Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Soru Cevap
Muhammad Amin’e
Soru:
Assalamualaikum War. Wab. yes Sheikh wa Amiruna. I would like to ask a question, hopefully you will answer it.
Regarding the death penalty for Muhson, is Qothie categorized in Fiqh Islam? There are some scholars such as Sheikh Abu Zahrah who do not categorize it as Hudud punishment. It is even supported by Sheikh Mustafa Zarqa who states that it is categorized in the sentence of Takzir. How do you think about this issue?
Jazaakumullah khoiron for your convenience answer my question.
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Muhsan zinacının cezasının İslam fıkhında kat’i olup olmadığını, bunun bir had cezası mı yoksa bu asırdaki bazı âlimlerin iddia ettiği gibi ta’zir cezalarından mı olduğunu soruyorsun.
Soruna verilecek cevap şu şekildedir:
1- Muhsan olan zinacının ölünceye kadar recmedilmesi (taşlanması) cezası, akide (inanç) konularından değil, şer’i hükümler babındandır. Dolayısıyla bu, diğer şer’i hükümler gibidir; ona göre amel etmek için delilin kat’i olması şart değildir. Usul-i fıkıhta bilindiği üzere, şer’i hükümlerde zannı galip yeterlidir. Bu nedenle, bu cezanın delilinin kat’i olup olmamasının ona göre amel edilmesi üzerinde bir etkisi yoktur. Önemli olan, bu konuda şer’i bir delilin sabit olmasıdır. Nitekim aşağıda zikredileceği üzere şeriatta, muhsan zinacının cezasının ölünceye kadar recmedilmek olduğuna dair hiçbir şüpheye yer bırakmayan pek çok sahih delil gelmiştir.
2- Bu asırdaki bazı âlimlerin şer’i hükümleri delillerinden çıkarma konusunda doğru bir yöntem izlemedikleri görülmektedir. Zira onlar şer’i bir hükmü araştırırken; asra ayak uydurmaya, Batı medeniyetinin uluslararası yasalar, insan hakları sözleşmeleri ve benzeri adlar altında insanlara dayattığı dünya genelindeki hakim hüküm ve görüşlerle uyumlu fikirlere ulaşmaya çalışmaktadırlar. Bu durum asla doğru değildir. Çünkü istenen şey herhangi bir hüküm veya dünyada hakim olan hüküm, yasa, sözleşme ve görüşlerle uyumlu olan bir hüküm değil, Allah’ın hükmüdür. Vacip olan, şer’i hükmü delillerinden olduğu gibi almak, onu uygulama ve icra konusu yapmak, tüm dünyada onun davetini ve propagandasını yapmaktır. Bu hüküm, tüm insanlık için tek doğru hükümdür; zira o, insanların durumunu en iyi bilen Yaratıcı katındandır.
أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ
"Yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilendir ve her şeyden haberdardır." (Mülk Suresi 14)
أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ تَبَارَكَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
"Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!" (A'râf Suresi 54)
Bu nedenle, ister realitenin baskısı altında olsun ister Batılı kafirleri razı etmek için olsun, istinbatlarında asra ayak uydurmaya ve Batı medeniyetine uyum sağlamaya çalışanların sözlerine itibar edilmemelidir.
3- Muhsan olanın zina cezası ölünceye kadar recim, muhsan olmayanın cezası ise yüz sopadır ve bu cezalar İslam’da "Hudud" (had cezaları) babındandır. Zina haddi hükümlerini "Ceza Sistemi" (Nizam’ul Ukubat) kitabımızda ayrıntılı ve yeterli bir şekilde açıkladık. "Zina Haddi" babından bazı kısımları sana naklediyorum:
[Bazı kimseler; Allah Teâlâ’nın şu sözünden dolayı, muhsan olsun veya olmasın zina eden kadın ve erkeğin her ikisinin de cezasının yüz sopa olduğunu ve aralarında hiçbir fark olmadığını iddia etmişlerdir:
الزانية والزاني فاجلدوا كل واحد منهما مائة جلدة ولا تأخذكم بهما رأفة في دين الله
"Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'ın dinini tatbik hususunda onlara acıyacağınız tutmasın." (Nûr Suresi 2)
Bu kimseler dediler ki: "Yalan söylenmesi muhtemel olan ahad haberler uğruna, Allah’ın kitabını kat’i ve yakini bir yolla terk etmek caiz değildir; zira bu, Kitab’ın Sünnet ile neshedilmesi sonucuna götürür ki bu caiz değildir." Oysa sahabe, tabiin ve onlardan sonraki tüm asırlardaki bölge âlimlerinden oluşan genel ehli ilim; muhsan olmayanın yüz sopa vurulacağını, muhsan olanın ise ölünceye kadar recmedileceğini söylemişlerdir. Çünkü Resulullah (sav) Maiz’i recmetmiştir. Ayrıca Cabir bin Abdullah’tan rivayet edildiğine göre; "Bir adam bir kadınla zina etmişti, Nebi (sav) onun hakkında (yüz sopa) emretti ve adam dövüldü. Sonra adamın muhsan olduğu haberi gelince onun hakkında (recim) emretti ve o adam recmedildi."
Delillere bakan kişi, Allah Teâlâ’nın: "Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun" kavlinin "âm" (genel) olduğunu görür. Zira "Zina eden kadın" ve "Zina eden erkek" kelimeleri umum ifade eden lafızlardandır; dolayısıyla muhsan olanı da olmayanı da kapsar. Ancak Resulullah (sav)’in: "Ey Üneys! Bu kadına git, eğer itiraf ederse onu recmet" hadisi geldiğinde ve Resulullah (sav)’in ihsan durumunu (evli olup olmadığını) sordu-ktan sonra Maiz’i recmettiği, Ghamidiyye kadınının recmedildiği ve buna benzer diğer sahih hadisler sabit olduğunda; bu hadisler ayeti tahsis etmiş olur. Yani bu hadisler, ayetteki bu genel hükmü muhsan olmayanlar için tahsis etmiş, muhsan olanı ise bu hükmün dışında bırakmıştır. Dolayısıyla hadisler bu genel hükmü tahsis etmiştir, Kur’an’ı neshetmemiştir. Kur’an’ın Sünnet ile tahsis edilmesi caizdir ve genel hükümde gelip hadisin onu tahsis ettiği pek çok ayette vuku bulmuştur.
Şer’i delillerin, yani Kitap ve Sünnet’in delalet ettiği şer’i hüküm şudur: Zina cezası; Allah’ın kitabıyla amel ederek muhsan olmayana yüz sopa vurmak ve Resulullah’ın sünnetiyle amel ederek bir yıl sürgün etmektir. Ancak sürgün cezası vacip değil caizdir, bu durum imama bırakılmıştır; dilerse sopa vurur ve bir yıl sürgün eder, dilerse sopa vurur ama sürgün etmez. Fakat ona sadece sürgün cezası verip sopa vurmamazlık edemez, çünkü onun cezası sopadır. Muhsanın cezasına gelince, Allah’ın kitabını tahsis eden Resulullah (sav)’in sünnetiyle amel ederek ölünceye kadar recmedilmesidir. Muhsan için sopa ile recim cezasını birleştirmek de caizdir; önce sopa vurulur sonra recmedilir. Sadece recim cezasının uygulanması da caizdir, bu durumda sopa vurulmaz. Ancak muhsanın vacip olan cezası recim olduğu için ona sadece sopa cezası verilmesi caiz değildir.
..........
Muhsanın cezasının delili ise pek çok hadistir. Ebu Hureyre ve Zeyd bin Halid’den rivayet edildiğine göre şöyle demişlerdir: Bedevilerden bir adam Resulullah (sav)’e gelerek şöyle dedi: "Ey Allah’ın Resulü! Allah aşkına senden benim aramda Allah’ın kitabıyla hükmetmeni istiyorum." Ondan daha fakih olan diğer davacı ise şöyle dedi: "Evet, aramızda Allah’ın kitabıyla hükmet ve bana izin ver." Resulullah (sav) "Söyle" dedi. Adam dedi ki: "Oğlum bu adamın yanında işçiydi ve onun karısıyla zina etti. Bana oğlumun cezasının recim olduğu söylendi, ben de onun adına yüz koyun ve bir cariye fidye verdim. Sonra ehli ilme sordum, onlar bana oğlumun cezasının yüz sopa ve bir yıl sürgün olduğunu, bu adamın karısının cezasının ise recim olduğunu söylediler." Bunun üzerine Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
والذي نفسي بيده لأقضين بينكما بكتاب الله، الوليدة والغنم ردّ، وعلى ابنك جلد مائة، وتغريب عام، واغدُ يا أنيس - لرجل من أسلم - إلى امرأة هذا فإن اعترفت فارجمها، قال: فغدا عليها فاعترفت فأمر بها رسول الله ﷺ فرجمت
"Canım elinde olan Allah’a yemin olsun ki, aranızda Allah’ın kitabıyla hükmedeceğim. Cariye ve koyunlar sana iade edilecek. Oğluna yüz sopa ve bir yıl sürgün cezası vardır. Ey Üneys! Sen de bu adamın karısına git, eğer itiraf ederse onu recmet." (Üneys gitti, kadın itiraf etti ve Resulullah (sav)’in emriyle recmedildi.)
Burada Resulullah muhsanın recmedilmesini emretmiş ve ona sopa vurdurmamıştır. Şa’bi’den rivayet edildiğine göre; "Ali (ra) bir kadını recmedeceği zaman Perşembe günü ona sopa vurdu, Cuma günü ise onu recmetti ve şöyle dedi: Ona Allah’ın kitabıyla sopa vurdum, Resulullah (sav)’in sünnetiyle de recmettim." Ubade bin Samit’ten rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
خذوا عني، خذوا عني، قد جعل الله لهن سبيلاً البكر بالبكر جلد مائة ونفي سنة، والثيب بالثيب جلد مائة والرجم
"Benden alınız, benden alınız! Allah onlar (zina eden kadınlar) için bir yol kılmıştır: Bekârın bekârla zinasında yüz sopa ve bir yıl sürgün; dulların (evlenmiş olanların) zinasında ise yüz sopa ve recim vardır."
Resulullah muhsanın cezasının sopa ve recim olduğunu söylüyor, Ali (ra) da muhsanı hem dövüp hem recmediyor. Cabir bin Semure’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) Maiz bin Malik’i recmetmiş ve sopa vurduğundan bahsetmemiştir. Buhari’de Süleyman bin Bureyde’den rivayet edildiğine göre Nebi (sav) Ghamidiyye kadını recmetmiş ve sopa vurduğundan bahsetmemiştir. Müslim’de geçen rivayette ise Nebi (sav) Cüheyne kabilesinden bir kadın hakkında emir vermiş, elbiseleri üzerine bağlanmış, sonra emretmiş ve kadın recmedilmiştir; burada da sopa vurduğundan bahsedilmemiştir. Bu durum, Resulullah’ın muhsanı recmettiğini ve sopa vurmadığını gösterir. Ayrıca onun: "Muhsanın muhsanla zinasında yüz sopa ve recim vardır" buyurması, recmin vacip olduğunu, sopanın ise caiz olduğunu ve Halife’nin görüşüne bırakıldığını gösterir. Hadislerin arasını cem etmek için sopa ile recim muhsanın haddinden sayılmıştır. Semure’nin rivayet ettiği Resulullah (sav)’in Maiz’e sopa vurmayıp sadece recimle yetinmesi hadisi, Ubade bin Samit’in "Muhsanın muhsanla zinasında yüz sopa ve recim vardır" hadisini neshetmiştir denilemez. Çünkü Maiz hadisinin Ubade hadisinden sonra olduğuna dair bir delil yoktur. Sonra olduğunun kanıtlanamaması durumunda, sopanın zikredilmemesi onun hükmünü iptal etmez ve hükmü neshetmez. Dolayısıyla iki hadisten hangisinin önce hangisinin sonra olduğu sabit olmadığı için nesih söz konusu olamaz ve biri diğerine tercih edilemez. Hadiste recme ek olarak gelen sopa cezası vacip değil caiz bir emir sayılır; zira vacip olan recimdir. Bunun üzerindeki fazlalıkta ise hadislerin arasını cem etmek adına imam muhayyerdir...] Ceza Sistemi kitabından nakil burada bitmiştir.
Özetle: Muhsan zinacının cezası ölünceye kadar recimdir. Buna, Resulullah (sav)’in sahih-i buhari, sahih-i müslim ve diğer hadis kitaplarında sabit olan sahih delilleri delalet etmektedir. Bu ceza hudud (had cezaları) kapsamındadır ve ta’zir babından değildir.
Allah Teâlâ en iyi bilen ve hüküm verendir.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta
12 Muharrem 1441 H. 11/09/2019 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192/1137688563094880/
Emir’in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3985