Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Sudan’daki Askeri Darbenin Sivil Geçiş Hükümetine Karşı Yapılması

October 26, 2021
3281

Soru:

Sudan halkı bugün 25.10.2021 tarihinde ordunun bazı bakanları ve sivil geçiş hükümetindeki bazı katılımcıları, ardından Başbakan Hamduk’un kendisini tutukladığı hareketli askeri hamlelerle uyandı... Daha sonra El-Burhan televizyondan yayınlanan bir konuşma yaparak olağanüstü hal ilan etti, Egemenlik Konseyi ve Bakanlar Kurulu’nu feshetti, eyalet valilerini ve bakanlık müsteşarlarını görevden aldı ve genel müdürlerden bakanlık işlerini yürütmelerini istedi... Anayasal Belge’yi iptal etmediğini ancak konuşmasında belirttiği üzere temel maddelerini iptal ettiğini, niyetinin devrimin yolunu düzeltmek olduğunu, devrimi iptal etmek olmadığını duyurdu! Tüm bunlar sanki yönetimdeki sivil kanadın haberi yokmuş gibi aniden gerçekleşti, bu nasıl mümkün oldu? Sudan daha uzun yıllar insanların sefalet ve mutsuzluk tadacağı bir çekişme içinde mi kalacak? Teşekkürler.

Cevap:

Kardeşim, sondan başlayacağım; "aniden gerçekleşti" sözün aslında öyle değil. Ordunun ve sivillerin yönetimdeki ortaklığının başlangıcından itibaren meseleyi derinlemesine düşünenler, bu ortaklığın sürmeyeceğini fark ederdi. Çünkü iki taraf iki farklı yöne tabidir; El-Burhan, Hamideti ve yardımcılarının arkasında Amerika varken, Hamduk ve grubunun arkasında Avrupa, özellikle de İngiltere vardır. El-Burhan da Hamduk da bağlı oldukları tarafların çıkarları için çalışmaktadırlar ve her ikisi de halkın maslahatından fersah fersah uzaktırlar. Çünkü İslam’ın emrettiği "işlerin gözetilmesi" (riayetü'ş-şuun) hiçbirinin gündeminde yoktur! Bir yönden bu böyleyken, diğer yönden yönetim tek bir başla yürütülür, birbirine tamamen zıt iki başla değil! Bu mesele hakkında daha en başından, yani iki tarafın ortaklığının başladığı dönemlerde 23.09.2019 tarihinde bir cevap yayınlamıştık. Orada askeri kanat ile sivil kanadın iktidarı paylaşma anlaşması hakkında şunlar yer alıyordu: "Beklenen şudur ki Amerika ve İngiltere bir arada huzur içinde yaşayamayacaklardır; çünkü çıkarları farklıdır ve yerel araçları onlara tabidir. Bu nedenle her iki taraf da diğerinin hamlelerini boşa çıkarmak için çalışacaktır! Güncel olayları takip edip bağlantılarını derinlemesine düşündüğümüzde, dış ve yerel açıklamaları, özellikle Amerikalı ve Avrupalı yetkililerin açıklamalarını incelediğimizde... tarafların rakiplerini sıkıştırmak, ona galip gelmek ve ardından yönetimden uzaklaştırmak için kullanacakları araçları tahmin etmek mümkündür..." demiştik. Ve nitekim olan da budur.

Olayların gidişatını netleştirmek için şu hususları inceleyelim:

Birincisi: Sudan’daki Durum ve Çatışma:

1- Sudan köklü bir İslam beldesidir ancak uluslararası nüfuzu ve bölgesel araçlarıyla, en önemlisi de yerel ajanları vasıtasıyla Amerika’nın kontrolü altındadır. Sudan’daki yönetim sistemi Amerikan siyasetine ucuz bir şekilde hizmet ederken, Sudan halkı zulüm, açlık, mahrumiyet ve işsizlikle boğuşmaktadır. Sudan halkı ne zaman değişim ve İslam arzusuyla bir ayaklanma veya devrim başlatsa, bu yöneticiler onların hedeflerine -ki bu hedefler Sudanlıların ve tüm İslam ümmetinin hedefleridir- ulaşmasını engellemek için engeller, barikatlar ve korkular üretmektedirler. Sonra da bu çatışmayı, ümmetin ajan yöneticilerine karşı mücadelesinden, Sudan’daki (nispeten) yeni nüfuz sahibi Amerikan ajanları ile Sudan’ın sömürgeleştirilmesinden bu yana eski nüfuzun sahibi olan İngiliz ajanları arasındaki bir çatışmaya dönüştürdüler. Bu çatışma denklemiyle Amerikan ajanları, Sudan’daki ümmeti İslam ile kafir devletlerin ajanları arasındaki gerçek çatışmadan uzaklaştırmayı garanti altına almaktadırlar.

2- Amerikan ajanları (Askeri Konsey) ile İngiliz ve Avrupa ajanları (Özgürlük ve Değişim Güçleri liderliği, Meslek Grupları Birliği, müttefik partiler ve silahlı hareketler), 21 Ağustos 2019 tarihinde imzalanan "Anayasal Belge" ile yönetiliyordu. Bu belgeye göre askerlerin Egemenlik Konseyi’ne (başkanlık) 21 ay boyunca başkanlık etmesi, ardından sivillerin 18 ay boyunca başkanlık etmesi planlanmıştı; toplam süre 39 aydı. Ancak 03.10.2020’de imzalanan Cuba Anlaşması’ndan sonra bu süre 53 aya çıkarıldı ve sivillerin başkanlık süresinin önümüzdeki Kasım ayında başlaması kararlaştırıldı. Böylece 2019’da Özgürlük ve Değişim Güçleri’ndeki siviller ile Askeri Konsey arasında yapılan anlaşmanın, Askeri Konsey ve arkasındaki Amerika tarafından bu güçlere kurulmuş bir tuzak olduğu ortaya çıkmaktadır. Egemenlik Konseyi başkanlığının ilk döneminin askerlere, ikincisinin sivillere verilmesiyle Özgürlük ve Değişim Güçleri, ilk 21 aydan sonra konsey başkanlığını, yani Sudan yönetimini devralacakları yanılsamasına düşürüldü. Eğer bu mümkün olsaydı, İngiliz ve Avrupa ajanları Sudan’daki Amerikan nüfuzunu tehdit edecek şekilde ordu liderliğinde ve finansmanında geniş çaplı değişiklikler yapabilirlerdi; Amerika ise buna asla izin vermez.

3- İngilizler ise ajanlarıyla birlikte açık bir tutum sergilemektedirler. (İngiltere Çarşamba günü, Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk’un girişimi kapsamında Sudan’daki mevcut siyasi krizin çözümüne yardımcı olmaya hazır olduğunu ifade etti... Hamduk, Çarşamba günü Hartum’da İngiltere’nin Afrika’dan Sorumlu Devlet Bakanı Vicky Ford, İngiltere’nin Sudan Temsilcisi Robert Fairweather ve İngiltere’nin Hartum Büyükelçisi Giles Lever ile bir araya geldi. Ford, ülkesinin Sudan’daki geçiş sürecine verdiği desteği teyit ederken mevcut siyasi krizden duyduğu endişeyi dile getirdi... Ford ayrıca Londra’nın "Doğu Sudan’daki ulusal yolun kapatılması sonucu yaşanan geçim krizinden" de endişe duyduğunu belirtti... Ford, İngiliz hükümetinin "Sudan Başbakanı tarafından ilan edilen yol haritası çerçevesinde ülkedeki siyasi krizin çözümü bağlamında bu meseleyi çözmek için Sudan hükümetiyle ortak çalışmaya" hazır olduğunu söyledi. Anadolu Ajansı, 21.10.2021). Aynı şekilde, Hamduk hükümetini desteklemek ve Doğu Sudan’daki gıda, yakıt sıkıntısı ve fiyat artışları nedeniyle halkı hükümete karşı kışkırtma tehdidi oluşturan boğucu ablukanın kaldırılması çağrısında bulunmak üzere Avrupalı elçiler Hartum’a akın etmeye devam etti.

4- Sudan’daki olayların seyrettiği genel çerçeve budur. Buradan, Amerikan ajanlarının İngiliz ve Avrupa ajanlarına karşı başlattığı uyumsuzluk, çatışma ve rakibi tuzağa düşürme durumu netleşmektedir. Tüm bunlar, Avrupalı sivil kanadı Sudan sahnesinden çıkarmak ve Amerika’ya bağlı askeri kanadın Sudan’daki iktidarda tek başına kalmasını sağlamak için yapılan hazırlıklardır. Bu hazırlık çalışmalarından bazıları şunlardır:

a- Başarısız Askeri Darbe: Sudan Savunma Bakanı Tümgeneral Yasin İbrahim, 21.09.2021 tarihinde Tümgeneral Abdülbaki el-Hasan Osman Bakravi ile birlikte farklı rütbelerden 22 subay ve askerin liderliğindeki bir darbe girişiminin engellendiğini duyurdu. Bu darbe girişimi incelendiğinde bunun yapay olduğu görülmektedir; zira Hartum’da askeri liderliğe (El-Burhan ve Hamideti) bağlı ordu birliklerinin hareketleri, askeri liderliğin bir tehlike hissettiği izlenimini vermiyordu. Diğer yandan, bu girişimin liderinin geçmişi ve Kahire’de bulunmuş olması, ordu liderliğinin olan biten her şeyden gerçekleşmeden önce haberdar olduğunu düşündürmektedir. Bu darbe girişiminin lideri, askerlik hizmeti sırasında El-Burhan ile Bahr el-Cebel operasyonlarında, Şemseddin Kebbaşi ile de Batı Darfur’da beraber çalışmıştı. (Arabi21, 22.09.2021). Bunlar Sudan ordusundaki ve Egemenlik Konseyi’ndeki askeri liderliğin başlarıdır. 2016 yılında, yani Beşir döneminde tümgeneralliğe terfi ettirilmiş, 2018’de ise liderlik tarafından Hartum’a nakledilmiştir ki bu, kendisi ile askeri liderlik arasındaki büyük güveni gösterir. Beşir’in etrafındaki bu askeri liderlik, bugünkü Egemenlik Konseyi liderliğidir; yani bu adam, ordu liderliğindeki üst düzey Amerikan ajanlarına yakın ve güvenilir biriydi. Darbe girişiminin gerçek olduğunu düşünmek yerinde değildir; aksine bu, Egemenlik Konseyi liderliğinin sivillere devredilmesi gereken tarihten önce yönetimi düzenlemek amacıyla kendisi ile liderlik arasında planlanmış bir iştir. Bu adamın Hızlı Destek Kuvvetleri ile uyumlu olmadığını beyan etmesi ve 2020’de lideri Hamideti’ye hakaretle suçlanması bu tespiti değiştirmez. Ayrıca bu adam ameliyat olmak ve bacağının bir kısmının kesilmesi için Kahire’ye gitmiş ve sözde darbe girişiminden sadece beş gün önce Hartum’a dönmüştür!

b- Doğu Sudan Karışıklıkları: Hamduk hükümetine veya Egemenlik Konseyi’ndeki sivil kanada karşı havayı ısıtmak için 17.09.2021 tarihinde Port Sudan limanında protestolar başlatıldı. Bu protestolar kısa sürede tüm Doğu Sudan’ı kapsayacak şekilde yayılarak limanları, petrol boru hatlarını ve başkent Hartum’u bağlayan "ulusal" yolu kapattı. Ticari kamyon hareketliliği durdu ve Beja Nazırları Yüksek Konseyi ve Muhammed el-Emin Terik başkanlığındaki Bağımsız Amudiyeler’in adı parladı. Terik, Hartum ve Sudan’ın geri kalanı üzerindeki "kuşatmayı" kaldırmak için Hamduk hükümetine sert ve imkansız şartlar koşmaya başladı.

Bu geniş çaplı ve sıkı ablukanın yapay olduğunu gösteren işaretler şunlardır: Doğu Sudan’ın haklarını gasp eden Cuba Anlaşması’nı protesto etmek için 17.09.2021’de başlamıştır, oysa bu anlaşma yaklaşık bir yıl önce, Ekim 2020’de imzalanmıştı. O dönemde bu kadar öldürücü bir ivmeyle protestolar çıkmamıştı. Anlaşmanın imzalanmasıyla eş zamanlı olmaması nedeniyle bu eylemler yapaydır. Askeri kanadın bu protestoların arkasında olduğuna dair kanıt ise Abdülfettah el-Burhan’ın bunları "siyasi" olarak nitelendirmesidir: (Doğu’da yaşanan yol kapatma olayları... siyasi bir meseledir ve siyasi olarak ele alınmalıdır. Independent Arabia, 30.09.2021). Yani ordu, güvenlik niteliğinde olmasına ve neredeyse tüm Sudan halkının hayatını etkilemesine rağmen bu krizi çözme sorumluluğundan kaçmaktadır.

c- Hükümetin Feshedilmesi Talebi ve Egemenlik Konseyi Toplantılarının Durdurulması: Askeri kanadın öncülüğünde gerilim tırmandırıldı ve hükümetin feshedilmesi talepleri yükseldi. Bu talepler artık sadece siyasi güçlerden ve göstericilerden değil, bizzat Egemenlik Konseyi’ndeki askeri kanattan gelmeye başladı. Darbe girişiminden sonra sivil ve askeri kanatlar arasındaki ortaklık mekanizmalarının dondurulmasının ardından askeri kanat sivil muhatabına saldırdı: ("Eş-Şark" televizyonu, El-Burhan’ın dün "Hartum Bahri Askeri Bölgesi"ndeki askerlere yaptığı konuşmada, ülkedeki mevcut siyasi durum için herhangi bir çözümün ancak "mevcut hükümetin feshedilmesi" yoluyla olacağını söylediğini aktardı ve ekledi: "Mevcut hükümet feshedilmeden ve geçiş hükümetindeki siyasi partilerin tabanı genişletilmeden mevcut durum için bir çözüm yoktur." Şarku’l Evsat, 12.10.2021). Aynı şekilde, ("Sudan Tribune" sitesi, Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk’un, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdülfettah el-Burhan ve yardımcısı Muhammed Hamdan Dakalu’nun (Hamideti) mevcut hükümeti feshetme ve yerine yeni bir hükümet atama talebini reddettiğini bildirdi. Bakanlar Kurulu’ndan iki kaynak ise askeri ve sivil kanat arasındaki krizin ilk anlaşmazlık noktasına geri döndüğünü doğruladı. Site, çeşitli kaynaklara dayanarak Egemenlik Konseyi Başkanı ve yardımcısının -üç yetkilinin ülkedeki siyasi krizi görüşmek üzere dün yaptıkları toplantıda- hükümetin başkasıyla değiştirilmesini talep ettiklerini aktardı. El-Burhan ayrıca yerel olarak "Temkinin Kaldırılması Komitesi" olarak bilinen rejimin tasfiyesi komitesinin faaliyetlerinin dondurulmasını istedi. Al Jazeera Net, 15.10.2021). Yine Hamduk, (ülkesinin içinden geçtiği mevcut krizi, eski rejimin gidişinden sonra geçiş hükümetinin karşılaştığı en tehlikeli kriz olarak nitelendirdi ve ülkenin kaosa sürüklenmemesi için tüm tarafları birliğe çağırdı. BBC, 18.10.2021).

İki aydır tırmanan bu olaylarla birlikte, Abdülfettah el-Burhan ve yardımcısı Muhammed Hamdan Dakalu (Hamideti) liderliğindeki askeri kanadın geçiş sürecini belirsizliğe ittiği açıkça ortaya çıkmıştır. (Hamideti yaptığı açıklamada, "Egemenlik Konseyi başkanlığının sivillere devredilmesinin henüz erken olduğunu ve şu anki gündemde yer almadığını" belirterek, "şu an yaşananların konseyin sivillere devrinin yaklaşması nedeniyle olduğunu tasvir etmek yalandır ve ayıptır" dedi. Arabi21, 08.10.2021).

İkincisi: Özgürlük ve Değişim Güçleri’nin Bölünmesi:

Hamduk hükümetini rahatsız eden bir diğer husus da Hamduk’u başbakanlığa getiren Özgürlük ve Değişim Güçleri’nin bölünmeye başlaması ve ikiye ayrılmasıdır. Birinci kesim olan "Ulusal Mutabakat Grubu", sorunun Hamduk hükümetinde olduğunu görmeye başladı. (Özgürlük ve Değişim Güçleri - Ulusal Mutabakat Grubu lideri Minni Arko Minnawi, Sudan’daki gerçek krizin Özgürlük ve Değişim ittifakının içinde olduğunu söyledi. Al Jazeera Net, 20.10.2021). Diğer kesim ise "Merkez Konseyi" olarak bilinmeye başladı ve Sudan Kongre Partisi, Milli Ümmet Partisi, İttihatçı Toplanma ve Baas Partisi’ni temsil etmektedir. İlk kesim hükümetin feshedilmesini ve Hamduk’un istifasını talep ederek 2019’daki Beşir rejimine karşı yapılan oturma eylemlerini hatırlatan süresiz bir oturma eylemi başlatırken, ikinci kesim Anayasal Belge uyarınca yönetimin sivillere devredilmesini talep eden gösteriler düzenledi.

Geriye bir mesele kalıyor; o da bazı İngiliz ve Avrupa ajanlarının saf değiştirip değiştirmediğidir. Burada özellikle Adalet ve Eşitlik Hareketi lideri ve Hamduk hükümetinin mevcut Maliye Bakanı Cibril İbrahim ile Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minnawi’den bahsedilmektedir. Bu mesele üzerinde düşünüldüğünde şu sonuçlara varılmaktadır:

1- Maliye Bakanı Cibril İbrahim, kendisini 08.02.2021 tarihinde hükümetinin yeni kabinesinde Maliye Bakanı olarak atayan İngiliz ajanı Abdullah Hamduk’un güvenini kazanmıştır. Bundan önce, yani 2019 ortalarında, Etiyopya’dan sınır dışı edilme krizi sırasında (21.07.2019) Katar büyükelçiliği onu savunuyordu. Ondan önce ise Sudan ordusunun hava saldırısında öldürdüğü kardeşi Halil ile birlikteydi; Darfur’daki Adalet ve Eşitlik Hareketi’nin kurucularından ve Darfur’daki "Cancevid" milislerinin (ki bunlar daha sonra Hamideti’nin Hızlı Destek Kuvvetleri oldu) liderinin muhaliflerindendi. İngiltere ve Avrupa, Darfur’da Beşir rejimine muhalif güçleri kullanıyor, onlarla temaslar kuruyor ve Beşir rejimini vurmak için ilişkiler geliştiriyordu. Ayrıca BAE ve Çad ile, yani İngiliz ve Avrupa nüfuz daireleri ile temasları vardı. Tüm bunlardan dolayı, bu adamın İngiliz ve Avrupalı adamlarla olan köklü ilişkilerini bırakıp karşı tarafa, yani Amerikan ajanlarına geçmesi pek olası değildir.

2- Aynı şekilde Minni Arko Minnawi de, silah bırakıp Hartum’daki otoriteyle barışarak Abuja Anlaşması uyarınca Ömer el-Beşir’in yardımcısı olarak dönmeden önce yirmi yıl boyunca Beşir rejimine karşı savaşan Darfur’daki savaş ağalarından biridir. Ayrıca, Cuba Barış Anlaşması’nı imzaladıktan sonra geçen Mayıs ayında kendisini Darfur Valisi olarak atayan mevcut Başbakan Hamduk’un güvenini yakın zamana kadar koruyordu. Kabile aidiyeti gereği, Amerikan ajanı Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı (Hamideti) ile tarihi bir düşmanlığı vardır.

3- Dolayısıyla, İngiliz dehasının bu iki adamı Amerikan ajanlarının kampına ittiği, onları İngiliz ve Avrupa ajanlarının kampından uzaklaştırdığı kanaati ağır basmaktadır. Eğer El-Burhan, Hamduk ve grubunu yönetimden uzaklaştırmayı başarır ve yeni bir sistem kurarsa, İngiltere oraya kendi adamlarından ikisini sokmuş olacak ve böylece İngiliz dehası ve kurnazlığına uygun olarak yeni yönetimde bir payı bulunacaktır.

Üçüncüsü: Sudan’daki durumun vardığı nokta, Amerikan ajanlarının dayattığı habis yollar ve İngiliz ile Avrupa ajanlarının izlemeye çalıştığı diğer habis yollar -ki bunların hepsinde kan dökme, zulüm, açlık ve krizler vardır- karşısında Sudan halkı durumunu netleştirmelidir. Sudan halkının kanını ve kaynaklarını bu kafir devletlerin hizmetine sunan bu başarısız yöneticilere, Amerikan, İngiliz ve Avrupa ajanlarına arkalarını dönmelidirler. Kararlarını kesin olarak vermeli ve bir grup ile diğeri arasında fark gözetmeksizin tüm bu ajanlara karşı saflarını birleştirmelidirler. Rablerinin sağlam ipine sarılarak her iki tarafa karşı da ayaklanmalı, onları devirmeli ve Rablerinin razı olacağı sistemi, yani Nübüvvet metodu üzere Hilafet olan İslami devleti kurmalıdırlar. Sudan halkı, kanlarını koruyacak, saflarını birleştirecek ve kafirlerin nüfuzunu topraklarından kovacak olan bu hayra layıktır.

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

"O gün müminler, Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. O dilediğine yardım eder. O mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir." (Rûm 4-5)

18 Rebiulevvel 1443h 25.10.2021m

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın