Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Değerlerin Türleri

October 31, 2022
2127

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebū el-Raşta’nın Facebook "Fikri" sayfası takipçilerinin sorularına verdiği cevaplar serisi.

Soru-Cevap

Hamid Şahin'e

Soru:

Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Değerli Emirimiz, Allah’tan hayırlı ve afiyette olmanızı dilerim.

Sorum değerler hakkındadır. Soru, Hizb’in İslami hayatı yeniden başlatma çalışmasında gerçekleştirdiği değer üzerinedir. İslami hayatı yeniden başlatmak, gerçekleştiği takdirde insanlığı kurtaran bir eylem olması hasebiyle "insani bir değer" mi ifade eder? Yoksa İslami hayatı yeniden başlatmanın; İslam ile hükmetmek, Halifeye biat etmenin vacipliği vb. meselelerle ilgili (güdüsel değil) teşrii bir esasa dayanması hasebiyle "ruhi bir değer" mi ifade eder? Allah sizi mübarek kılsın.

Ayrıca ruhi değer sadece ibadetlerle mi sınırlıdır?

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh

Birincisi: Cevap vermeden önce, değerle ilgili iki hususun açıklığa kavuşturulması gerekir:

  • Birincisi; değer, eylemden kastedilen gayedir (kasıttır), eylemin gerçekleştirilmesinden doğan sonuç değildir. Değer ruhi olabilir ama sonuç somut veya soyut olabilir. Örneğin, siz cihat edersiniz ve bundan kastınız ruhi değerdir, ancak bu eylemin sonucu bir beldenin veya kalenin fethi gibi somut bir sonuçtur... Dua edersiniz ve kastınız ruhi değeri gerçekleştirmektir; eğer o durumdaki dua "metot" (tarikat) değilse, sonuç soyut olur. Şer'î metot duadan başkasıdır, dolayısıyla sonuç Allah Sübhânehu ve Teâlâ’dan sevap kazanmak olur. Mefahim kitabında şöyle geçmektedir: (...Örneğin dua, ruhi değer gerçekleştiren bir eylemdir. Cihat ise ruhi değer gerçekleştiren maddi bir eylemdir. Fakat dua maddi bir eylem olsa da soyut bir sonuç olan sevabı gerçekleştirir; her ne kadar duayı edenin kastı ruhi değeri gerçekleştirmek olsa da. Cihat ise bunun aksine düşmanla savaşmaktır; maddi bir eylemdir ve kalenin, şehrin fethi veya düşmanın öldürülmesi gibi somut bir sonuç gerçekleştirir; her ne kadar mücahidin kastı ruhi değeri gerçekleştirmek olsa da...)

Başka bir durumda, eğer "şer'î bir metodu yoksa" dua somut bir sonuç gerçekleştirebilir. 25.10.2014 tarihli soru-cevapta şöyle geçmiştir: (......Mefahim'de duanın diğer durumları hakkında bir şey geçmemiştir. Aksine bu durumları, Ahmed’in Müsned’inde rivayet ettiği genel hadis kapsar: Ebu’l Mütevekkil, Ebu Said’den rivayet ettiğine göre Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur:

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَدْعُو بِدَعْوَةٍ لَيْسَ فِيهَا إِثْمٌ، وَلَا قَطِيعَةُ رَحِمٍ، إِلَّا أَعْطَاهُ اللَّهُ بِهَا إِحْدَى ثَلَاثٍ: إِمَّا أَنْ تُعَجَّلَ لَهُ دَعْوَتُهُ، وَإِمَّا أَنْ يَدَّخِرَهَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ، وَإِمَّا أَنْ يَصْرِفَ عَنْهُ مِنَ السُّوءِ مِثْلَهَا

"Günah işlemeyi veya akrabalık bağlarını koparmayı istemediği sürece, Allah dua eden her Müslümana şu üç şeyden birini mutlaka verir: Ya duasını hemen kabul eder ya onu ahirete saklar ya da duası nispetinde bir kötülüğü ondan uzaklaştırır."

Dediler ki: Öyleyse biz çok dua ederiz. Buyurdu ki: "Allah daha çok verir." Yani Allah Sübhânehu, dua edene üç şeyden biriyle icabet eder; bunların arasında "ya duasını hemen kabul eder" ifadesi de vardır ki bu somut bir sonuçtur.)

  • İkincisi; değer konusu bireyin kastı ile ilgilidir, yani bireyseldir:

1- Mefahim kitabında değerlerin bireyin (kişi veya çalışan anlamında insanın) kastı ile bağlantılı olduğu belirtilmiştir. Word dosyasının 30-34. sayfalarında şu ifadeler yer almaktadır:

[...Eylemin kastına gelince; her çalışan için eylemi kendisi adına yaptığı bir kasıt olması kaçınılmazdır. Bu kasıt eylemin değeridir. Bu yüzden, insanın eylemi yaparken gerçekleştirmeyi gözettiği bir değerin olması kaçınılmazdır; aksi takdirde bu eylem sadece beyhude bir uğraş olur...

Bu sebeple Müslüman, yaptığı her eylemden kastedilen değeri gerçekleştirmek için bu eylemi ifa ederken tüm gücünü harcamalıdır. Böylece toplumun refahına ve yücelmesine katkıda bulunur, aynı zamanda kendi nefsinin huzurunu ve refahını garanti altına alır...

Bu yüzden bu değerlerin takdirini insana bırakmak yanlıştır; aksine değerler insanın yaratıcısı olan Allah tarafından takdir edilmelidir. Bu sebeple şeriatın insana bu değerleri belirlemesi ve bunları gerçekleştirme zamanını tayin etmesi kaçınılmazdır; insan da buna göre hareket eder...

Böylece toplumda değerler, belirli bir toplum olarak ihtiyaç duyulan ölçüde gerçekleşir. Toplum da bu ölçülerle ölçülür. Bu esasa göre, İslam'ın hayata bakış açısına uygun İslami toplumu oluşturmak için değerleri gerçekleştirmek üzere çalışılmalıdır.] (Alıntı bitti)

2- Bu demektir ki; eylemin değeri, çalışanın eylemi kendisi için yaptığı kasıttır. Dolayısıyla değer, eylemden duyulan kasıttır. Eylemde kastı olan ise insandır; yani Muhammed, Zeynep, Fatma ve Halid gibi müşahhas (belirli) bireydir. O, bir eylemi yaptığında eyleminden belirli bir değeri gerçekleştirmeyi kasteder. Eğer Muhammed ticaret yapıyorsa maddi bir kazanç olan maddi değeri gerçekleştirmeyi kasteder. Eğer Zeynep namaz kılıyorsa manevi bir değer olan ruhi değeri gerçekleştirmeyi kasteder. Eğer Fatma doğru söylüyorsa ahlaki değeri gerçekleştirmeyi kasteder. Eğer Halid darda kalana yardım ediyorsa insani değeri gerçekleştirmeyi kasteder... İşte böylece değer, müşahhas bireyin eylemi yaparken duyduğu kasıttır; yani bir değeri gerçekleştirmek amacıyla eylemi yapan "birey" insandır.

3- Burada Hizb’in görevi ortaya çıkar; Hizb, bu değerlerin şer'î hükümlere uygun olmasını sağlayarak gençlerindeki bu değerleri (ister ruhi, ister ahlaki, ister insani, isterse maddi olsun) disipline eder. Hizb, bunları disipline etmek için şer'î hükümlere uygun yönlendirme veya beyan gibi gerekli üslupları kullanır. Eğer yönlendirme ve beyan gençlerdeki değerleri disipline etmede yeterli olmazsa ve idari ceza gerekirse bunu yapar; ta ki gençlerin bu değerleri Allah Sübhânehu’nun emir ve nehiylerine göre uygulamasını garanti altına alsın...

Aynı şekilde devletin görevi de bu değerleri şer'î hükümlere göre disipline etmektir. Müslüman insana düşen ise bireysel sıfatıyla (bir kişi veya çalışan olarak) bu değerleri (ruhi, ahlaki, insani ve maddi her türlü değerde) Allah’ın emir ve nehiylerine göre gerçekleştirmek için çalışmaktır.

Bu devletin görevi ve bireylerin değerleri (ruhi, ahlaki, insani veya maddi olsun) şer'î hükümlere göre gerçekleştirmelerini disipline etmedeki rolüdür. Devlet, bunları disipline etmek için şer'î hükümlere uygun yönlendirme veya beyan gibi gerekli üslupları kullanır. Eğer yönlendirme ve beyan, bireylerin bu değerleri uygulamasındaki şer'î muhalefeti düzeltmede yeterli olmazsa ve ceza gerekirse bunu yapar; ta ki bireylerin bu değerleri Allah Sübhânehu’nun emir ve nehiylerine göre uygulamasını garanti altına alsın...

İkincisi: Şimdi sorunuza cevap veriyorum:

1- Raşidi Hilafeti kurarak İslami hayatı yeniden başlatmak için çalışan dava taşıyıcısı, bu eyleminde Allah Sübhânehu ve Rasulü’nü ﷺ razı etmek için ruhi değeri gerçekleştirmeyi kasteder. Eyleminin sonucu ise Hilafetin ulaştığı her yerde izzet, zafer, güç, fetih ve hayrın yayılması gibi somut bir sonuç olur:

وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ

"Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah'tan bir yardım ve yakın bir fetih! Müminleri müjdele." (Saff [61]: 13)

2- Değeri gerçekleştirme kastı bireysel bir meseledir, yani bireylerle ilgilidir. Filanca kişi ruhi bir değeri veya ahlaki, insani ya da maddi bir değeri gerçekleştirmeyi kasteder; yani bu bireysel bir kasıttır. Hizb’e gelince; onun işi, gençlerindeki eylemlerin beyhude olmamasını sağlamak, aksine bu değerleri şer'î hükümlere göre gerçekleştirmeleri için onları disipline etmektir. Aynı şekilde devletin işi de toplumdaki bireylerin bu değerleri gerçekleştirmesini şer'î hükümlere göre disipline etmektir.

Bu cevabın yeterli olmasını umuyorum. Allah en iyi bilen ve en hikmetli olandır.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebū el-Raşta

06 Rebiulahir 1444 H. M. 31/10/2022

Amir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevabın linki.

Amir’in (Allah onu korusun) Web sayfasındaki cevabın linki.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın