(Hizb ut-Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın, Facebook sayfasındaki takipçilerinin “İktisadi” konulu sorularına verdiği cevaplar serisi)
Tahsin Hasan Hadyah'a
Soru:
Bismillahirrahmanirrahim... Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh. Aşağıda zikredilen husustaki kastın açıklanmasını rica ediyorum; İktisat Nizamı kitabında "Devletin Bütçesi" bölümünde şu ifadeler yer almaktadır: "İslam devletine gelince; onun için her yıl bir kanun çıkarılmasını gerektiren yıllık bir bütçe hazırlanmaz. Bu bütçe Ümmet Meclisi’ne sunulmaz ve meclisin görüşü de alınmaz. Çünkü demokratik sistemde bütçe; bölümleri, fasılları ve içerdiği miktarlarıyla bir kanundur ve bir yıllıktır. Onlara göre kanun ise ancak parlamento tarafından çıkarılır. Bu yüzden bütçenin parlamentoya sunulması gerekir. İslam Devleti ise bunların hiçbirine ihtiyaç duymaz; çünkü Beytülmal’in gelirleri, nass ile belirlenmiş şer’i hükümlere göre tahsil edilir ve yine nass ile belirlenmiş şer’i hükümlere göre harcanır. Bunların tamamı da kalıcı şer’i hükümlerdir. Dolayısıyla ne gelir kalemlerinde ne de gider kalemlerinde görüş belirtmeye kesinlikle yer yoktur; aksine bunlar kalıcı şer’i hükümlerin belirlediği kalıcı kalemlerdir. Bu, bütçenin bölümleri (ebvâb) açısındandır. Bütçenin fasılları (fusûl), her faslın içerdiği miktarlar ve her fasılda bu miktarların tahsis edildiği işlere gelince; bunların tamamı Halife’nin görüşüne ve içtihadına bırakılmıştır. Çünkü bu durum, Şeriat’ın Halife’nin görüşüne bıraktığı işlerin gütmesi (kamu yönetimi) cümlesindendir; Halife orada uygun gördüğü kararı verir ve emrinin uygulanması vaciptir."
Hilafet Devletinde Mallar kitabında ise "Genel Bütçe Divanı" hakkında şu ifadeler yer almaktadır: "Genel Bütçe Divanı, Genel Muhasebe Divanı ve Denetleme Divanı. Genel Bütçe Divanı ise; devletin gelirlerini ve harcamalarını takdir etme, fiili toplam gelir ve giderleri bu bütçe ile karşılaştırma ve devletin gelir ve fiili giderlerinin sonucunu takip etme açısından, Halife’nin görüşüne göre devletin gelecekteki bütçesini hazırlayan divandır. Bu divan Hilafet makamına bağlıdır." Buna dayanarak, iki kitap arasında bir çelişki olduğunu görüyorum; birincisi devlet için bir bütçenin varlığını reddederken, ikincisi bir bütçenin varlığını kabul ediyor. Lütfen konuyu açıklığa kavuşturun, teşekkürler... Ebu Hasan.
Cevap:
Ve Aleykumus Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Birincisi: Cevabın net olması için şu hususları belirtelim:
1- Bütçe genel olarak gelirler ve giderlerden oluşur. Bunların her birinin bölümleri (ebvâb) ve fasılları (fusûl) vardır...
2- Gelir bölümleri gelir kaynaklarıyla ilgilidir, fasıllar ise devlet sektörlerine ve insanların işlerinin gütülmesine yönelik harcamalar için gelirlerden ayrılan paylarla ilgilidir. Gider bölümleri, gelirden nasıl harcama yapılacağıyla ilgilidir; fasıllar ise harcama yapılacak sektörlerin türünün belirlenmesi ve harcamaların kendilerine ayrılan tahsisata göre kontrol edilmesiyle ilgilidir.
3- Kapitalist demokratik devletlerde ve benzerlerinde, parlamento toplanır ve gelir ile giderlerde bütçenin bölümlerini ve fasıllarını belirler. Yani yıllık gelir kaynaklarını belirler; örneğin vergilerden şu kadar, kredilerden şu kadar, yardımlardan şu kadar, kamu sektöründen şu kadar der. Sonra bu kaynaklardan belirli miktarları, örneğin yol yapımı için şu kadar, bazı fabrikalar için şu kadar diye tahsis eder. Harcama şeklini belirler, harcamaları sınırlandırır ve tahsis edilen miktara göre harcamaları kontrol eder... Mevcut devletlerde olan budur...
4- İslam’da ise bütçenin gelir ve gider bölümleri sabittir ve kalıcı bölümlerdir. Paranın bunların dışından alınması caiz olmadığı gibi, şer’i olmayan bir yöntemle harcanması da caiz değildir:
a- Gelir bölümlerine gelince; bunlar kamu mülkiyeti ve devlet mülkiyetinden belirlenmiş kaynaklardır; haraç, fey... ve zekât gibi... Bu kaynaklar kalıcıdır; bunları ne Halife ne de Ümmet Meclisi belirler. Fasıllarına gelince; örneğin bir yıl içinde bunlardan girecek miktar takdir edilebilir, bu yıl beklenen petrol geliri veya beklenen haraç hesaplanabilir, bu caizdir... Veya bazı sektörler için gelirlerden tahsisatlar takdir edilebilir, bu da caizdir... Bu nedenle bütçenin "bölümleri" için yıllık bir bütçe konulmaz; çünkü bunlar artış veya azalışla değişmezler. Ancak fasılları, yani onlardan ne üretileceğinin takdir edilmesi veya bunların devlet maslahatlarına ve insanların işlerinin gütülmesine dağıtılması caizdir.
b- Gider bölümlerine gelince; bunlar da İslam’da şer’i hükümlerle belirlenmiştir. Bunlar, kamu mülkiyeti, devlet mülkiyeti ve zekât kaynaklarının nasıl harcanacağı ile ilgilidir. Ne Halife ne de Ümmet Meclisi bunu aşamaz. Harcama yapılan sektörlerin türü ve harcamaların tahsis edilen miktarı aşmayacak şekilde kontrol edilmesi şeklindeki "fasıllara" gelince; Halife bunları kendi görüşü ve içtihadıyla belirleyebilir ve Ümmet Meclisi’ne danışabilir. Böylece şu projeye şu kadar, diğer projeye şu kadar harcama yapılmasına karar verilir...
Yani bütçede ne Ümmet Meclisi’nin ne de Halife’nin belirleyemeyeceği bir kısım vardır ki o da bütçenin bölümleridir (ebvâb)... Bir de Halife’nin belirleyebileceği ve Ümmet Meclisi’ne danışabileceği bir kısım vardır ki o da bütçenin fasıllarıdır (fusûl).
İkincisi: Anayasa Mukaddimesi’nin 36. maddesinin (v) fıkrasında yer alan şu metin bunu açıklamaktadır:
"(v- Devlet bütçesinin kendisine göre hazırlandığı şer'i hükümleri benimseyen odur [Halife]. Gerek gelirler gerekse giderler ile ilgili olsun, bütçe fasıllarını ve her bir merci için gerekli olan miktarları belirleyen odur.)" (Bitti)
Bu husus 148. maddede şöyle detaylandırılmıştır:
"(Madde 148: Devlet bütçesinin şer’i hükümlerce belirlenmiş daimi bölümleri vardır. Bütçenin fasıllarına, her faslın içerdiği miktarlara ve her fasılda bu miktarların tahsis edildiği işlere gelince; bu durum Halife’nin görüşüne ve içtihadına bırakılmıştır.)" Bu maddenin şerhinde ise şu ifadeler yer almaktadır:
"(Bu bütçenin bölümleri, fasılları ve içine konulan miktarlar açısından hazırlanmasına gelince; bunu şer'i hükümler belirlemiştir... Buna göre bütçe bölümleri daimi bölümler olur; çünkü onları şer’i hükümler belirlemiştir ve şer’i hüküm daimidir, değişmez. Yağmurla sulanan arazilerin haracı, sulama sistemiyle sulanan arazilerin haracı ve benzerleri gibi ondan dallanan dallar olan fasıllara gelince; bunları Halife belirler. Çünkü bu, işlerin gütmesi (kamu yönetimi) cümlesindendir ve onun görüş ve içtihadına bırakılan hususlardandır. Aynı şekilde konulan miktarlar da onun görüş ve içtihadına göre konulur; cizye miktarı, haraç miktarı ve benzerleri gibi. Çünkü bunlar ona bırakılmış işlerdendir. Dolayısıyla şer’i hükümlerin delilleri, Beytülmal gelirleri ve giderleri üzerinedir. Şeriat’ın belirlemediği hususlarda Beytülmal’deki tasarrufu ise Halife’nin görüş ve içtihadına bırakmıştır... Halife görüş ve içtihadıyla gelir fasıllarını ve her fasla konulacak miktarları, gider fasıllarını ve her fasla konulacak miktarları belirleyebildiğine göre, gerek gelirlerde gerekse giderlerde olsun, fasılları ve her fasla ait miktarları içeren yıllık bir devlet bütçesi hazırlamaya engel bir durum yoktur. Yasak olan, bütçenin bölümleri için -ne gelir ne de giderleri için- yıllık bir bütçe hazırlamaktır; çünkü bunlar şer’i hükümlerle belirlenmiştir ve daimîdir.)" (Bitti)
Buna göre, Halife'nin kendi görüş ve içtihadına göre fasılları ve dalları için bir bütçe hazırlaması caizdir ve bu yıllık olabilir... İslam'da zekât, cizye gibi birçok mal yılda bir kez tahsil edildiği için bu en uygun olanıdır... Burada yıldan kastın Miladi değil Hicri yıl olduğu vurgulanmalıdır; yani Hilafet Devleti'nin her Hicri yılda yukarıda belirtilen anlamda bir bütçe hazırlaması uygun olur.
Üçüncüsü: Buna dayanarak, İktisat Nizamı kitabında yer alan bütçenin reddedilmesi hususu şöyle anlaşılır; bu, bütçenin demokratik devletlerde olduğu gibi reddedilmesidir. Zira onlarda parlamento tarafından bütçenin bölümlerini, fasıllarını, kalemlerini ve bu kalemlerin veya fasılların ihtiyaç duyduğu miktarları belirleyen yıllık bir kanun çıkarılır... Bu İslam'da söz konusu değildir; çünkü Şeriat bütçenin bölümlerini açıklamıştır ve bunlar daimidir, dolayısıyla onlar için yıllık bir kanun çıkarılmaz. Kitapta belirtildiği üzere; fasıllar, kalemler ve bunların ihtiyaç duyduğu miktarlara gelince "bunların tamamı Halife’nin görüşüne ve içtihadına bırakılmıştır. Çünkü bu durum, Şeriat’ın Halife’nin görüşüne bıraktığı işlerin gütmesi cümlesindendir; Halife orada uygun gördüğü kararı verir ve emrinin uygulanması vaciptir"... Dolayısıyla buradaki ret, bütçenin bölümleri, fasılları ve dallarıyla bir kanun haline getirilmesi ve parlamentonun bu kanunu çıkaran merci olması üzerinedir... Tıpkı demokratik devletlerde bütçenin konulması ve hazırlanmasında olduğu gibi.
Dördüncüsü: Aynı şekilde, Hilafet Devletinde Mallar kitabındaki bütçenin ispatı da şu şekilde anlaşılır; bu "devletin gelirlerini ve harcamalarını takdir etme, fiili toplam gelir ve giderleri bu bütçe ile karşılaştırma ve devletin gelir ve fiili giderlerinin sonucunu takip etme açısından, Halife’nin görüşüne göre devletin gelecekteki bütçesinin" ispatıdır. Buradaki bütçeden kasıt; bütçenin fasılları, dalları ve Halife’nin görüş ve içtihadına göre bu kalemlerin veya fasılların ihtiyaç duyduğu miktarlardır. Bu anlamdaki bir bütçenin varlığı İktisat Nizamı kitabında da reddedilmemiştir; zira kitabın "Devletin Bütçesi" konusunun sonunda şöyle denmektedir: "...Maslahat gerektirdiğinde fasılların, kalemlerin ve bunlar için gerekli miktarların belirlenmesi yetkisi Halife’ye verilmiştir..."
Bu, Mallar kitabında zikredilen divanın yaptığı iştir; yani maslahat gerektirdiğinde Halife’nin kendi görüş ve içtihadına göre hazırladığı bir "bütçenin" varlığıdır... Ancak bu bütçenin bölümlerinde değil, fasıllarındadır. (Bitti)
Özetle: Bütçenin bölümleri (ebvâb) için yıllık bir bütçe hazırlanması caiz değildir; çünkü bunlar İslam’da şer’i hükümlerle açıklanmış daimi kalemlerdir, bunlara ekleme veya çıkarma yapılamaz. Ancak fasılları (fusûl) için, yani yıl boyunca gelir fasıllarından beklenen miktarlar ile yıl boyunca gider fasılları için tahsis edilen miktarlar için yıllık bir bütçe hazırlanması caizdir.
Cevabın net olduğunu umuyorum... Her halükarda, daha fazla açıklama gerektiren bir durum görürsek bunu kitaplarımıza ekleriz, inşaAllah konuyu değerlendireceğiz.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta
Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192.1073741828.122848424578904/385260758337668/?type=3
Emir’in web sitesindeki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3618/
Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: https://plus.google.com/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/7niYgHrP7Ku