Soru-Cevap
Soru:
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'deki başarısız darbe girişiminin etkileri henüz sona ermemişken 09.08.2016 tarihinde Rusya'yı ziyaret etti. Bu acele neden? Ayrıca Dışişleri, Ordu ve İstihbarat temsilcilerinin de Rusya'yı ziyaret etmiş olmasının amacı nedir? Bu ziyaretin Suriye kriziyle bir alakası var mı? Yoksa bu, Rus uçağının düşürülmesinden sonra bozulan Türkiye-Rusya ilişkilerini "onarmak" için mi yapıldı? Allah size hayırlı mükafatlar versin.
Cevap:
Bu acelenin nedenlerini ve amacını anlamak için şu hususları gözden geçirelim:
1- Ziyaret hakkındaki görüşmeler aslında 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminden önce başlamıştı. Başlangıçta iki cumhurbaşkanı arasındaki zirvenin Eylül 2016'da Çin'de yapılacak olan G20 zirvesi sırasında yapılması planlanmıştı. Ancak Rusya Başkanı Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki bu zirvenin Ağustos ayına çekilmesinde acele edildi. Çünkü ABD; İran, Rusya gibi diğer araçların başarısız olmasının ardından Türkiye'yi etkili bir araç olarak çözüm hattına sokmakta acele ediyordu. Türkiye Dışişleri Bakanı, iki lider arasındaki zirvenin erkene alındığını ve Ağustos ayı içinde Rusya'da yapılabileceğini duyurmuştu (Interfax ajansı, Dışişleri Bakanı'nın Putin ve Erdoğan'ın Ağustos ayında Soçi'de bir araya gelebileceğine dair açıklamasını aktarmıştı... Al-Arabiya.net, 02.07.2016). Ziyaret konusu, Türkiye'nin Suriye krizinde Amerikan politikası doğrultusunda bir rol oynaması için "normalleşme" atmosferi çerçevesinde ele alınmıştı. Nitekim 14.07.2016 tarihinde yayınladığımız soru-cevapta bunu şöyle açıklamıştık: ("...ABD, mevcut Türkiye rolünden, Suriye muhalefetine Cenevre sürecine ve barışçıl çözüme dönmesi için güçlü bir baskı yapmasını istiyor... Türkiye ve Rusya arasındaki iş birliğini göstererek, müzakere sürecine katılmayı reddetmesi halinde muhalefeti terk etmekle tehdit ediyor. Rusya Dışişleri Bakanı: 'Suriye konusunda Rus ve Türk orduları arasında temas kurulmasını umuyoruz' dedi (Al-Arabiya.net, 02.07.2016)... Türkiye artık Rusya'nın Suriye'ye müdahalesine karşı çıkmıyor... Türkiye'nin baskı yöntemlerinde siyasi araçları aşarak, 'örgüt terörüyle' savaştığı bahanesiyle askeri araçlara başvurması uzak bir ihtimal değildir. Zira bu örgüt, diğer silahlı muhalefetten ayrılmış veya onlardan farklı değildir; tıpkı Rusya'nın muhalefeti bombalarken kullandığı bahanenin aynısıdır! Rusya Dışişleri Bakanı'nın iki ordu arasındaki temaslara dair açıklaması bu ihtimale işaret etmektedir...") ve şunları eklemiştik: ("...Obama, selefi Demokrat Clinton'un yaptığı gibi yapmak istiyor. Clinton, iktidarının son yılında Filistin davasına kesin bir müzakere çözümü getirmek için tüm gücünü harcamış, başarısız olsa da Ebu Ammar (Arafat) ve Ehud Barak'ı bir araya getirmeyi başarmıştı... Şimdi Obama da iktidarının sonunda hatırlanacak bir iş yapmış olmak için muhalefet ile rejimi müzakere masasında toplamak için var gücüyle çalışıyor. Clinton ile Obama arasındaki fark; birincisinin çabaları ajanlarının önünde belirginken, Obama'nın ajanları ve araçları üzerinden çalışması ve çabalarının onların arkasına gizlenmesidir! Amerika onun döneminde takipçilerine daha fazla bağımlılık gösteriyor. İran ve yandaşlarından, Rusya'dan sonra ve Amerika'nın Suriye'deki çıkmazının yenilenmesiyle birlikte Amerika, Erdoğan'a Rusya ile barışması talimatını verdi... İran ve Rusya müdahaleleri Suriye'de çıkmaza girdikten sonra Amerika; Suriye'deki Amerikan nüfuzunu korumak ve Suriye devriminin İslami karakterini yok etmek için Türkiye'yi İran ve Rusya'nın yanına itmekte acele ediyor... Böylece gece gündüz Suriye'yi bombalayan Rusya ile Türkiye, Suriye'de 'teröre' karşı iş birliği yapar hale geldi ve aralarındaki görüşmeler 'son derece dostane bir atmosferde' geçiyor. Hatta Rusya Dışişleri Bakanı, Suriye konusunda Rus ve Türk orduları arasında temas kurulmasını talep ediyor!!...") 14.07.2016 tarihli önceki cevabımızdan nakil burada sona erdi.
2- Türkiye'nin bu rolünün hızlı bir şekilde başlaması bekleniyordu ancak İngiliz yanlısı Kemalist subayların gerçekleştirdiği darbe girişimi Türkiye'nin bu rolünü dondurdu ve rejimi iç sorunlarla meşgul etti. Erdoğan'ın ifadesiyle "darbe depreminin artçı sarsıntıları" bitene kadar bu rolün donuk kalması beklenebilirdi. Ancak 2016 Ağustos ayının başında devrimcilerin Halep kuşatmasını kırmak için başlattıkları hamle ve bunda kısmen başarılı olmaları, Amerika'nın bu hamleyi Türkiye'nin rolünü ve Rusya ziyaretini hızlandırmak, ilişkileri normalleştirmek ve Türkiye'nin etkin rolüyle Amerikan siyasi çözümüne ivme kazandırmak için kullanmasına neden oldu... Amerika, bu güçlü hamlenin meyvesini yok etmek istedi; bu hamlenin bir zafer başlangıcı olması yerine bir müzakere başlangıcı olmasını amaçladı. Türkiye'nin Obama'nın sayılı günlerinde tarafları Amerikan müzakere çözümü için bir araya getirebileceğini düşünerek, Erdoğan'ın bahsettiği "dengeli müzakere" zeminini oluşturmak için bu hamleyi bir malzeme olarak kullandı! (Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Suriye için bölgesel bir toplantı yapılması çağrısında bulundu. Bu açıklama, Katar merkezli Al-Jazeera kanalına verdiği uzun mülakatta yer aldı... Erdoğan, Halep'teki durumun üzücü olduğunu ancak muhalefetin son zamanlarda dengeyi sağladığını ekledi... Suriye Net, El-Halic El-Cedid, 06.08.2016).
Böylece ziyaret gerçekleşti. Obama'nın Erdoğan'dan bu acelesi, Obama'nın dönemini kapatacağı yeni bir "dördüncü" tur müzakereler için tarafları toplama çalışmalarını başlatmak içindi. Türkiye Dışişleri Bakanı bu tura işaret ederek şunları söyledi: (İstanbul Reuters - Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Cuma günü yaptığı açıklamada, Suriye'nin geleceği konusundaki görüşmelerin yeniden başlaması gerektiğini belirterek, Cenevre barış görüşmelerinin dördüncü turu için çağrıda bulundu. Reuters Arapça, 05.08.2016)... İşte ziyaret ve zirve bu şekilde gerçekleşti...
3- Bu zirve, Rus uçağının düşürülmesinden sonra yaşanan büyük gerginliğin ardından Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecinin son adımı olarak kabul edilmektedir. Bu normalleşme süreci Türkiye için onur kırıcı bir şekilde sahnelendi. Putin'in şartlarına boyun eğen Erdoğan, 27.06.2016 tarihinde Rus uçağının düşürülmesi nedeniyle özür diledi. Erdoğan hemen ardından 29.06.2016'da Rusya Başkanı ile dostane olarak nitelendirilen bir telefon görüşmesi yaptı. Onu takiben Dışişleri Bakanı, 01.07.2016'da Rusya'nın Soçi kentinde Rus mevkidaşı Lavrov ile bir araya geldi. Bu toplantıda iki bakan Putin ve Erdoğan'ın St. Petersburg'daki zirve tarihini de görüştüler. Ardından Türkiye Dışişleri Bakanı, Rusya'nın Suriye'deki saldırılarını gerçekleştirmesi için Türkiye'deki askeri üsleri kullanabileceğine dair imada bulundu. Türkiye'nin Rusya karşısındaki bu tutum değişikliği, Rusya'nın Ankara'ya uyguladığı ekonomik yaptırımlardan dolayı değil, aksine tamamen Amerika'nın Suriye'deki çıkmazının derinliğinden kaynaklanmaktadır. Amerika, Suriye krizini çözmek için Türkiye'yi de Rusya ve İran'ın yanına itmek istemektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı Türk tavizleri Ruslar önünde onur kırıcı bir görüntü arz etmiştir. Yani bu durum Türkiye'nin Amerika'ya bağlılığından ve Amerikan siyasetini uygulamasından kaynaklanmıştır. İşte Türk tarafındaki bu atılımın sebebi budur...
4- Erdoğan, 15 Temmuz 2016'daki başarısız darbe girişiminden önce planlanan Rusya ziyaretini gerçekleştirmede ısrar etti. Oysa Türkiye'deki iç durumla, "deprem" olarak nitelediği olayın sonuçlarıyla ve "artçı sarsıntılar" olarak tanımladığı korkularıyla son derece meşgul idi. Hatta Pazar günü (07.08.2016) İstanbul'daki büyük mitingde halktan, Rusya dönüşüne kadar meydanlarda kalmalarını isteyecek kadar İngiliz yanlısı askerlerin yeni hareketlenmelerinden çekiniyordu. Aynı zamanda Rusya'nın Halep'teki vahşi cinayetleri tırmanıyordu... Ancak tüm bunlara rağmen, Rusya ile geçmişin sayfasını kapatma arzusu ve Amerika'nın Türkiye'yi Rusya eksenine itme baskısı nedeniyle Putin ile görüşmesinde ısrar etti ve ertelemedi. Putin bu ısrara şu sözlerle gönderme yaptı: ("Türkiye Cumhurbaşkanı, 15-16 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye'deki zor duruma rağmen Rusya'yı ziyaret etme fırsatı buldu" Russia Today, 09.08.2016).
5- Erdoğan-Putin zirvesinde Suriye krizinin ana konu olduğu açıktı. İki lider, heyetlerin katıldığı görüşmelerde Suriye krizini ele almadılar, aksine Suriye meselesini akşam saatlerine, Dışişleri Bakanları ve istihbarat temsilcilerinin katılımıyla çözüm yollarını görüşmek üzere ertelediler. Putin beklenen toplantı hakkında şunları söyledi: "Bilgi alışverişinde bulunacağız ve çözüm arayacağız." Suriye konusundaki toplantının akşama bırakılması ve Dışişleri ile İstihbarat dışındaki heyet üyelerinin dışarıda tutulması, her iki tarafın Suriye meselesine verdiği büyük önemi ve gizliliği göstermektedir. Önceki engellerin kaldırılmasından sonra bu konu her iki taraf için de asıl meseledir. Amerikan tarafının talebi ise Obama döneminin bir sonu olarak rejim ve muhalefeti müzakere masasında toplamaktır!
6- Zirve sırasında ve sonrasında Türkiye'nin rolü aktif bir şekilde ortaya çıkmaya başladı:
a- (İstanbul Reuters - Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Cuma günü yaptığı açıklamada, Suriye'nin geleceği konusundaki görüşmelerin yeniden başlaması gerektiğini belirterek, Cenevre barış görüşmelerinin dördüncü turu için çağrıda bulundu. Reuters Arapça, 05.08.2016)
b- (Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Suriye için bölgesel bir toplantı yapılması çağrısında bulundu. Bu açıklama, Katar merkezli Al-Jazeera kanalına verdiği uzun mülakatta yer aldı... Erdoğan, Halep'teki durumun üzücü olduğunu ancak muhalefetin son zamanlarda dengeyi sağladığını ekledi... Suriye Net, El-Halic El-Cedid, 06.08.2016).
c- (Öte yandan Rusya Haber Ajansı dün Türkiye'nin Rusya Büyükelçisi Ümit Yardım'ın, Türkiye hükümetinin mevcut Suriye yönetiminin krizin çözümüne yönelik görüşmelere katılabileceğine inandığını söylediğini aktardı. TASS haber ajansı Yardım'a atıfla, Ankara'nın mevcut Suriye yönetiminin siyasi geçiş sürecinde bir rol oynamasına karşı olmadığını belirtti. Es-Sabah, 12.08.2016).
d- Başbakan ise darbeden hemen önce Rusya ile normalleşmenin başlamasından itibaren Suriye rejimiyle siyasi çözüm konusuna öncülük etmişti. Al-Arabiya.net 13.07.2016 tarihinde "Sürpriz... Türkiye Suriye Rejimiyle 'Normalleşmeden' Bahsediyor" başlığı altında şunları aktardı: (Ankara - Reuters - Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Suriye ile normal ilişkilerini yeniden kuracağından emin olduğunu söyledi. Al-Arabiya.net, 13.07.2016). Aynı şekilde BBC de şunu aktardı: (Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerini geliştirme çabasının son aşaması olarak Suriye ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştığını söyledi. BBC Arapça, 13.07.2016).
7- Böylece Türkiye, Suriye halkına yardım etmek ve onları Rusya ile İran'ın vahşetinden kurtarmak için değil, aksine Rusya ve İran ile birlikte şeytani bir üçlünün içinde yer alarak onların cinayetlerini kolaylaştırmak ve Şam tağutuyla müzakere yoluyla Amerikan teslimiyet çözümünü uygulamak için Suriye krizine aktif olarak dahil oldu. Putin ve Erdoğan'ı bir araya getiren bu zirve tamamen şerdir. Bunun sonucunda Türkiye, Suriye devrimini destekleme konusundaki tüm iddialarından açıkça geri adım atmıştır. Hatta bu geri adım, Türkiye Dışişleri Bakanı'nın "Rusya'nın Türkiye'den Suriye'de koordinatlar istediğini", yani Türk istihbaratı tarafından toplanan devrimci mevzilerin Rus saldırılarına hedef olması için talep edildiğini söylemesine kadar varmıştır. Amerika'nın Rusya'ya istediklerini verme konusundaki baskısı nedeniyle, zirvenin hemen ertesi günü Türkiye'den üst düzey bir istihbarat heyetinin Moskova'ya gitmesi kararlaştırılmıştır.
Türkiye Dışişleri Bakanı 10.08.2016 tarihinde Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada: ("Ülkesi ile Rusya arasındaki görüşlerin Suriye'de ateşkesin sağlanması, insani yardımların ulaştırılması ve siyasi bir çözüm bulunması konusunda örtüştüğünü, bu amaçla Moskova ile güçlü bir iş birliği mekanizması kurulacağını belirtti. Ayrıca İstihbarat Başkanı, Dışişleri ve Türk Ordusu'ndan birer temsilcinin aynı akşam St. Petersburg'da bu dosyaları görüşeceğini ekledi. Al Jazeera Net, 11.08.2016")
Dışişleri Bakanı'nın açıklamasında geçen "Suriye'de ateşkes, insani yardım ve siyasi çözüm" ifadeleri, tam olarak Amerikan pozisyonudur ve aynı zamanda Rusya'nın da talep ettiği ve uğruna savaştığı şeydir. Erdoğan ayrılır ayrılmaz istihbarat, ordu ve dışişleri yetkililerinin Moskova'ya gönderilmesi, Türkiye'nin Rusya-İran-Türkiye üçgeninin kenarlarını tamamladığını göstermektedir! İran Dışişleri Bakan Yardımcısı da "bölgenin ülkesi, Rusya ve Türkiye arasında iyi ilişkilere ihtiyacı olduğunu" teyit etmişti. İbrahim Rahimpur, "Türkiye-Rusya-İran" formatında yeni bir iş birliği çağrısında bulunarak ülkesinin bu yönde ilerlemeye hazır olduğunu vurguladı. (Al Jazeera Net, 08.08.2016). 12.08.2016 Cuma günü İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Ankara'da Türk yetkililerle bir araya geldi ve Suriye krizi konusunda İran ile ortak çabaların yoğunlaştırılması konusunda mutabık kaldılar. Erdoğan, İranlı Bakan Cevad Zarif'i cumhurbaşkanlığı sarayında üç saat süren kapalı bir görüşmede kabul etti. Görüşme sonrası açıklama yapılmaması, Türkiye'yi Suriye sahnesine sokmak ve Rusya ile İran'a Amerikan görevlerini yerine getirmede yardım etmek için yapılan Amerikan düzenlemelerinin aciliyetini ve baskısını göstermektedir.
8- Tüm bunlardan anlaşılıyor ki, Türkiye, darbe girişimi sonrası iç işlerinde henüz tam bir huzura kavuşmamış olmasına rağmen, dikkat çekici bir aceleyle Amerikan tarzı siyasi bir çözümü Suriye'de hayata geçirmek için güçlü bir şekilde devreye girmiştir. Tüm bunlar Washington'un yoğun baskısını göstermektedir. Görüşe göre Türkiye, İran ve Rusya ile birlikte bu Amerikan planı çerçevesinde şu şekilde ilerleyecektir:
Siyasi olarak: Devrimcilere, Türkiye'nin politikasını değiştirdiği, Suriye rejimi, İran ve Rusya'ya yöneldiği açıkça gösterilecektir. Türkiye, devrimcileri Cenevre'deki Amerikan çözüm formülünü kabule; yani rejimle müzakere etmeye, Suriye'nin geleceği üzerinde anlaşmaya ve rejimle ortak bir hükümete girmeye çağıracak ve baskı yapacaktır. Aynı şekilde insani yardım bahanesiyle devrimcilerin Halep'teki rejim bölgelerini kuşatmasını engellemek için baskı yapacak; devrimcilerin Halep'te zaferler kazandığı ve bunun onlara güçlü bir müzakere konumu sağladığı iddia edilerek "müzakere dengesi" propagandasını yapacaktır. Baskı yöntemleriyle ateşkes sağlanacak, ardından Obama'nın görev süresi bitmeden (gelecek yılın Ocak ayı sonu) ona bir "zafer" kazandıracak siyasi süreç yönetilecektir. Belki de Türkiye Başbakanı'nın "önümüzdeki altı ay" ifadesiyle işaret ettiği şey budur: (Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım Cuma günü yaptığı açıklamada, önümüzdeki altı ay içinde Suriye'de çok önemli gelişmelerin yaşanmasının beklendiğini söyledi. Yıldırım'ın bu açıklamaları, Cuma günü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif ile yapılan ortak basın toplantısının ardından geldi. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, ülkesinin Rusya-Türkiye yakınlaşmasından memnun olduğunu vurgulayarak, Suriye konusundaki anlaşmazlığın diyalog yoluyla çözülebileceğini belirtti. İran ve Türkiye'nin Suriye konusundaki iş birliğinin barışçıl çözüm şansını güçlü bir şekilde destekleyeceğine dikkat çekti. Al-Arabiya.net, 13.08.2016)
Askeri olarak: "DEAŞ ile mücadele" adı altında Türkiye, Rusya ile ittifak halinde Suriye'deki çatışmalara girecektir. Bu ittifak kısa sürede ateşkesi dayatmak için ortak bir güce dönüşecektir. Bu süreç, Türk istihbaratının elinde olan ancak Rusya'nın bilmediği "mevzi koordinatlarını" vererek Rusya'nın devrimcileri bombalaması için her türlü kolaylığın sağlanmasını da kapsamaktadır. Hatta Türkiye, Rusya'nın Suriye'deki Müslümanları katletme şeklindeki cani görevini kolaylaştırmak için askeri üsler bile verebilir.
Aynı şekilde İran da Rusya'ya bu hedefi kolaylaştırmak için üsler sağlamaktadır ve bu ülkeler arasında koordinasyon fiilen başlamıştır:
(Çavuşoğlu ayrıca Türk uçaklarının DEAŞ'a karşı operasyonlara katılacağını belirterek, "Tüm detayları inceleyeceğiz. Rusya'yı her zaman örgüte karşı ortak operasyonlara çağırdık" dedi. Al Jazeera Net, 11.08.2016). Doğal olarak Rusya'nın bahanesiyle, tüm direnişçilerin mevzileri ayrılmadığı için hepsi bu kapsama dahil edilecektir!
Nitekim bugün Rusya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Tu-22M3 tipi uzun menzilli bombardıman uçakları ve Su-34 bombardıman uçakları 16 Ağustos Salı günü İran'ın Hamedan havaalanından havalanarak Suriye'nin Halep, Deyr ez-Zor ve İdlib vilayetlerinde DEAŞ ve 'Cebhetu'n Nusra' terör örgütlerinin mevzilerine yoğun saldırılar düzenledi"... Daha önce medya organları, Rus Hava Kuvvetleri'ne ait Tu-22M3 bombardıman uçaklarının Suriye'deki terör örgütü DEAŞ mevzilerine saldırılar düzenlemek üzere İran'daki Hamedan havaalanına ulaştığını ortaya çıkarmıştı. (Russia Today, 16.08.2016).
9- İşte Amerika'nın Suriye'deki araçlarıyla gerçekleştirmeyi planladığı şey budur... Bu onların tuzağıdır.
وَمَكْرُ أُولَئِكَ هُوَ يَبُورُ
"İşte onların kurdukları tuzaklar mahvolur." (Fâtır [35]: 10)
Şüphesiz Şam'da öyle adamlar vardır ki, ne ticaret ne de alışveriş onları Allah'ı zikretmekten alıkoyamaz. Onlar işlerinin bilincindedirler. Allah'ın izniyle o şer odaklarının, devrimcilerin zaferlerini müzakere yoluna dönüştürmelerine izin vermeyeceklerdir. Kendi cinayetlerinde boğulan o üçlü de, o üçlüyü Washington'dan yönetenler de Allah'ın izniyle Şam topraklarında arzuladıklarına ulaşamayacaklardır. Amerika'nın önceki araçları nasıl başarısız olduysa, sonraki araçları da Allah'ın izniyle başarısız olacaktır... Tağutlar son beş yılda gördüler ki, Şam'da Amerika, İran, Rusya ve yandaşlarının kalabalıklarının, hatta o samimi topluluğu yalnız bırakanların bile azmini kıramadığı ihlaslı ve sadık topluluklar vardır. Allah'ın izniyle bu topluluklar eğilmeden dimdik ayakta kalacak, Allah'a ihlaslı ve Rasulü'ne ﷺ sadık bir şekilde Allah'ın şeriatını, Râşidî Hilafeti kuracaklardır. Ardından İslam topraklarını İslam'ın tüm düşmanlarından temizleyeceklerdir. Allah onlara hiç beklemedikleri yerden gelecektir.
وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ
"Şüphesiz ki Allah, Kendi (dini)ne yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz Allah, çok güçlüdür, mutlak galiptir." (Hac [22]: 40)
13 Zilkade 1437 H. 16.08.2016 M.