Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Alim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfası "Fıkhi" Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Soru Cevabı
Mohd Temiza'ya
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu, ey celil alim Şeyhim,
Eğer lütfederseniz, hakkında tatmin edici bir cevaba ulaşamadığım bir soruyu cevaplamanızı rica ediyorum. Allah’tan niyazım odur ki, cevabı sizin ellerinizle olsun.
Soru: Rızık sadece parayla, yani şer’i bir sebeple mülk edinilebilen her şeyle mi sınırlıdır? Yoksa nakit para, menkul veya gayrimenkul mallar rızkın sadece bir parçası mıdır ve rızkın tüm çeşitlerini kapsamaz mı? Örneğin, salih bir eş rızık mıdır? Sağlık, başarı ve salih zürriyet de rızık sayılır mı?
Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.
Muhammed el-Harisi
Cevap:
Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu
Rızık, mal edinilebilen her şeydir:
1- Lisanü’l-Arab’da şöyle geçer: [Rızık, bağıştır (ata); bu, “Allah onu rızıklandırdı” sözünün masdarıdır... Bazen yağmura da rızık denir; nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَمَا أَنزَلَ اللَّهُ مِنَ السَّمَاء مِن رِّزْقٍ فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا
"Allah'ın gökten bir rızık indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde (ayetler vardır)." (Casiye [45]: 5)
Ve yine Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَفِي السَّمَاء رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
"Rızkınız da size vadedilenler de göktedir." (Zariyat [51]: 22)
Mücahid, bunun yağmur olduğunu söylemiştir ve bu dil bilimsel bir genişlemedir... Ordunun rızıkları ise onların maaşlarıdır. “Rızıklandılar” (irtezakû) denir. “Razka” (fetha ile) bir defayı ifade eder, çoğulu ise “razakât” olup ordunun maaşlarıdır. Ordunun rızıklarını almasına “irtezaka’l-cünd” denir. Allah Teâlâ’nın şu kavli ise:
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
"Size verilen rızka karşı şükredeceğiniz yerde onu yalanlıyor musunuz?" (Vakıa [56]: 82)
Yani “rızkınızın şükrü” anlamındadır; tıpkı “Süreyya yıldızının doğuşuyla bize yağmur yağdırıldı” denilmesi ve “Köye sor” ayetinde köy halkının kastedilmesi gibidir. Emir, ordusuna rızık verdi (maaş bağladı) onlar da rızıklandılar (irtezakû). Ordunun bir kez rızık almasına “ruzika razkaten vahideten”, iki kez almasına “razkateyn” denir. İbn Berri...]
2- el-Kâmûsu’l-Muhît’te şöyle geçer: [Rızık (kesra ile), kendisinden faydalanılan şeydir; tıpkı maaş (mürtezak) ve yağmur gibi. Çoğulu “erzâk”tır. Fetha ile olan ise gerçek masdardır; bir defayı ifade eden ise “razka”dır. Çoğulu “razakât” olup ordunun maaşlarıdır. “Allah onu rızıklandırdı” demek, ona bir rızık ulaştırdı demektir. “Falan kişiyi rızıklandırdı” ise ona teşekkür etti demektir (Ezdi lehçesinde). Vakıa 82 ayeti de bu kabildendir.]
3- es-Sıhâh fi’l-Luga’da şöyle geçer: [Rızık: Kendisinden faydalanılan şeydir, çoğulu erzâktır. Rızık, bağıştır; “Allah onu rızıklandırdı” sözünün masdarıdır. “Razka” (fetha ile) bir defayı ifade eder, çoğulu “razakât”tır ve ordunun maaşlarıdır. Ordunun maaşlarını almasına “irtezaka’l-cünd” denir. Vakıa 82 ayetindeki “rızkınız” ifadesi “rızkınızın şükrü” anlamındadır. Bu, “Köye sor” yani halkına sor ifadesi gibidir. Bazen yağmura da rızık denir; nitekim Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “Allah'ın gökten bir rızık indirip de onunla yeryüzünü diriltmesinde...” (Casiye 5) ve “Rızkınız göktedir” (Zariyat 22). Bu, dildeki bir genişlemedir.]
4- Rızık hakkında Dosya’da (Kurrasah) şöyle geçmektedir: [Rızık meselesine gelince; delaleti kesin olan pek çok ayet, Kur’an’a iman eden bir kimsenin rızkın Allah’ın elinde olduğuna ve onu dilediğine verdiğine inanmaktan başka bir yol bırakmaz. Rızık meselesi kader meselesinden farklıdır. Kader, Allah’ın bir işin vuku bulacağını o iş vuku bulmadan önce bilmesi, onu yazmış ve takdir etmiş olmasıdır. Rızık ise, Allah’ın falanın rızıklandırılacağını sadece bilmesi, yazması ve takdir etmesi demek değildir. Bunun yanı sıra, yani rızkı takdir etmesinin yanı sıra, Rezzak olan Allah’tır, kul değildir. Ayetlerin delalet ettiği budur:
لَا نَسْأَلُكَ رِزْقاً نَّحْنُ نَرْزُقُكَ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوى
"Biz senden rızık istemiyoruz, seni biz rızıklandırıyoruz. Güzel akıbet takva sahiplerinindir." (Taha [20]: 132)
وَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ حَلَالاً طَيِّباً وَاتَّقُواْ اللَّهَ الَّذِي أَنتُم بِهِ مُؤْمِنُونَ
"Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Kendisine inanmakta olduğunuz Allah’tan korkun." (Maide [5]: 88)
اللَّهُ لَطِيفٌ بِعِبَادِهِ يَرْزُقُ مَن يَشَاءُ وَهُوَ الْقَوِيُّ الْعَزِيزُ
"Allah, kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir." (Şura [42]: 19)...]
5- Mal edinilebilen şeyler dışında zikrettiğin; salih zürriyet, sağlık ve afiyet gibi seni kuşatan (tahakkümü altına alan) dairede gerçekleşen, yani senin ihtiyarî (seçime bağlı) eylemin olmayan her şey ise Kaza dairesindedir. Bu, rızkı ve senin tarafından veya senin üzerinde iraden dışında gerçekleşen tüm fiilleri kapsar... Dosya’da (Kurrasah) Kaza ve Kader konusunun "Kulun Fiilleri Meselesinde Doğru Görüş" başlığı altında şu ifadeler yer almaktadır:
[Kulun fiilleri açısından bu meseledeki doğru görüş şudur: İnsan iki daire içinde yaşar. Birincisi, insanın üzerinde hakimiyet kurduğu (tahakküm ettiği) dairedir; bu, insanın kendi tasarruf sınırları içinde kalan ve fiillerinin tamamen kendi seçimiyle gerçekleştiği dairedir. Diğeri ise insanı hakimiyeti altına alan (kuşatan) dairedir; bu, insanın kendi sınırları içinde kaldığı ve gerçekleşen fiillerde —ister kendisinden ister kendi üzerine vuku bulsun— hiçbir dahlinin olmadığı dairedir. İnsanı hakimiyeti altına alan dairede gerçekleşen fiillerde insanın hiçbir dahli ve varlığında hiçbir rolü yoktur. Bu daire iki kısımdır: Bir kısmı varlık nizamının gerektirdiği eylemlerdir, diğeri ise insanın gücü dahilinde olmayan, engellemeye mecalinin yetmediği ve varlık nizamının da gerektirmediği eylemlerdir. Varlık nizamının gerektirdiği eylemlere gelince; insan buna boyun eğmiştir, bu yüzden evrenle ve hayatla birlikte asla sapmayan özel bir nizama göre cebri bir yürüyüşle hareket eder. Bu nedenle bu dairedeki işler insanın iradesi dışında gerçekleşir; insan burada muhayyer (seçim hakkı olan) değil, müseyyerdir (sevk edilen/zorunlu)...
İnsanı hakimiyeti altına alan dairede gerçekleşen bu fiillerin tamamına "Kaza" denir; çünkü onları sadece Allah kaza etmiştir (hükme bağlamıştır). Bu nedenle kul, bu fiillerde kendisi için fayda veya zarar, sevgi veya nefret olsa bile —yani insanın yorumuna göre hayır veya şer olsa bile— bunlardan hesaba çekilmez. Çünkü insanın bunlarda hiçbir etkisi yoktur, bunların nasıl var edildiğini bilmez ve bunları defetmeye veya celbetmeye kesinlikle gücü yetmez. İnsanın, bu kazanın Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan olduğuna iman etmesi gerekir...]
Umarım bu yeterli olmuştur. Allah en iyi bilendir ve hikmet sahibidir.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta
11 Safer 1444 H. M. 07/09/2022
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir’in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevap linki: Web