(Hizb-ut Tahrir Emiri Değerli Âlim Atâ bin Halil Ebû el-Raşte'nin Facebook sayfasındaki "Fıkhî" sorulara verdiği cevaplar serisi)
Mustafa el-Makdisî'ye
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
İslam Şahsiyeti 1. Cilt, "İslami Fıkhın Gerilemesi" başlığı altında (sayfa 392) şöyle bir ifade geçmektedir: "Kaffâl gibileri ictihad kapısının kapatıldığını söylüyorlar." Ben bu âlimi araştırdığımda, el-Kaffâl eş-Şâşî ve el-Kaffâl el-Mervezî adında her ikisi de Şafiî fıkhı üzerine olan iki âlimden başkasını bulamadım; ancak onların biyografilerinde ictihad kapısının kapatılması çağrısında bulunduklarını görmedim. Kitapta kastedilen âlim kimdir?
Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
1- Sorunuz, İslami Şahsiyet birinci ciltte yer alan "İslami Fıkhın Gerilemesi" başlığı altındaki şu ifadelerle ilgilidir: "...Hatta Müslümanlara ictihad kapısını kapatmaya yöneldiler ve ictihadın caiz olmadığını söylediler. Öyle ki, ictihad ehli olan ve kendilerinde ictihad yeterliliği bulunan pek çok âlim, ictihad etmeye ve müctehid olduklarını söylemeye cesaret edemez hale geldiler. Bu gerileme hicri dördüncü yüzyılın sonlarında başladı. Ancak başlangıçta, altıncı yüzyılın sonu ve yedinci yüzyılın başlarına kadar bir miktar canlılık mevcuttu. Zira Kaffâl gibilerin ictihad kapısının kapatıldığını söyledikleri bir dönemde dahi müctehidler ve âlimler bulunmaktaydı."
2- "Kaffâl" lakabı ile ilgili olarak, bazı kaynaklarda sorunuzda belirtildiği gibi iki değil, üç kişi bu lakapla zikredilmektedir:
a- Siyer A’lâmü’n-Nübelâ (16/283) eserinde şöyle geçmektedir:
(Kaffâl eş-Şâşî; İmam, Allâme, Fakih, Usulcü, Dilbilimci, Horasan âlimi. Ebû Bekir Muhammed bin Ali bin İsmail bin eş-Şâşî eş-Şâfiî el-Kaffâl el-Kebîr. Mâverâünnehir’de döneminin imamı ve pek çok eserin sahibidir. Hâkim şöyle dedi: "Mâverâünnehir ehlinin usulde en bilgilisi ve hadis talebi için en çok yolculuk yapanıydı." Şeyh Ebû İshak et-Tabakât’ta onun hicri 336 yılında vefat ettiğini söylemiştir; ancak bu açık bir yanılgıdır. Hâkim, onun vefat tarihini 365 yılının sonunda Şâş’ta olarak kaydetmiştir. Ebû Sa’d es-Sem’ânî de aynı tarihi vermiş ve hicri 291 yılında doğduğunu eklemiştir. Sem’ânî: "Onun eşi benzeri olmayan pek çok eseri vardır. Fakihler arasında 'el-Cedelü'l-Hasen' tarzında ilk eser yazan odur. Usul-ü fıkıh üzerine bir kitabı ve er-Risâle şerhi vardır. Şafiî fıkhı Mâverâünnehir’de onun aracılığıyla yayılmıştır" demiştir. Sem’ânî ayrıca şunları belirtmiştir: "Ebû Bekir, Delâilü'n-Nübüvve ve Mehâsinü'ş-Şerî'a kitaplarını da kaleme almıştır...")
Tabakâtü’ş-Şâfiiyye’de ise onun hakkında şöyle denilmiştir:
(Muhammed bin Ali bin İsmail Ebû Bekir eş-Şâşî el-Kaffâl el-Kebîr; mezhebin önde gelenlerinden ve Müslümanların imamlarındandır. Doğumu hicri 291 yılıdır... Şeyh Ebû İshak onun bir imam olduğunu, benzeri olmayan birçok eser yazdığını ve fakihler arasında güzel diyalektik (cedel) yöntemini ilk yazan kişi olduğunu, fıkıh usulünde güzel bir kitabı ve er-Risâle şerhi olduğunu söylemiştir. Şafiî fıkhı Mâverâünnehir’de onunla yayılmıştır. Hâkim: "Kendi asrında Mâverâünnehir ehlinin usulde en bilgilisiydi" demiştir. el-Halîmî ise: "Hocamız el-Kaffâl, kendi asrında karşılaştığım âlimlerin en bilgilisiydi" demiştir. Nevevî, Tehzîb’inde şöyle der: "Eğer el-Kaffâl eş-Şâşî denilirse kastedilen budur; eğer el-Kaffâl el-Mervezî denilirse o küçüğüdür..." Şâşî'nin eserlerinden bazıları şunlardır: Delâilü'n-Nübüvve, Mehâsinü'ş-Şerî'a, büyük bir cilt olan Edebü'l-Kadâ ve büyük bir tefsir... Hicri 365 yılı Zilhicce ayında vefat etmiştir.)
b- Siyer A’lâmü’n-Nübelâ (17/405) eserinde şöyle geçmektedir:
(Kaffâl; Büyük İmam, Allâme, Şafiîlerin Şeyhi, Ebû Bekir Abdullah bin Ahmed bin Abdullah el-Mervezî el-Horasânî. Kilit (kaffâl) yapımında o kadar ustalaşmıştı ki, dört tahıl tanesi ağırlığında aparatları ve anahtarı olan bir kilit yapmıştı. Otuz yaşına geldiğinde kendisinde üstün bir zeka fark etti ve fıkhı sevip ona yöneldi. Bu alanda o kadar mahirleşti ki darb-ı mesel haline geldi. Kendisi, fıkıhta Horasanlılar yönteminin (tarîkatu’l-Horasâniyyîn) sahibidir. Fakih Nâsır el-Ömerî şöyle demiştir: "Ebû Bekir el-Kaffâl’in zamanında ondan daha fakih biri yoktu ve ondan sonra da onun gibisi gelmezdi; biz onun insan suretinde bir melek olduğunu söylerdik..." Ebû Bekir es-Sem’ânî Amâlî’sinde şöyle demiştir: "Fıkıh, hıfz, vera ve zühd bakımından zamanının tek ismiydi. Mezhepte, kendi asrındaki diğer âlimlerde bulunmayan izleri (ictihadları) vardır. Ashabının ondan devraldığı Şafiî mezhebindeki o arındırılmış yöntemi, en sağlam ve en tahkikli yöntemdir. Farklı beldelerden fakihler ona yolculuk etmiş ve ondan nice imamlar mezun olmuştur." Hicri 417 yılının Cemâziyelâhir ayında doksan yaşındayken vefat etmiştir. İlme olgunluk çağında başladığı için rivayetleri daha kısa bir senedle (nâzil) ulaşmıştır.)
Onun hakkında Tabakâtü’ş-Şâfiiyye’de ise şunlar yer almaktadır:
(Abdullah bin Ahmed bin Abdullah el-Mervezî; Celil İmam, Ebû Bekir el-Kaffâl es-Sağîr, Horasan yönteminin şeyhidir. Kendisine Kaffâl denilmesinin sebebi, başlangıçta kilitçilik yapmasıdır. Bu sanatta o kadar ileri gitmiştir ki dört tahıl ağırlığında anahtarı ve parçaları olan bir kilit üretmiştir. Otuz yaşına bastığında kendisindeki zekayı hissederek fıkha yönelmiş, Şeyh Ebû Zeyd ve başkalarından ders alarak kendisine uyulan bir imam olmuştur. Horasan halkından pek çok kişi ondan fıkıh öğrenmiştir... Hafız Ebû Bekir es-Sem’ânî onun hakkında; fıkıh, ezber ve takvada eşsiz olduğunu, Şafiî mezhebinde en sağlam ve tahkikli yöntemin sahibi olduğunu belirtmiştir... Hicri 417 yılında Merve’de vefat etmiştir. Eserleri arasında iki ciltlik Şerhu’t-Telhîs, bir ciltlik Şerhu’l-Fürû’ ve büyük, çok faydalı bir cilt olan Kitâbu’l-Fetâvâ bulunmaktadır.)
c- Zirikli’nin el-A’lâm eserinde şöyle geçmektedir:
(Muhammed bin Ahmed bin el-Huseyn bin Ömer, Ebû Bekir eş-Şâşî el-Kaffâl el-Fârikî, "Fahru’l-İslâm el-Müstazhirî" lakabıyla bilinir; kendi asrında Irak'taki Şafiîlerin reisidir... Meyyâfârikîn'de doğmuş, Bağdat'a gitmiş ve orada Nizâmiye Medresesi'nde (hicri 504 yılında) müderrislik yapmıştır... Kitaplarından bazıları: Hilyetü’l-Ulemâ fî Ma’rifeti Mezâhibi’l-Fukahâ -ki bu kitapla Müstazhirî diye bilinir çünkü Halife el-Müstazhir Billah için yazmıştır-, onun şerhi gibi olan el-Mu’temed, Müzenî'nin muhtasarının şerhi olan eş-Şâfî, el-Fetâvâ ve el-Umde fî Fürû’i'ş-Şâfiiyye... vb.)
Onun hakkında Tabakâtü’ş-Şâfiiyye’de şunlar zikredilir:
(Muhammed bin Ahmed bin el-Huseyn bin Ömer, Fahru’l-İslâm Ebû Bekir eş-Şâşî. Hicri 429 yılında Meyyâfârikîn'de doğmuş, Şeyh Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin yanında yetişmiştir. Takvasının şiddetinden dolayı gençliğinde "Cüneyd" lakabıyla anılmıştır. Hocasından sonra mezhebin reisliği ona geçmiş, Nizâmiye’de ders vermiştir. Zehebî onun Eş’arî ve sufi olduğunu söylemiştir... Hicri 507 yılında vefat etmiş ve hocası Ebû İshak ile aynı kabre defnedilmiştir... İki ciltlik el-Hilye kitabı vardır ki orada âlimlerin pek çok ihtilafını zikretmiştir...)
Yani "Kaffâl" lakabıyla bilinen üç Şafiî fakihi vardır:
Birincisi ve en eskisi: el-Kaffâl eş-Şâşî el-Kebîr (H. 291 - 365). Muhammed bin Ali eş-Şâşî el-Kaffâl, Ebû Bekir. Mâverâünnehir şehirlerinden "Şâş"lıdır.
İkincisi el-Kaffâl el-Mervezî (H. 327 - 417). Abdullah bin Ahmed bin Abdullah, Ebû Bekir, "el-Mervezî" olarak bilinir. Sanatı kilitçilik olduğu için Kaffâl lakabını almıştır. H. 365 vefatlı Büyük Kaffâl eş-Şâşî'den ayırt edilmek için bazen "Küçük Kaffâl" (el-Kaffâl es-Sağîr) olarak anılır. Kendisi bir Şafiî fakihidir ve Şafiîler arasında Horasanlıların Şeyhidir. Otuz yaşından sonra ilme başlamış, buna rağmen uzak diyarlardan talebeler kendisine akın etmiştir. Sicistan'da vefat etmiştir. Fıkıhta Şerhu Fürû’i İbni'l-Haddâd adlı eseri vardır.
Üçüncüsü el-Kaffâl el-Müstazhirî (H. 429 - 507). Muhammed bin Ahmed bin el-Huseyn bin Ömer, Ebû Bekir, Fahru’l-İslâm eş-Şâşî, el-Kaffâl, el-Fârikî. "Müstazhirî" lakabıyla tanınır. Meyyâfârikîn doğumludur. Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin yanından ayrılmamıştır. Halife Müstazhir Billah için yazdığı Hilyetü'l-Ulemâ fî Mezâhibi'l-Fukahâ en meşhur eseridir. Her kaynak onun Kaffâl lakabıyla anıldığını zikretmez, ancak Zirikli el-A'lâm eserinde buna yer vermiştir.
3- İctihad kapısını kapattığı kendisine nispet edilen kişi, Horasanlıların Şeyhi olan el-Kaffâl el-Mervezî'dir. Buna dair delillerden bazıları şunlardır:
a- H. 771 vefatlı Abdülvehhab bin Ali Tâcüddin es-Subkî'nin Cem’u’l-Cevâmi’ eserine Celâleddin el-Mahallî'nin yazdığı şerh üzerine Attâr'ın Haşiyesi'nde (2/423) şöyle geçmektedir: (Müellif, babasının mutlak ictihad rütbesine ulaştığını iddia ederek Terşîhu't-Tevşîh adlı eserinde şöyle demiştir: "Şeyh İmam’ın mutlak ictihad derecesine ulaştığına dair iddianız, Gazzâlî’nin el-Vesît’teki 'Asır, müstakil müctehidden hali kalmıştır' sözüyle reddedilir derseniz; bu görüşte Gazzâlî yalnız değildir, aksine Horasanlıların Şeyhi olan el-Kaffâl bu konuda ondan önce davranmıştır. Râfiî ve Nevevî de bu sözü Gazzâlî'den nakletmiş ve sessiz kalmışlardır. Ben bu söz üzerine düşünüp taşındığımda bana öyle geldi ki; o ve ondan öncekiler bununla sadece 'kaza (yargı) yükünü omuzlayacak bir müctehidin kalmadığını' kastetmişlerdir...")
b- H. 794 vefatlı İmam Zerkeşî el-Bahr adlı eserinde şöyle demiştir: (Gazzâlî’nin "Asır müstakil müctehidden hali kalmıştır" sözüne gelince; bu konuda Horasanlıların Şeyhi el-Kaffâl ondan önce davranmıştır. Denildi ki: Bundan kasıt, kaza (kadılık) görevini yürüten bir müctehiddir. Çünkü tahkik ehli âlimler kadılıktan uzak duruyorlardı... Asırların müctehidsiz kaldığına hükmetmek nasıl mümkün olabilir ki? Oysa Kaffâl’in kendisi, "subre" (bir yığın yiyecek) meselesinde soru sorana şöyle derdi: "Şafiî’nin mezhebini mi soruyorsun yoksa bende olanı (kendi görüşümü) mü?" O, Şeyh Ebû Ali ve Kadı Hüseyin şöyle demişlerdir: "Biz Şafiî’nin mukallidi değiliz, sadece bizim görüşümüz onun görüşüne uygun düşmüştür...")
4- Yukarıdakilerden anlaşılmaktadır ki; ictihad kapısının kapatılması veya en azından o asrın, kendisinden önceki bir müctehide tabi olmayan "müstakil bir müctehidden" yoksun olduğu düşüncesi, Horasanlıların Şeyhi olan el-Kaffâl el-Mervezî’ye (H. 327 - 417) nispet edilmiştir; her ne kadar bu ifadeler ictihadı yasaklamada tamamen sarih olmasa da!
Dikkat çekici olan şudur ki; ictihad kapısını kapattığı (ikfâl) nispet edilen Horasanlı Kaffâl, kilit (kıfl) yapım işinde çalışmış ve bu işte mahirleşmiştir. Kilit yapma işi ile ictihad kapısını kapatma (ikfâlu bâbi’l-ictihâd) sözünün ona nispet edilmesi arasındaki bu benzerlik, garip bir tesadüf olsa gerektedir! İctihad kapısını kapatma nispetinin, kilit yapma zanaatının bir etkisi mi yoksa sadece bir tesadüf mü olduğunu bilemiyorum. Bunu dememin sebebi; yukarıda Zerkeşî’nin el-Bahr eserinden nakledildiği üzere, kendisi Şafiî mezhebinden olmasına rağmen bizzat ictihad yapıyordu. Aynı kaynakta geçtiği üzere: (Kaffâl’in kendisi soru sorana: "Şafiî’nin mezhebini mi soruyorsun yoksa bende olanı mı?" derdi. O ve Şeyh Ebû Ali ile Kadı Hüseyin; "Biz Şafiî’nin mukallidi değiliz, sadece görüşümüz onunkiyle uyuşmuştur" demişlerdir.)
Her halükarda, umarım bu açıklamalar sorunuza yeterli bir cevap olmuştur.
Kardeşiniz Atâ bin Halil Ebû el-Raşte
26 Şaban 1439 H. 12/05/2018 M.
Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir'in (Allah onu korusun) Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus
Emir'in (Allah onu korusun) Twitter sayfasındaki cevap linki: Twitter