Hizb ut-Tahrir Emiri Büyük Âlim Ata İbn Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin "Fıkhî" Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Ali Ghaith Abu al-Hasan’a
Soru:
Bismillahirrahmânirrahîm,
Selamun Aleykum... Büyük Âlim Ata İbn Halil Ebu’r Raşta, iyi günler dilerim:
Mülkiyet ortaklığında (Şerikatü’l Emlak), eğer iki kişi kâr amacıyla bir nakliye aracı satın alırsa;
1- İki ortağın arabayı satması caizdir; kâr aralarındaki anlaşmaya göre, zarar ise sermaye oranına göredir.
2- Ortaklardan birinin, arabada çalışmak üzere ortağının hissesini kiralaması caizdir.
3- İki ortağın araba için bir şoför tutması caizdir; kâr aralarındaki anlaşmaya göre, zarar ise sermaye oranına göredir. Bu durumda bu, ayn ortaklığından (Şerikatü’l A’yan) olur.
4- İki ortağın, birinin arabada çalışması üzerine anlaşmaları caizdir; kâr aralarındaki anlaşmaya göre, zarar ise sermaye oranına göredir. Bu durumda bu, Mudarebe şirketinden olur.
5- İki ortağın, her ikisinin de arabada çalışması (örneğin her birinin birer gün çalışması) üzerine anlaşmaları caizdir; kâr aralarındaki anlaşmaya göre, zarar ise sermaye oranına göredir. Bu durumda bu, ayn ortaklığından olur.
6- Fakat: İki ortaktan birinin, arabada çalışması için diğerini belirli bir ücret karşılığında tutması; ardından belirlenen ücret ile yakıt, arıza, trafik cezaları vb. masraflar düşüldükten sonra kârın aralarında dağıtılması caiz midir?
Eğer cevap "evet" ise, bu muamele hangi şirket türü altına girer?
Başka bir deyişle: Bir ortak, aynı anda hem beden ortağı hem de ücretli çalışan (ecir) olabilir mi?
Şunu da belirtmek gerekir ki; bir kişinin aynı anda hem mal ortağı hem de ücretli çalışan olması caizdir. Örneğin, Mudarib ortağının açtığı bakkal dükkanında ücretli çalışan kişi gibi.
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Arabadaki ortaklık hususunda bu, ayn (mal) şirketleri babına girer ve akid şirketleri (Şerikatü’l Ukud) kapsamına girmez. Dolayısıyla bu ne Mudarebe ne de İnan şirketi olarak adlandırılır, ne de akid şirketlerinin diğer türlerinden herhangi biri olarak isimlendirilir. Çünkü ortaklığın konusu "ayn" yani arabanın kendisidir, emek/çaba değildir. Bu nedenle, ortaklardan birinin arabanın şoförü olması ve kâr payına ek olarak bir ücret alması caizdir. Bu da ücretin düşülmesinden sonra olur; yani kârlar toplanır, içinden şoför olan ortağın ücreti ödenir ve geri kalan kâr ortaklar arasında yaptıkları anlaşmaya göre taksim edilir.
- Bu sebeple zikrettiğin bazı hususlar pek dakik değildir. Şöyle diyorsun:
(“Ortaklardan birinin, arabada çalışmak üzere ortağının hissesini kiralaması caizdir”) ifadesi dakik değildir. Çünkü "ortağının hissesini kiralama" sözünün bir gerçekliği yoktur; o zaten arabada ortaktır ve orada şoför olarak bir çalışandır (ecirdir). Ortağının hissesini kiraladığı söylenmez...
- Yine şöyle diyorsun: (“İki ortağın, birinin arabada çalışması üzerine anlaşmaları ve kârın aralarındaki anlaşmaya göre, zararın sermaye oranına göre olması, bu durumda bunun Mudarebe şirketinden olması”); bu da aynı şekilde yanlıştır. Çünkü arabada çalışan kişi bir çalışandır (ecirdir) ve kâr dağıtılmadan önce alacağı bir ücreti vardır. Ortaklık ise "mülkiyet ortaklığı/ayn ortaklığı" olarak kalmaya devam eder; zira ortaklığın konusu arabanın işletilmesidir, sözleşme onun üzerine kurulmuştur...
Özetle; arabadaki ortaklık bir ayn ortaklığıdır. Şirketin (ortaklığın), şoför olarak ortaklar dışından birini tutması caiz olduğu gibi, ortaklardan birinin de kârlar taksim edilmeden önce kârdan düşülecek belirli bir ücret karşılığında şoför olarak çalışması caizdir.
Kardeşiniz, Ata İbn Halil Ebu’r Raşta
19 Recep 1438 H. M. 16/04/2017
Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki
Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki