Soru:
Tayvan üzerindeki ABD-Çin geriliminin arkasında ne var? Bu gerilimin itici güçleri nelerdir? ABD, Kongre Başkanı ve diğer üyelerin Tayvan ziyaretiyle Çin'i neden kışkırtıyor? Adanın hem Çin hem de ABD için önemi nedir? Olaylar savaşa mı yoksa yatışmaya mı doğru gidiyor?
Cevap:
Tayvan etrafında artan bu gerilimin gerçeğini, nedenlerini ve kışkırtmaların mahiyetini netleştirmek için ilgili bazı gerçekleri hatırlatmak gerekir:
Birincisi: ABD, Çin’i uluslararası alandaki bir numaralı rakibi olarak görmektedir. Çin ekonomisi oldukça büyüktür ve ABD ekonomisinden daha hızlı büyümektedir; bu durum, Çin'in birkaç yıl içinde dünyanın 1 numaralı ekonomisi olma tehdidini barındırmaktadır. Çin’deki bu ekonomik güç, askeri güce dönüşmektedir. Zira Çin'in askeri harcamaları her geçen yıl artmakta, bununla birlikte Çin ordusunun konvansiyonel ve nükleer kapasitesi ile siyasi emelleri de gelişmektedir. Buna, Çin'in özellikle Asya’daki birçok ülkede siyasi ve ekonomik nüfuz sahibi olmasını sağlayan "İpek Yolu" projesi de dâhildir. Tüm bunlar, Çin'e karşı ticaret savaşı ilan eden, ona karşı durmak ve yükselişini engellemek için Asya'da askeri ittifaklar kurmaya başlayan ABD'nin hoşuna gitmemektedir.
İkincisi: Tayvan'a gelince; 36 bin kilometrekare yüzölçümüne ve 24 milyon nüfusa sahip, gelişmiş ekonomisiyle dünyanın 26. büyük ekonomisi olan ve mikroçip endüstrisiyle tanınan büyük bir adadır. Bu yönüyle bugünkü devlet kriterlerine göre tam teşekküllü bir devlettir. Ancak tarihi, nüfusunun Çinli olması ve Çin ana karasına sadece 140 km uzaklıkta bulunması, Çin'in burayı ayrılıkçı bir bölge olarak görmesine neden olmaktadır. Siyasi tarihi, Çin ile ilişkilerini oldukça sıcak bir sayfa haline getirmektedir. Şöyle ki; 1949 yılında Komünist Parti'nin Çin ana karasında yönetimi ele geçirmesinin ardından, yenilen Çinli yöneticiler (Milliyetçi Çin Partisi - Kuomintang) o dönemde kendi yönetimlerine bağlı olan Tayvan'a geçtiler. Onlarla birlikte Komünist Parti düşmanı iki milyon Çinli de oraya göç ederek başkent Taipei'yi kurdular. Böylece eski Çinli yöneticiler (komünistler yönetimi ele geçirmeden öncekiler), üzerlerine uzatılan Amerikan askeri şemsiyesinin yardımıyla Tayvan adasını kendi yönetimleri altında tutmaya devam ettiler. ABD, o dönemde Komünist Parti tarafından yönetilen Halk Cumhuriyeti'ni tanımadığı için 1955 yılında Tayvan ile "Çin Cumhuriyeti" sıfatıyla ortak savunma anlaşması imzaladı. ABD, Tayvan'ı savunmak için defalarca müdahale etti ve ona Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Çin'in daimi koltuğunu verdi.
Üçüncüsü: Ancak ABD, Pekin ile vardığı mutabakatların ardından Çin'in Birleşmiş Milletler'deki koltuğunun Pekin'e, yani Komünist Parti'ye devredilmesini kabul etti ve Tayvan'ı Birleşmiş Milletler'den çıkardı. O zamandan beri "Tek Çin" politikasını desteklediğini, yani Tayvan'ın bağımsızlığını tanımadığını ilan etti; fakat Çin'in orayı ilhak etmesini önlemek için savunma anlaşmasını sürdürdü. Tüm bunlar, ABD'yi yetmiş yılı aşkın süredir Tayvan meselesinde etkin bir aktör haline getirdi. Bugün ABD, bağımsızlığını resmen tanımadan ona bağımsız bir devlet gibi muamele etmekte; siyasi, ticari, ekonomik ve askeri ilişkiler yürütmekte, ayrıca Amerikan filoları aracılığıyla onu korumaktadır. Taipei'de, resmen büyükelçilik olarak adlandırılmasa da fiili bir büyükelçilik görevi gören bir enstitüsü bulunmaktadır.
Dördüncüsü: Tayvan'ın Çin'den ayrı bir siyasi varlık olarak doğuş tarihi böyleydi. Bugün ise Çin'in gücü büyük ölçüde artmış, uluslararası arenada saygın bir devlet haline gelmiş ve özellikle ekonomik alanda Asya'da kayda değer bir nüfuz elde etmiştir. Ancak "ayrılıkçı bir bölge" olarak gördüğü Tayvan meselesini çözememesi, onun için büyük bir zayıf nokta teşkil etmektedir. Çin eskiden olduğu gibi bugün de Tayvan'ın askeri gücünden korkmamakta ve adayı güç kullanarak geri alabileceğine kesinlikle güvenmektedir. Ancak Tayvan yüzünden ABD ile bir savaşa girmekten hala çekinmektedir. Bu durum, ABD'nin Çin'e karşı kararlılık gösterdiği mevcut krizde açıkça görülmektedir. Çin, uluslararası düzeyde dünya devletlerinin Tayvan'ın bağımsızlığını tanımamasıyla yetinmiştir; bu, ABD ile üzerinde anlaşılan "Tek Çin" başlıklı bilinen politikadır. Üstelik başta ABD olmak üzere bu devletler Tayvan'a sanki bağımsız bir devletmiş gibi muamele etmelerine rağmen böyledir. Özetle Çin, dünyayla olan ticari ilişkilerini engelleyecek şekilde Tayvan konusunda ciddi bir kriz çıkarmamıştır.
Beşincisi: ABD, Tayvan'ı Çin'i kışkırtmak, aşağılamak ve Amerikan kışkırtmasını kabul etmesi durumunda zayıflığını göstermek için bir saha olarak kullanmıştır. Eğer Çin bu kışkırtmayı reddedip kendini savunmaya kalkarsa, Tayvan, Çin'in içine saplanacağı tam manasıyla bir bataklığa dönüşecektir. Yani Çin, her ikisi de acı olan iki seçenek arasında bırakılmaktadır; bugün Tayvan krizinde yaşanan da budur. Geçerli bir sebep olmaksızın ABD, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin Tayvan'ı ziyaret etme niyetini açıkladı; beklenen tarih 03/08/2022 idi. Çin öfkeden çılgına döndü ve Pelosi'nin Tayvan'ı ziyaret etmesi durumunda ABD'yi bedel ödeyeceği konusunda uyardı: (Pekin, Tayvan hava sahasındaki uçuş yasağını ihlal eden uçakların düşürülebileceği uyarısında bulundu. Şuruk gazetesi web sitesi, 02/08/2022). Ancak ABD kışkırtmayı artırdı; Pelosi ziyareti ABD askeri uçağıyla ve Japonya'daki askeri üssünden kalkan diğer 13 askeri uçağın eşliğinde gerçekleştirerek Çin'den gelen tehditlere meydan okudu.
Altıncısı: Çin, Tayvan Boğazı'nda füze fırlatmalarını da içeren devasa askeri tatbikatların başladığını duyurdu ve ABD'den 1971'den beri iki taraf arasında mutabık kalınan "Tek Çin" politikasına bağlı kalmasını istedi. Eğer ABD'nin daha fazla kışkırtma niyeti olmasaydı, "Pelosi" ziyareti sayfası kapanmak üzereydi. Bu kışkırtma, ABD'nin Çin'e meydan okuma kararlılığını göstermek için başka bir Kongre heyeti tarafından gerçekleştirilen müteakip bir ziyaretle ortaya çıktı: (ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin ziyaretine yanıt olarak Çin'in adanın çevresinde askeri tatbikatlar yapmasından günler sonra, Washington'un Taipei'deki elçiliği gibi görev yapan bir enstitünün Pazar günü (14 Ağustos) yaptığı açıklamaya göre, ABD Kongresi'nden bir heyet Tayvan'a ulaştı. Independent Arapça, 14/08/2022). Çin buna Boğaz'da yeni askeri tatbikatlar başlatarak karşılık verdi. ABD ise seyrüsefer serbestisini teyit etmek için donanmasının ve hava kuvvetlerinin Tayvan Boğazı'ndan geçiş operasyonları yürüteceğini duyurdu. Tayvan da dişlerini göstermeye başlayarak kendisine yönelik bir Çin saldırısını püskürtmeyi simüle eden askeri tatbikatlar yaptı. Böylece Tayvan krizi ABD ile Çin arasında alevlendi; bu durum şu şekilde özetlenebilir:
1- Çin öfkeli ve kendini savaş ihtimaline hazırlıyor: (Çin Savunma Bakanlığı ayrı bir açıklamada, ABD'li milletvekillerinin ziyaretinin Çin'in egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu ve "Tayvan Boğazı'nda barış ve istikrarın bozucusu olarak ABD'nin gerçek yüzünü tam olarak ortaya çıkardığını" söyledi. Bakanlık, "Çin Halk Kurtuluş Ordusu'nun eğitime ve savaşa hazırlığa devam ettiğini, ulusal egemenliği ve toprak bütünlüğünü kararlılıkla savunduğunu ve Tayvan'ın bağımsızlığına yönelik her türlü ayrılıkçılığı ve dış müdahaleyi kararlılıkla ezeceğini" de sözlerine ekledi. Independent Arapça, 16/08/2022)
2- ABD ise kışkırtmaya, ittifaklar kurmaya ve Çin'e karşı "yarı sıcak" kışkırtmalara devam ediyor: (ABD 7. Filo Komutan Yardımcısı Koramiral Karl Thomas, Salı günü (16 Ağustos) Singapur'da yaptığı bir toplantıda, Çin'in Tayvan üzerinden füze fırlatma kararının "sorumsuzca" olduğu gerekçesiyle bir itirazla karşılanması gerektiğini vurguladı. Independent Arapça, 16/08/2022). Aynı kaynağa göre Asya ülkelerini Çin'e karşı kışkırtarak şunları söyledi: ("Eğer buna karşı koymazsanız... bir anda, şu anda askeri karakollar haline gelen Güney Çin Denizi'ndeki adalar gibi olabilir."). ABD Başkanı daha önce, Çin istila etmesi durumunda ABD'nin Tayvan'ın yanında savaşacağını açıkça ifade etmişti: (ABD Başkanı Joe Biden, Çin'in Tayvan meselesinde "ateşle oynadığı" uyarısında bulundu ve adanın saldırıya uğraması halinde korumak için askeri müdahalede bulunma sözü verdi... Ukrayna'nın işgalinde bunu yapmazken, Çin'in işgal etmesi durumunda ABD'nin Tayvan'ı askeri olarak savunup savunmayacağı yönündeki doğrudan bir soruya Biden: "Evet... Bu, kendi kendimize verdiğimiz bir taahhüttür" yanıtını verdi. BBC, 23/05/2022). ABD'nin Tayvan'da Çin'i bu derece yüksek düzeyde kışkırtması ve Çin'in Tayvan çevresinde askeri gücünü göstermesi, buna eşlik eden tehditler, ABD'nin savaş gemilerini ve uçaklarını aynı boğaza getirmesi ve buna eşlik eden Çin'in kapısının önündeki meydan okuma ile bu kriz son derece tehlikeli kabul edilmektedir. Çünkü bu krizi daha fazla tırmandıran ABD'dir. ABD yıllardır Çin ile olası bir askeri çatışma ihtimaline karşı Asya'da ordularını yığmaktadır. Bu nedenle ABD, Avustralya ve İngiltere ile AUKUS ittifakı gibi yeni askeri ittifaklar kurmak; Japonya, Hindistan ve Avustralya ile mevcut QUAD ittifakı gibi olanları güçlendirmek için adımlarını hızlandırmıştır. Yani ABD, askeri tehdidi ekonomik tehdidin yanında denemektedir; zira ilkinin ikincisinden daha etkili olduğunu düşünmektedir.
3- Görünüşe göre Çin, bu planların Tayvan'la ilgili değil, ABD'nin Çin'i çevrelemeye yönelik büyük stratejisiyle ilgili olduğunu anlamaya başladı. Bu yüzden askeri kapasitesini sergilediği görülüyor. Çin ordusunun Doğu Cephesi Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: ("Çin Halk Kurtuluş Ordusu, 15 Ağustos'ta Tayvan çevresindeki deniz ve hava sahasında çok kuvvetli silahlı çatışmaya hazırlık devriyesi ve savaş tatbikatları düzenledi." Independent Arapça, 14/08/2022). Ayrıca: (Çin ordusu, Tayvan Boğazı üzerinden "siyasi oyunlar oynamaya ve barış ve istikrarı baltalamaya devam eden" Washington ve Taipei için ciddi bir caydırıcılık oluşturmak amacıyla bugün Tayvan yakınlarında tatbikatlar düzenlediğini söyledi. Çin ordusu Doğu Komutanlığı, Halk Kurtuluş Ordusu'nun Tayvan çevresindeki deniz ve hava sahasında gerçek mühimmatlı savaş tatbikatları düzenlediğini açıkladı. Aynı çerçevede Çin Savunma Bakanlığı, kuvvetlerinin eğitime, savaşa hazırlanmaya, ulusal egemenliği kararlılıkla savunmaya ve Tayvan'ın bağımsızlığının her türlü biçimini ve dış müdahale girişimlerini ezmeye devam ettiğini söyledi.
Bakanlık, ABD'yi ve Taipei'deki iktidardaki Demokratik İlerleme Partisi'ni, Çin'i çevrelemek için Tayvan'ı kullanmanın başarısızlığa mahkûm olduğu konusunda uyardı. Al Jazeera Net, 15/08/2022). Ayrıca Çin, 17/08/2022 tarihinde Rus ordusuyla ortak tatbikatlar yapmak üzere bazı birliklerini Rusya'ya gönderdi; sanki ABD'yi tehdit ediyor ve ona Tayvan krizinde Rusya'nın Çin'in yanında olduğu mesajını veriyordu.
Yedincisi: İşte ABD'nin yarattığı ve Çin'i boyun eğdirmeyi amaçladığı Tayvan krizinin boyutları bunlardır. Bu bağlamda dört hususa dikkat çekmek gerekir:
1- ABD, Çin ekonomisinin gücü nedeniyle ekonomik savaşlardan çekinmeye başlasa da, ABD ile Çin arasındaki büyük askeri güç farkı, ABD'nin Çin ile askeri bir çatışmadan korkmamasını sağlamaktadır. Bu nedenle ABD'nin Tayvan meselesini tırmandırması, Çin ile çatışma alanını ekonomiden, ABD'nin neredeyse kesin bir üstünlüğe sahip olduğu askeri güç sahasına taşıma yönündeki en net ve en şiddetli Amerikan politikası olarak görülmelidir. Belki de Rusya'nın Ukrayna'daki savaşla meşgul olması, Tayvan çevresinde bir savaş çıkması durumunda Çin'e herhangi bir Rus askeri desteği olasılığını ortadan kaldırmaktadır; ki bu savaş nükleer ihtimallerden son derece uzaktır.
2- Eğer ABD, Çin'i Tayvan'da bir savaşa sokmayı başarır ve ardından müttefikleriyle birlikte Rusya'ya uygulananlara benzer ekonomik yaptırımlar uygularsa, Çin'in ekonomisinde somutlaşan büyüklüğü, ABD'nin Çin gücünü çevreleme hedefini gerçekleştirebilecek çok büyük bir tehdit altında kalacaktır. Çin'in Tayvan'ı işgal etmeye kalkışması durumunda uygulanacak bu yaptırımların, iktidardaki Komünist Parti'nin üst düzey üyeleri olan Çin'in en zengin kesimi üzerinde son derece acı verici ve büyük bir etki yaratacağı ABD tarafından öngörülmektedir. Bu etkili kesim, çıkarlarının bu denli derin bir zarar görmesi durumunda, Komünist Parti içinden ABD ile uzlaşmaya doğru giden bir "beşinci kol" gibi çalışacaktır!
3- Tüm bunlarla birlikte, Tayvan üzerindeki gerilimin kaynağının ABD olduğu ve bu gerilimin yükselme eğiliminde olduğu açıkça görülmektedir. Ayrıca ABD'nin Ukrayna'daki savaşla meşgul olmasının, Çin ile olan gerilimi tırmandırmasına engel olmadığı da anlaşılmaktadır. Buna daha fazla kanıt olarak; Polonya, Ukrayna'ya Sovyet yapımı MIG uçakları sağlamayı teklif ettiğinde ve bunun karşılığında ABD'den kendisine F-16 uçakları vermesini istediğinde ABD şu cevabı vermişti: "Amerikan uçak fabrikaları Tayvan'a savaş uçağı sağlamak için çalışıyor." Yani Ukrayna'daki savaş, ABD'nin gözünü Çin'den ayırmasına neden olmamıştır. İşte mevcut Tayvan krizi budur ve itici güçleri bunlardır.
4- Bu krizin savaşa mı yoksa yatışmaya mı yol açacağına gelince; muhtemelen amaçlanan şey, Çin'i kendi kapısının önündeki bir krizle meşgul ederek Ukrayna savaşında Rusya'yı desteklemesini engellemektir. Böylece ABD, Rusya için Ukrayna'da, Çin için ise Tayvan'da bir kriz yaratarak her iki tarafı da zayıflatmak için kendine alan açmaktadır. Tabii eğer Rusya ve Çin, ABD'nin Ukrayna ve Tayvan'daki bu iki krizi ısıtarak kendileri için hazırladığı bataklığın tehlikesini anlamazlarsa! "Muhtemelen" diyoruz çünkü savaş ya da en azından askeri çatışma ihtimali hala masadadır. Çünkü orduların birbirine bu kadar yakın olduğu ve kışkırtmaların arttığı durumlarda yapılacak herhangi bir hesaplanmamış hata bu ihtimali geçerli kılmaktadır.
Sekizincisi: Sonuç olarak, bugün bu dünyaya adalete ve hayra değer vermeyen, aksine tepeden tırnağa zulüm ve kötülüğe bürünmüş "büyük" devletler hakimdir... Bunlar çıkarları gerektirdiğinde ekinleri ve nesilleri helak eden, arzuları gerektirdiğinde fesat ve bozgunculuk çıkararak kan döken devletlerdir... Sanki o zamanki "büyük devletler" olan Fars ve Bizans ile eski gerçeklik geri dönmüştür. Onlar nasıl müminlerin bilekleriyle yok olduysa, bugünkü büyük devletler de müminlerin bilekleriyle yok olacak ve Allah'ın izniyle Nübüvvet metodu üzere Hilafet-i Raşide yeniden doğarak dünyanın dört bir yanına hayrı yayacaktır:
وَيَقُولُونَ مَتَى هُوَ قُلْ عَسَى أَنْ يَكُونَ قَرِيباً
"Ve 'ne zamanmış o?' diyorlar. De ki: 'Belki de yakındır.'" (İsrâ [17]: 51)
25 Muharrem 1444 H. 23/08/2022 M.