Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Şer’i Kaide: İllet, Malulü İle Varlık ve Yokluk Bakımından Beraber Döner

February 24, 2018
4125
(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ bin Halil Ebû er-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî")
**Soru Cevap**
**Şer’i Kaide**
**İllet, Malulü İle Varlık ve Yokluk Bakımından Beraber Döner**
Rafik Ahmed Ebu Cafer'e

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Çabalarınız mübarek olsun, Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın...

Muhterem Şeyhimiz, "İllet, malulü ile varlık ve yokluk bakımından beraber döner..." şer’i kaidesi hakkında bir soru sormak istiyorum. Sorum şöyledir: Rasulullah ﷺ'e yaş hurmanın (rutab) kuru hurma (tamr) karşılığında satılması sorulduğunda, "Yaş hurma kuruduğunda azalır mı?" diye sormuş, kendisine "Evet" denilince de "Öyleyse hayır (satmayın)" buyurmuştur. Şimdi, eğer biz bu azalma miktarını kesin olarak bilsek ve bunu telafi etsek satış caiz olur mu? Başka bir ifadeyle; eğer yaş hurmanın ağırlığı bir kilo ise ve kuruduğunda 900 gram oluyorsa, bir kilo yaş hurmaya karşılık 900 gram kuru hurma satmamız caiz olur mu? Eğer cevap "satış caiz değildir" ise, illetin "azalma" olduğunu söylememizin faydası nedir?

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Sen sorunla, Eş-Şahsiyye El-İslâmiyye (İslam Şahsiyeti) kitabının 3. cildinde "delalet yoluyla illet" (illet delaleti) hakkında geçen hususlara işaret ediyorsun. Sorunla ilgili olarak Eş-Şahsiyye kitabında geçen bazı kısımları sana aktarıyorum:

("Delilin delalet yoluyla işaret ettiği illete gelince -ki buna tenbih ve ima denir- bu iki kısımdır:

Birincisi: Hükmün, anlam ifade eden bir vasfa bağlanmasıdır...

İkincisi: İlletlendirmenin (ta’lil), lafzın vaz’î (sözlük) anlamından değil de delaletinden zorunlu olarak çıkmasıdır. Bu da beş türdür:

Birincisi: ............. İkincisi: ..............

Üçüncüsü: Şâri’nin (Kanun Koyucu), hükümle birlikte bir vasfı zikretmesidir ki, eğer o vasıf illet olarak kabul edilmezse, zikredilmesinin bir faydası kalmaz. Şâri’nin makamı ise boş iş yapmaktan münezzehtir. Teşriî (yasama) metinlerinde zikredilen her şeyin genellikle teşriî bir itibarı vardır; bu yüzden bu vasıf illet kabul edilir ve metin illetlendirilmiş olur. Bu, sözün bir soruya cevap olması durumunda olduğu gibidir; ister vasıf sorunun geçtiği yerde olsun, isterse hüküm açıklanırken sorunun geçtiği yerden sorulan şeyin benzerine (nazirine) geçilsin. Bu, ondan ﷺ rivayet edilen şu hadis gibidir:

«أَنَّهُ سُئِلَ عَنْ جَوَازِ بَيْعِ الرُّطَبِ بِالتَّمْرِ، فَقَالَ النَّبِيُّ ﷺ: هَلْ يَنْقُصُ الرُّطَبُ إِذَا يَبِس؟ فَقَالُوا: نَعَمْ، فَقَالَ: فَلاَ إِذَنْ»

"Ona yaş hurmanın kuru hurma ile satılmasının caiz olup olmadığı soruldu. Bunun üzerine Nebi ﷺ: 'Yaş hurma kuruduğunda azalır mı?' diye sordu. Onlar: 'Evet' dediler. O da: 'Öyleyse hayır' buyurdu." (Dârekutnî)

Hükmün, yaş hurmanın kuruduğunda azalacağı yönündeki cevaplarındaki 'azalma' vasfıyla ilişkilendirilmesi boşuna olamaz, aksine mutlaka bir faydası olmalıdır. Rasul ﷺ'in yaş hurma satışı hakkındaki cevabında, illet bildiren edatlardan olan 'fa' harfini kullanarak 'Fela idhen' (Öyleyse hayır) buyurması ve bunu 'idhen' (o halde/öyleyse) kelimesiyle pekiştirmesi, azalmanın yaş hurmanın kuru hurma ile satılmasının yasaklanma illeti olduğuna delalet eder. Bu örnekte zikredilen vasıf tam da sorunun sorulduğu mahalde yer almaktadır.

Vasfın soru mahallinin dışında olmasına örnek ise, hüküm beyan edilirken sorulan şeyin bir benzerinin zikredilmesidir. Nitekim Has’amî kabilesinden bir genç kızın ona ﷺ gelip şöyle sorması gibi: 'Ey Allah'ın Rasulü! Babam üzerine hac farz olmuşken vefat etti. Eğer onun yerine haccedersem ona bir faydası olur mu?' Rasul ﷺ şöyle buyurdu:

«أرأيتِ لوْ كانَ على أبيكِ دَيْنٌ أَكُنْتِ قاضِيَتَه؟ قالت: نعم. قال: فَدَيْنُ اللَّهِ أَحَقُّ بالقَضاء»

"Söylesene, babanın bir borcu olsaydı onu öder miydin? Kadın: 'Evet' dedi. Bunun üzerine O: 'Allah'ın borcu ödenmeye daha layıktır' buyurdu."

Has’amî kadın sadece haccı sordu, Nebi ﷺ ise insanın borcunu zikretti. Ona sorulan şeyin bizzat kendisini değil, bir benzerini zikretti ancak sorduğu hükmü buna bina ederek zikretti. Dolayısıyla hükmün bir vasıf olan 'borç' ile ilişkilendirilmesi boşuna olamaz, mutlaka bir faydası olmalıdır. Rasul ﷺ'in hükmü buna bağlayarak bu vasfı zikretmesi, onun illet olduğuna delalet eder, aksi takdirde zikredilmesi abes olurdu.") (Bitti).

Gördüğün gibi bu metin, senin şu sorununda geçen cevabı içermektedir: "Eğer cevap satış caiz değildir ise, illetin azalma olduğunu söylememizin faydası nedir?"... Araştırma, yaş hurmanın kuruduğunda azalmasının faydasının ne olduğunu şöyle açıklamıştır: (Hükmün, yaş hurmanın kuruduğunda azalacağı yönündeki cevaplarındaki 'azalma' vasfıyla ilişkilendirilmesi boşuna olamaz, aksine mutlaka bir faydası olmalıdır. Rasul ﷺ'in yaş hurma satışı hakkındaki cevabında, illet bildiren edatlardan olan 'fa' harfini kullanarak 'Fela idhen' (Öyleyse hayır) buyurması ve bunu 'idhen' (o halde/öyleyse) kelimesiyle pekiştirmesi, azalmanın yaş hurmanın kuru hurma ile satılmasının yasaklanma illeti olduğuna delalet eder. Bu örnekte zikredilen vasıf tam da sorunun sorulduğu mahalde yer almaktadır.)

Buradaki fayda, illetin varlığıdır. Yani azalmanın zikredilmesi, yaş hurmanın kuru hurma ile satılmasının yasaklanma illetini beyan eden şeydir. Bu nedenle "İlletin azalma olduğunu söylememizin faydası nedir?" diye sorman isabetli değildir. Aksine bu soru hatalıdır; zira araştırmada geçtiği üzere mesele "azalmanın zikredilmesinin faydası nedir" meselesidir. Hükmün azalma vasfı ile eşleşmesinin mutlaka bir faydası olmalıdır ki o da; azalmanın, yaş hurmanın kuru hurma ile satılmasının yasaklanma illeti olmasıdır. Eğer bu olmasaydı azalmanın zikredilmesinin bir faydası olmazdı... Dolayısıyla faydası, satışın yasaklanma illetini beyan etmektir. Rasul ﷺ'e yaş hurmanın kuru hurma ile satılması sorulduğunda Rasul ﷺ soruyu sorana: "Yaş hurma kuruduğunda azalır mı?" diye sormuş, "Evet" denilince de "Fela idhen" (Öyleyse hayır) buyurmuştur.

Sorunda geçtiği üzere; "Eğer azalma miktarını kesin olarak bilsek ve onu telafi etsek satış caiz olur mu?" yani azalmayı neden telafi edemeyeceğimize gelince... Diğer bir ifadeyle, bir ölçek yaş hurmayı bir ölçek kuru hurma ile alıp, sonra yaş hurmanın üzerine -kuru hurma ile arasındaki ağırlık farkı kadar- bir miktar ilave etseniz; örneğin bir ölçek yaş hurma kuruduğunda 100 gram azalıyorsa, sen ona bir ölçek kuru hurma verip o da sana bir ölçek yaş hurma artı 100 gram verse... Bu, ribevi mallarda caiz değildir. Eğer malları kendi cinsiyle (takas ederek) değiştiriyorsan, "arş" denilen kalite farkını veya aynı cinsin iki türü arasındaki özellik farkını alamazsın. Ribevi mallarda bu caiz değildir. Aksine kuru hurmayı bir bedel (para) karşılığında satarsın ve bu bedelle yaş hurma satın alırsın. Bunun delili şudur:

Buhârî Sahih’inde Yahya’dan, o Ukbe bin Abdülgafir’den, o da Ebû Saîd el-Hudrî (ra)’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«جَاءَ بِلَالٌ إِلَى النَّبِيِّ ﷺ بِتَمْرٍ بَرْنِيٍّ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ﷺ مِنْ أَيْنَ هَذَا قَالَ بِلَالٌ كَانَ عِنْدَنَا تَمْرٌ رَدِيٌّ فَبِعْتُ مِنْهُ صَاعَيْنِ بِصَاعٍ لِنُطْعِمَ النَّبِيَّ ﷺ فَقَالَ النَّبِيُّ ﷺ عِنْدَ ذَلِكَ أَوَّهْ أَوَّهْ عَيْنُ الرِّبَا عَيْنُ الرِّبَا لَا تَفْعَلْ وَلَكِنْ إِذَا أَرَدْتَ أَنْ تَشْتَرِيَ فَبِعْ التَّمْرَ بِبَيْعٍ آخَرَ ثُمَّ اشْتَرِهِ»

"Bilal Nebi ﷺ'e 'Bernî' türü hurma getirdi. Nebi ﷺ ona: 'Bu nereden?' dedi. Bilal: 'Bizde kötü kalite hurma vardı, Nebi ﷺ yesin diye ondan iki ölçeği bir ölçek karşılığında sattım' dedi. Bunun üzerine Nebi ﷺ şöyle buyurdu: 'Eyvah, eyvah! Bu ribânın ta kendisidir, ribânın ta kendisidir! Sakın böyle yapma. Lakin (iyi hurma) satın almak istersen, (sendeki) hurmayı başka bir satışla sat, sonra onunla satın al.'" (Aynı şekilde Müslim de rivayet etmiştir).

Özetle; azalmanın zikredilmesinin faydası, yaş hurma ve kuru hurma arasındaki satışın yasaklanma illetini beyan etmektir, çünkü yaş hurma kuruduğunda azalır... Farkın ödenmesinin veya 'arş' denilen şeyin caiz olmamasının sebebi ise ribevi mallarda fark almanın caiz olmamasıdır.

Umarım bu yeterli olmuştur. Allah en iyi bilendir ve hüküm sahibidir.

Kardeşiniz Atâ bin Halil Ebû er-Raşta

06 Cemaziye’l-Âhir 1439 H. M. 22/02/2018

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki

Emir’in (Allah onu korusun) Google Plus sayfasındaki cevap linki

Emir’in (Allah onu korusun) Twitter sayfasındaki cevap linki

Emir’in (Allah onu korusun) Web sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın