Muhterem Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Ebu Abdullah Süleyman'a
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
İslam Şahsiyeti kitabının birinci cildinde, "Ümmetin Bugün Müfessirlere Olan İhtiyacı" konusunun dokuzuncu ve onuncu satırlarında geçen "fikrî, derin ve müsteni (mustaneer) bir kitap olarak" ifadesindeki "müsteni" kelimesi doğru mudur?
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
"Müsteni" (mustaneer) kelimesi doğrudur. Düşünce üç türdür:
Yüzeysel, derin ve müsteni... Bunun detaylarını Düşünme (Et-Tefkîr) kitabının 86-92 sayfaları arasında bulabilirsin. Oradan senin için şu kısımları aktarıyorum:
"Düşünme ya yüzeyseldir, ya derindir ya da müstenidir. Yüzeysel düşünme, halkın genelinin düşünmesidir. Derin düşünme âlimlerde bulunur. Müsteni düşünme ise çoğunlukla liderlerin, aydınlanmış âlimlerin ve halkın aydın kesiminin düşüncesidir. Yüzeysel düşünme, olgunun çevresini araştırmadan ve onunla bağlantılı olan şeyleri hissetmeye çalışmadan, sadece vakıanın beyne aktarılmasıdır. Bu histen yola çıkarak başka bilgiler aramaya çalışmadan, o hissi mevcut bilgilerle bağlayıp yüzeysel bir hükme varmaktır. Bu durum daha çok kitlelerde, düşük düşüncelilerde, eğitim almamış ve kültürleşmemiş zeki kimselerde görülür...
Derin düşünme ise düşünmede derinleşmektir; yani vakıayı hissetmede ve vakıayı kavramak için bu hisle bağlanan bilgilerde derinleşmektir. Yüzeysel düşünmede olduğu gibi sadece hissetmekle ve hissi bağlamak için ilk bilgilerle yetinmez. Aksine, ya deney yoluyla ya da hissi tekrarlayarak vakıayı tekrar tekrar hisseder ve onda hissettiğinden daha fazlasını hissetmeye çalışır. İlk bilgilerin yanı sıra başka bilgiler aramayı sürdürür. Bilgileri vakıayla, ya gözlem ve tekrarı ile ya da bağlantıyı yeniden kurarak daha önce kurduğundan daha fazla bağlamaya çalışır. Bu tür bir hissetme ve bağlantıdan veya bu tür bilgilerden -ister hakikat olsun ister olmasın- derin fikirler çıkarır. Bunun tekrarlanması ve alışkanlık haline gelmesiyle derin düşünme oluşur. Dolayısıyla derin düşünme; ilk hisle, ilk bilgilerle ve ilk bağlantıyla yetinmemektir. Bu, yüzeysel düşünmeden sonraki ikinci adımdır. Bu, eğitimli olmaları zorunlu olmasa da âlimlerin ve düşünürlerin düşünme biçimidir. Derin düşünme; histe, bilgide ve bağlantıda derinleşmektir.
Müsteni (aydınlanmış) düşünme ise, doğru sonuçlara ulaşmak için derin düşünmenin kendisine, vakıanın çevresinde olanları ve onunla ilgili olanları düşünmenin eklenmesidir. Yani derin düşünme, düşüncenin kendisinde derinleşmektir; ancak müsteni düşünme, hedeflenen bir amaç uğruna yani doğru sonuçlara ulaşmak için derinleşmenin yanı sıra vakıanın çevresini ve onunla ilgili olanları da düşünmektir. Bu nedenle her müsteni düşünce derin bir düşüncedir ve müsteni düşüncenin yüzeysel düşünceden doğması mümkün değildir. Fakat her derin düşünce müsteni bir düşünce değildir. Örneğin bir atom âlimi atomu parçalamayı araştırırken, bir kimyager maddelerin bileşimini araştırırken veya bir fakih hüküm istinbat edip kanunlar koyarken; onlar ve benzerleri bir şeyi araştırdıklarında onu derinlemesine araştırırlar. Derinlik olmasaydı o göz kamaştırıcı sonuçlara ulaşamazlardı. Ancak onlar müsteni birer düşünür değildirler ve düşünceleri de müsteni bir düşünce sayılmaz. Bu yüzden, bir atom âliminin bir odun parçasına, yani haça ibadet ettiğini gördüğünüzde şaşırmayın; oysa en basit bir aydınlanma (istinâre) bile bu odun parçasının ne fayda ne de zarar verdiğini ve ibadet edilecek bir şey olmadığını gösterir. Yine uzman bir hukukçunun "azizlerin" varlığına inandığını ve günahlarını bağışlatmak için kendisi gibi bir adama teslim olduğunu gördüğünüzde şaşırmayın. Çünkü atom âlimi, hukukçu ve benzerleri derin düşünürler, müsteni düşünmezler. Eğer düşünceleri müsteni olsaydı, o tahta parçasına (haça) ulaşmazlar, azizlerin varlığına inanmazlar ve kendileri gibi insanlardan bağışlanma dilemezlerdi. Doğrudur; derin düşünen kişi sadece düşündüğü konuda derindir, başkasında değil. Atomu parçalamayı veya kanun koymayı düşünürken derin olabilir ama başka bir şeyi düşündüğünde saçmalayabilir. Bu doğrudur, fakat düşünürün derin düşünmeye alışması, onu düşündüğü çoğu şeyde, özellikle de büyük düğüm (ukdetü'l kübra) veya hayata bakış açısı ile ilgili konularda derinleşmeye sevk eder. Ancak düşüncesinde aydınlanmanın (istinâre) olmayışı, onu derin düşünmeye alıştırdığı gibi, yüzeysel ve hatta saçma düşünmeye de alıştırabilir. Bu nedenle, derin düşünce tek başına insanı kalkındırmaya ve fikrî seviyesini yükseltmeye yetmez; bunun gerçekleşmesi için düşüncede yüksekliğin oluşmasını sağlayacak olan düşüncede aydınlanmanın (istinâre) olması şarttır..."
Daha fazlasını istersen adı geçen kitaba başvurabilirsin. Allah seninle olsun.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta
05 Şaban 1445 H. 15/02/2024 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevabın linki: Facebook