Soru-Cevap
Suudi-İran Anlaşması
Soru:
10/03/2023 tarihinde Suudi Arabistan, İran ve Çin tarafından, Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkilerin yeniden başlatılması ve iki ay içinde büyükelçiliklerin açılması konusunda anlaşmaya varıldığına dair ortak bir bildiri yayımlandı. Anlaşmayı teyit etmek amacıyla Suudi Kralı, 19/03/2023 tarihinde İran Cumhurbaşkanı'nı Suudi Arabistan'ı ziyarete davet etti. Görüşmeler Çin'in ev sahipliği ve himayesinde gerçekleşti. ABD'nin anlaşmaya yönelik tutumu olumlu ve memnuniyet vericiyken, Yahudi varlığı anlaşmadan duyduğu büyük rahatsızlığı dile getirdi. Çin neden böyle bir rol üstlendi, onu buna kim itti ve bundan çıkarı nedir? ABD neden bu rolü bizzat üstlenmedi, bu durum onun çıkarlarına aykırı mı yoksa onun hesabına mı gerçekleşti? Yahudi varlığının bu anlaşmaya karşı bu kadar rahatsız olmasının sebebi nedir? Allah hayrınızı artırsın.
Cevap:
Yukarıdaki soruların cevabının netleşmesi için şu hususları gözden geçirelim:
1- Suudi Haber Ajansı (SPA), 10/03/2023 tarihinde Suudi Arabistan ve İran arasında varılan ortak bildiriyi yayımladı. Bildiride, "iki tarafın diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılması, büyükelçiliklerin ve temsilciliklerin en geç iki ay içinde yeniden açılması konusunda anlaştıkları" belirtildi. Ayrıca taraflar, "devletlerin egemenliğine saygı duyulması, içişlerine müdahale edilmemesi, 2001 yılında imzalanan güvenlik iş birliği anlaşmasının etkinleştirilmesi ve 1998 yılında imzalanan ekonomi, ticaret, yatırım, teknoloji, bilim, kültür, spor ve gençlik alanındaki genel iş birliği anlaşmasının hayata geçirilmesi" konusunda mutabık kaldılar. Anlaşma, bu adımların atılması, büyükelçi değişiminin düzenlenmesi ve ilişkileri geliştirme yollarının görüşülmesi için Suudi ve İran dışişleri bakanlarının bir araya gelmesini de içermektedir.
Ortak bildiride ayrıca, "Suudi Arabistan ve İran, 2021-2022 yıllarında iki taraf arasındaki görüşmelere ev sahipliği yaptıkları için Irak ve Umman'a teşekkürlerini sunar" ifadesi yer aldı. Anlaşmayı güçlendirmek ve belgelemek amacıyla İran Cumhurbaşkanı Siyasi İşler Yardımcısı Muhammed Cemşidi, 19/03/2023 tarihinde Twitter hesabından şunları duyurdu: ("Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Suudi Kralı'ndan Krallığı ziyaret etmesi için bir davet aldı... ve Reisi bu daveti memnuniyetle karşıladı"). İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ise şunları söyledi: ("Son on gün içinde İsviçre üzerinden mesajlaştık. Bu mesajlardan birinde İran'ın dışişleri bakanları toplantısına katılmaya hazır olduğu bildirildi ve toplantı için üç yer önerildi"). Anlaşmaya varılma şekline değinerek şöyle dedi: "Tahran ve Riyad, Irak'ın başkenti Bağdat'ta beş tur, Umman'ın başkenti Maskat'ta ise üç tur görüşmeye katıldı. Ardından Çin Devlet Başkanı, bu süreci ileriye taşımak için bir girişimde bulunma kararı aldı ve bu da bildiğiniz sonuçla sonuçlandı." Yemen sorulduğunda ise şöyle yanıt verdi: "Bunu Yemen halkını ilgilendiren bir mesele olarak görüyoruz, elbette bölgede barışa odaklanmak İran ile Riyad arasında yapılan anlaşmaların bir parçasıydı"... (Tesnim Haber Ajansı, 19/03/2023). Bununla birlikte, Wall Street Journal gazetesi ABD'li ve Suudi yetkililere dayandırarak, "İran'ın, Çin'in arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca Husilere yönelik gizli silah sevkiyatını durdurmayı kabul ettiğini" aktardı... (BBC, 19/03/2023). İran resmi haber ajansı (IRNA), 11/03/2023 tarihinde "uzlaşmanın ateşkesi hızlandıracağını, ulusal diyaloğun başlamasına ve Yemen'de kapsayıcı bir ulusal hükümetin kurulmasına yardımcı olacağını" belirtmişti. Ardından Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek şunları söyledi: ("Suudi Arabistan ve İran arasındaki anlaşmanın, Tahran'ın bölge ülkelerinin içişlerine müdahalesine son verecek ciddi bir ilişkiler aşaması oluşturmasını umuyoruz." Yemen Dışişleri Bakanlığı Sitesi, 17/03/2023). Böylece görüşmelerin 2021-2022 yıllarında Irak ve Umman'da olgunlaştığı, ancak imzanın bu iki ülkede değil, Pekin'de gerçekleştiği anlaşılmaktadır!
2- Nitekim ortak bildiride şu ifadelere de yer verilmiştir: "Suudi Arabistan ve İran heyetleri arasındaki görüşmeler, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Suudi Arabistan ile İran arasındaki komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesini destekleyen nazik girişimi doğrultusunda 6-10 Mart 2023 tarihlerinde Pekin'de gerçekleştirilmiştir. Anlaşma, Devlet Başkanı Şi ile Suudi ve İran liderlikleri arasında varılan mutabakat uyarınca, iki tarafın anlaşmazlıkları diyalog ve diplomasi yoluyla çözme arzusu çerçevesinde Çin'in görüşmelere ev sahipliği yapması ve himaye etmesi temelinde gerçekleşmiştir." Çin, hem Suudi Arabistan'ı hem de İran'ı birinci ticari ortağı olarak görmektedir. Her iki ülkeyle de kapsamlı stratejik ortaklık kurmuştur; Suudi Arabistan ile Aralık 2022'de böyle bir anlaşma imzalamış, İran ile de 2020 yılında 25 yıl süreli bir ticari ve stratejik iş birliği anlaşması imzalamıştı. Buradan bakıldığında Çin'in her iki ülke üzerinde etkisi olduğu ve anlaşmayı onlara dayatabileceği düşünülebilir. Ancak durum böyle değildir; Çin'in Orta Doğu'da nüfuzu veya gücü yoktur, uluslararası arabuluculuk konusunda bir geleneği bulunmamaktadır ve Orta Doğu'daki iki devlet arasında ilk kez arabuluculuk yapmaktadır. Bildiriden anlaşılan odur ki, bildiride açıkça belirtildiği üzere (anlaşmazlıkları diyalog ve diplomasi yoluyla çözme arzusuyla) Çin'den arabuluculuk yapmasını isteyenler Suudi Arabistan ve İran'dır! İkisi arasındaki görüşmeler, ABD'ye bağlı olan ve her iki tarafla da iyi ilişkileri bulunan eski Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi döneminde, Nisan 2021'de Irak'ın ilk tur görüşmelere ev sahipliği yapmasından bu yana geçen iki yıl içinde olgunlaşmıştı. Daha sonra Umman diğer turlara ev sahipliği yaptı. Dolayısıyla anlaşmanın ya Irak'ta ya da Umman'da duyurulması mümkündü, ancak Çin'de gerçekleşti!
3- Bunun neden böyle olduğuna gelince; görünen o ki ABD, Bağdat ve Maskat'taki görüşmeler olgunlaştıktan sonra, aldatma yoluyla uzlaşmayı tamamlama ve anlaşmayı duyurma rolünü şu nedenlerle Çin'e vermiştir:
a- Çünkü ABD'nin İran ile diplomatik ilişkisi yoktur; ayrıca İran'dan memnunmuş gibi görünmek istememekte, aksine ona düşmanmış gibi görünmek istemektedir. İran'ın kendi yörüngesinde yürüdüğünü ve İranlı yetkililerin de itiraf ettiği gibi birçok politikada kendisine hizmet ettiğini göstermek istememektedir.
b- Çin'e uluslararası bir eylem yaptırarak ona minnet borcu yüklemek ve Çin'in küresel bir güç olacağı vehmine kapılmasını sağlamak istemektedir. Böylece ABD, Rusya'yı Suriye ve diğer konularda kullandığı gibi Çin'i de belirli görevlerde kullanarak aldatmayı hedeflemektedir.
c- Çin'e, küresel düzeyde etkili bir devlet olmak istiyorsa Rusya ile değil, kendisiyle (ABD ile) anlayış ve iş birliği içinde olması gerektiği mesajını vermektedir. Bu cazibeyi, politikalarına karşı çıkmak isterse onu uluslararası etkiden mahrum bırakmak ve Rusya'ya yaptığı gibi kuşatmak için bir silah olarak kullanmaktadır.
d- ABD, anlaşmanın doğrudan kendisi tarafından yönetildiğinin değil, arkasında Çin'in olduğunun görünmesi için Suudi Arabistan ve İran'ın Çin'den bu anlaşmaya sponsorluk etmesini ve imzalamasını talep etmelerinin arkasındaki güçtür. ABD bununla bir taşla iki kuş vurmak istemektedir:
Birincisi: Yahudi varlığının Suudi Arabistan ile normalleşme ve İran'a saldırma planını boşa çıkarmak; böylece ABD'nin Rusya-Ukrayna savaşıyla meşgul olduğu bir dönemde, ABD'deki Yahudi lobisi aracılığıyla ABD'yi Yahudileri desteklemeye zorlayarak zor durumda bırakmasını engellemek.
İkincisi: Anlaşmanın hamisinin ABD değil de Çin olarak gösterilmesi, Yahudi lobisinin gelecek yılki seçimlerde Biden'ın karşısında durmasını engelleyecektir. Özellikle bu anlaşmanın Yahudi varlığına sert bir tokat atması ve rahatsızlık yaratması hasebiyle, anlaşmanın arkasında ABD değil de Çin varmış gibi görünmektedir! Bu durum, Yahudi lobisinin Biden'a karşı aktif veya en azından güçlü bir seçim kampanyası yürütmesi için bir gerekçe bırakmamaktadır.
4- Yahudi varlığının anlaşmadan neden rahatsız olduğuna gelince; çünkü bu anlaşma onun planladığı her şeyi boşa çıkarmıştır. Tam o sırada Yahudi varlığının Başbakanı Netanyahu İtalya'yı ziyaret ediyor ve Suudi Arabistan ile normalleşmeyi pazarlıyordu; Suudi-İran normalleşmesiyle karşılaşınca eli boş kaldı. Şimdiye kadar anlaşma hakkında herhangi bir açıklama yapamadı, bu onun yüzüne inen sert bir tokat oldu ve dışişleri bakanlığı anlaşma hakkında yorum yapmaktan kaçındı... Yahudi analistler Suudi-İran yakınlaşmasını İsrail'e bir tokat ve darbe olarak değerlendirdiler. Bunu, Yahudi varlığı ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşmenin önünde bir engel ve İsrail'e İran'a saldırmasına izin verilmeyeceğine dair bir mesaj olarak gördüler. (İsrail gazeteleri ve medyası, Suudi-İran anlaşmasını İsrail'e bir tokat ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun normalleşme dairesini genişletme yönündeki ilan edilen emellerine bir engel olarak nitelendirerek ele aldı... Çin'in arabuluculuğunda Riyad ile Tahran arasındaki ilişkilerin yeniden başlatılmasının yolunu açan anlaşmanın resmi duyurusundan önce, Netanyahu Roma'dan yaptığı açıklamalarda, Hicaz demiryolunu canlandırarak Hayfa ile Suudi Arabistan'ı Ürdün üzerinden bir tren projesiyle bağlamak suretiyle Tel Aviv ile Riyad arasındaki ilişkileri normalleştirme hedefini gerçekleştirmek için çabalarını sürdürme niyetini açıklamıştı... El Cezire, 13/03/2023). Netanyahu hükümeti Suudi Arabistan ile normalleşmeye, İran'a karşı düşmanlığı körüklemeye ve ona bir darbe indirilmesi için kışkırtmaya bel bağlıyordu; ABD ise tüm bunları reddediyordu. ABD'li yetkililerin Yahudi varlığına yaptığı son ziyaretler bu çerçevedeydi. Bunun sebebi, Netanyahu hükümetinin Demokratların liderliğindeki ABD yönetimine karşı "isyan" etmesidir. Netanyahu, Suudi Arabistan ile normalleşmeyi kendisi ve hükümeti için en büyük başarı sayıyordu; zira bu normalleşme, Yahudilerin Filistin'de ve İran'a karşı yaptıklarına Suudi Arabistan'ın zımni onayı anlamına gelecekti. Tüm bunları 10/03/2023 tarihli "Üst Düzey Amerikalı Askeri Yetkililerin Yahudi Varlığına Yaptıkları Ziyaretlerin Hedefleri" başlıklı soru-cevapta detaylandırmıştık.
Böylece bu anlaşma Netanyahu'da büyük bir rahatsızlığa yol açtı ve bunu varlığı için kötü bir durum olarak değerlendirdi. (Knesset Dışişleri ve Savunma Komisyonu Başkanı Yuli Edelstein şunları söyledi: "İran ve Suudi Arabistan şimdi aralarındaki ilişkileri yenileme konusunda anlaştılar; bu İsrail ve tüm özgür dünya için çok kötü bir durum... El Cezire, 11/03/2023). Şüphesiz Netanyahu içten içe bu anlaşmanın arkasında ABD'nin olduğunu biliyor, ancak aynı zamanda varlığının bir "insan ipi" (dış destek) olmadan ayakta kalamayacağının da farkında; şu anki ip ise ABD'dir, bu yüzden sustu! Bu konuları görüşmek üzere Washington'u ziyaret etmek istedi ancak reddedildi! Raporlar, Netanyahu'nun bu baskıları, ABD Başkanı Biden'ın onu boykot etmesi, Beyaz Saray'a davet etmeyi şu ana kadar reddetmesi ve Netanyahu'nun Washington'u ziyaret etme yönündeki mükerrer taleplerinin sürekli geri çevrilmesi nedeniyle yaptığını bildirdi. (Binyamin Netanyahu'nun Beyaz Saray'a konuk olmak için haftalardır Washington'a bir ziyaret ayarlamaya çalıştığı ancak taleplerinin reddedildiği... Al-Masry Al-Youm, 15/03/2023). Hatta bakanlarından biri, Biden'ın yargı düzenlemelerini eleştiren açıklamalarından sonra öfkesini kontrol edemeyerek, "Biz ABD bayrağındaki bir başka yıldız değiliz" dediğinde, Netanyahu'nun ofisi şu açıklamayı yaptı: (İsrail Başbakanlık Ofisi, Binyamin Netanyahu'nun, hükümetindeki bakanlara ABD Başkanı Joe Biden'ın yargı düzenlemelerinden vazgeçilmesi çağrısında bulunan açıklamaları hakkında yorum yapmamaları talimatını verdiğini bildirdi... Netanyahu, İsrail'in ABD ile ittifakının sarsılmaz ve sağlam olduğunu vurguladı. El Cezire 29/03/2023).
Böylece Yahudilerin Suudi-İran anlaşmasından duyduğu rahatsızlığın sebebi ve ardından Yahudi varlığının Biden'ın ziyareti reddetmesi karşısındaki sessizliğinin nedeni ortaya çıkmış oldu.
5- ABD ise anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre şunları söyledi: ("İran ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmaya dair raporlardan haberdarız ve genel olarak Yemen'deki savaşın sona ermesine ve Orta Doğu'daki gerilimlerin azaltılmasına yardımcı olacak her türlü çabayı memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, Başkan Biden'ın geçen yaz bölgeye görüşmeler yapmak üzere gitmesinin nedenlerinden biridir.")
Şöyle ekledi: "Gerilimi düşürme ve diplomasi, caydırıcılıkla yan yana, Başkan Biden'ın geçen Temmuz ayında bölgeye yaptığı ziyaret sırasında belirlediği politikanın temel sütunlarıdır. Bu nedenle Orta Doğu'da gerilimin düşürülmesi bir önceliktir ve o bunu memnuniyetle karşılamaktadır"... (CNN, 11/03/2023). ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby ise şunları söyledi: ("Suudiler, İranlılarla olan temasları hakkında Washington'u bilgilendirdiler ancak anlaşmada ABD'nin bir rolü olmadı..." ve şöyle devam etti: "İnsanlar Çin'in anlaşmaya arabuluculuk yapmasına takılmıyor, özellikle de bu tek bir krizdeki arabuluculuktur ve Washington'un Orta Doğu'yu sakinleştirme arzusuyla uyumludur"... Khalij Online, El Cezire, 11/03/2023). Amerikalı yetkilinin ABD'nin anlaşmada bir rolü olmadığını söylemesi, ABD'nin Suudilerle temas halinde olduğunu ve Çin'in rolünün ABD'nin durumları sakinleştirme arzusuyla uyumlu olduğunu söylemesiyle çelişmektedir! Amerikalı yetkilinin bu çelişkili açıklamaları, ABD'nin rolünü örtbas etmek isterken aslında kendisini ifşa ettiğini göstermektedir. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan 14/03/2023 tarihinde şunları teyit etti: (Suudiler, "İran ile yapılan görüşmeler ve anlaşma sırasında" Biden yönetimiyle sürekli temas halindeydiler ve "Washington bunu bölgedeki gerilimi durdurmak için olumlu bir anlaşma olarak görüyor; Çin'in arabuluculuğunda gerçekleşti çünkü ABD-İran ilişkileri Amerikalıların anlaşmazlığı çözmek için arabuluculuk yapabileceği bir durumda değil"... Khalij Online, 16/03/2023). Ayrıca Suudi kanalı "El Arabiya", 16/03/2023 tarihinde bir Suudi yetkiliye dayanarak, "Suudi Arabistan Krallığı'nın Pekin'de İran ile anlaşmayı imzalamadan önce ABD de dahil olmak üzere müttefiklerini bilgilendirdiğini" aktardı... Buna ek olarak, Khalij Online'ın 17/03/2023 tarihinde Amerikalı yetkililerin açıklamalarını aktarırken yayımladığı üzere; "Irak siyasetinin kulislerinde, Riyad'ı anlaşmayı hızlandırmaya iten asıl gücün ABD olduğuna dair konuşmalar dönmektedir." Hatta İranlı siyasetçiler, gözlemciler ve uzmanlar arasında da bu oyunu fark edenler vardır. İran sitesi "Middle East News", 21/03/2023 tarihinde İran sitesi "Fararu"dan iktibas ederek siyaset bilimi profesörü ve dış politika uzmanı Mehdi Mutaharniya ile yapılan bir röportajı aktardı. Mutaharniya şunları söylüyor: "Çin'in İran ve Suudi Arabistan arasındaki arabuluculuk çerçevesindeki son hamleleri, küresel güçlerin buluşma noktası kavramıyla bağlantılıdır... Bir analist olarak, Çinli yetkililerin İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerilimi düşürmek amacıyla küresel güçlerin buluşma noktasındaki aktif üyelerle koordinasyon kurmadan böyle bireysel bir adım atabileceği fikrini kabul edemem." Burada aktif üyelerden kastı ABD'dir; zira ABD uluslararası arenadaki birinci aktördür ve Orta Doğu'daki temel etkili güçtür.
Bütün bunlar, bu anlaşmayı isteyenin ABD olduğunu, Çin'in arabulucu olmasını onun istediğini ve İran ile Suudi Arabistan'ın Çin'den anlaşmayı himaye etmesini ve imzalamasını talep etmelerinin arkasında onun olduğunu teyit etmektedir.
6- Böylece bölge ülkeleri, ipleri elinde tutan ABD'nin kendileri için çizdiği politikalar doğrultusunda hareket ederek gerçek yüzlerini ortaya koymaktadırlar. ABD, ister doğrudan kendisine bağlı olanlardan ister yörüngesinde hareket edenlerden aralarındaki sorunları çözmelerini ve anlaşmalarını istediğinde, müzakereler yürüterek bunu derhal yerine getiriyorlar. Eğer aksini, yani birbirlerinden uzaklaşmalarını veya çatışmalarını isterse, bunu da yapıyorlar ve bunun nedenlerini yaratıyorlar. Eğer bu rejimler olmasaydı, ABD bölgede hiçbir şey yapamazdı. Dolayısıyla ABD'den kurtulmanın yolu, bu rejimlerin yıkılmasından geçer. Ardından Allah'ı, Rasulü'nü ve müminleri razı edecek, Müslümanları tek bir devlette birleştirecek olan sistemi kurmak için çalışılmalıdır. Bu ise Allah Sübhânehu'nun vaat ettiği;
وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ
"Allah, içinizden iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağını vaat etti." (Nur [24]: 55)
ve Rasulullah ﷺ'in müjdelediği;
ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ
"Sonra nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır." (Ahmed) hadisindeki Nübüvvet Metodu üzere Hilafet'tir. Sonra sustu.
10 Ramazan 1444 H. 01/04/2023 M.