(Hizb-ut Tahrir Emiri Âlim Atâ bin Halil Ebû er-Raşta'nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Soru Cevabı: Bid'at Hakkında
Abdulla Amer'e
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Dün insanlar Cuma namazından çıkıyordu, biliyorsunuz cami kapısında bir kalabalık olur. Birisi "Peygamber'e salavat getirin" dedi. Başka birisi de ona "Sus, bu bid'attır" dedi. Soru şu: Bu bid'at mıdır değil midir? Allah sizden razı olsun.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
O adamın cami kapısında "Peygamber'e salavat getirin" demesi bid'at değildir. Bunun sebebi, bid'atın, Şari’nin kendisine ait bir uygulama yöntemi (keyfiyet) belirlediği bir emrine muhalefet etmek olmasıdır. Lügat yönüyle bid'at, Lisan-ul Arab'da geçtiği üzere: "Mübtedi, bir işi benzeri olmaksızın ortaya koyan kimsedir... Bir şeyi ibda ettim; onu bir örneği olmaksızın icat ettim" demektir. Istılahta da böyledir; yani Resulullah ﷺ'in yaptığı bir "örnek" (model) bulunması ve Müslüman'ın buna aykırı bir şey yapmasıdır. Bu da, Şari’nin şer'î bir emrin yerine getirilmesi için açıkladığı şer'î keyfiyete muhalefet etmek demektir. Hadisin delalet ettiği anlam da budur:
وَمَنْ عَمِلَ عَمَلًا لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ
"Kim bizim bu işimize (dinimize) uymayan bir amel işlerse, o reddedilir." (Buhari ve Müslim)
Dolayısıyla kim namazında iki secde yerine üç secde yaparsa bid'at işlemiş olur, çünkü Resulullah ﷺ'in fiiline muhalefet etmiştir. Kim Mina'da taşlamada yedi taş yerine sekiz taş atarsa bid'at işlemiş olur, çünkü o da Resulullah ﷺ'in fiiline muhalefet etmiştir. Kim ezan lafızlarına ekleme yapar veya ondan eksiltme yaparsa bid'at işlemiş olur, çünkü Resulullah ﷺ'in onayladığı ezana muhalefet etmiştir...
Şari’nin bir uygulama yöntemi (keyfiyet) belirlemediği bir emrine muhalefet edilmesine gelince; bu durum şer'î hükümler kapsamında değerlendirilir. Eğer hitap, teklifî hitap ise buna haram veya mekruh denir; eğer vaz'î hitap ise buna batıl veya fasit denir. Bu, emre eşlik eden karineye göre değişir...
Örneğin; Müslim, Aişe radıyallahu anha'dan Resulullah ﷺ'in namazını vasfettiği şu rivayeti aktarmıştır:
... وَكَانَ إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ لَمْ يَسْجُدْ، حَتَّى يَسْتَوِيَ قَائِمًا، وَكَانَ إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ السَّجْدَةِ، لَمْ يَسْجُدْ حَتَّى يَسْتَوِيَ جَالِسًا ...
"...Rükûdan başını kaldırdığında tam olarak ayakta durmadan secdeye gitmezdi. Başını secdeden kaldırdığında ise tam olarak oturmadan diğer secdeye gitmezdi..." (Müslim)
Burada Resulullah ﷺ, Müslüman'ın rükûdan kalktıktan sonra tam olarak dikleşmeden secdeye gitmeyeceğini ve secdeden kalktığında da tam olarak oturmadan diğer secdeye gitmeyeceğini açıklamıştır. İşte bu, Resulullah ﷺ'in açıkladığı bir keyfiyettir. Buna muhalefet eden kişi bid'at işlemiş olur. Eğer namaz kılan kişi rükûdan doğrulup tam olarak dikleşmeden secdeye giderse, Resulullah ﷺ'in açıkladığı keyfiyete muhalefet ettiği için bid'at işlemiş olur. Bu bid'at bir sapıklıktır (dalalettir) ve sahibi büyük bir günah işlemiş olur.
Ancak mesela Müslim, Ubâde bin Sâmit'ten şunu rivayet etmiştir: Resulullah ﷺ'in şöyle buyurduğunu işittim:
يَنْهَى عَنْ بَيْعِ الذَّهَبِ بِالذَّهَبِ، وَالْفِضَّةِ بِالْفِضَّةِ، وَالْبُرِّ بِالْبُرِّ، وَالشَّعِيرِ بِالشَّعِيرِ، وَالتَّمْرِ بِالتَّمْرِ، وَالْمِلْحِ بِالْمِلْحِ، إِلَّا سَوَاءً بِسَوَاءٍ، عَيْنًا بِعَيْنٍ، فَمَنْ زَادَ، أَوِ ازْدَادَ، فَقَدْ أَرْبَى
"Altının altınla, gümüşün gümüşle, buğdayın buğdayla, arpanın arpayla, hurmanın hurmayla ve tuzun tuzla olan satışını; eşit miktarda ve peşin olması dışında yasakladı. Kim artırır veya artırılmasını talep ederse faiz işlemiş olur." (Müslim)
Eğer bir Müslüman bu hadise muhalefet ederek altını altınla fazlalıkla satarsa (eşit ağırlıkta değilse), buna bid'at işledi denilmez; aksine haram işledi, yani faiz yedi denilir.
Özetle: Resulullah ﷺ'in açıkladığı bir keyfiyete (uygulama yöntemine) muhalefet etmek bid'attır. Resulullah ﷺ'in keyfiyet açıklamadığı mutlak emrine muhalefet etmek ise delile göre haram, mekruh, batıl veya fasit gibi şer'î hükümler kategorisine girer.
Sorduğunuz soruya gelince; Resulullah ﷺ, Cuma namazından sonra camiden çıkarken yapılacak konuşmalar için belirli bir keyfiyet (yöntem) açıklamamıştır. Bu nedenle, o Müslüman'ın camiden çıkarken "Peygamber'e salavat getirin" demesi bid'at kapsamına girmez. Aksine bu, şer'î hükümler çerçevesinde incelenir; bu da caizdir ve bunda bir sakınca yoktur. Hatta inşaAllah niyetine göre ecir kazanır.
Kardeşiniz Atâ bin Halil Ebû er-Raşta
Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192.1073741828.122848424578904/137303923133354/?type=3&theater
Emir’in web sitesindeki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3355/
Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: https://plus.google.com/u/0/b/100431756357007517653/100431756357007517653/posts/NV7mQbRvjRL?sfc=false