Ümmet Meclisi’ne seçilmek ve seçmek gibi yönetim sayılmayan diğer meşru görevler ona caizdir. Bu da demektir ki "Adil İmam" tabiri kadını kapsamaz. Bununla birlikte, bazı müfessirler "Adil İmam" ifadesini "adil yönetici/sorumlu" (râi) olarak tevil etmiş ve Buhari’nin İbn Ömer’den rivayet ettiği şu hadise dayanarak kadın için de geçerli saymışlardır:

كُلُّكُمْ رَاعٍ، وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، الإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالرَّجُلُ رَاعٍ فِي أَهْلِهِ وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ فِي بَيْتِ زَوْجِهَا وَمَسْئُولَةٌ عَنْ رَعِيَّتِهَا...

"Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. İmam bir çobandır ve tebaasından sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın da kocasının evinde bir çobandır ve elinin altındakilerden sorumludur..." (Buhari). Lakin tercih edilen görüş şudur ki; "Adil İmam" kelimesi yönetim/devlet başkanlığı anlamında baskın olduğu için burada teglib çalışmaz ve kadına uygulanmaz.

"Kalbi mescitlere bağlı olan adam" (وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ فِي المَسَاجِدِ) konusuna gelince: Bu da kadının evindeki namazının mescitteki namazından daha üstün olduğunu ifade eden nass ile sınırlandırılmıştır. Ahmed bin Hanbel’in Müsned’inde rivayet ettiği hadiste Ümmü Humeyd (ra) Rasulullah (sav)’e gelerek şöyle demiştir: "Ey Allah’ın Rasulü, ben seninle namaz kılmayı çok seviyorum." Bunun üzerine Efendimiz şöyle buyurdu:

قَدْ عَلِمْتُ أَنَّكِ تُحِبِّينَ الصَّلَاةَ مَعِي، وَصَلَاتُكِ فِي بَيْتِكِ خَيْرٌ لَكِ مِنْ صَلَاتِكِ فِي حُجْرَتِكِ، وَصَلَاتُكِ فِي حُجْرَتِكِ خَيْرٌ مِنْ صَلَاتِكِ فِي دَارِكِ، وَصَلَاتُكِ فِي دَارِكِ خَيْرٌ لَكِ مِنْ صَلَاتِكِ فِي مَسْجِدِ قَوْمِكِ، وَصَلَاتُكِ فِي مَسْجِدِ قَوْمِكِ خَيْرٌ لَكِ مِنْ صَلَاتِكِ فِي مَسْجِدِي

"Benimle namaz kılmayı sevdiğini biliyorum. Ancak evindeki (iç odadaki) namazın senin için hucrendeki (dış odadaki) namazından daha hayırlıdır; hucrendeki namazın evindeki (avlu içindeki) namazından hayırlıdır; evindeki namazın mahallenin mescidindeki namazından hayırlıdır; mahallenin mescidindeki namazın ise benim bu mescidimdeki namazından daha hayırlıdır." (Ahmed)

İşte bu şekilde, hadisteki yedi sınıftan beşi teglib üslubuyla kadınlara da uygulanırken; "Adil İmam" ve mescitlere bağlılık durumları şer’i nasslarla sınırlandırıldığı için bu iki durumda teglib üslubu işletilmez.

Faydanın tamamlanması için İbn Hacer’in Fethu’l-Bari adlı eserinde bu hadis hakkında yaptığı yorumu, özellikle de hadisin tefsirinin sonuç kısmını aktarıyorum:

"...Bu hadiste erkeklerin zikredilmesinin (kadınları hariç tutan) özel bir anlamı yoktur; aksine zikredilen hususlarda kadınlar da onlara ortaktır. Ancak 'adil imam'dan kasıt en büyük imamlık (devlet başkanlığı) ise durum farklıdır; aksi takdirde kadının çoluk çocuk sahibi olması ve onlara adaletli davranması durumunda bu kapsama girmesi mümkündür. Mescide devam etme özelliği ise hariç tutulur çünkü kadının evindeki namazı mescitten daha faziletlidir. Bunun dışındaki hususlarda ise ortaklık söz konusudur..." (Bitti).

Sonuç olarak; yedi sınıf hadisi, "Adil İmam" ve kalbi mescitlere bağlı olanlar dışındaki maddelerde kadınlara da uygulanır. Bu iki durumda ise teglib üslubu şer’i nasslar nedeniyle devre dışı kalmıştır.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta

Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki

Emir'in web sitesindeki cevap linki

Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın