Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Genel Görev ve Özel Görev

October 29, 2018
4575

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfasındaki Takipçilerinden Gelen Sorulara Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"

Mohammad Abdul Basir'e

Soru (Tercüme edildikten sonra):

Parti Kitleleşmesi (Et-Tektel) kitabı sayfa 50'de (Arapça baskısında) şöyle geçmektedir: (e- Davetin karşısına dikilen zorluklardan biri de; İslam uğrunda ve onun davetini taşımak yolunda mal, ticaret ve benzeri dünya hayatının işlerinden fedakarlık yapmanın zorluğudur. Bu zorluğun üstesinden gelmek için müminlere, Allah'ın cennet karşılığında müminlerden canlarını ve mallarını satın aldığı hatırlatılır. Bu hatırlatma ile yetinilir ve bu konularda fedakarlık yapma tercihi kişiye bırakılır, hiçbir şeye zorlanmaz. Allah Resulü ﷺ, Kureyş'i Mekke ile Taif arasındaki Nahle mevkiinde gözetlemesi için bir seriyyenin başında gönderdiğinde Abdullah bin Cahş’a bir mektup yazmış ve o mektupta şöyle buyurmuştur:

وَلاَ تُكْرِهَنَّ أَحَداً مِنْ أَصْحَابِكَ عَلَى الْمَسِيرِ مَعَكَ وَامْضِ لأَمْرِي فِيمَنْ تَبِعَكَ

"Arkadaşlarından hiç kimseyi seninle gelmesi için zorlama. Emrimi yerine getirmek üzere sana tabi olanlarla yoluna devam et.") Sonu.

Soru şudur: Resulullah ﷺ’in, Müslümanın kendisinden sorumlu olan kişiye (mesule) itaat etmesi gerektiğini gösteren hadisleri vardır. Partide (Hizb) gördüğümüz de budur; yani gençlerin, üzerlerine ağır gelse bile istenen görevleri yerine getirmekle yükümlü tutulmasıdır. Bu durumda gence hareket alanı bırakılmamakta ve hadiste geçtiği gibi çalışma konusunda serbest bırakılmamaktadır... Öyleyse Parti Kitleleşmesi kitabının "e" bendinde geçen, gencin eyleme zorlanmaması meselesi ile gencin mesulüne itaat etmesi gerektiğini ifade eden hadislerin arasını nasıl uzlaştırırız? Sorunun uzunluğu için özür dilerim, Allah hayırla mukabele etsin.

Cevap:

Ve Aleykümselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

1- Öyle görünüyor ki görevler (tekâlif) konusunda sende bir karışıklık oluşmuş. Şöyle ki; sorumlunun (mesulün) tüm gençlerden (şebab) istediği "genel görevler" vardır ve bu görevler sorumlunun yetki alanında olduğu ve şer’î hükümlere uygun olduğu sürece, sorumluya itaat gereği gençlerin bunları yerine getirmesi gerekir. Haftalık veya aylık halkaya katılması, istenen temasları kurması ve İdari Dosya ile diğer idari talimatlarda belirtilen görev sınırları dahilinde insanlarla etkileşime girmesi gibi... Bir de bir gencin veya bir grup gencin belirli bir işi yapmakla görevlendirildiği "özel görevler" vardır. Örneğin bir devlet başkanına mektup ulaştırmak, güç ve kuvvet ehlinden bir adama heyet olarak gitmek, tehlikelerle çevrili belirli bir haberi araştırmak için gitmek veya bir tağutun karargahı önünde konuşma yapmak ya da ona Hizb’in mektubunu sunmak gibi... İşte bu tür işlerde sadece kabul edenler görevlendirilir. Eğer kabul ederse, o işte görevlendirilir ve kabulünden sonra kusurlu davranırsa hesaba çekilir. Eğer kabul etmezse, ona bir sorumluluk yüklenmez ve bu işi yapması için zorlanmaz, yani icbar edilmez.

İdari Dosya içerisinde "Genelge/Özel Görev" başlığı altında şöyle geçmektedir: (Özel bir görevi kabul eden her kişi onunla yükümlü hale gelir ve kabul ettiği görevi yerine getirmemesi kendisinden kabul edilmez. Kabul ettiği şeyi yerine getirmemesi "nakul" (sözünden dönme/vazgeçme) sayılır ve bundan dolayı cezalandırılır.)

Gördüğün gibi başlangıçta şöyle denilmiştir: (Kabul eden her kişi...) yani kabul etmezse zorlanmaz ve sorumlu tutulmaz.

2- Konunun özü budur. Meselenin netleşmesi için sana Abdullah bin Cahş seriyyesinden nakil yapacağım ki bunun bir "genel görev" olmadığını anlayasın. Örneğin Tebük Gazvesi gibi Müslümanların savaşa seferber edildiği bir durum değildi. Nitekim Resulullah ﷺ, Tebük’e savaş için Müslümanları seferber etmiş, bu yüzden geri kalanları cezalandırmıştır; çünkü o genel bir görevdi (tekasüf-ü amm) ve genel görevde lidere itaat vaciptir...

Abdullah bin Cahş seriyyesine gelince; bu Müslümanların genel bir savaşa seferber edilmesi değil, zor şartlar altında bilgi toplamak için sınırlı sayıda kişiye verilen "özel bir görevdi". Bu yüzden Resulullah ﷺ’in onların emiri Abdullah’a olan emri, hiç kimseyi zorlamaması yönündeydi:

Beyhaki’nin Delailü’n-Nübüvve eserinde İbn İshak’tan, o Yezid bin Rûmân’dan, o da Urve bin Zübeyr’den şöyle rivayet etmiştir: Resulullah ﷺ, Abdullah bin Cahş’ı Nahle’ye gönderdi ve ona şöyle dedi:

كُنْ بِهَا حَتَّى تَأْتِينَا بِخَبَرٍ مِنْ أَخْبَارِ قُرَيْشٍ

"Kureyş’in haberlerinden bize bir haber getirinceye kadar orada kal."

Ona savaş emretmemişti ve bu haram aydaydı. Nereye gideceğini bildirmeden önce ona bir mektup yazdı ve şöyle buyurdu:

اخْرُجْ أَنْتَ وَأَصْحَابُكَ، حَتَّى إِذَا سِرْتَ يَوْمَيْنِ فَافْتَحْ كِتَابَكَ وَانْظُرْ فِيهِ، فَمَا أَمَرْتُكَ بِهِ فَافْتَحْ لَهُ، وَلَا تَسْتَكْرِهَنَّ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِكَ عَلَى الذَّهَابِ مَعَكَ

"Sen ve arkadaşların çıkın; iki gün yol aldıktan sonra mektubunu aç ve içine bak. Orada sana neyi emretmişsem onu yerine getir. Arkadaşlarından hiç kimseyi seninle gelmeye zorlama."

İki gün yol aldıktan sonra mektubu açtı, içinde şöyle yazıyordu:

أَنْ امْضِ حَتَّى تَنْزِلَ نَخْلَةَ بَيْنَ مَكَّةَ وَالطَّائِفِ، فَتَأْتِيَنَا مِنْ أَخْبَارِ قُرَيْشٍ بِمَا اتَّصَلَ إِلَيْكَ مِنْهُمْ

"Mekke ile Taif arasındaki Nahle’ye ininceye kadar devam et ve Kureyş’ten sana ulaşan haberleri bize getir."

Mektubu okuduğunda arkadaşlarına şöyle dedi: "İşittik ve itaat ettik. Sizden kim şehadete arzu duyuyorsa benimle gelsin, ben Resulullah ﷺ’in emrini yerine getirmek üzere gidiyorum. Sizden kim de bunu istemezse geri dönsün, zira Resulullah ﷺ sizden birini zorlamamı bana yasakladı." Bunun üzerine topluluk onunla birlikte yola devam etti...

İbn Hişam’ın Siyer'inde ise şöyle geçer: (Abdullah bin Cahş iki gün yürüdükten sonra mektubu açıp içine baktı. Mektupta; "Bu mektubuma baktığında Mekke ile Taif arasındaki Nahle’ye ininceye kadar devam et. Orada Kureyş’i gözetle ve onların haberlerini bize öğren." yazıyordu. Abdullah bin Cahş mektuba bakınca "İşittik ve itaat ettik" dedi. Sonra arkadaşlarına şöyle dedi: Resulullah ﷺ bana Nahle’ye gitmemi, orada Kureyş’i gözetlememi ve onlardan haber getirmemi emretti. Sizden herhangi birini zorlamamı da bana yasakladı. İçinizden kim şehadeti istiyor ve ona arzu duyuyorsa gelsin, kim de bunu istemiyorsa geri dönsün. Bana gelince, ben Resulullah ﷺ’in emrini yerine getirmek üzere gidiyorum. Bunun üzerine kendisi gitti, arkadaşları da onunla birlikte gittiler, onlardan hiç kimse geri kalmadı.)

Gördüğün gibi görev özel bir görevdi, bu yüzden hiç kimse bu görev için zorlanmadı. Bu şehadet üzerine bir görevdi. Metinde komutanları Abdullah onlara şöyle demiştir: (Resulullah ﷺ bana Nahle’ye gitmemi, orada Kureyş’i gözetlememi ve onlardan haber getirmemi emretti. Sizden herhangi birini zorlamamı da bana yasakladı. İçinizden kim şehadeti istiyor ve ona arzu duyuyorsa gelsin, kim de bunu istemiyorsa geri dönsün. Bana gelince, ben Resulullah ﷺ’in emrini yerine getirmek üzere gidiyorum. Bunun üzerine kendisi gitti, arkadaşları da onunla birlikte gittiler, onlardan hiç kimse geri kalmadı). Buna rağmen gördüğün gibi onlardan hiç kimse geri kalmadı; yani bu özel görev için zorlanmamış olmalarına rağmen onlardan hiçbiri geri kalmadı, Allah onlardan razı olsun.

3- Şimdi Parti Kitleleşmesi kitabında yukarıda zikredilen "e" bendine dönelim. Bu bent, "Ümmetle Etkileşim" babında ve gençler bu işi yaparken etkileşimin önünde duran zorluklar bağlamında geçmektedir. Dolayısıyla bu paragraf, etkileşim çalışmaları sırasında dünya hayatının işlerinden fedakarlık yapılması ile ilgilidir. Etkileşim çalışmaları, tehlikelerle çevrili özel işlerin yapılmasını gerektirir ve bunları yapmak mal, ticaret vb. dünya hayatının işleriyle çelişebilir... Dolayısıyla etkileşim aşamasının gerektirdiği özel görevleri yapmayı kabul etmeyen kişi buna zorlanmaz; aksine takva dürtüsüyle, Allah’ın müminlerden cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın aldığı hatırlatılarak yetinilir... Sadece bu hatırlatma yapılır ve fedakarlık yapma tercihi kendisine bırakılır...

Gördüğün gibi, yukarıdaki metinde özel görevin zorluğu nedeniyle "fedakarlık" üzerine odaklanılmıştır...

4- Özetle; gencin zorlanmayacağı şey "özel görev"dir; yükümlü tutulacağı şey ise "genel görev" ve sorumlunun yetki alanında olup şer’î hükümlere uygun olduğu sürece bu görevdeki itaatidir.

Resmin netleştiğini umuyorum. Başarı Allah'tandır.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta

20 Safer 1440 H. 29/10/2018 M.

Emir'in (Allah onu korusun) sayfasından cevabın linki: Facebook

Emir'in (Allah onu korusun) sayfasından cevabın linki: Google Plus

Emir'in (Allah onu korusun) sayfasından cevabın linki: Web

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın