Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

İslam’da Büyükelçiler Hakkında Soru Cevap

August 23, 2023
2167

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"

Soru Cevap

İslam’da Büyükelçiler

Abdullah İbn Al-Mufakkir'e

Soru:

Assalamu Alaikum Wa Rahmatullahi Wa Barakatuhu our dear Shaikh.

I ask Allah to strengthen you, give you long lasting health and age and allow you to witness the return of the Khilafah and lead us, Ameen.

I have a question regarding the Hizbs draft constitution. In article 7 clause F it states: "The State will implement the rest of the Shari’ah rules and all the Islamic Shari’ah matters, such as transactions, penal codes, testimonies, ruling systems and economics among others equally upon the Muslims and non-Muslims. The State will also implement the same upon those with a covenant, the asylum seekers and all those under the authority of Islam in the same way. It implements them upon all members of society except for the ambassadors, consuls, and similar for they have diplomatic immunity."

My question is regarding the point about Ambassadors. The reality is that sometimes there are temporary ambassadors who only stay for an amount of time then return to their countries and permanent ambassadors who stay in the Khilafah permanently. Does this article apply to both types of ambassadors?

Also, if either of the ambassadors commits a crime or undertakes an illegal activity beyond their remit as an ambassador, are they both judged and punished accordingly by the Khilafah? Or are temporary and permanent ambassadors treated differently in this matter.

Jazakumullahu Khairan.

From: Saifudeen Abdullah

Sorunun Tercümesi:

Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh Aziz Şeyhimiz.

Allah’tan sizi güçlendirmesini, size daimî bir sağlık ve uzun bir ömür vermesini, sizi Hilafet’in dönüşüne şahit olanlardan ve bize liderlik edenlerden kılmasını niyaz ederim, Amin.

Hizbin Anayasa Taslağı hakkında bir sorum var. 7. Maddenin "f" bendinde şöyle denilmektedir:

"Devlet; muamelat, ukubat (cezalar), beyyinat (kanıtlar), yönetim ve iktisat nizamları ve benzeri diğer tüm şer’î hükümleri ve İslam şeriatına ait işleri herkese uygular. Bunların uygulanması Müslümanlara ve gayrimüslimlere eşit şekilde yapılır. Aynı şekilde bunlar, tebaa fertlerine uygulandığı gibi muahidlere, müste’minlere ve İslam’ın otoritesi altındaki herkese de uygulanır. Ancak diplomatik dokunulmazlığı olan büyükelçiler, elçiler ve benzerleri bundan müstesnadır."

Sorum büyükelçilerle ilgili nokta hakkındadır: Gerçek şu ki, belirli bir süre kalıp sonra ülkelerine dönen bazı geçici büyükelçiler (elçiler) olduğu gibi, Hilafet Devleti’nde daimi olarak ikamet eden büyükelçiler de vardır. Bu madde her iki büyükelçi sınıfı için de geçerli midir?

Ayrıca, bu iki sınıftan biri bir suç işlerse veya büyükelçi olarak yetkisi dışında yasa dışı bir faaliyette bulunursa, Hilafet Devleti'ne göre yargılanıp cezalandırılırlar mı? Yoksa geçici büyükelçi ile daimi büyükelçi bu konuda farklı muamele mi görür?

Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.

Gönderen: Seyfeddin Abdullah

Cevap:

Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Güzel dualarınız için Allah sizi mübarek kılsın, biz de Allah’tan sizin için hayırlar niyaz ediyoruz.

1- Daimi ve geçici büyükelçiler hakkındaki sorunuza gelince; şer’î açıdan aralarında bir fark yoktur. Bir kişi üzerinde "elçi" (resul) kelimesinin manası gerçekleştiği sürece, Hilafet Devleti'nde kaldığı müddetçe fark gözetmeksizin diplomatik dokunulmazlıktan yararlanır... Geçmişte, Nebi ﷺ dönemi, Sahabe ve sonraki asırlarda yerleşik daimi büyükelçiler yoktu. Aksine elçiler bir mesajı tebliğ etmek için gönderilir, sonra ülkelerine dönerlerdi. Yani sizin ifadenizle "geçici büyükelçiler/geçici elçiler" idiler... Daha sonra, devletler arasındaki ilişkilerin karmaşıklaşması, devletler arasında sürekli iletişimin gerekliliği ve o ülkelerde büyükelçiliğin ait olduğu devletin tebaasının bulunması nedeniyle dünyada daimi büyükelçiler ve büyükelçilikler meselesi ortaya çıktı. Böylece devletler, kendi topraklarında diğer devletlerin daimi büyükelçilikler açmasını ve o devletlerin orada ikamet eden büyükelçilerinin akredite edilmesini kabul etmeye başladılar... Geçmişte ise büyükelçi veya elçi, belirli bir mesajı iletmek için bir defalığına giderdi... Elçiler hakkındaki şerî hadisten anlaşılan da budur. Ahmed, İbn Mesud’un şöyle dediğini rivayet etmiştir:

جَاءَ ابْنُ النَّوَّاحَةِ وَابْنُ أُثَالٍ، رَسُولاَ مُسَيْلِمَةَ إِلَى النَّبِيِّ ﷺ، فَقَالَ لَهُمَا: أَتَشْهَدَانِ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ؟ قَالاَ: نَشْهَدُ أَنَّ مُسَيْلِمَةَ رَسُولُ اللَّهِ، فَقَالَ النَّبِيُّ ﷺ: آمَنْتُ بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ، لَوْ كُنْتُ قَاتِلاً رَسُولاً لَقَتَلْتُكُمَا، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ: قَالَ: فَمَضَتِ السُّنَّةُ أَنَّ الرُّسُلَ لاَ تُقْتَلُ

"Müseylime'nin iki elçisi İbnü'n-Nevvâha ile İbn Üsâl Nebi ﷺ'e geldiler. Nebi ﷺ onlara: 'Benim Allah'ın Resulü olduğuma şehadet eder misiniz?' dedi. Onlar: 'Biz Müseylime'nin Allah'ın Resulü olduğuna şehadet ederiz' dediler. Bunun üzerine Nebi ﷺ şöyle buyurdu: 'Allah'a ve Resullerine iman ettim. Eğer bir elçiyi öldürecek olsaydım sizi öldürürdüm.' Abdullah dedi ki: 'Böylece elçilerin öldürülmeyeceği sünnet (uygulama) olarak yerleşti.'" (Ahmed b. Hanbel rivayet etti, Heysemî hasen dedi). Bu hadisten açıkça anlaşılmaktadır ki, söz konusu olan yalancı Müseylime tarafından bir defalığına gönderilen iki elçidir.

2- Büyükelçilerin ve elçilerin cezalandırılması hakkındaki sorunuza gelince; bunun cevabı Anayasa Mukaddimesi kitabında 7. Maddenin "f" bendinin şerhinde mevcuttur ve metni şöyledir: ["(f) bendine gelince; İslam'ın tüm hükümlerinin uygulanmasına ilişkin delil, daha önce belirtildiği üzere kafirin asıllardan (iman esasları) sorumlu olduğu gibi füruattan da (ameli hükümler) sorumlu olduğu ve İslam'ın tüm hükümlerine muhatap kılındığıdır. Bu durum, İslam otoritesi altında yaşayan zımmi olsun veya olmasın herkesi kapsayan genel bir hükümdür. Darü'l İslam'a giren tüm kafirlere -ister zımmi, ister muahid, ister müste'min olsunlar- akideler ve akide ile ilgili sayılan her fiil ile Resul ﷺ'in kendilerini serbest bıraktığı fiiller hariç İslam hükümleri uygulanmalıdır. Ancak büyükelçiler ve onlar gibi olanlar bundan müstesnadır; onlara ceza hükümleri uygulanmaz ve kendilerine diplomatik dokunulmazlık denilen hak verilir. Bunun delili Ahmed'in İbn Mesud'dan rivayet ettiği şu hadistir:

جَاءَ ابْنُ النَّوَّاحَةِ وَابْنُ أُثَالٍ، رَسُولاَ مُسَيْلِمَةَ إِلَى النَّبِيِّ ﷺ، فَقَالَ لَهُمَا: أَتَشْهَدَانِ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ؟ قَالاَ: نَشْهَدُ أَنَّ مُسَيْلِمَةَ رَسُولُ اللَّهِ، فَقَالَ النَّبِيُّ ﷺ: آمَنْتُ بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ، لَوْ كُنْتُ قَاتِلاً رَسُولاً لَقَتَلْتُكُمَا، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ: قَالَ: فَمَضَتِ السُّنَّةُ أَنَّ الرُّسُلَ لاَ تُقْتَلُ

"Müseylime'nin iki elçisi İbnü'n-Nevvâha ile İbn Üsâl Nebi ﷺ'e geldiler. Nebi ﷺ onlara: 'Benim Allah'ın Resulü olduğuma şehadet eder misiniz?' dedi. Onlar: 'Biz Müseylime'nin Allah'ın Resulü olduğuna şehadet ederiz' dediler. Bunun üzerine Nebi ﷺ şöyle buyurdu: 'Allah'a ve Resullerine iman ettim. Eğer bir elçiyi öldürecek olsaydım sizi öldürürdüm.' Abdullah dedi ki: 'Böylece elçilerin öldürülmeyeceği sünnet olarak yerleşti.'" (Ahmed b. Hanbel rivayet etti, Heysemî hasen dedi). Bu hadis, kafirlerden gelen elçilerin öldürülmesinin haramlığına delalet eder; diğer cezalar da öldürme hükmündedir. Ancak bu durum, büyükelçi, maslahatgüzar ve benzerleri gibi kendisinde "elçi" (resul) sıfatı gerçekleşen kişiler içindir. Konsolos, ticaret ataşesi ve benzerleri gibi kendisinde elçi sıfatı gerçekleşmeyen kişilere gelince; bunlara dokunulmazlık tanınmaz, çünkü üzerlerinde elçi sıfatı yoktur.

Bu konuda uluslararası örfe başvurulur. Çünkü bu ıstılahî bir lafızdır ve vakıasının bilinmesi örfe dayanır. Bu, menatın tahkiki (vakıanın tespiti) kabilindendir, yani bu kişinin elçilerden sayılıp sayılmadığının belirlenmesidir."] Anayasa Mukaddimesi kitabından yapılan alıntı burada sona ermiştir.

Dolayısıyla, öldürme ve diğer cezaların uygulanmaması kuralı, kendilerinde "elçi" vakıası gerçekleştiği sürece hem daimi büyükelçi hem de geçici büyükelçi/elçi için geçerlidir. Ceza uygulanmaması konusunda daimi büyükelçi ile geçici büyükelçi arasında bir fark yoktur; her ikisi de elçidir ve ceza meselesinde elçi hükümleri onlara uygulanır.

Sorunuzun son kısmına gelince: ("Ayrıca, bu iki sınıftan biri bir suç işlerse veya büyükelçi olarak yetkisi dışında yasa dışı bir faaliyette bulunursa, Hilafet Devleti'ne göre yargılanıp cezalandırılırlar mı? Yoksa geçici büyükelçi ile daimi büyükelçi bu konuda farklı muamele mi görür?"). Dokunulmazlık kapsamına giren cezalar ile girmeyenlerin detaylarına girmedik. Bunu, üzerinde çalışmaya başladığımız anayasa maddelerinin icraat kanunlarında (lâyiha) detaylandıracağız. Allah'tan, uygun zamanda bunu tamamlamamız için yardım dileriz inşaAllah.

Umarım bu yeterli olmuştur. Allah en iyi bilendir ve en hikmetli olandır.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta

06 Safer 1445 H M. 22/08/2023

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/HT.AtaabuAlrashtah/posts/849472483406789

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın