Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

"Vadesi Gelmemiş Borcun Bir Kısmından Vazgeçilmesi Karşılığında Erken Ödenmesi" Hakkında Soru Cevap

December 26, 2012
4078

Soru:

Bir adam on bin birim karşılığında bir mal satın alsa, bunun bir kısmını peşin, geri kalanını ise örneğin bir yıla yayılmış taksitlerle ödeyecek olsa; üçüncü aydan sonra satıcı gelip ona dese ki: "Eğer kalan beş bin birimi şimdi verirsen, senden bin birim indirim yaparım ve sadece dört bin alırım." Bu durum, borcun vadesinden önce ödenmesi için değerinden daha ucuza satılması mı sayılır, yoksa bu şartlı bir kolaylık mıdır ve borcun satılması değil midir?

Eğer bu caizse, bir akitte bir mal için iki fiyat belirlemekten farkı nedir?

Cevap:

Vadesi gelmemiş bir borcun, bir kısmından vazgeçilmesi karşılığında erkenden ödenmesi "borcun borçla satılması" değildir. Aksine bu, fıkıhta "da’ ve teaccel" (borcun bir kısmını indir ve erkenden al) babı altında yer alır. Yani peşin ödeme karşılığında vadeli borcun bir kısmından vazgeçilmesidir.

Borcun borçla satılmasına (deyn bi’d-deyn) gelince; bu, örneğin bir adamdan bin dinar alacağınız varken, bu alacağa karşılık ondan bir ay sonra teslim edilmek üzere yüz kilo mercimek satın almanız gibidir. Burada bin dinarlık borcu, vadeli olan mercimek (yani borç) karşılığında satmış olursunuz. Bu haramdır, çünkü borcun borçla satılmasıdır. Ayrıca bu durum, sermayesi borç olan bir selem akdidir ki bu da haramdır; zira selem akdinde sermayenin başlangıçta kabzedilmesi (ele geçmesi) gerekir.

Borcun borçla satılmasının bir başka şekli de şöyledir: Senin Amr’da bin dinar alacağın olsun, benim de Zeyd’de "yüz elbise" alacağım olsun. Sana derim ki: "Zeyd’deki yüz elbisemi, senin Amr’daki bin dinarın karşılığında sana satıyorum." Bu da borcun borçla satılmasıdır.

Başka örnekler de vardır ancak bunların hepsi borcun borçla satılmasıdır. Buna aynı zamanda "el-kâli’ bi’l-kâli’" satışı veya "nesîe bi’n-nesîe" (veresiyenin veresiye ile satışı) denir.

Borçlu olmayan birine bu şekilde satış yapılması, Hâkim’in Müstedrek’inde İbn Ömer (ra)’dan rivayet ettiği şu hadis nedeniyle ittifakla haramdır:

نَهَى عَنْ بَيْعِ الْكَالِئِ بِالْكَالِئِ

"Peygamber (sav) borcun borçla satılmasını (el-kâli’ bi’l-kâli’) yasakladı." Başka bir rivayette şu ekleme yapılmıştır: "O, veresiyenin veresiye ile satılmasıdır."

Borcun borçluya borç karşılığında satılması meselesinde ise ihtilaf vardır; kimisi bunu caiz görürken kimisi haram saymıştır.

Sorunuza gelince; belirttiğimiz gibi bu fukaha nezdinde "da’ ve teaccel" (indir ve erkenden al) başlığı altındadır. Yani borcun tamamının veya bir kısmının erkenden ödenmesi karşılığında borç miktarından bir kısmının düşürülmesidir. Bu mesele ihtilaflıdır:

  • Bazıları bunu caiz görmezler ve şu delillere dayanırlar:

1- Beyhakî’nin Sünen-i Kübrâ’da Mikdad b. el-Esved’den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: "Bir adama yüz dinar borç vermiştim. Sonra Resulullah (sav)’in gönderdiği bir seriyyede ismim çıktı. Adama dedim ki: 'Doksan dinarı bana peşin ver, on dinarından vazgeçeyim.' O da 'Evet' dedi. Durumu Resulullah (sav)’e zikredince şöyle buyurdu:

أَكَلْتَ رِبًا يَا مِقْدَادُ، وَأَطْعَمْتَهُ

"Ey Mikdad! Faiz yedin ve yedirdin."

(Bilgi notu: İmam İbnü’l-Kayyim İğâsetü’l-Lehfân’da "Beyhakî’nin hadisinin senedinde zayıflık vardır" demiştir.)

2- Şöyle demişlerdir: Bilindiği üzere Cahiliye ribası, şartlı bir fazlalık içeren vadeli bir borç idi. Buradaki fazlalık, vadenin uzatılmasının bedeliydi. Allah Teâlâ bunu iptal etmiş, haram kılmış ve şöyle buyurmuştur:

وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَالِكُمْ

"Eğer tövbe ederseniz, ana paranız sizindir." (Bakara [2]: 279)

Şunu da eklemişlerdir: Vadenin öne çekilmesi karşılığında borcun bir kısmının indirilmesi de haramdır; çünkü vadedeki artış veya azalışa bağlı olarak bir bedel (ivaz) söz konusudur.

Hanefî, Malikî, Şafiî ve Hanbelîlerden oluşan cumhur fukaha "da’ ve teaccel" uygulamasının haram olduğunu söylemişlerdir. Zeyd b. Sâbit, İbn Ömer ve bazı tabiînler de bunu mekruh görmüştür.

  • Bazıları ise bunu caiz görürler ve şu delillere dayanırlar:

1- İbn Abbas (ra)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Resulullah (sav) Benî Nadîr’i (Medine’den) çıkarmak istediğinde onlar: 'Ya Resulullah! Bizi çıkarmayı emrettin ama insanların üzerinde henüz vadesi gelmemiş borçlarımız var' dediler. Resulullah (sav) şöyle buyurdu:

ضَعُوا وَتَعَجَّلُوا

"Borçlarınızın bir kısmından vazgeçin ve (parayı) erkenden tahsil edin." (Hâkim, Müstedrek; bu hadisin isnadının sahih olduğunu söylemiştir).

(Bilgi notu: Zehebî, Telhis’inde Zencî’nin zayıf olduğunu ve Abdülaziz’in sika olmadığını belirtmiştir. İbnü’l-Kayyim ise Ahkâmu Ehli’z-Zimme’de "İsnadı hasendir, içinde Müslim b. Halid ez-Zencî’den başkası yoktur, onun hadisi de hasen derecesinden aşağı düşmez" demiştir.)

2- Abdullah b. Abbas (ra)’ın şu sözü: "Riba ancak 'vadeyi uzat, ben de (miktarı) artırayım' demektir. 'Erken öde, ben de (miktarı) indireyim' demek değildir."

Bu uygulamanın caiz olduğu İbn Abbas, en-Nehaî, el-Hasan ve İbn Sîrîn’den rivayet edilmiştir. Bu aynı zamanda İmam Ahmed’den bir rivayet, Şafiîlerde bir vecih, Şeyhülislam İbn Teymiyye ve öğrencisi İbnü’l-Kayyim’in seçtiği görüştür. Hanefî fukahasından İbn Âbidîn de Reddü’l-Muhtâr (Haşiyetü İbn Âbidîn) eserinde buna cevaz vermiştir.

Biz bu meselede bir görüş benimsemek (tebennî) istemiyoruz; soruyu soran kişi, görüşüne güvendiği fakihlerden birini taklit edebilir.

Görüldüğü üzere bu mesele, peşin veya taksitli satış meselesinden farklıdır. Eğer satıcı, "Bu malın fiyatı peşin bin, taksitle bin üç yüzdür" dese ve mesele bu şekilde ucu açık (belirsiz) bırakılsa caiz olmaz; çünkü bedel meçhuldür. Ancak fiyat belirlenir ve alıcı "Şu kadar bedelle peşin aldım" veya "Şu kadar bedelle taksitle aldım" derse, bedel netleştiği ve malın tek bir fiyatı olduğu için bu caiz olur.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın