Hizb-ut Tahrir Emiri Âlim Ata b. Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
İrfan Abu Naveed’e
Soru:
Günümüzde İslam Ümmeti; hanif dinimize yabancı olan, her yönden İslam akidesiyle çelişen ve ona zıt düşen yanlış mefhumların ve batıl inançların istilasına uğramıştır; batıl demokrasi de bunlardan biridir. Bizim için tehlikeli olan sorun ise Endonezya'daki bazı Müslümanların, bu delilleri kullanmakta tekellüfe (zorlamaya) başvurarak ve saptırılmış mefhumlarla Kur'an-ı Kerim ve Nebevi Sünnet'ten şerî deliller getirerek demokrasinin İslam'dan olduğunu iddia etmeleridir.
Şeyhimiz, demokrasi hakkındaki görüşünüz nedir?
Bu tehlikeli sorundan nasıl kurtulmak mümkündür?
Bu konuda bir kitap yazmak istiyorum. Görüşünüz nedir? Bu hususta sizden tavsiye bekliyorum.
Cevap:
Ve Aleykumus Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Demokrasi, egemenliğin halka ait olması demektir. Yani halk, Allah’ı bırakıp teşri (kanun koyma) yapar; Allah’ı bırakıp helal ve haram belirler. Oysa Allah Sübhânehu şöyle buyurmaktadır:
إِنِ الْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ
"Hüküm yalnızca Allah'ındır. O, hakkı anlatır ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır." (En'âm Suresi 57)
Taberani’nin el-Kebîr’de Adi b. Hatim’den rivayet ettiği hadis-i şerifte şöyle geçer: "Boynumda altından bir haç olduğu halde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yanına geldim. Şöyle buyurdu: 'Ey Adi! Şu putu boynundan at!' Onu attım ve yanına vardığımda Tevbe Suresi’ni okuyordu. Şu ayete geldi:
اتَّخَذُوا أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللهِ
"Onlar, Allah'ı bırakıp hahamlarını ve rahiplerini rabler edindiler." (Tevbe Suresi 31)
Ayeti bitirinceye kadar okudu. Ben, 'Biz onlara ibadet etmiyorduk' dedim. Buyurdu ki: 'Onlar Allah’ın helal kıldığını haram kıldıklarında siz de haram saymıyor muydunuz? Allah’ın haram kıldığını helal kıldıklarında siz de helal saymıyor muydunuz?' Ben de 'Evet' dedim. Resulullah da şöyle buyurdu: 'İşte bu onlara ibadet etmektir.'" Dolayısıyla Allah’tan başkasının kanun koymasının (teşri yapmasının) günahı çok ama çok büyüktür.
• Bu açıdan demokrasi bir küfür nizamıdır; çünkü yasama (teşri) yetkisini insanların Rabbine değil, insanlara vermektedir.
• Diğer bir açıdan ise demokrasi dört özgürlüğü savunur: İnanç, düşünce, mülkiyet ve şahsi özgürlük.
Buna göre kişinin dilediğine inanmasını caiz görür; dilediği gibi dinini değiştirebilir. Kutsallara saldırsa bile istediği fikri söyleyebilir... Helal veya haram yolla mülk edinebilir. Her iki tarafın rızası olduğu sürece zina yapabilir. Oysa bu, İslam’da haram kılınmış bir iştir. Zira dinden dönmek (irtidat) haramdır, zina haramdır, meşru olmayan yollarla mal edinmek haramdır, sövmek ve hakaret etmek de aynı şekilde haramdır.
• İşte böylece demokrasi, özgürlükleri mutlaklaştırması hasebiyle de bir küfür nizamıdır; zira bu, şerî hükümlerden sıyrılmak demektir.
"Demokrasi Bir Küfür Nizamıdır" kitabı mevcuttur; onu ülkenizdeki Hizbin bürosundan temin edebilirsiniz. Bu kitapta demokrasinin mahiyeti ve nasıl bir küfür nizamı olduğu detaylıca anlatılmaktadır.
Son olarak size selam eder, İslam ve Müslümanlar için hayırlı olan yazılarınızda Allah'tan yardım ve muvaffakiyet dilerim.
Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşta
Emir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Emir’in web sitesindeki cevap linki: Emir
Emir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus