(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Hamzeh Shihadeh'e
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Şahsiyet kitabının 3. cildinde, kıyas konusu altında "aslın şartları" bölümünde üçüncü maddede şöyle geçmektedir: "Aslın hükmüne delalet eden delilin fer’i (dalı) kapsıyor olmaması..." Altıncı maddede ise şöyle geçmektedir: "Aslın hükmünü ispat etmeye delalet eden delilin, fer’in hükmünü ispat etmeye delalet ediyor olmaması..." Bu iki nokta arasındaki fıkhî fark nedir? Hepimiz adına Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.
Cevap:
Sorunun ve ardından cevabın netleşmesi için şunları açıklıyoruz:
Kıyas; bir hükmün illetindeki ortaklık nedeniyle, bilinen bir şeydeki hükmün benzerinin başka bir şeyde de ispat edilmesidir. Diğer bir ifadeyle kıyas; aralarındaki ortak illet (gerekçe) nedeniyle aslın hükmünün fer’e (dala) geçirilmesidir. Örneği şudur:
Cuma ezanı vaktinde satış yapmanın haramlığına kıyasla, Cuma ezanı vaktinde kiralama (icâre) yapmanın haram kılınmasıdır. Buradaki illet, Cuma namazından alıkoymadır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ
"Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın." (Cuma [62]: 9)
Bu ayet, Allah’ı zikretmekten yani namazdan alıkoyma illeti nedeniyle Cuma ezanı vaktinde satışın haramlığına delalet etmektedir. Bu illet, istinbat yoluyla çıkarılmış bir illettir. Ayet, ezan vaktindeki kiralama hükmünden bahsetmemiştir. Ancak Allah’ı zikretmekten alıkoyma illeti, Cuma ezanı vaktindeki satışta bulunduğu gibi kiralamada da bulunduğu için, satışın hükmü olan haramlık kiralamaya da geçirilir. Yani kiralama, satış üzerine kıyas edilir. Böylece Cuma ezanı vaktinde kiralama yapmak haram olur... Bu örnekte fer’ (dal) kiralama, asıl ise satıştır. Asla ait olan şer’î hükm ise Cuma ezanı vaktindeki satışta bulunan haramlıktır. İllet ise Cuma namazından alıkoymadır. Bunlara kıyasın rükunları denir... Kıyasın meyvesi ve sonucu ise fer’in hükmüdür, yani bu örnekte Cuma ezanı vaktinde kiralamanın haram olmasıdır... Delil, satışın hükmünü nass ile belirtmiştir (وَذَرُوا الْبَيْعَ), kiralamayı ise zikretmemiştir; fakat hem satışta hem de kiralamada bulunan ortak illet (ezan vaktinde oyalama/alıkoyma) nedeniyle kiralama satışa eklenmiştir.
Dolayısıyla bir kıyasın olabilmesi için, aslın hükmünün delilinin (önceki örnekte "satış") fer’i (önceki örnekte "kiralama") kapsamıyor olması, ancak fer’in hükmünü aslın hükmüne bağlayan şer’î bir illetin (önceki örnekte "alıkoyma") bulunması gerekir.
Eğer aslın hükmüne delalet eden delil fer’i de kapsıyorsa... O zaman kıyas olmaz. Çünkü fer’in hükmü kıyasa değil delile dayanmaktadır. İşte bu, üçüncü şarttır: (Aslın hükmüne delalet eden delilin fer’i kapsıyor olmaması...)
Eğer ne aslın ne de fer’in hükmünü açıkça belirten bir delil yoksa, ancak her ikisini de açıkça zikretmeyen ama aynı zamanda hem aslın hükmünü hem de fer’in hükmünü ispat eden bir delil varsa... Yine kıyas olmaz. Çünkü asıl ve fer’ olduğu sanılan şeyler delil açısından eşittirler: Birincisi, ikisinden herhangi birini açıkça zikreden bir delil yoktur; ikincisi, her ikisinde de hükmü ispat eden delil aynı delildir... Bu da altıncı şarttır: (Aslın hükmünü ispat etmeye delalet eden delilin, fer’in hükmünü ispat etmeye delalet ediyor olmaması...)
Bunu açıklığa kavuşturmak için her bir şartla ilgili birer örnek zikredelim:
1- Üçüncü şarta örnek: Anne ve babaya "öf" demenin haramlığı ile anne ve babaya eziyet etmenin haramlığı. Eğer birisi derse ki; "öf" demenin haramlığı asıldır çünkü bunun bir delili vardır, o da Allah Teâlâ’nın şu sözüdür:
فَلَا تَقُلْ لَهُمَا أُفٍّ
"Onlara 'öf' bile deme." (İsrâ [17]: 23)
Anne ve babaya eziyet etmek ise fer’dir ve anne babayı kızdırmama veya rahatsız etmeme illeti nedeniyle "öf" demenin haramlığına kıyas edilir... Bu söz kıyas yönüyle tutarlı değildir. Sebebi ise asıl kabul edilen şeyin delilinin, yani "Onlara 'öf' bile deme" ayetinin, fer’i mefhum yoluyla kapsamasıdır. Zira lafzın açık manası (mantuk) "öf" demenin haramlığıdır; buradaki uyum mefhumu (mefhum-u muvafakat) ise "öf" demekten daha fazla olan eziyetin haydi haydi (evleviyetle) haram olmasıdır. Bu yüzden burada kıyas yoktur, çünkü "öf" demenin haramlığına dair delil, "eziyet" etmenin haramlığını uyum mefhumu ile zaten kapsamaktadır.
Buna binaen üçüncü şartta belirtildiği üzere; (Aslın hükmüne delalet eden delil fer’i de kapsıyorsa kıyas olmaz; çünkü eğer onu kapsasaydı, fer’deki hükmün ispatı kıyasla değil o delille olurdu ve o zaman kıyas ortadan kalkardı.) Daha fazla açıklama için; cevabın başında açıkladığımız Cuma ezanı vaktinde kiralamanın satış üzerine kıyas edilmesi örneğinde, satışın haramlığının delili nass ile gelmiştir. Bu delil, mantuku veya mefhumu ile kiralamayı kapsamaz. Kiralama, sadece oyalama/alıkoyma illetinin varlığı nedeniyle satışa eklenmiştir. Yani satışın haramlığının delili, kiralamanın haramlığını bizzat kapsamış değildir. Ancak eğer aslın hükmünün delili dil üsluplarına göre fer’i de kapsıyorsa o zaman kıyas olmaz, bilakis fer’in hükmü bu durumda kıyasla değil delille sabit olur.
2- Altıncı şarta örnek: Eğer iki mesele varsa ve ikisini de açıkça zikreden bir delil yoksa, ancak her ikisinin de hükmü, ikisini de lafzen zikretmeyen tek bir delille sabit oluyorsa... Bu durumda bunlardan herhangi biri asıl veya fer’ olmaz. Başka bir ifadeyle, bu iki meseleden biri diğerine kıyas yoluyla eklenemez. Örneğin, (A) ve (B) gibi iki çeşit sarhoş edici madde olsun. İkisinden birinin haramlığını açıkça belirten bir delil bulunmasın, ancak haramlık ikisini de zikretmeyen bir delille sabit olsun... Bu durumda bunlardan biri asıl diğeri fer’ sayılmaz. Çünkü ikisi de aynı seviyededir, zira her ikisinin de haramlık hükmü, ikisini de açıkça zikretmeyen tek bir delille sabit olmuştur. Dolayısıyla deliller açısından eşittirler. Bunun örneği; bal nebizi (baldan yapılan içki) ve arpa nebizidir. Eğer bal nebizinin haram olduğuna dair nass veya arpa nebizinin haram olduğuna dair nass yoksa, fakat bal nebizinin haramlık hükmünü ispat eden bir delil varsa ve aynı delil arpa nebizinin de haramlığını ispat ediyorsa... Bu delil de Rasulullah ﷺ'in şu sözüdür:
كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ، وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ
"Her sarhoş edici hamrdır ve her sarhoş edici haramdır." (Müslim, İbn Ömer'den rivayet etmiştir.)
Her sarhoş edicinin hamr ve haram olduğunu belirten bu delile dayanarak, sarhoş edici oldukları sürece bal nebizinin haramlığı ispat edildiği gibi arpa nebizinin de haramlığı ispat edilir. Yani bal nebizinin haramlığını ispat eden delil ile arpa nebizinin haramlığını ispat eden delil aynı delildir... Bu durumda kıyas söz konusu olmaz, aksine bu sarhoş edicilerin her biri, hükmü bizzat aynı delille yani "Her sarhoş edici hamrdır..." deliliyle sabit olan fertlerdir. Buna göre altıncı şart şöyledir: (Aslın hükmünü ispat eden delil, fer’in hükmünü de ispat ediyorsa kıyas olmaz. Aksi takdirde, bunlardan birini diğerine asıl kılmak, tersini yapmaktan daha öncelikli olmazdı.)
Böylece iki şart arasındaki fark ortaya çıkmış oldu:
Üçüncü şart, aslın hükmünün delilinin fer’i kapsayıp kapsamadığını inceler...
Altıncı şart ise aslın hükmünü ispat eden delilin, fer’in hükmünü ispat eden delilin aynısı olup olmadığını inceler...
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte
23 Zilkade 1437 H. 26 Ağustos 2016 M.
Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki:
![]()
Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki:
![]()
Emir’in Twitter sayfasındaki cevap linki:
![]()
Emir’in web sitesindeki cevap linki: Emir