Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Müslümanın Kılmadığı Namaz Boynunun Borcudur ve Mutlaka Kaza Edilmelidir

May 05, 2021
4015

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru-Cevap

Mohammad Alhajj’a

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

İyi çalışmalar dilerim. Sayfanızı yakın bir zamanda Hizb-ut Tahrir'den bir arkadaşım sayesinde tanıdım. Ortaya koyduğunuz aydınlatıcı üslup ve özellikle fıkhî sorulara verdiğiniz cevaplardaki delillerin gücü beni hayran bıraktı. Yüce Allah'tan hayırlı ameller için ömrünüzü bereketli kılmasını, ilminizi artırmasını ve beni Allah ile Resulü'nün razı olacağı yola iletmesini niyaz ederim.

Şu soruma cevap vermenizi rica ediyorum:

Ben, hesap verilme (ergenlik) yaşımdan yıllar sonra namaz kılmaya başladım, Allah'a hamd ve şükürler olsun. Sorum şudur: Geçmişte kaçırdığım namazları kaza etmem farz mıdır, yoksa kaza etmeksizin Allah beni bağışlar mı?

Teşekkür ederim.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Öncelikle, seni hayra yönlendirdiği, namaza başlamanı ve onu eda etme konusunda hırslı olmanı nasip ettiği için Yüce Allah'a hamd ediyorum. Yüce Allah'tan sana yardım ve sebat dilemekteyim...

Baliğ olduğun ve şer’en mükellef kılındığın andan itibaren kılmadığın namazlara gelince; sen bir Müslüman olduğun için eda etmediğin bu namazlar senin boynunda bir borçtur ve mutlaka kaza edilmelidir. Bu nedenle, baliğ olduğun zamandan namaz kılmaya başladığın zamana kadar geçen süreyi hesaplamalısın. Örneğin bu süre üç yıl ise, üç yıllık namazı kaza etmen gerekir; yani günde beş vakit farz namazı. Sünnetlerin kaza edilmesi ise farz değildir...

Bu süreci kolaylaştırmak için her gün, farz namazlardan sonra geçmiş namazlarının kazası niyetine birer vakit daha kılabilirsin. Eğer kaza olarak daha fazla kılmak istersen bu daha da hayırlıdır; ta ki hesapladığın o yılların kazası bitene kadar... Allahu Teala'dan kaçırdığın o namazları kaza etmen için sana yardım etmesini ve namazlarını vaktinde eda etme konusundaki hırsını artırmasını niyaz ederim...

Bu konudaki şer’i delilleri açıklamak adına, Namaz Ahkâmı (Ali Ragıb) kitabında geçen şu ifadeleri sana aktarıyorum:

[Namazı bir şer’i mazeret olmaksızın kasten vaktinden sonraya bırakmak, Kur’an’ın nassı ile kesin olarak haramdır. Allahu Teala şöyle buyurmuştur:

فَوَيْلٌ لِلْمُصَلِّينَ * الَّذِينَ هُمْ عَنْ صَلاَتِهِمْ سَاهُونَ

"Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar (ihmal ederler)." (Mâûn Suresi [107]: 4-5)

Ve yine şöyle buyurmuştur:

فَخَلَفٌ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا الصَّلاَةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيّاً

"Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, namazı bıraktılar, şehvetlerine uydular; bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler (Gayy kuyusuna atılacaklardır)." (Meryem Suresi [19]: 59)

Bu durum aynı zamanda vakitlerin açıklandığı mütevatir hadisin mefhumuyla da sabittir. Allah, her farz namaz için iki ucu sınırlı, belirli bir vakitte giren ve belirli bir vakitte biten bir zaman belirlemiştir. Allah Resulü ﷺ şöyle buyurmuştur:

مَنْ فَاتَتْهُ صَلَاةُ الْعَصْرِ فَكَأَنَّمَا وُتِرَ أَهْلَهُ وَمَالَهُ

"İkindi namazını kaçıran kimse; ailesini ve malını kaybetmiş gibidir."

Yine Efendimiz ﷺ namazın vaktinden sonraya bırakılması hakkında şöyle buyurmuştur:

لَيْسَ التَّفْرِيطُ فِي النَّوْمِ إِنَّمَا التَّفْرِيطُ فِي الْيَقَظَةِ

"Uykuda (namazı kaçırmada) bir kusur yoktur. Kusur ancak uyanıkken (namazı vaktinde kılmayandadır)."...

Bir farz namazı kaçıran kimse, ister bir mazeretle ister mazeretsiz kaçırmış olsun, onu kaza eder. Çünkü namazın sadece kaza edilmesi sahih hadis ile sabittir. Sahihayn’da İmran bin Husayn’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Peygamber ﷺ ile bir yolculuktaydık. Gecenin sonuna kadar yol aldık ve sonra konakladık. Bir yolcu için bundan daha tatlı bir uyku yoktur. Bizi ancak güneşin sıcağı uyandırdı... Peygamber ﷺ uyandığında sahabe başlarına gelenden (namazı kaçırmaktan) şikâyet ettiler. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

لَا ضَيْرَ أَوْ لَا يَضِيرُ ارْتَحِلُوا، فَارْتَحِلُوا فَسَارَ غَيْرَ بَعِيدٍ، ثُمَّ نَزَلَ فَدَعَا بِمَاءٍ فَتَوضَّأَ، ثُمَّ نَادَى بِالصَّلَاةِ فَصَلَّى بِالنَّاسِ

"Zarar yok -veya zarar vermez-. Haydi göç edelim. Göç ettiler ve biraz ilerledikten sonra konakladı, su isteyip abdest aldı. Sonra namaz için nida etti (ezan okuttu) ve insanlara namaz kıldırdı."

Cabir (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; "Ömer b. el-Hattab, Hendek Günü güneş battıktan sonra geldi ve Kureyş kâfirlerine sövmeye başladı. Dedi ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Neredeyse güneş batacaktı ama ben ikindi namazını kılmamıştım.' Bunun üzerine Peygamber ﷺ: 'Vallahi ben de kılmadım.' buyurdu. Buthân’a gittik, namaz için abdest aldı, biz de aldık. Güneş battıktan sonra ikindiyi kıldı, ardından da akşam namazını kıldı."

Ebu Said’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Hendek Günü namazdan alıkonulduk, ta ki akşamdan sonra gecenin bir vakti işimiz bitene kadar. Bu durum hakkında Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: 'Allah, savaşta müminlere kâfi geldi. Allah çok güçlüdür, üstündür.' (Ahzab 25). Ebu Said dedi ki: Resulullah ﷺ Bilal'i çağırdı, Bilal kamet getirdi ve öğle namazını vaktinde kıldığı gibi güzelce kıldırdı. Sonra ona emretti, Bilal kamet getirdi ve ikindiyi vaktinde kıldığı gibi güzelce kıldırdı. Sonra yine emretti, Bilal kamet getirdi ve akşamı da aynı şekilde kıldırdı."

Yine ondan ﷺ rivayet edildiğine göre Has’am kabilesinden genç bir kadın gelip şöyle sormuştur: "Ey Allah'ın Resulü! Babam yaşlı ve halsiz biriyken üzerine Hacc farzı ulaştı, hacca gitmeye güç yetiremiyor. Onun yerine ben haccedersem bu ona fayda verir mi?" Allah Resulü ona şöyle dedi:

أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى أَبِيكِ دَيْنٌ فَقَضَيْتِهِ أَكَانَ يَنْفَعُهُ ذَلِكَ؟ قَالَتْ: نَعَمْ. قَالَ: فَدَيْنُ اللهِ أَحَقُّ بِالْقَضَاءِ

"Söyle bakalım, babanın bir borcu olsaydı ve sen onu ödeseydin bu ona fayda verir miydi? Kadın: Evet, dedi. Bunun üzerine Allah Resulü: Allah’ın borcu ödenmeye daha layıktır, buyurdu."

Bu hadislerin tamamı namazın kaza edilmesi konusunda açıktır. Bu da namazı kaza etmenin vacip olduğuna, namazı terk etmenin kazasından başka bir kefareti olmadığına delalet eder; ister mazeretle ister mazeretsiz terk edilmiş olsun, çünkü hadisler sarihtir. Bu hadislerin tamamının uyku, unutkanlık, savaş ve güç yetirememe gibi belirli olaylarla kayıtlı olduğu ve bunların hepsinin şer’i mazeretler olduğu, bu durumlarda namazın vaktinden sonraya bırakılmasında günah bulunmadığı, dolayısıyla kazanın bunlara has olduğu ve kasten terk edenleri kapsamadığı; zira kasten terk edenin kaza edebileceğine dair bir nass gelmediği söylenmez.

Böyle söylenmez, çünkü bu olaylarda uyku, unutkanlık ve savaş vasıfları birer "kayıt" (şart) şeklinde zikredilmemiştir. Aksine bunlar, bu olaya has bir kayıt olduğu anlaşılmaksızın gerçekleşen bir vakıanın nitelenmesi (vasfı) olarak gelmiştir. Cabir hadisinde görmüyor musun; Ömer b. el-Hattab Kureyş kâfirlerine sövmeye başlıyor ve "Ey Allah'ın Resulü neredeyse güneş batacaktı ama ben ikindi namazını kılmadım" diyor, Peygamber de ona "Vallahi ben de kılmadım" diyor ve kalkıp abdest alıp kılıyor. Bu olayda bunun o duruma has olduğunu gösteren kayıtlayıcı bir vasıf nereden çıkarılabilir? Diğer olaylar için de aynı şey söylenir; lafızda bunun o duruma mahsus olduğuna ve başkası için geçerli olmadığına dair bir kayıt yoktur. Aksine belirli bir vakıada gerçekleşen bu hadislerin her biri, bir kaydı belirtmek için değil, bir vakıayı belirtmek için gelmiştir. Hadisler okunduğunda görüleceği üzere, namazın kazasını sadece o durumlara has kılan tahsis edici bir sebep de görünmemektedir.

"Kim uyursa" veya "uyuduğunda unutursa", "veya gaflet ederse", "kim unutursa" gibi vasıf ifade eden fiillerin geçtiği hadislere gelince; bunlardaki vasıf bir kayıt (şart) sayılır ve mefhum-u muhalefeti (zıt anlamı) geçerlidir, zira bu bir vasıftır ve vasıfta mefhum-u muhalefet muteberdir. Eğer bunlar bir kayıt sayılmasaydı, bu vasıfla zikredilmeleri abes olurdu ki hadis bundan münezzehtir. Fakat bu nassların mefhum-u muhalefetiyle amel etmek, başka nasslar sebebiyle devre dışı kalır. Eğer mantuku (açık ifadesi) başka bir nassın mefhumuna zıt olan bir nass gelirse, mefhum devre dışı bırakılır ve mantuk esas alınır; zira mantukun manaya delaleti mefhumun delaletinden daha güçlüdür...

Bu hadislerin mefhumu, savaş hali gibi başka durumlarda kaçırılan namazların kaza edilmesine dair hadislerle devre dışı bırakılmıştır. Haccın kaza edilmesiyle ilgili hadiste geçen "Allah’ın borcu ödenmeye daha layıktır" ifadesi, Allah’a ait her türlü borcu kapsayan bir umum (genellik) lafzıdır. Namaz da Allah’a bir borçtur, dolayısıyla "Allah’ın borcu" (Deynullah) ifadesinin kapsamına girer; çünkü bu ifade tamlanan bir cins isimdir (ism-u cins mudaf) ve kesinlikle umum ifade eden sığalardandır. Namazı kasten terk eden kimse, her Müslüman gibi namazla muhatap olmuştur ve onu eda etmesi üzerine vaciptir; dolayısıyla namaz onun üzerinde bir borç haline gelmiştir. Borç ise ancak eda edilmekle düşer. Aynı şekilde namaz da vaktinin geçmesiyle düşmez, ancak kaza ile düşer; bununla birlikte vaktinde kılmadığı için terk etme günahı üzerinde kalır.] Namaz Ahkâmı kitabından yapılan alıntı burada sona ermiştir.

Umarım bu açıklama yeterli olur. Allah en iyi bilen ve hüküm verendir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte

23 Ramazan 1442 H. 05/05/2021 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/HT.AtaabuAlrashtah/posts/2919264428319562

Emir’in (Allah onu korusun) Web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/4121

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın