Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Lübnan’daki Yeni Siyasi Değişiklikler

February 03, 2025
3981

Soru-Cevap

Lübnan’daki Yeni Siyasi Değişiklikler

Soru: El-Arabi el-Cedid sitesinde 21.01.2025 tarihinde şu haberi yayınladı: "...Nawaf Salam, Salı akşamı Baabda Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile yaptığı görüşmenin ardından, elinde siyah bir dosya ile çıktı; herhangi bir isim taslağı veya kabine listesi sunup sunmadığına dair bir açıklama yapmadı." Şunu da belirtmek gerekir ki: "Siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle iki yılı aşkın süredir devam eden cumhurbaşkanlığı boşluğunun ardından Lübnan Parlamentosu, 09.01.2025 tarihinde Aoun'u ülkenin cumhurbaşkanı olarak seçti. Seçilmesinden 4 gün sonra Aoun, Nawaf Salam'ı yeni bir Lübnan hükümeti kurmakla görevlendirdi... El-Cezire 20.01.2025". İki yılı aşkın süredir boş kalan makama Genelkurmay Başkanı Joseph Aoun’un 09.01.2025'te cumhurbaşkanı olarak atanması ve birkaç gün sonra 13.01.2025'te Nawaf Salam’ın başbakan olarak atanması konusundaki bu hızlı uzlaşmanın arkasında ne yatıyor? Tüm bunlar nasıl bu kadar hızlı gerçekleşti? Ayrıca bu hız, Lübnan’ın iç ve dış çehresini değiştirmek için bir çalışmanın yürütüldüğü anlamına mı geliyor yoksa bölgede yaşanan alışılagelmiş bir değişim mi?

Cevap: Yukarıdaki soruların cevaplarının netleşmesi için şu hususları gözden geçirelim:

Birincisi: Bölgedeki ve dünyadaki büyük siyasi gelişmeler Lübnan'daki bu hızlı dönüşüme yol açmış, neticesinde Aoun Lübnan Cumhurbaşkanı seçilmiş ve Nawaf Salam hükümeti kurmakla görevlendirilmiştir. Bunu açıklamak için şunları söylüyoruz:

1- Yahudi varlığının İran Partisi (Hizbullah) liderlerine yönelik suikastlarının hemen ardından ve ateşkes öncesinde, Lübnan'da bir cumhurbaşkanı seçilmesi ve makamdaki boşluğun sona erdirilmesi yönünde çağrılar ortaya çıktı. Bu çağrılara, Gazze'ye savaşta destek verilmesini açıkça reddeden Samir Caca grubu gibi İran Partisi karşıtları öncülük ediyordu. Bu durum, savaşın yarattığı konjonktürden yararlanma çabasıydı ve ateşkes üzerine yoğunlaşan Amerikalı elçi Hochstein’ın turlarıyla eş zamanlı olarak Lübnan'ı dolaşan Avrupalı elçilerin tavsiyeleriyle yapılıyordu. İran Partisi ise Lübnan muhalefetinden gelen bu çağrıları şaşkınlıkla karşılıyordu.

2- Lübnan'da son iki yıl içinde yapılan 12 başarısız cumhurbaşkanlığı seçimi oturumunun ardından, Lübnan'daki çeşitli siyasi güçler neredeyse ani bir şekilde Genelkurmay Başkanı Joseph Aoun’un makamdaki boşluğu sona erdirecek yeni cumhurbaşkanı olması konusunda anlaştılar. İran Partisi daha önce adayının Süleyman Franci olduğunu ilan etmişti (El-Alem Kanalı, 07.01.2025). Bu Franci, İran eksenine ve yıkılan Beşşar rejimine yakın bir isim olarak biliniyordu. Daha sonra Süleyman Franci, uzlaşı sağlanması adına adaylıktan çekildiğini açıkladı.

3- İran ekseni taraftarları (partisi ve onunla birlikte Emel Hareketi), ilk oturumda Joseph Aoun'a oy vermedi; yani üçte iki çoğunluk (86 oy) sağlanamadığı için oylama başarısız oldu. Ancak ikinci oturumda ve bu parlamento bloklarıyla yapılan toplantının ardından ona oy verdiler ve Aoun 99 oy aldı. Böylece ikinci oturumda Joseph Aoun'a oy verilmesi, İran Partisi ve Emel Hareketi'nin oyları olmasaydı Joseph’in başkanlığı kazanamayacağını göstermeyi amaçlıyordu. Her ne kadar bu durum, İran takipçilerinin nüfuzunun hala mevcut olduğu ve oylamayı etkiledikleri yönünde bazı anlamlar taşısa da engel olma güçleri varken bundan vazgeçmeleri bir geri adım anlamına gelmektedir.

4- 13.01.2025 tarihinde Lübnan'ın yeni başbakanı olarak Nawaf Salam görevlendirildi. Salam, siyasi uzlaşı adayı olarak lanse edildi; ne İran Partisi ve müttefiklerinin adayı Necib Mikati ne de Samir Caca grubunun, yani İran Partisi muhaliflerinin adayı Fuad Mahzumi idi. Böylece Nawaf Salam Lübnan Başbakanı olarak görevlendirildi.

5- Nawaf Salam, Lübnan'daki İran Partisi ve müttefik güçler tarafından reddedilen bir adaydı. İran Partisi, 2019 yılında Saad Hariri’nin istifasından sonra onu reddetmiş ve o dönemde onu "ABD'nin adayı" olarak nitelendirip yerine Hassan Diyab görevlendirilmişti. Parti, 04.08.2020'deki Beyrut limanı patlamasından sonraki yıl da onun adaylığını tekrar reddetmişti.

6- Görünüşe göre bu seçenek İran Partisi ve Emel Hareketi'ni kızdırdı: (El-Cezire muhabiri 13.01.2025 tarihinde, Hizbullah parlamento bloğunun Lübnan başbakanlığı için herhangi bir aday göstermediğini bildirdi. Hizbullah bloğu milletvekillerinin bir başbakan atamak üzere Lübnan Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin ardından, parti milletvekili Muhammed Hasan Raad üzüntüsünü dile getirerek bazılarının grubu dışlamaya ve yok etmeye çalıştığını söyledi. Gazetecilere yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanı ile görüşmemizde olumlu bir adım attık ama uzatılan bir el bulamadık" diyerek, grubun ulusal çıkarlar doğrultusunda sükunet ve hikmetle hareket edeceğini vurguladı. Hizbullah'a yakın bir kaynak, partinin ve müttefiki Meclis Başkanı Nebih Berri liderliğindeki Emel Hareketi'nin, Mikati'nin yeniden başbakan olarak atanmasını desteklediğini belirtti. Mikati'nin yeniden atanmasının, "Suudi Arabistan'ın Lübnan temsilcisi Yezid bin Muhammed bin Fehd Al Ferhan ile varılan ve Hizbullah ile Emel'in geçen Perşembe günü Aoun'un başkan seçilmesine onay vermesini sağlayan anlaşmanın bir parçası" olduğunu açıkladı.) Aynı doğrultuda BBC, 13.01.2025 tarihinde İran Partisi parlamento bloğu başkanından naklederek, Aoun'un yeniden isimlendirilmesinin "Hizbullah ve Emel'in Aoun'u başkan seçmesine yol açan Suudi elçi ile varılan anlaşmanın bir parçası" olduğunu aktardı.

İkincisi: Lübnan'da işler bu şekilde yürüdü; parlamento yeni bir cumhurbaşkanı seçti ve yeni bir başbakan görevlendirildi. İncelediğimizde şunları görüyoruz:

1- ABD'nin Lübnan'daki yeni siyasi gelişmelerden tamamen memnun olduğunu, hatta daha doğrusu bunların arkasındaki güç olduğunu görüyoruz. Başkan Biden yaptığı açıklamada: ("Lübnan Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinden dolayı kendisini tebrik ediyorum" dedi ve ekledi: "Cumhurbaşkanı Aoun, Lübnan ve (İsrail) çatışmaların tamamen durdurulmasını uygularken, yüz binlerce insan evlerine dönerken ve Lübnan toparlanıp yeniden inşa edilirken kararlı bir liderlik sağlayacaktır. Cumhurbaşkanı Aoun benim güvenime sahiptir. Onun bu dönem için doğru lider olduğuna güçlü bir şekilde inanıyorum." CNN Arapça, 09.01.2025). Aynı şekilde ABD’nin Suudi Arabistan’daki adamı Muhammed bin Selman da onu tebrik etti (El-Hurra, 09.01.2025).

2- Dolayısıyla Lübnan'daki yeni siyasi gelişmelerin üzerindeki uluslararası çatışmayla bir ilgisi yoktur. Lübnan, İran ekseninin bir parçası gibi görünen Mişel Aoun’un başkanlığı döneminde de ABD'nin elindeydi. Mevcut Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, 2017 yılında ABD’nin adamı Mişel Aoun tarafından genelkurmay başkanı olarak atanmıştı. Yani mevcut Cumhurbaşkanı Joseph Aoun zaten ABD yanlısı çevrelerin bir parçasıdır. Hatta ABD, 2022'deki başkanlık boşluğu öncesinde ve sonrasında Lübnan ordusuna askeri yardımlar sağlıyordu; yani Genelkurmay Başkanı Joseph Aoun ile yakın ilişkileri vardı. Hayatını Fransız ve Amerikan üniversitelerinde eğitim ve öğretimle, uluslararası kuruluşlarda ve son olarak Uluslararası Adalet Divanı Başkanı olarak geçiren Nawaf Salam da bu çerçevenin dışına çıkamaz.

3- Bu doğrultuda ABD bugün Lübnan'daki oyunun kurallarını değiştiriyor. Nüfuzunu sabitlemek için Lübnan'da İran'a, onun eksenine ve ona bağlı güçlere dayandıktan sonra, bugün bu güçleri dışlayarak nüfuzunu sürdürmek için yeni isimleri ön plana çıkarıyor. Lübnan ABD’nin avucundaydı ve hala da öyledir, ancak ABD sadece yüzü ve şekli değiştiriyor.

4- Avrupalılara bağlı güçlere gelince, onlar kendi etkilerinin ABD’den çok daha az olduğunu biliyorlar. Fransa, Beşli Komite'deki üyeliği aracılığıyla, ABD ve Suudi Arabistan'ın 2023 yılında ismini erkenden gündeme getirdiği Joseph Aoun'un başkan adaylığına karşı çıkıyordu (El-Arabi el-Cedid, 22.09.2023). Ancak sonunda onu kabul etmek zorunda kaldı. Öte yandan, Avrupalılar cumhurbaşkanını kendilerine bağımlı kılacak nüfuzdan yoksundur. Parlamentodaki en büyük Hristiyan bloğuna sahip olan Samir Caca, İran Partisi'nin adaylığına yönelik şiddetli muhalefeti gölgesinde başkanlığa aday olma arzusunu bile dile getiremedi. Zira İran Partisi; "Samir Caca dışındaki hiçbir isme veto yok; çünkü onun projesi Lübnan için yıkıcıdır" demişti (Şarku’l Evsat, 06.01.2025). Aynı şekilde, muhalif partiler tarafından önerilen Fuad Mahzumi'nin başbakanlık adaylığı da reddedildi (RT, 13.01.2025). Bu nedenle, Avrupalılara bağlı güçler Lübnan'daki üç başkanlık makamından (Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı) herhangi birini tekeline alma kapasitesine sahip değildir ve bu makamlar ABD takipçilerinin elinde kalmaktadır.

5- Ancak Avrupalılar Lübnan'daki yeni siyasi gelişmeleri kabul etmektedirler: (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Aoun'u Lübnan Cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı X platformu üzerinden yayınladığı bir mesajla tebrik etti. Macron, bu seçimlerin "reformların, Lübnan'ın egemenliğinin ve refahının yeniden tesis edilmesinin yolunu açtığını" belirtti. El-Hurra, 10.01.2025). Fransız Cumhurbaşkanı'nın söyledikleri, Avrupalı güçlerin durumunu ve İran’ın Lübnan üzerindeki gölgesinin çekilmesinden duydukları mutluluğu yansıtmaktadır. Yani Lübnan'ı İran'dan uzak bir yola sokma isteklerinin bir kısmının gerçekleşmesiyle yetinmektedirler. Başkanlık makamı boşaldıktan sonra Lübnan işlerini görüşmek üzere kurulan Beşli Komite'de yer almakla yetiniyorlar; Fransa orada ABD, Mısır ve Suudi Arabistan ile yan yana oturuyor, Katar ise orada İngilizlerin çıkarlarını temsil ediyor.

Yani bugün Lübnan'da baskın uluslararası oyuncu ABD'dir; yüzleri ve şekli değiştiren odur. Avrupalılar ise tüm bunlardan sadece İran gölgesinin Lübnan'dan kalkmasıyla yetinmektedirler.

Üçüncüsü: Lübnan'ın iç ve dış çehresinin değişmesine gelince, bu şu hususlardan anlaşılmaktadır:

1- Lübnan'ın iç işlerinde, İran Partisi'nin silahları üzerindeki kısıtlamaların artması muhtemeldir. Daha önceki dönemlerde Lübnan'daki cumhurbaşkanlığı açıklamalarına ve bildirilerine eşlik eden "direniş" nakaratı, yeni Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarından ve bildirilerinden silinmiştir:

a- (Lübnan iç savaşından sonraki önceki dönemleri niteleyen geleneksel söylemlerin aksine, Aoun'un konuşması açık mesajlar taşıyordu; bunların en belirgini, Lübnan'ın egemenliğini güçlendirmenin temel direği olarak "devletin silah tekelini elinde tutma hakkının pekiştirilmesi" gerekliliğine yaptığı vurguydu. El-Hurra, 10.01.2025). (Aoun konuşmasında şunları söyledi: "Lübnan devleti -tekrar ediyorum Lübnan devleti- İsrail işgalinden kurtulacaktır." CNN Arapça, 10.01.2025).

b- (Nawaf Salam, bakanlıkların geleneksel partilere dağıtılması ve Hizbullah ile Emel Hareketi'nin şartlarına göre hareket edilmesi, özellikle onlara Maliye Bakanlığı'nın verilmesi yönündeki medya sızıntıları üzerinde durdu... Salam, "herhangi bir ekibe herhangi bir bakanlık verme sözü vermediğini, Maliye Bakanlığı'nın da diğer bakanlıklar gibi bir mezhebin tekelinde olmadığını" sözlerine ekledi... Salam, 24 bakanlı bir hükümete meyilli olduğunu vurguladı... El-Arabi el-Cedid, 21 Ocak 2025).

2- Dış ilişkilerde ise yaşananlar düşünüldüğünde şunlar gözlemlenmektedir:

a- Alışılmışın aksine, cumhurbaşkanı ve başbakan seçiminde İran'ın herhangi bir rolü görünmedi; her ne kadar bu rolün özü Lübnan'daki partisinin tutumlarının arkasında mevcut olsa da. İran Partisi ve müttefikleri bu gelişmeleri engelleyebilecekken bunu yapmadıkları için, "darbe" olarak nitelendirilen bu Amerikan değişiklikleri İran'ın zımni onayıyla gerçekleşmektedir. İran nüfuzu Arap bölgesinden gerçekten çekiliyor; ABD, Suriye'deki siyasi çözüm görevini Türkiye'ye verdi, İran'ı oradan çıkardı ve Rusya'yı Suriye denkleminden tamamen saf dışı bıraktı. İşte ABD'nin bölgedeki yeni politikası budur ve Lübnan'da yaptığı da budur. Bu sadece Biden yönetiminin politikası değil, gelecek yönetimin de vizyonu aynıdır; bunu Suriye ve Lübnan'da derinleştirecek ve Irak'a kadar uzatacaktır. Bu Amerikan politikası, Yahudi varlığının istediğiyle tam bir uyum içindedir ve Biden yönetiminin, Yahudi varlığını Lübnan'da ateşkese ikna ederken verdiği vaatlerden biri olabilir.

b- Görünüşe göre yeni Lübnan Cumhurbaşkanı, ABD'nin bu aşamada kendisini Lübnan'ın çehresinde büyük değişiklikler yapmak için getirdiğinin farkındadır. (Cumhurbaşkanı Aoun yemin töreninin başında şunları söyledi: "Milletvekilleri beni Lübnan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçerek onurlandırdılar; bu taşıdığım en büyük nişan ve en büyük sorumluluktur. İttifakların çatladığı, rejimlerin düştüğü ve sınırların değişebileceği bir Ortadoğu depreminin ortasında, Büyük Lübnan Devleti'nin kuruluşunun ilk yüzyılından sonraki ilk başkan oldum." Independent Arapça, 11.01.2025). Aynı kaynağa göre, ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan'a gerçekleştirecektir: (Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun bugün Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında aldığı davet üzerine Suudi Arabistan'ın ilk yurt dışı durağı olacağını söyledi).

c- Tüm bunlardan, ABD'nin bu kez Lübnan meselesinde Suudi Arabistan'ı görevlendirdiği anlaşılmaktadır; geçen sefer bu görev İran’daydı. Bu nedenle Suudi Arabistan'ın rolü Lübnan işlerinde belirgin olacak ve özellikle Trump yönetiminin İran'a yeni ticari ve mali baskılar uygulaması beklendiği için yeniden imar konusunda büyük bir payı olacaktır. Böylece Suudi Arabistan, Lübnan'da siyasi ve mali açıdan İran'ın alternatifi olacak; devletin ordusunu güçlendirmesine destek vererek İran Partisi'nin silahsızlandırılmasını kolaylaştıracaktır. Bu durum, özellikle gelecek ABD Başkanı Trump'ın Suudi Arabistan'ın Yahudi varlığıyla normalleşmesi için acele etmesi nedeniyle, Lübnan'ı Yahudi varlığıyla normalleşmeye sürükleyebilir.

Dördüncüsü: Bu feci durum, Allah vaat edilen emrini getirinceye kadar Lübnan'da ve çevresinde devam etmeye adaydır. O zaman İslam Devleti, Hilafet Devleti kurulacak ve tüm bu siyasi güçler Lübnan'dan ve çevresinden buharlaşıp gidecektir; onlarla birlikte Yahudi varlığı da Suriye'deki Esed rejimi gibi buharlaşacaktır. Böylece Şam toprakları her zaman olduğu gibi tüm İslam ümmetinin atan kalbi konumuna geri dönecektir. Bizler, içinde yaşadığımız bu cebri saltanattan sonra Hilafet'in yeniden döneceğine eminiz. Ahmed, Huzeyfe'den naklettiğine göre Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

«ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ. ثُمَّ سَكَتَ»

"Daha sonra cebri bir saltanat olacaktır. Allah dilediği kadar devam edecektir. Sonra onu kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu."

Ve o Hilafet nerede kurulursa kurulsun Şam'a ulaşacak ve oraya yerleşecektir. Taberani, Seleme bin Nufeyl’den naklettiğine göre Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

«عُقْرُ دَارِ الإِسْلامِ بِالشَّامِ»

"İslam yurdunun merkezi Şam’dır."

Orada Yahudilerle savaşacak, mübarek toprakları işgal eden varlıklarını ortadan kaldıracak ve Filistin'in tamamını İslam yurduna geri kazandıracaktır. Yarın onu bekleyen için yakındır.

Ancak Allah'ın sünneti, bizler oturduğumuz yerde düşmanımızla savaşacak bir Hilafeti kurmak için gökten meleklerin inmesini gerektirmez. Aksine O, meleklerini Rablerine iman eden ve hidayetleri artmış adamlara, savaşta sabırlı, imamlarıyla korunan ve onun arkasında düşmanlarıyla savaşan Müslüman askerlere bir destek ve zafer müjdesi olarak indirir. İşte o zaman bizler şu müjdeye hak kazananlardan oluruz:

﴿نَصْرٌ مِنَ اللهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ﴾

"Allah'tan bir yardım ve yakın bir fetih... Müminleri müjdele." (Saff 13)

23 Receb 1446 H. 23.01.2025 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın