Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Ribevi Gıda Çeşiteri

October 11, 2012
4971

Soru:

İktisat Nizamı kitabında, "Riba ve Sarf" başlığı altında (s. 261) şöyle geçmektedir: "Allah Resulü’nün (sav): 'Gıda gıdayla misli mislinedir' sözüne gelince... Bunların hiçbiri haramlık illetinin gıda (طعام) olduğuna delalet etmez. Bilakis bunlar ribanın gıdada gerçekleştiğine delalet ederler. Dolayısıyla gıda cinsinin tamamını kapsayan genel bir ifadedir. Ancak Resulullah’ın Ubade bin Samit’ten rivayet edilen hadisi gelmiş ve ribevi gıda çeşitlerini; buğday, arpa, hurma ve tuz olarak sınırlandırmıştır. Buna göre önceki metinlerde geçen genel gıda lafzı, husus kastedilen umum kabilindendir, yani bu dört gıda çeşididir."

Şu iki sorunun açıklanmasını rica ediyorum, Allah hayırla mükafatlandırsın:

1- Burada umum ve husus arasında hiçbir şekilde bir çelişki yokken neden Ubade bin Samit hadisini -ki burada altı sınıfın tamamı zikredilmiştir- "Gıda gıdayla misli mislinedir" hadisi için tahsis edici kıldık? Halbuki umumun hususa hamledilmesi ancak çelişkiyi ortadan kaldırmak içindir.

2- Müştak bir lafız ve münasip bir vasf-ı müfhim olmasına rağmen, dört sınıfta (buğday, arpa, hurma ve tuz) bulunan (الطُعم) neden illet olarak kabul edilmemiştir?

Cevap:

1- Müslim'in Ma'mer bin Abdullah’tan rivayet ettiği şu hadise gelince:

الطَّعَامُ بِالطَّعَامِ مِثْلًا بِمِثْلٍ

"Gıda gıdayla misli mislinedir." (Müslim)

Ravi Ma'mer bin Abdullah devamında şöyle demiştir: "O günlerde bizim gıdamız arpa idi." Ma'mer bin Abdullah o günkü gıda türünün arpa olduğunu belirtmiş olsa da, hadis metninin gıda lafzının umumiliği hasebiyle arpayı ve diğerlerini kapsadığı söylenebilir. Buradan her gıdada ribanın cereyan edeceği anlaşılır...

Müslim'in Ubade bin Samit'ten rivayet ettiği hadise gelince:

إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَنْهَى عَنْ بَيْعِ الذَّهَبِ بِالذَّهَبِ، وَالْفِضَّةِ بِالْفِضَّةِ، وَالْبُرِّ بِالْبُرِّ، وَالشَّعِيرِ بِالشَّعِيرِ، وَالتَّمْرِ بِالتَّمْرِ، وَالْمِلْحِ بِالْمِلْحِ، إِلَّا سَوَاءً بِسَوَاءٍ، عَيْنًا بِعَيْنٍ، فَمَنْ زَادَ، أَوِ ازْدَادَ، فَقَدْ أَرْبَى

"Ben Resulullah'ın (sav); altının altınla, gümüşün gümüşle, buğdayın buğdayla, arpanın arpayla, hurmanın hurmayla ve tuzun tuzla peşin ve birbirine eşit olmaksızın satılmasını yasakladığını duydum. Kim artırır veya fazla alırsa, şüphesiz riba yapmış olur." (Müslim)

Buradan ribanın sadece dört çeşit gıdayla sınırlı olduğu ve başkasında gerçekleşmeyeceği anlaşılır. Çünkü hadiste geçen kalıp hasr (sınırlandırma) ifade etmektedir. Hadiste esma-i cins-i camide (donmuş/türetilmemiş cins isimleri) zikredilmiş ve her bir isim için şartlı bir hüküm ("birbirine eşit, peşin...") getirilmiştir. Bu kalıp, hükmün sadece bu sınıflara hasredilmesini ve başkalarında geçerli olmamasını ifade eder...

Bu nedenle, "Gıda gıdayla..." hadisi ile "Altın altınla..." hadisi arasında bir çelişki olmadığını söylemeniz, altın hadisinin hasr ifade etmediğini düşünmenizden kaynaklanmaktadır. Eğer yukarıda açıkladığımız gibi onun hasr ifade ettiğini bilseydiniz, iki hadis arasında bir çelişki olduğunu ve tahsis yapmadan her ikisiyle birden amel etmenin mümkün olmayacağını anlardınız. Zira birincisi ribanın her türlü gıdada gerçekleşeceğini ifade ederken, ikincisi ribanın sadece ve hasr yoluyla gıdanın tamamında değil bir kısmında, yani dört çeşidinde gerçekleşeceğini ifade etmektedir. İşte bu yüzden iki hadisin arası tahsis yoluyla birleştirilir.

2- (الطعام) kelimesinden türetilen (الطُعم) lafzının neden özellikle münasip bir vasıf olmasına rağmen illet kabul edilmediğine gelince; buna cevap şudur: Gıda (at-ta'am) hadisindeki lafzın "buğday buğdayla..." hadisiyle tahsis edilmesi, müştak olan gıda lafzını; buğday, arpa, hurma ve tuz gibi camid lafızlara nakletmiştir. Vasf-ı müfhim camid cins isimlerinde değil, müştak lafızlarda olur. Şayet "Gıda gıdayla misli mislinedir" hadisi varid olup da "...buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla, tuz tuzla..." hadisi ile tahsis edilmeseydi, o zaman orada bir illet olduğu söylenebilirdi. Fakat tahsis işlemi, gıdayı camid cins isimleri olan "buğday, arpa..." gibi lafızlara nakletmiştir. Husus (özel hüküm) varid olduğunda umum (genel hüküm) üzerine hakim olur ve onunla amel edilir.

İşte bu yüzden gıda (الطُعم) vasfının, zikredilen ribevi maddeler için bir illet olmadığını söyledik.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın