Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Libyalı Taraflar Arasındaki Diyaloğun Yeniden Başlaması

November 25, 2020
3388

Soru-Cevap

Soru:

Libyalı taraflar arasındaki diyalog, 23 Kasım 2020 Pazartesi günü video konferans yoluyla gerçekleştirilen ikinci turla yeniden başladı. Görüşmeler, yeni hükümet ve Başkanlık Konseyi için adaylık mekanizmaları üzerine yoğunlaştı. İlk tur 15 Kasım 2020 Pazar günü yapılmış, belirli noktalarda anlaşmaya varıldığı açıklanmış ancak bazı konular askıda kalmıştı. Bu diyalog, Fas'ta Libyalı taraflar arasında başlayan bir başka diyalogla eş zamanlı olarak yürütülüyor. Peki, bu "diyalog savaşlarının" arkasında kim var? Libya'daki krizi çözebilecek önemli sonuçlara ulaşıldı mı? Bu konudaki uluslararası tutumlar nelerdir?

Cevap:

Soruyu cevaplamak için şu hususları gözden geçirmek gerekmektedir:

1- Türkiye, Sarraj güçleri Hafter güçlerini başkent Trablus'tan püskürtüp Sirte ve Cufra'ya kadar kovalayana kadar Sarraj'ı destekledi. Ardından Türkiye, kendisinin "asi ve gayrimeşru" olarak gördüğü diğer tarafla kalıcı bir ateşkesi kabul etmesini, diyalog ve müzakerelere başlamasını istedi! Bu amaçla Türkiye Dışişleri Bakanı, 17 Haziran 2020 tarihinde Trablus'u ziyaret ederek Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Faiz es-Sarraj ile görüştü ve şu açıklamayı yaptı: ("Libya'da kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılması yollarını ele aldık..." Anadolu Ajansı, 18.06.2020). Dolayısıyla Türkiye'nin müdahalesi Sarraj ve hükümetinin lehine değil, onu karşı tarafı kabul etmesi için baskı altına almak içindi. Türkiye açıkça ABD yörüngesinde hareket etmektedir. ABD, Türkiye'nin Libya'daki adımlarını desteklediğini açıklamıştır ki bu, Türkiye'nin hamlelerinin ABD hesabına yapıldığı anlamına gelir. 8 Haziran 2020'de iki ülke başkanı Trump ve Erdoğan arasında Libya konusunun ele alındığı bir telefon görüşmesi gerçekleşmiş, Erdoğan bu görüşmenin ardından resmi TRT televizyonuna verdiği mülakatta, "Libya krizinin çözümü için bir ABD-Türkiye girişimi çıkarma hazırlığı olduğunu" söylemiş ve "Trump ile bazı mutabakatlara varıldığını" belirterek, detay vermeden iki ülkenin Libya konusunda "ortak bir girişim" formüle etme olasılığına işaret etmiştir. Aynı şekilde Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 11 Haziran 2020'de NTV televizyonuna yaptığı açıklamalar da bunu doğrulamaktadır: ("Türk ve Amerikalı yetkililer, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Amerikalı mevkidaşı Trump'ın Pazartesi günü (08.06.2020) yaptıkları telefon görüşmesinde mutabık kaldıkları doğrultuda atılabilecek adımları tartışacaklar" demiş ve "Libya konusunda bir Türkiye-ABD girişiminin çıkabileceğine" işaret etmiştir). Tüm bunlar, Türkiye'nin Libya'da sadece ABD politikalarını uyguladığını teyit etmektedir.

2- Sarraj, Türk desteğinin durması nedeniyle Sirte ve Cufra'yı kontrol edemeyince ve Hafter'i devirmek için bu bölgelere girmekte ısrar ederken (eğer bu destek durmasaydı buraları kontrol edebilirdi), ateşkesi kabul etmesi ve karşı tarafla müzakere etmesi için baskı altına alındı. Bunun üzerine Sarraj, Erdoğan'ı zor durumda bırakmak için Ekim ayı sonunda istifa edeceğini duyurdu. 16 Eylül 2020'de resmi Libya televizyonunda yayınlanan konuşmasında şunları söyledi: ("Diyalog komitesinin çalışmalarını tamamlaması, yeni bir başkanlık konseyi ve hükümet başkanı seçmesi ümidiyle, en geç Ekim ayı sonunda görevlerimi devretme konusundaki samimi arzumu herkese ilan ediyorum." Üzerindeki baskıyı ise şu sözlerle itiraf etti: "Kutuplaşma durumu, barışçıl çözümler bulmayı amaçlayan tüm müzakereleri zahmetli ve son derece zor hale getirdi" diyerek, isim vermediği tarafları savaş seçeneğine oynamakla suçladı. Ayrıca "Hükümetinin kurulduğundan bu yana normal ve hatta yarı-normal şartlarda çalışmadığını, her gün içeriden ve dışarıdan komplolara maruz kaldığını" kabul etti). Bilindiği üzere Sarraj, İngiltere tarafından Tunus'ta kurulan ve 2015 Skhirat Anlaşması'nın imzalanmasından hemen sonra Trablus'a taşınan Libya hükümetinin başkanlığını üstlenmişti. Dolayısıyla Avrupa'nın, özellikle de İngiltere'nin bir itkisi olmadan istifa etmezdi.

3- Erdoğan, Sarraj'ın istifa niyetini açıklamasını rahatsızlıkla karşıladı ve şöyle dedi: ("Geçen hafta İstanbul'da Sarraj ile görüştük... Tabii böyle bir gelişmenin, böyle bir haberin alınması bizler için üzücü bir haber olmuştur." Ayrıca "Gelecek hafta içinde Türk heyetleri ile Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında görüşmeler yapılabileceğini... Bu görüşmelerle işi inşallah olması gereken istikamete çeviririz" diye belirtti. Anadolu Ajansı ve Reuters, 18.09.2020). Nihayetinde Sarraj istifasından vazgeçti. Al Jazeera 30 Ekim 2020'de şunu yayınladı: (Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Faiz es-Sarraj -bugün Cuma- Ekim ayı sonunda görevinden istifa etme kararından geri dönmesi yönündeki çağrılara icabet ettiğini duyurdu. Bu durum, Sarraj'ın sözcüsü Galib el-Zaklai'nin Twitter hesabından paylaştığı ve resmi "Libya" kanalının Facebook hesabı üzerinden aktardığı bir bildiriyle geldi... Al Jazeera, 30.10.2020). Avrupa, Erdoğan'a boyun eğmiş gibi görünmemek, aksine bunun kendi görüşü olduğunu göstermek için istifadan vazgeçilmesini onaylamak zorunda kaldı. Bu nedenle aynı kaynak şunu ekledi: (Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas -bugün Cuma- Sarraj'dan Libya diyaloğu süresince görevine devam etmesini istedi. Bu talep, Maas ile Sarraj arasında yapılan ve Libya hükümetinin Facebook üzerinden yayınladığı bildiride belirtilen telefon görüşmesinde geldi. Alman Bakan görüşmede, Sarraj'ın görevinde kalmasının bu aşamada Libya hükümetinin liderliğinde sürekliliği sağlamak için "önemli" olduğunu söyledi... Al Jazeera, 30.10.2020).

4- Böylece Sarraj, istifasıyla Erdoğan'ı zor durumda bırakmak yerine, istifadan dönmek zorunda kaldı! Buna rağmen Sarraj istifadan döndükten sonra bile Erdoğan onunla iletişime geçerek istifa kararının doğru olmadığını tekrarladı! Türk internet sitesi Haber7, 7 Kasım 2020'de diplomatik kaynaklara dayanarak şunu aktardı: ("Erdoğan, Sarraj'a aldığı istifa kararının doğru olmadığını, bu kararın dengelerin Libya halkına düşman olan taraflar lehine değişmesine katkıda bulunacağını bildirdi...").

5- Rus müdahalesine gelince, bu müdahale ABD'nin onayıyla gerçekleşmiştir; çünkü Türkiye ile koordinasyon içinde yürütülmektedir. Rusya, her iki tarafa karşı dengeli bir tutum sergilemeye çalışmakta ve her ne kadar askeri güç göndermediğini iddia etse de (ki bunlar Başkan Putin ile bağlantılı Rus güvenlik şirketi Wagner güçleridir!) sanki bir arabulucuymuş gibi görünmeye çalışmaktadır. Sarraj hükümeti üzerindeki etkisini kaybetmek istemiyor ki bu sayede rolünü oynayabilsin ve Libya hakkındaki müzakerelerde yer alabilsin. Bu nedenle Rusya Başkanı'nın Orta Doğu ve Afrika Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov şunları söyledi: ("Moskova, Trablus makamlarıyla olan özel ilişkilerini göz önünde bulundurarak Türkiye dahil tüm etkili uluslararası aktörlerle temas halindedir." Ayrıca Libya'daki Rus-Türk işbirliğini överek, "İki cumhurbaşkanının geçen Ocak ayında (13.01.2020) ilan ettiği girişimin, çatışmanın taraflarının ateşkes ilan etmesinde olumlu bir rol oynadığını ve bunun Berlin Konferansı için uygun zemini hazırladığını" belirtti. Al-Ahram, 20.07.2020).

6- Buradan hareketle ABD, Dışişleri Bakanı Pompeo aracılığıyla 10 Haziran 2020'de ("Libya'da derhal ateşkes ilan edilmesi, tüm dış müdahalelerin sona ermesi ve müzakere masasına dönülmesi" çağrısında bulundu. "Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Libya Ulusal Ordusu'nun (Hafter ordusu) BM güvenlik görüşmelerine dönmeyi kabul etmesinin iyi ve çok olumlu bir ilk adım olduğunu söyledi. Şimdi gerekenin, ateşkesi uygulamak ve BM liderliğindeki siyasi görüşmeleri yeniden başlatmak için iyi niyetle müzakerelere başlamak olduğunu belirtti." Sky News, 10.06.2020). ABD, tarafların ateşkesi kabul ettiği son anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. Dışişleri Bakanı Pompeo aracılığıyla 26 Ekim 2020'de yaptığı açıklamada, ("Libya'daki ateşkes anlaşması cesur bir adımdır ve anlaşma uyarınca tüm yabancı savaşçılar 90 gün içinde Libya'yı terk etmelidir. Seçimlere hazırlanmak üzere iktidarın yeni bir yürütme makamına devrini destekliyoruz" dedi. BM Libya Destek Misyonu da 23 Ekim 2020'de "Çatışan tarafların, BM'de beş gün süren görüşmelerin ardından kalıcı bir ateşkes anlaşması imzaladığını" duyurdu... Reuters, 23.10.2020). ABD, ipleri elinde tutmak ve başta İngiltere olmak üzere Avrupa'nın ayağının altındaki halıyı çekmek için BM adı altında Libya'ya doğrudan diplomatik ve siyasi müdahalede bulunmaktadır.

7- Libya'da yaşananlar askeri eylemlerle iç içe geçmiş siyasi bir çatışma olduğu için, Libyalı tarafları diyalog, anlaşma ve hatta dikteleri imzalamak üzere toplamak için bir toplantı yarışı başladı... İngiltere, Fas'ın Bouznika şehrinde Trablus'taki Devlet Yüksek Konseyi ile Tobruk'taki Temsilciler Meclisi heyetleri arasında "Libya Diyaloğu" adı altında üç tur düzenledi. İlk tur 6-10 Eylül 2020, ikinci tur 2-6 Ekim 2020 ve üçüncü tur 5 Kasım 2020 tarihlerinde yapıldı. İki tarafın heyetleri, egemenlik makamlarının seçilme kriterlerine ilişkin bir taslak anlaşma imzaladı. Bu toplantıların arkasında ajanları vasıtasıyla İngiltere'nin olduğu açıktı. Diyalog, 17 Aralık 2015'te imzalanan Skhirat Anlaşması'nın 15. maddesinin uygulanması için bir mutabakat sağlanması etrafında dönüyordu. Trablus'taki Libya hükümeti adına mutabakat zaptını Devlet Yüksek Konseyi heyeti başkanı Fevzi el-Ukab, Tobruk parlamentosu adına ise parlamento heyeti başkanı Yusuf el-Akuri başkent Rabat yakınlarında imzaladı. 15. maddenin ilk paragrafı, "Temsilciler Meclisi'nin, şu egemenlik pozisyonlarının liderlik makamları üzerinde mutabakata varmak için Devlet Konseyi ile istişare etmesini" öngörmektedir: Libya Merkez Bankası Başkanı, Sayıştay Başkanı, İdari Denetim Teşkilatı Başkanı, Yolsuzlukla Mücadele Teşkilatı Başkanı, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve üyeleri, Yüksek Mahkeme Başkanı ve Başsavcı. Maddenin ikinci paragrafı ise "bu makamlar için Temsilciler Meclisi üyelerinin üçte ikisinin onayının gerektiğini" belirtmektedir. Diyalog tarafları ilk tur için geçen Eylül ayında bir araya gelmiş ve egemenlik makamlarının üstlenilmesi mekanizması üzerinde kapsamlı bir anlaşmaya varmış, anlaşmanın uygulanması ve prosedürlerin tamamlanması için oturumların devam etmesine karar vermişlerdi.

8- Bunun üzerine ABD, "Önce Libya" sloganı altında Bouznika'da olanlara paralel diyalog oturumları düzenlemek üzere bir Amerikan diplomatı olan BM Geçici Elçisi Stephanie Williams aracılığıyla tüm kartları karıştırdı. 9 Kasım 2020'de Tunus'ta, BM gözetiminde bizzat kendisinin seçtiği 75 Libyalı siyasi şahsiyetin katılımıyla çatışan taraflar arasında doğrudan müzakereler başladı. Diyalog ekibi milletvekilleri, Yüksek Konsey üyeleri, ileri gelenler ve üç bölgeyi (Trablus, Barka ve Fizan) temsil eden delegelerden oluşuyordu. Williams, 15 Kasım 2020 akşamı yaptığı açıklamada, ("Tunus'taki doğrudan Libya diyaloğu turunun çok olumlu sonuçlarla sona erdiğini ve bir hafta sonra internet üzerinden yeni bir turun yapılacağını" söyledi. Williams, "Olumlu sonuçların; seçim tarihinin belirlenmesi, yürütme yetkisinin yetkilerinin tayin edilmesi, Başkanlık Konseyi ve hükümet için adaylık şartlarının belirlenmesiyle somutlaştığını, katılımcıların yedi günlük tartışmaların sonunda üç temel dosyada mutabakata vardığını" belirtti. İlk olarak seçim tarihinin, Libyalılar için önemli bir tarih olan ülkenin bağımsızlığının (1951) yıldönümüne denk gelen 24 Aralık 2021 olarak belirlendiğini söyledi. "Yürütme erkinin yetkileri ve Başkanlık Konseyi adaylık şartları belirlendi; Konseyin milli uzlaşı için çalışmak gibi basit sorumlulukları olacak ve Güney, Doğu ve Batı bölgelerini temsil eden üç üyeden oluşacak... Katılımcıların üzerinde mutabık kaldığı üçüncü dosya ise hükümetin yetkileri olup, bu yetkiler Libya halkına su, elektrik ve diğer hizmetlerin sunulmasıyla sınırlı olacak... Başkanlık Konseyi ve hükümet çalışmalarında ayrı yapılar olacak ve bu makamlara seçilecek kişiler kısa bir süreliğine teknokrat (parti üyesi olmayan) olarak çalışacaklar... Hala yapılması gereken çok iş var... On yıllık bir çatışma bir haftada çözülemez... Katılımcılar, hukuki bir komite seçme mekanizmalarını belirlemek ve seçimlerin anayasal temelini tayin etmek üzere bir hafta içinde video konferans yoluyla buluşma konusunda anlaştılar" dedi. Anadolu Ajansı, 16.11.2020). Williams, Skhirat Anlaşması'nı tamamen görmezden geldi ve "on yıllık çatışma bir haftada çözülemez" diyerek adeta sıfırdan başlıyormuş gibi davrandı. Skhirat Anlaşması'nı gayriresmi olarak iptal etmek için tüm dosyaları yeniden açıyor; İngiltere'nin etkisini tamamen bitirmek veya bitiremezse kontrol altına almak için küçümsüyor.

9- BM Geçici Elçisi Stephanie Williams, diyaloğu engelleyenleri yaptırımlarla tehdit ederek şöyle dedi: ("Diyalog katılımcılarına para vermeye çalışanlar engelleyici olarak sınıflandırılacak ve rüşvet verildiği, oyların satın alındığı yönündeki bilgiler hakkında soruşturma açılacaktır." Ayrıca "Siyasi yolsuzluk ve para müdahalesiyle ilgili bir davranış kuralı olduğunu" belirtti. "Katılımcı şahsiyetlerin makamlardan men edilmesi önerisinin kabul edilmediğini, oranın %61'de kaldığını ancak mutabakat için %75 gerektiğini" söyledi. Asharq Al-Awsat, 17.11.2020). Williams, BM elçisi adı altında bir Amerikan politikası temsilcisi gibi davranmaktadır. ABD de bizzat Temsilciler Meclisi aracılığıyla onun kararını destekledi; Temsilciler Meclisi "Libya'da İstikrarı Destekleme Yasası" tasarısını onayladı. Yasa, ("Libya konusunda BM liderliğinde yürütülen görüşmelerin önemini hatırlatmakta... ve Libya'nın petrol kaynaklarını veya mali kurumlarını yasadışı yollarla kullanan herhangi bir kişi veya kuruluşa yaptırım uygulanması çağrısında bulunmakta, bunun yanı sıra insan hakları ihlallerine karışanların hesap vermesini vurgulamaktadır..." Sky News, 19.11.2020).

10- Berlin Konferansı sürecinden doğan Ortak Libya Askeri Komitesi (5+5) heyetleri arasında, ateşkesin uygulanması için Amerikalı BM Geçici Elçisi Stephanie gözetiminde müzakereler yürütüldü. 4 Kasım 2020'de anlaşma maddeleri üzerinde mutabakata varıldığını duyurarak şunları söyledi: ("Ateşkesin uygulanması için 12 madde belirlendi; bunların başında tüm yabancı güçlerin 'ülkelerine' dönmesini denetlemek üzere bir alt askeri komite kurulması ve her iki tarafın güçlerinin Sirte ve Cufra'dan çekilmesi gelmektedir. 23 Ekim 2020'de Cenevre'de imzalanan anlaşma uyarınca tüm yabancı güçlerin Libya topraklarını terk etmesi için 90 günlük bir süre belirlenmiştir..." Reuters, 23.10.2020). Erdoğan ise ("Wagner gibi paralı askerlerin üç ay içinde Libya'dan çekilip çekilmeyeceğini bilmiyoruz" dedi. Reuters, 23.10.2020). Libya'da Rusya ile koordinasyon halindeyken bunu söylüyor! ABD ise kendi amaçlarını Libya ve bölgede gerçekleştirene kadar, tıpkı Suriye'de yaptığı gibi, Rusya'ya bu güçleri çekmesi için baskı yapmıyor.

11- Açıkladığımız ve detaylandırdığımız hususlar ışığında özetle sonuç şöyledir:

a- Sarraj hükümeti, Hafter'in gücünü kırmak ve özellikle Sirte ile Cufra gibi nüfuz alanlarını kontrol etmek amacıyla Avrupa (özellikle İngiliz) projesini gerçekleştirmek için Türk desteğini kullanmak istedi. Ancak Türkiye, Sarraj'a verdiği desteği Amerikan projesi hesabına kullandı. Sarraj güçleri Sirte ve Cufra'ya ulaşır ulaşmaz Türkiye desteğini kesti ve Sarraj'dan ateşkesi kabul etmesini, asi ve gayrimeşru gördüğü diğer tarafla müzakere ve diyaloğa dönmesini istedi! Sarraj'ın eli kolu bağlandı; Erdoğan'ı istifasını açıklayarak zor durumda bırakmak istedi ancak Türkiye onu engellemek için baskı yaptı. Avrupa, Türk baskısının Sarraj üzerinde arttığını görünce ve Erdoğan'ın baskılarına boyun eğmiş gibi görünmemek için, Sarraj'ın istifadan dönmesinin kendi isteği olduğunu gösterdi. Çünkü istifanın arkasında kendisi olsa da Sarraj'ın devam etmesi İngiltere ve Avrupa'nın çıkarınadır!

b- Bu diyaloglar, büyük etkili devletlerin ülkeyi kendilerine rehin etmek, sorunları çözmek veya karmaşıklaştırmak ve kendi nüfuzlarını yayana kadar tarafları bunları uygulamaya zorlamak için uydurduğu yapay süreçlerdir. Yoksa bu süreçler sorunu doğru bir şekilde çözmek için değildir; Skhirat Anlaşması bunun kanıtıdır. İngiltere onu uygulamaya koymuş ve hemen Sarraj hükümetini kurmuştu. İngiltere son zamanlarda Fas'ın Bouznika kentindeki toplantılarda Skhirat Anlaşması'nın diğer maddelerini uygulamaya çalıştı. Ancak BM elçisi adı altında çalışan Amerikan diplomatı Williams; Cenevre ve Libya'nın Ghadames kentinde, ardından da bir yıl sonra seçim yapılması konusunda mutabakata varılması için Tunus'ta taraflar arasında paralel diyalog toplantıları düzenleyerek ateşkesi pekiştirdi. Böylece ABD, İngiltere'nin ayağının altındaki halıyı çekmek ve çatışmayı istediği gibi yönetip yönlendirmek için Amerikan diplomasisinin görevini başarıya ulaştırmak üzere tüm araçlarını kullanmaktadır.

c- Rakip ana aktör devletler olan ABD ve İngiltere, birbirlerinin projelerini engellemeye ve karşı tarafın projesini başarısız kılıp kendininkini başarıya ulaştırmaya çalışacaklardır. Bu nedenle, bu devletlerin Libya halkına huzur ve güven sağlayacak bir çözüm üretmeleri uzak bir ihtimaldir. Seçimler yapılsa bile nihai ve güvenli bir çözümle sonuçlanmayacak, aksine ABD veya Avrupa Libya'da nüfuz kazanana kadar çatışma devam edecek ve bu çatışmanın yakıtı Libyalılar olacaktır! Bu nedenle Libya halkının tüm bu komploları reddetmesi, şu veya bu devletin, şu veya bu ajanın peşinden gitmemesi; dizginleri o ellerden alıp ümmetin siyasi bilince sahip ihlaslı evlatlarının temiz ve saf ellerine teslim etmesi gerekir. Ayrıca Libya'yı, Resulullah ﷺ'in müjdelediği;

ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَة عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ

"Sonra nübüvvet metodu üzere (Râşidî) Hilafet olacaktır."

hadisindeki tüm İslam topraklarını kapsayan Nübüvvet metodu üzere Râşidî Hilafet Devleti'nin bir parçası olmaya hazırlamak için çalışmalıdırlar.

10 Rebiulahir 1442 H. 25.11.2020 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın