Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Alim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın
Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"
Nabil Bilati'ye
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu
Allah sizi desteklesin. Birisi, Kadir Gecesi'nin Kur'an'ın indirildiği gece olduğunu, geçip gittiğini ve iddia edildiği gibi bir Kadir Gecesi'nin bulunmadığını söylüyor. Makalenin metni şu şekildedir: ("Bu Kadir Gecesi tarihten bir kez geçti ve tekrarlanmaz. O, kadrini -yani seçkin konumunu- Kur'an'ın onda indirilmiş olmasından alır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ
'Şüphesiz Biz, onu Kadir Gecesi'nde indirdik.' (Kadir Suresi [97]: 1)
Bunun dışındaki, yanlışlıkla Kadir Gecesi sanılan gecelerin hiçbir kıymeti yoktur; çünkü onda bir Kur'an inmemiştir ki bu inişten dolayı bir kadre ve özel bir konuma sahip olsun.
Eğer inatçı biri; 'Kadir Gecesi tekrarlanmasa bile biz aslında Kadir Gecesi'nin anısını canlandırıyoruz' derse, ona deriz ki: İster Kadir Gecesi olduğuna inanalım ister anısı olduğuna, iddia edilen hadisin talep ettiği gibi Kadir Gecesi'ni ihya etmek veya kutlamak için; oruç, hac ve namaz gibi diğer ibadetler gibi bilinen tek bir vaktinin olması gerekir. Çünkü Şâri el-Hakim, bir ibadeti farz kıldığında veya sünnet kıldığında, her biri için tahmine yer bırakmayan, bilinen ve sabit bir vakit belirlemiştir. İddia edilen bu Kadir Gecesi'nin vaktinin belirlenmesi hakkında ise onu bir bilmece haline getiren birçok hadis rivayet edilmiştir... vb.")
Sonra Müslim'in hadisini zikrediyor ve ona dil uzatıyor: «Ey insanlar! Kadir Gecesi bana gösterildi. Ben de size onu haber vermek için çıkmıştım. Derken iki adam, yanlarında şeytan olduğu halde birbirleriyle çekişerek geldiler, ben de onu unuttum» bu hadise dil uzatıyor!!
Ardından sözlerini şu şekilde bitiriyor: (Kısacası; Resul'ün bile vaktini bilmediği, yükümlülük gemisinin yanaşacağı belirli bir kıyısı olmayan sözde Kadir Gecesi'ni ihya etmek ve onu inanarak ve ecrini Allah'tan bekleyerek kalkanın geçmiş günahlarının affedileceğini kabul etmek; Müslümanlar arasında hezeyan, aptallık ve dinde gevşeklikten başka bir şey yaymayan yıkıcı bir fikirdir.") makalesi bitti...
Bizi bilgilendirin, Allah sizden razı olsun.
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Sorduğun soruda, Kadir Gecesi hakkında kötü sözler söyleyen, onun geçmişte kalmış bir gece olduğunu iddia eden kişinin aktardıklarını inceledim. Bu konudaki açıklama şöyledir:
Birincisi: Ele alış yöntemi açısından:
1- Aktardığın metinden açıkça görülüyor ki, sahibi hiçbir bilimsel kurala veya şer’i bilgiye bağlı kalmamaktadır. Aksine, rastgele hareket etmekte, zihninde kurgulayıp gerçekmiş gibi kabul ettiği vehimlerin dışında hiçbir geçerli sebep olmaksızın birçok sahih ve hasen hadisi reddetmektedir. Bu vehimler üzerine hüküm bina etmekte ve Allah Resulü ﷺ'den sabit olanları reddetmektedir.
2- Aktarılan bu araştırmadan, bunun tertemiz Nebevi Sünnet'e dil uzatma ve Kur'an-ı Kerim'e dönme iddiasıyla Müslümanları Allah Resulü ﷺ'den rivayet edilen hadisler hakkında şüpheye düşürme girişimi olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu, İslam'ı yıkmak ve ona karşı savaşmak için Nebevi Sünnet'le mücadele edenlerin bildiğimiz yöntemidir. Oysa Sünnet, Kur'an-ı Kerim'i açıklayan, mücmelini beyan eden, umumunu tahsis eden, mutlakını takyid eden ve fer'i aslına bağlayandır. Dolayısıyla, Sünnet-i Seniyye'ye dil uzatmak ve muteber hadis kitapları hakkında şüphe uyandırmak, Kur'an'a ve İslam'a dil uzatmanın bir türüdür. Sadece Kur'an'la yetinme çağrısı, görünüşte rahmet, özünde ise azap barındıran bir çağrıdırır.
3- Aktarılan metinde, sahibinin Allah Resulü ﷺ ve ashabından günümüze kadar Müslümanlar nezdinde bilinen ve kabul edilen şer’i meseleler hakkında şüphe uyandırdığı da görülmektedir. Bu da Batılı kafir oryantalistlerin benimsediği bilinen bir yöntemdir. Onlar, Müslümanlar nezdinde kesin ve apaçık olan her meselede şüphe uyandırmışlar, ardından Müslümanların çocuklarından onlara uyanlar bu yoldan gitmişlerdir. Müslümanların dinlerine olan güvenlerini zayıflatmak, İslam devletini yıkıp hükümlerini hayattan uzaklaştırdıktan sonra onları dinlerinden saptırmak amacıyla; İslam'daki yönetim nizamı, cihad, kaza ve kader imanı gibi konularda şüphe uyandırmaya başlamışlardır.
4- Dolayısıyla, Kadir Gecesi hakkındaki makalesi ciddi bir bilimsel araştırma veya muteber bir şer’i içtihat değil; aksine yasaklanmış bir zanda bulunma, şer’i metinlerle oynama ve hadis-i şeriflerle alay etme türüdür. Bu nedenle, dürüst bir bilimsel araştırmanın en asgari şartlarından bile yoksun olduğu için cevap verilmeye değmez. Eğer bu konuda bir soru göndermemiş olsaydınız, buna değinmezdik.
İkincisi: Kur'an'dan Kadir Gecesi hakkındaki deliller:
Yazar, Kur'an-ı Kerim'de gelene uyduğu ve ona dayandığı, sadece Kadir Gecesi ile ilgili hadisleri reddettiği izlenimini vermektedir. Şöyle diyor: ("Bu Kadir Gecesi tarihten bir kez geçti ve tekrarlanmaz. O, kadrini -yani seçkin konumunu- Kur'an'ın onda indirilmiş olmasından alır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ﴿إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ﴾.") Sanki Kur'an-ı Kerim'e dayanıyor gibi görünmektedir ancak gerçekte öyle değildir...
O, ﴿إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ﴾ ayetini zikredip kendi görüşüne hizmet edecek şekilde hevasına göre yorumlamakta, ancak Kur'an'da kendi görüşünün aksine delalet eden diğer nassları zikretmemektedir. Kadir Gecesi ile ilgili nass Kur'an-ı Kerim'in iki yerinde geçmektedir ve her iki yerden de Kadir Gecesi'nin yenilenen ve tekrarlanan bir gece olduğu anlaşılmaktadır:
1- Kadir Suresi:
إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ * وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ * لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ * تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ * سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
"Şüphesiz Biz, onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi nedir, bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh, o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." (Kadir Suresi [97]: 1-5)
Bu sure üzerinde derinlemesine düşünüldüğünde, Kadir Gecesi'nin Kur'an-ı Kerim'in indirildiği gece olduğu, geçmişte kalıp bitmiş bir gece değil, fazileti ve içindeki hayrıyla tekrarlanan bir gece olduğu açıkça görülür. Surede buna delalet eden delilleri zikretmeden önce Nesefi tefsirinden kısa bir alıntı yapalım:
[Nesefi Tefsiri:
... ﴿إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ﴾ Kur'an'ın indirilmesini başkasına değil de Kendisine nispet ederek Kur'an'ı yüceltmiştir. Onu indirdiği vaktin değerini yükseltmek için açık ismi yerine zamir kullanmıştır. Kur'an'ın Kadir Gecesi'nde Levh-i Mahfuz'dan dünya semasına bir bütün olarak indirildiği, sonra Cebrail'in onu Resulullah ﷺ'e yirmi üç senede indirdiği rivayet edilmiştir. Kadir Gecesi'nin anlamı, işlerin takdir edildiği ve hükme bağlandığı gecedir...
Onun gizli tutulmasının hikmeti, ona denk gelmek arzusuyla onu arayan kişinin birçok geceyi ihya etmesini sağlamaktır. Bu, orta namazın (salat-ı vusta), İsm-i Azam'ın ve Cuma günündeki icabet saatinin gizlenmesi gibidir... Hadiste şöyle buyurulmuştur: «Ona erişen kimse: Allah'ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet desin.» ﴿وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ القدر﴾ Yani onun faziletinin nihayetine senin bilgin ulaşmadı...] Nesefi tefsirinden yapılan alıntı bitti.
Surede, Kadir Gecesi'nin Kur'an'ın indirildiği o mübarek geceye denk gelen ve tekrarlanan bir gece olduğunu açıklayan birden fazla husus vardır. Allah Teâlâ'nın şu sözü buna yeterlidir: ﴿تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ﴾. Melekler bu gecede yanlarında Cebrail (a.s) olduğu halde inerler. Kur'an, ﴿تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ﴾ fiil cümlesinde süreklilik ve yenilenme ifade eden muzari (şimdiki/geniş zaman) kipini kullanmıştır; bitmişliği ifade eden mazi kipini kullanmamıştır. Bu, Kadir Gecesi'nin tekrarlanan bir gece olduğu ve meleklerin her yıl o gecede yanlarında Cebrail (a.s) ile birlikte indikleri anlamına gelir.
2- Duhan Suresi'nin başındaki Allah Teâlâ'nın şu sözü:
إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنْذِرِينَ * فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ
"Şüphesiz Biz, onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz Biz uyarıcıyızdır. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir." (Duhan Suresi [44]: 3-4)
Nesefi'de (3/302) şöyle geçmektedir: [... Kadir Gecesi çoğu görüşe göre Ramazan ayındadır. Sonra dediler ki: Kur'an'ı Levh-i Mahfuz'dan dünya semasına bir bütün olarak indirdi, sonra Cebrail onu ihtiyaç duyulan vakitlerde Peygamberi Muhammed ﷺ'e indirdi. Bir görüşe göre ise indirilişinin başlangıcı Kadir Gecesi'ndedir. Mübarek olması, onda inen hayır ve bereketin çokluğu ve duaların kabul edilmesi sebebiyledir. Eğer onda sadece Kur'an'ın indirilmesi olsaydı, bu bile bereket olarak yeterdi. ﴿إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ * فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ﴾ bunlar yemin cevabını tefsir eden iki yeni cümledir. Sanki şöyle denilmiştir: Onu indirdik çünkü bizim şanımız uyarmak ve azaptan sakındırmaktır. Onu özellikle bu gecede indirmemiz, Kur'an'ın indirilmesinin hikmetli işlerden olması ve bu gecenin her hikmetli işin ayırt edildiği gece olmasıdır. ﴿يُفْرَقُ﴾ kelimesinin anlamı; kulların rızıklarından, ecellerinden ve tüm işlerinden her bir işin bu geceden gelecek yılki Kadir Gecesi'ne kadar ayrılması ve yazılmasıdır. ﴿حَكِيمٍ﴾ hikmet sahibi demektir, yani hikmetin gerektirdiği şekilde yapılan demektir...] Bitti.
Bu ayetlerden de açıkça anlaşıldığı üzere, Kur'an'ın indirildiği Kadir Gecesi tekrarlanan bir gecedir. Allah Teâlâ'nın ﴿فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ﴾ sözü buna yeterlidir. Bu, kuşkusuz bu gecede her hikmetli işin tekrarlanan bir şekilde ayırt edildiğine delalet eder; çünkü Kur'an süreklilik ve yenilenme ifade eden muzari bir fiil olan ﴿فِيهَا يُفْرَقُ﴾ ifadesini kullanmıştır.
3- Böylece Kur'an'dan açıkça anlaşılmaktadır ki; Kadir Gecesi Kur'an-ı Kerim'in indirildiği mübarek bir gecedir, Ramazan ayının gecelerinden biridir, onda melekler ve Ruh Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler, Allah katından bir emirle her hikmetli iş onda ayırt edilir ve bu gecede yapılan salih amelin fazileti bin ayın faziletinden daha üstündür... Bununla ortaya çıkmaktadır ki; Kur'an-ı Kerim Kadir Gecesi'nin yenilenen ve tekrarlanan bir gece olduğunu hükme bağlamaktadır. Kadir Gecesi hakkındaki hadis-i şerifler de aşağıda açıkladığımız gibi Kur'an'da geleni teyit ve ikrar etmek için gelmiştir. Eğer yukarıda aktarılan araştırmanın sahibi Kur'an-ı Kerim'i ve onda geleni kabul ediyorsa, bu hadis-i şerifleri reddetmesine imkan yoktur.
Üçüncüsü: Tertemiz Sünnet'in Kadir Gecesi'ne delaleti:
1- Nebevi Sünnet'te Kadir Gecesi'nin tekrarlanan ve yenilenen bir gece olduğunu açıkça ifade eden pek çok hadis gelmiştir. Bunlardan istenen delili sağlamaya yetecek iki hadisi zikredelim:
a- Buhari, Sahih'inde Ebu Hureyre (r.a)'dan rivayet ettiğine göre Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur:
مَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَاناً وَاحْتِسَاباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ وَمَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَاناً وَاحْتِسَاباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
"Kim Kadir Gecesi'ni, iman ederek ve ecrini Allah'tan bekleyerek (ibadetle) geçirirse, geçmiş günahları affedilir. Kim Ramazan orucunu, iman ederek ve ecrini Allah'tan bekleyerek tutarsa, geçmiş günahları affedilir."
Buhari'deki diğer bir rivayette ise Ebu Hureyre'den şöyle nakledilmiştir: Resulullah ﷺ buyurdu ki:
مَنْ يَقُمْ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَاناً وَاحْتِسَاباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
"Kim Kadir Gecesi'nde iman ederek ve sevabını Allah'tan bekleyerek kıyam ederse, geçmiş günahları bağışlanır."
Bu hadis, Kadir Gecesi hakkında Kur'an'da zikredilenlerle uyumludur ve Kadir Gecesi'nin tekrarlanan ve yenilenen bir gece olduğu ondan açıkça anlaşılmaktadır.
b- Tirmizi, Sünen'inde Hz. Aişe'den şöyle rivayet etmiştir: Dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü! Eğer Kadir Gecesi'nin hangi gece olduğunu bilirsem onda ne diyeyim?" Şöyle buyurdu:
قُولِي اللَّهُمَّ إِنَّكَ عُفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي
"De ki: Allah'ım! Sen affedicisin, kerimsin, affetmeyi seversin, beni affet."
Ebu İsa (Tirmizi) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İbn Mace ve diğerlerinde geçen bir başka rivayette ise Hz. Aişe'den şöyle nakledilmiştir: "Ey Allah'ın Resulü! Eğer Kadir Gecesi'ne denk gelirsem ne diye dua edeyim?" Buyurdu ki:
تَقُولِينَ اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي
"Şöyle dersin: Allah'ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet."
Bu hadis de Kadir Gecesi hakkında Kur'an'da olanlarla tam bir uyum içindedir ve Kadir Gecesi'nin tekrarlanan ve yenilenen bir gece olduğu ondan açıkça anlaşılmaktadır. Hadis bu şekilde anlaşılır; zira biz Kitab'a uymakla emrolunduğumuz gibi Sünnet'e uymakla da emrolunduk: ﴿وَمَا آتَاكمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا﴾.
2- Ayrıca, bir hadisin reddedilmesi kişinin hevasına göre, anlamını bilmemesinden dolayı veya içindeki kin dolu bir ihtiyaçtan dolayı olmaz... Aksine hadis, hadis usulü ve fıkıh usulünde belirtilen yöntemlerle reddedilir. Bu yöntemler, kalbi olan veya şahitlik ederek kulak veren herkes için ilgili bölümlerde açıklanmıştır:
Hadis, rivayet ve dirayet açısından reddedilir... Eş-Şahsiyye el-İslamiyye Cilt 3 kitabında bu konuyla ilgili şöyle geçmektedir:
[Ahad Haberin Kabul Şartları
Ahad haber, rivayet ve dirayet şartlarını tamamladığında kabul edilir. Rivayet yönünden kabul şartları şunlardır: Hadis ravisinin Müslüman, akıl baliğ, akıllı, adil, sadık, işittiğini tam zapt eden ve onu yüklendiği vakitten eda ettiği vakte kadar hatırlayan biri olmasıdır. Usul âlimleri ve hadis ıstılahı âlimleri, rivayet şartlarını detaylıca beyan etmişler; hadis ricalinin ve ravilerinin tarihini, her bir ravinin bu vasıfları ne ölçüde taşıdığını ayrıntılı olarak açıklamışlardır.
Ahad haberin dirayet yönünden kabul şartı ise; kendisinden daha güçlü olan bir ayete, mütevatir veya meşhur bir hadise aykırı olmamasıdır... Sonuç olarak; ahad haber bir Kur'an ayetine, mütevatir bir hadise, meşhur bir hadise veya Kur'an, mütevatir veya meşhur sünnet tarafından açıkça nass ile belirlenmiş bir illete aykırı olursa, o hadis dirayet açısından kabul edilmez. Eğer bunlara aykırı değilse kabul edilir. Şayet hadis kıyasa aykırı olursa, hadis kabul edilir ve kıyas reddedilir.] Bitti.
Dolayısıyla, bir kişi bir hadisle karşılaştığında onu alıp almayacağını bilemezse, o konuyu bilene sorsun. Resulullah ﷺ şöyle buyurmaktadır:
أَلَا سَأَلُوا إِذْ لَمْ يَعْلَمُوا فَإِنَّمَا شِفَاءُ الْعِيِّ السُّؤَالُ
"Bilmediklerinde sorsalardı ya! Zira bilgisizliğin şifası sormaktır." (Ebu Davud)
Allah'tan ve Resulü'nden korkan akıllı kişi böyle yapar; hadise dil uzatmaz veya onunla alay etmez, aksi takdirde büyük bir günah kazanır. Burada, makale sahibinin dil uzattığı veya alay ettiği bir hadisi örnek olarak ele alacağız ve böylece makale sahibinin düştüğü kötü durumu göreceğiz:
Makale sahibi, Müslim'in Sahih'inde Kadir Gecesi'nin vakti hakkında rivayet ettiği, Peygamber ﷺ'e Kadir Gecesi'nin gösterilip sonra unutturulduğu hadisle alay ederek şöyle diyor: [Allah Teâlâ ﴿سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنْسَى * إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ﴾ buyururken ve manası "Sana okutacağız ve asla unutmayacaksın" iken Resulullah ﷺ onu nasıl unutur?...] Bu insan ne dediğini bilmiyor! Bu ayet Kur'an-ı Kerim hakkındadır; yani Allah Teâlâ Resulü ﷺ'ye Kur'an'ı okutacak, o da onu hıfzedecek ve asla unutmayacaktır. Tefsirinde şöyle geçmektedir:
a- Kurtubi Tefsiri (20/18)
Allah Teâlâ'nın (﴿سَنُقْرِئُكَ﴾ yani; ey Muhammed sana Kur'an'ı okutacağız ve onu öğreteceğiz ﴿فَلَا تَنْسَى﴾ yani onu hıfzedeceksin, İbn Vehb bunu Malik'ten rivayet etmiştir.
Bu, Allah Teâlâ'dan bir müjdedir; ona apaçık bir mucize verdiğini müjdelemiştir. O mucize; okuma yazması olmayan ümmi biriyken Cebrail'in kendisine okuduğu vahyi okuması, hıfzetmesi ve unutmamasıdır...)
b- Taberi Tefsiri (24/370)
﴿سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنْسَى * إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ﴾ Allah Teâlâ şöyle buyurur: Ey Muhammed! Sana bu Kur'an'ı okutacağız ve Allah'ın dilediği hariç onu unutmayacaksın.
Sonra tefsir ehli ﴿فَلَا تَنْسَى * إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ﴾ ayetinin manasında ihtilaf etmişlerdir: Bazıları; "Bu, Allah'ın Peygamberine bu Kur'an'ı öğreteceğine ve onun adına hıfzedeceğine dair bir haberidir ve Allah Teâlâ'nın ﴿لا تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ﴾ kavlinde olduğu gibi, onu okumak için acele etmemesine dair bir nehiydir" demişlerdir.
Diğer tefsirlerde de belirtildiği üzere, söz konusu ayet Kur'an-ı Kerim hakkındadır. Bunun dışındaki konularda ise Allah, bildiği bir hikmetten dolayı Resulü ﷺ'ye bir şeyi unutturabilir. Müslim'deki hadis metni Ebu Said el-Hudri (r.a)'dan şöyledir: Resulullah ﷺ Kadir Gecesi'ni aramak üzere Ramazan'ın orta on gününde itikafa girdi. Henüz kendisine açıklanmadan önce, günler bitince çadırın sökülmesini emretti ve söküldü. Sonra ona Kadir Gecesi'nin son on günde olduğu açıklandı. Çadırın tekrar kurulmasını emretti ve kuruldu. Sonra insanların karşısına çıkıp şöyle buyurdu:
يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهَا كَانَتْ أُبِينَتْ لِي لَيْلَةُ الْقَدْرِ وَإِنِّي خَرَجْتُ لِأُخْبِرَكُمْ بِهَا فَجَاءَ رَجُلَانِ يَحْتَقَّانِ مَعَهُمَا الشَّيْطَانُ فَنُسِّيتُهَا فَالْتَمِسُوهَا فِي الْعَشْرِ الْأَوَاخِرِ مِنْ رَمَضَانَ الْتَمِسُوهَا فِي التَّاسِعَةِ وَالسَّابِعَةِ وَالْخَامِسَةِ
"Ey insanlar! Kadir Gecesi bana açıklanmıştı. Size onu haber vermek için çıkmıştım; ancak yanlarında şeytan olan iki adam birbiriyle çekişerek geldiler ve ben de onu unuttum. Onu Ramazan'ın son on gününde arayın. Onu dokuzuncu, yedinci ve beşinci gecelerde arayın."
Dedim ki: "Ey Ebu Said! Siz sayıyı bizden daha iyi bilirsiniz." "Evet, biz buna sizden daha layığız" dedi. Dedim ki: "Dokuzuncu, yedinci ve beşinci nedir?" Dedi ki: "Yirmi bir geçince, onu takip eden yirmi ikinci gece dokuzuncudur. Yirmi üç geçince, onu takip eden yedincidir. Yirmi beş geçince, onu takip eden beşincidir." İbn Hallad "çekişiyorlardı" (yahtaqqan) yerine "tartışıyorlardı" (yahtasiman) demiştir. Bu hadisi Buhari, Ubade bin Samit'ten kısaltılmış olarak rivayet etmiştir: Resulullah ﷺ Kadir Gecesi'ni haber vermek için çıktı. Müslümanlardan iki adam tartışıyordu. Şöyle buyurdu:
إِنِّي خَرَجْتُ لِأُخْبِرَكُمْ بِلَيْلَةِ القَدْرِ، وَإِنَّهُ تَلاَحَى فُلاَنٌ وَفُلاَنٌ، فَرُفِعَتْ، وَعَسَى أَنْ يَكُونَ خَيْراً لَكُمْ، التَمِسُوهَا فِي السَّبْعِ وَالتِّسْعِ وَالخَمْسِ
"Ben size Kadir Gecesi'ni haber vermek için çıkmıştım. Filan ve falan kişi tartıştılar ve o (bilgi) kaldırıldı. Belki de bu sizin için daha hayırlıdır. Onu yedinci, dokuzuncu ve beşinci (gecelerde) arayın."
İbn Hacer'in Fethu'l-Bari şerhinde hadis hakkında şu açıklamalar yer almaktadır:
[... Onun (Resulullah'ın) "Kadir Gecesi'ni haber vermek için çıktı" sözü, yani Kadir Gecesi'nin tayini/belirlenmesi demektir. "Tartıştılar" (fetelaha) kelimesi çekişme ve düşmanlık demektir... "Kaldırıldı" (ferufiat) sözü ise; "onu tayin etme bilgisi hafızamdan kaldırıldı" demektir, burada muteber olan budur. Bunun sebebi, Müslim'in bu kıssada Ebu Said'den rivayet ettiği hadiste açıkladığı üzere; "iki adam haklı olduklarını iddia ederek (yahtaqqan) yanlarında şeytanla geldiler ve ben onu unuttum" demiştir. Kadı İyaz dedi ki: "Bunda düşmanlığın yerilmiş olduğuna ve manevi cezaya yani mahrumiyete sebep olduğuna delil vardır. Ayrıca şeytanın bulunduğu yerden bereket ve hayrın kalkacağına da delil vardır..."] Bitti.
Hadis dikkatle incelendiğinde; Peygamber ﷺ'in Ramazan'da Kadir Gecesi'nin ne zaman olduğunu başlangıçta bilmediği, Kadir Gecesi'ni aramak için Ramazan'ın orta on gününde itikafa girdiği, sonra itikaf için kurduğu çadırın sökülmesini emrettiği, sonra Kadir Gecesi'nin Ramazan'ın son on gününde olduğunun kendisine açıklandığı görülmektedir. Vaktini insanlara haber vermek istediğinde ise iki Müslüman ihtilafa düştü ve Resulullah ﷺ'e Kadir Gecesi'nin vakti unutturuldu. İnsanlara onu son on günde aramalarını emretti... Peygamber ﷺ onu unutmasına sebep olan şeyi; iki adamın ihtilaf etmesi olarak beyan etmiştir. Bunda, İslam'da çekişme ve ihtilafın tehlikesinin boyutu ve yukarıdaki hadis şerhinde belirtildiği gibi cezayı gerektirdiği gösterilmiştir. Ayrıca bu meselede, gayretlerin azaldığı Ramazan'ın son on gününe uygun bir hikmet vardır: Kadir Gecesi'nin tam belirlenmeyip son on günün gecelerinden birinde olması, insanları son on günde çabalamaya sevk eder ve böylece büyük hayırlar elde ederler. Nesefi tefsirinde ne güzel söylemiştir: ("Onun gizli tutulmasının hikmeti, ona denk gelmek arzusuyla onu arayan kişinin birçok geceyi ihya etmesini sağlamaktır. Bu, orta namazın, İsm-i Azam'ın ve Cuma günündeki icabet saatinin gizlenmesi gibidir...") Peki, makale sahibinin reddetmesi için bu hadisteki sorun nedir? Eğer bir hikmet gerektiriyorsa Resulullah ﷺ'e gösterilen bir şeyin unutturulması neden doğru olmasın? Aktarılan metnin sahibinin, Kadir Gecesi hadislerini reddetme ve geri çevirme yolunda ilerlemek için bu sebebi ve bu hikmeti kasten görmezden geldiği açıktır.
Buna göre her hadis; heva, cehalet veya İslam ve Müslümanlara duyulan kin nedeniyle reddedilmez. Aksine ehli tarafından ve doğru bir şekilde incelenir, bilinmiyorsa yukarıdaki "Bilmediklerinde sorsalardı ya!" hadisinde geçtiği üzere sorulur.
Dördüncüsü: Tüm bunlarla ortaya çıkmaktadır ki; aktarılan metnin sahibinin nakli ilimden nasibi olmadığı gibi akli ilimden de nasibi yoktur. Ne hadis ilminde ne de usul ilminde bir fakihliği vardır. İşleri doğru bir teraziyle tartmamakta ve meseleyi dosdoğru bir yol üzerine bina etmemektedir. Aksine onun görüşlerinden; dini ve onun kalesini yıkma, Müslümanları dinlerinin aslı ve fer'i hakkında şüpheye düşürme çabası sezilmektedir. Eğer soruyu soran kişinin bu sözler hakkındaki merakı olmasaydı, onun vehimlerine cevap vermekle kendimizi meşgul etmezdik... Son olarak; Allah Subhanehu'dan bozguncuların tuzağını kendi başlarına çalmasını, ümmeti onların şerlerinden korumasını, dinin şanını yüceltmesini, mümin kullarına yardım etmesini ve kafirlerin, münafıkların, art niyetli şüphecilerin ateşini söndürmesini niyaz ediyoruz.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta
08 Ramazan 1444 H. M. 30/03/2023
Emir'in (Allah onu korusun) sayfasındaki cevabın linki: Facebook