Soru-Cevap
Libya Sahnesindeki Siyasi Gelişmeler
Soru: 04/11/2017 tarihinde Şarku’l Avsat gazetesi şunu yayınladı: (Kahire toplantıları Libya askeri kurumunun birleştirilmesi anlaşmasıyla sona erdi). Libyalı askeri yetkililer 30/10/2017 tarihinde Kahire'de Libya ordusunun yapısının düzenlenmesi ilanı altında bir araya gelmişlerdi. Bilindiği üzere, Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, 21/09/2017 tarihinden itibaren çözüm için hazırladığı yol haritası hakkında Serrac hükümeti ve Tobruk'taki Temsilciler Meclisi ile görüşmelere başlamıştı; ancak bu görüşmeler, 17 Aralık 2015'te imzalanan Suheyrat Anlaşması'ndaki sekizinci madde sorunu nedeniyle bir ayını doldurmadan askıya alınmıştı. Soru şudur: Askeri toplantıların başlaması, siyasi toplantıların başarısız olduğu anlamına mı geliyor? Diğer bir deyişle, askeri görüşmeler siyasi görüşmelerin başarısızlığından sonra sekizinci maddeye askeri bir çözüm bulmak için mi yapılıyor? Ayrıca, tarafların o dönem imzaladığı Suheyrat Anlaşması'ndan bu yana geçen iki yıl içinde ne değişti de şimdi anlaşmazlığa düşüyorlar? Teşekkürler.
Cevap: Aslında yeni bir durum söz konusu değildir; her iki taraf da Suheyrat Anlaşması'nı imzaladığında anlaşmazlık tohumları zaten mevcuttu. Ancak taraflar farklı amaçlar ve farklı saiklerle imza atmışlardı. Tabloyu netleştirmek için şu hususları gözden geçirelim:
1- Kaddafi döneminde etkili olan siyasi tabaka İngiltere yanlısıydı, o dönemde Amerikan nüfuzu ise etkili değildi. Kaddafi dönemi bittiğinde eski siyasi tabaka kökleri sökülmediği için yeniden tırmanışa geçti. Bu nedenle siyasetçilere İngiliz nüfuzu hakimdi, Amerika yanlısı siyasetçilerin ise etkili bir varlığı yoktu... Bu yüzden Avrupa, bir hükümet ve Temsilciler Meclisi oluşturmak için seçimlere bir an önce gidilmesine önem veriyordu; zira eski siyasi tabakanın etkisiyle sonuçların kendi lehine olacağını tahmin ediyordu... Amerika ise İngiltere yanlısı siyasi tabakanın karşısında duracak yeni bir siyasi tabaka oluşturana kadar her türlü seçimi engellemeye çalışıyordu. Başka bir deyişle, Avrupa için önemli olan siyasi çözümün hızlandırılmasıyken; Amerika için önemli olan, yeni bir siyasi tabaka oluşturana kadar çözümleri geciktirmekti. Amerika’nın bu tabakayı oluşturmak için kendi geleneği olan askeri kabadayılıktan başka seçeneği de yoktu.
2- Amerika, kendi çıkarlarına hizmet etmesi için Libyalı subay (Haftar)'ı Libya'da çalışmak üzere gönderdi. Hayat hikayesi onun Amerika'ya olan sadakatini açıkça göstermektedir... Haftar, Mart 1987'de 300 kadar Libyalı askerle birlikte Çad'da esir düşmüştü. Daha sonra Amerika, Çad ile arabuluculuk yaptı ve 1990 yılında onun serbest bırakılması için CIA aracılığıyla pazarlık yürüttü. Amerikan uçakları Haftar ve grubunu önce Zaire'ye, ardından Amerika'ya nakletti ve onlara ABD'de siyasi sığınma hakkı verdiler. Haftar orada yurtdışındaki Libya muhalefet hareketine katıldı. Böylece Haftar, sonraki 20 yılını Amerikan eyaleti Virginia'da geçirdi ve burada CIA tarafından gerilla savaşı konusunda eğitildi. 17 Şubat Devrimi'ne kadar Libya'ya dönmedi. Amerika onu Libya'ya, bir askeri güç oluşturmaya çalışması, bu güç yoluyla bölgeler kazanması ve askeri "zaferler" yoluyla yeni bir siyasi tabaka oluşturması için gönderdi. Bu süreçte ona doğrudan veya Mısır'daki ajanı Sisi aracılığıyla silah ve para desteği sağladı... Amerika, Haftar'ın etkili bir nüfuz elde etmesini bekleyerek Libya'daki her türlü siyasi çözümü engelledi. Haftar odağını Doğu'ya verdi çünkü Trablus, başta İngiltere olmak üzere Avrupa yanlısı siyasi tabaka ile doluydu. Libya'nın doğusunda bir güç tesis etmede ve Tobruk'taki Temsilciler Meclisi üzerinde hakimiyet kurmada bir ölçüde başarılı oldu.
3- 2015 yılında Avrupa, siyasi tabakanın gerçekliği değişmeden önce siyasi çözümü bulmak için daha fazla beklememeye kararlıydı. Bu süreci hızlandırmak için Libya'ya Avrupa yanlısı bir temsilci gönderilmesi konusunda yoğun çaba sarf etti ve Leon'u göndermeyi başardı... Siyasi çözümü teşvik etmeye başladı, Güvenlik Konseyi'nde baskıcı bir hava oluşturdu ve aynı zamanda Amerika'yı siyasi çözümü reddetmesi durumunda mahcup duruma düşürecek bir atmosfer yarattı... Amerika ise konuya başka bir açıdan baktı; bu kadar reklamı yapıldıktan sonra siyasi çözüme itiraz etmenin kendi çıkarına olmadığını gördü. Aynı zamanda planını, Suheyrat Anlaşması'nı onaylayıp onu tadil ederek veya ortadan kaldırarak üzerinde hakimiyet kurmak şeklinde belirledi... Öyle de oldu. Anlaşmadaki sekizinci madde askeri gücün kontrolüyle ilgiliydi... Avrupa grubu, Haftar'ın Amerika'nın ajanı olduğunu ve Amerika'nın onu ordunun başına getirmek istediğini biliyordu. Bu yüzden ordunun, kendilerine sadık olan Serrac'ın başkanlığındaki Başbakanlığa bağlı olmasını öngören bu maddeyi koydular. Bu madde, Amerika'nın anlaşmayı engellemek için uygun bir fırsat olarak gördüğü büyük bir engel haline geldi. Amerika, Haftar'ın orduda ve sahada etkili bir güç olmasını bekledi; böylece Trablus ve çevresindeki Avrupalı siyasi tabaka ile rekabet edebilecek etkili bir siyasi tabaka oluşturacaktı...
4- Şu anki durum budur ve 2015 sonundaki Suheyrat Anlaşması'ndan bu yana çok fazla değişmemiştir. Tarafların siyasi ve askeri hedefleri ile saikleri noktasında yeni bir durum yoktur... Suheyrat Anlaşması'ndan bu yana Libya konusuyla ilgili yayınladığımız soru-cevaplarda, kalbi olan veya şahitlik ederek kulak veren herkes için bu durumu açıklamıştık:
03/06/2014 tarihli soru-cevapta şöyle denilmişti: "Amerika, Libya'daki siyasi çevrenin İngiliz yapımı olduğunu ve İngiltere yanlısı bu çevreyi güçlendiren bazı Fransız etkilerinin bulunduğunun farkındadır. Bu da demektir ki, yapılacak herhangi bir seçimde kazananlar Avrupa'nın adamları ve az sayıda 'bağımsız' olacaktır. Böylece durum istikrara kavuşacak ve Kaddafi rejimini sona erdirmedeki fiili askeri etkisini, nüfuzdan en büyük payı almak için kullanmak isteyen Amerika'nın hırsları boşa çıkacaktır. Halen Avrupa havasının hakim olduğu bu ortamda yapılacak seçimlerle Amerika'nın hedeflerine ulaşması mümkün değildir. Bu nedenle Amerika, kartları askeri olarak karıştırmayı, yeni bir yanlı tabaka oluşturmak için Libya'daki ortamı yeniden düzenlemeyi ve ardından seçimlere gitmeyi düşündü. İlk adım olarak, Avrupa yanlısı adamların çoğunlukta olduğu Milli Genel Kongre tarafından domine edilen mevcut duruma karşı darbe benzeri bir hareket başlatmak üzere askeri bir şahsı görevlendirdi... Bu, kartları karıştırmak ve seçimleri Amerika için daha iyi koşullara, eğer tamamen kendi kontrolünde olmazsa en azından Avrupa ile ortaklık kurabileceği bir duruma ertelemek içindi. Böylece meydan tamamen Avrupa'ya kalmayacaktı. Haftar işte bu şekilde harekete geçti ve hayat hikayesi onun Amerika'ya olan sadakatini haykırmaktadır..."
11/04/2015 tarihli soru-cevapta şöyle denilmişti: "Avrupa, Amerika'nın müzakereleri başarısızlığa uğratmaya çalıştığının farkındadır. Bu nedenle kendisine güvenilir bir temsilci olan Bernardino Leon'u seçmiştir. Leon aslında bir Avrupa temsilcisidir... Bernardino Leon, siyasi çözüme ulaşmak için adımlarını hızlandırmaya başladı. Derdi, 2213 sayılı Güvenlik Konseyi kararıyla 15 Eylül 2015'e kadar uzatılmadan önce, Mart 2015 sonunda bitmesi planlanan ilk görev süresi içinde misyonunu tamamlamaktı. Acele ediyordu... Cenevre'de başlayan 'müzakereler' Libya'ya, ardından Fas ve Cezayir'e taşındı, sonra tekrar Fas'ta yapılmasına karar verildi. 12/03/2015 Perşembe günü Fas'taki müzakere turunda, Tobruk parlamentosu üyeleri daha fazla istişare için siyasi görüşmelerin bir hafta daha, yani 19/03/2015 Perşembe gününe kadar ertelenmesini talep etti... Leon en kısa sürede siyasi bir çözüm çıkmasının önemine vurgu yaptı... Aynı şekilde 16/03/2015'te Avrupa Birliği'nden müzakerelerin başarısızlığına dair uyarı içeren ortak bir bildiri yayınlandı: 'Siyasi bir anlaşmaya varılamaması Libya'nın birliğini tehlikeye atacaktır... Bir ulusal birlik hükümeti ve ilgili güvenlik düzenlemeleri konusunda anlaşmaya varılır varılmaz Avrupa Birliği, Libya'ya olan desteğini artırmaya hazır olacaktır' (Alman Haber Ajansı, 16/03/2015)..."
19/01/2016 tarihli soru-cevapta şöyle denilmişti: "İngiltere, siyasi çevrenin çoğunun kendi yanında olduğunu biliyordu. Bu nedenle Leon'un önerilerine göre kurulacak herhangi bir geçici hükümetin kendi tarafında olacağından emindi. Bu yüzden Suheyrat Anlaşması'nın Leon döneminde hızlandırılmasına ve onaylanmasına önem veriyordu. Başaramayıp yerine Kobler geldiğinde ve değişiklikler yapıldığında İngiltere, bu değişikliklerin Amerika'nın Kobler üzerindeki baskısıyla gerçekleştiğini anladı. Bu, Amerika'nın anlaşmayı tamamen başarısızlığa uğratıp Haftar'ın askeri eylemleri ve Amerika'nın yürüttüğü siyasi komplolar sonucunda yeni bir siyasi tabaka oluşturduktan sonra anlaşmayı istediği gibi yeniden şekillendirme adımlarından biriydi. Buna karşılık İngiltere, beklenmedik başka olaylar meydana gelmeden anlaşmayı aceleyle imzalamayı uygun gördü; zira anlaşma 'Kobler' tadilatlarıyla bile kendisi için kabul edilebilirdi. Böylece işleri hızlandırdı ve nihai anlaşmanın 17/12/2015 tarihinde Fas-Suheyrat'ta imzalanmasına özen gösterdi. Bunu meşru ve uluslararası düzeyde kabul edilebilir kılmak için Güvenlik Konseyi'ne başvurdu ve nihai anlaşma kararlarını desteklemek üzere 2259 sayılı karar tasarısını sundu... İngiltere'yi acele etmeye iten şey, Amerika'nın anlaşmaları engelleme hamleleriydi... Libya Temsilciler Meclisi Başkanı'nın eski danışmanı İsa Abdülkayyum, 13/12/2015 tarihinde El-Gad El-Arabi ekranlarında buna işaret ederek şöyle demişti: '...ABD Dışişleri Bakanı Kerry'nin açıklamaları, buna büyük bir heves gösteren İngiliz ve Fransızların aksine, Amerikalıların krizi çözmek için yeterli hevese sahip olmadığını açıkça ortaya koydu...'"
12/03/2016 tarihli soru-cevapta şöyle denilmişti: "(Amerikan kaynaklı) Bu engellemenin sebebi, Libya'daki siyasi çevrenin çoğunun Kaddafi kalıntısı, yani Avrupa yanlısı olmasıdır... Kurulacak her türlü kabine, yeni hükümette olduğu gibi bu ölçüde olacaktır. Amerika ise Haftar'a ve çevresindeki bir grup askere güvenmektedir... Bu nedenle Amerika, kendisinden, Haftar'dan ve takipçilerinden gelen askeri müdahalelerle siyasi çözümü mümkün olduğunca engellemektedir; ta ki aslan payına sahip olacağı bir yönetimi garanti altına alana kadar... Bu durum Avrupa'nın tam tersidir; Avrupa anlaşmanın başarılı olması, hükümetin kurulması ve onaylanması için çalışmaktadır zira siyasi çevreyi hala kontrol etmektedir ve bunun delilleri çoktur. İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, 19/02/2016 tarihinde Cezayir'i ziyaret ederek Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra ile görüşmüş ve orada 'Libya'ya askeri müdahalenin krizin çözümü için en uygun yol olmadığını teyit ederek siyasi bir çözüm çağrısında bulunmuştur' (El-Haber Cezayir, 19/02/2016)."
5- Bu nedenle, Aralık 2015'te Suheyrat Anlaşması imzalandığından beri, hatta ondan önce bile durum basireti olan herkes için netti: Avrupa çözümü hızlandırmak istiyordu çünkü mevcut siyasi tabaka kendisine sadıktı; Amerika ise askeri aracı Haftar vasıtasıyla askeri otoriteyi ele geçirip ardından yeni bir siyasi otorite oluşturana kadar çözümü engelliyordu... Bu yüzden müzakereler yerinde sayıyordu; bazen yaklaşıyor, bazen uzaklaşıyordu. Başlamasından bir aydan kısa bir süre sonra Tobruk heyeti çekildi ve görüşmeler askıya alındı... Selame, onunla bununla görüşüyor, şuradan buradan öneriler getiriyor, istişare bahanesiyle Tunus'tan Libya'ya gidiş dönüşleri gerekçelendiriyordu... Muhtemelen o da biliyor ki, tarafların nihai çözümde anlaşması, arkalarındaki uluslararası güçlerin anlaşmasına bağlıdır. Bu ise ne Gassan Selame'nin elindedir ne de tarafların; ancak arkalarındakiler anlaşırsa olur. Böylece kendi mercileriyle istişare etme bahanesiyle Tunus'tan Libya'ya çekilmeler, askıya almalar ve geri dönüşler yaşandı:
- (Al Jazeera muhabiri, Libya Temsilciler Meclisi heyetinin, Suheyrat Anlaşması'nı tadil etmek için Tunus'ta yapılan iki tur diyalogdan sonra nedenini açıklamadan Devlet Yüksek Konseyi ile yapılan müzakerelerden çekildiğini bildirdi... Ancak muhabir, nedenlerin bu sabah Başkanlık Konseyi ve hükümet konusunun tartışıldığı hararetli oturumda gündeme gelen sekizinci maddenin formülasyonuyla ilgili olabileceğini belirtti. Al Jazeera... 16/10/2017)... (Al Jazeera'ya konuşan bir kaynak, BM'nin Tunus'taki merkezinde BM Libya Temsilcisi Gassan Selame ile diyalog heyetleri başkanları Musa Ferec ve Abdüsselam Nasiye arasında, pazartesi günü iki heyet arasında oturumların askıya alınmasına yol açan gelişmeleri değerlendirmek üzere bir toplantı yapıldığını söyledi... Al Jazeera 17/10/2017)... (Al Jazeera'nın Tunus muhabiri, BM Libya Misyonu'nun, Libyalı iki diyalog tarafına aralarındaki uzlaşma ve anlaşmazlık noktalarının formülasyonunu içeren bir belge sunduğunu, tarafların bu belgeyi gün içindeki toplantılarında inceleyip görüşlerini bildireceklerini aktardı. Al Jazeera 18/10/2017)... (Selame, 21/10/2017 Cumartesi günü Tunus'ta düzenlediği basın toplantısında, Tunus'ta müzakere eden Devlet Konseyi ve Temsilciler Meclisi heyetleri arasında anlayış ve anlaşma alanları olduğuna işaret ederek, Pazar günü oradaki siyasi liderlerle görüşmek üzere Libya'ya dönmeleri gerektiğini belirtti ve BM Misyonu'nun gidermeye çalışacağı sekizinci madde gibi anlaşmazlık noktalarının bulunduğuna dikkat çekti. Al Jazeera 24/10/2017).
6- Bu nedenle Haftar askeri çalışmalara odaklanıyordu ve bu bir sır değildi. Aksine Haftar'ın Gassan Selame himayesinde 21/09/2017'de başlayan Başkanlık Konseyi ve Tobruk parlamentosu müzakereleri sırasındaki askeri faaliyetleri ve açıklamaları askeri odaklıydı. Bu sıradaki açıklamaları müzakerelerin etkinliğini sorguluyordu. Al Jazeera 14/10/2017'de şunu yayınladı: (Emekli General Halife Haftar, Libya krizinin BM himayesindeki müzakere yoluyla çözülme imkanını sorguladı... Haftar, Bingazi'deki ilk güvenlik konferansında yaptığı konuşmada, süregelen diyaloğun mevcut siyasi krizin tek çözümü olduğuna dair halkı rahatlatacak hiçbir işaretin bulunmadığını söyledi. Haftar, siyasi diyaloğa alternatif olarak, 'halkın iradesine boyun eğecek' olan ordu ve tüm güvenlik birimleri dahil başka seçeneklerin sinyalini verdi). Haftar Ağustos 2017 ortasında şöyle demişti: "Ordu tüm Libya toprakları üzerinde kontrolü sağlayana kadar mücadeleye devam etmeye kararlıyız..." (Şarku’l Avsat, 15/08/2017).
Bu nedenle Amerika'nın, siyasi çözüme liderlik etmesi için askeri çözüme odaklanması, Libya'daki faaliyetlerinin özüdür. Haftar askeri kontrol alanını genişletene kadar siyasi çözümü engellemekte, ardından çözümü Avrupa etkisinden daha güçlü bir Amerikan etkisiyle gerçekleştirmektedir. Yani Amerika, siyasi çözümü yönlendirmesi için askeri çözüme odaklanmakta ve bunun için her uygun fırsatı değerlendirmektedir... Nitekim Kahire'de Haftar'ın ordu üzerindeki fiili etkisini garantilemek için bir askeri toplantı yapma fırsatını bulduğunda, 30/10/2017'de Haftar'a bu emri verdi ve Kahire'de Libyalı askeri grupların toplantısı yapıldı. Bu grupların hepsi Haftar'ı destekleyen veya ona karşı çıkmayanlardı... Toplantı 02/11/2017 akşamı şu sonuçla sona erdi: (Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgiye göre, Kahire'de Libyalı subaylar arasında yapılan ve evvelsi akşam sona eren Libya askeri kurumunun birleştirilmesi müzakerelerinin üçüncü turu, Libya ordusunun birleştirilmesi ve 2011'den beri askeri ve güvenlik kaosunun yaşandığı Libya'daki sivil otorite ile ilişkisi hakkında nihai anlaşma noktalarına ulaştı... Şarku’l Avsat, 4 Kasım 2017). Bu, Amerika ve araçları Mısır ile Haftar'ın bir ölçüde ilerleme kaydettiğini göstermektedir. Zira Haftar artık toprakların büyük bir kısmı üzerinde, özellikle Doğu ve Petrol Hilali bölgesinde kontrole sahip, dikkate alınması gereken bir güç haline gelmiştir. Buna karşılık Avrupa'nın (İngiltere ve bir ölçüde Fransa ile İtalya) kazanımlarında bir yavaşlama söz konusudur. Yine de bu, çatışmanın bittiği anlamına gelmez; zira Avrupa'nın da Libya'da güçleri vardır ve ayrıca siyasi manevralarda Amerika'dan daha kurnazdır... Bu nedenle beklenen, Libya üzerindeki uluslararası çatışmanın Amerika ve araçları ile Avrupa ve araçları arasında devam etmesidir... Ve bu çatışmanın ateşinde yananlar ise Libyalılardır!
7- Şunu belirtmek gerekir ki; Müslümanların meseleleri düşmanlarının eliyle değil, bizzat Müslümanların eliyle çözülür. Allah’ın kolaylaştırdığı kimse için çözüm gayet kolaydır; bunun silahı gizli ve açıkta Allah’a ihlaslı olmak, söz ve eylemde Resulullah ﷺ'e sadık kalmaktır. O zaman müzakereciler, kendilerinin Raşid Halife Ömer bin Hattab (r.a) dönemindeki İslami fetihten beri köklü bir İslam beldesinin önünde olduklarını, tüm halkının Müslüman olduğunu ve sorunlarının çözümünün sömürgeci kâfirlerle hiçbir bağ kurmadan Allah’ın kitabında ve Resulü’nün ﷺ sünnetinde olduğunu göreceklerdir.
وَلَا تَرْكَنُوا إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ أَوْلِيَاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ
"Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O’ndan da) yardım göremezsiniz." (Hud 113)
Sonuç olarak daha önce söylediklerimizi tekrarlıyoruz: İslam'ın dünyaya adalet ve hayır taşıyan fetihlerinin çıkış noktası olan Müslüman beldelerinin... sömürgeci kâfirlerin bizi öldürmek ve zenginliklerimizi yağmalamak için yarıştığı bir savaş alanı haline gelmesi çok acıdır... Bizden akan her damla kanda sadece kendi elleriyle değil, aynı zamanda bizim içimizden çıkan ajanlarının elleriyle kahkahalar atıyorlar!
Sömürgeci kâfirler bizim düşmanımızdır, bizi öldürmek için her türlü çabayı göstermeleri şaşırtıcı değildir. Ancak bazı Libyalı grupların onlarla saf tutması, kiminin Amerika'ya kiminin Avrupa'ya sadakat göstermesi, sonra da İslam ve Allah'ın kelimesini yüceltmek için değil, sömürgeci kâfirlerin çıkarları için birbirlerini öldürmeleri... işte bu en büyük felaketlerden biridir. Müslümanların kendi aralarında savaşmaları İslam'da büyük bir cinayettir. Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
كُلُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ حَرَامٌ، دَمُهُ، وَمَالُهُ، وَعِرْضُهُ
"Her Müslümanın diğer Müslümana kanı, malı ve ırzı haramdır." (Müslim, Ebu Hureyre’den rivayet etmiştir)
Resulullah ﷺ ayrıca şöyle buyurmuştur:
لَزَوَالُ الدُّنْيَا أَهْوَنُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ قَتْلِ رَجُلٍ مُسْلِمٍ
"Dünyanın yok olması, Allah katında bir Müslüman adamın öldürülmesinden daha hafiftir." (Nesai, Abdullah bin Amr’dan rivayet etmiştir)
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَذِكْرَىٰ لِمَن كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ ألقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ
"Şüphesiz ki bunda kalbi olan yahut şahitlik ederek kulak veren kimse için bir öğüt vardır." (Kaf 37)