Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Bangladeş Başbakanının İstifası ve Ülkeden Kaçışı

August 17, 2024
2317

Soru:

5 Ağustos 2024 tarihinde, geçen ayın başından bu yana kamu sektöründeki kota sistemine karşı düzenlenen protestoların ardından Bangladeş Başbakanının istifa ettiği ve ülkeden kaçtığı açıklandı. Geçen ayın ortasından bu yana iktidar partisi yanlıları ile protestocular arasında çıkan çatışmalarla gösteriler kanlı bir hal aldı. Ordu yönetime el koyduğunu, Cumhurbaşkanı ise parlamentoyu feshederek geçici bir hükümet atandığını duyurdu. Peki, bu protestolar planlı mıydı? Ordunun müdahalesi bir anlaşma sonucu mu gerçekleşti? Bu durumun ülke üzerindeki uluslararası çatışmayla bir ilgisi var mı?

Cevap:

Yukarıdaki soruların cevabının netleşmesi için şu hususları göz önünde bulundurmak gerekir:

1- Bangladeş bir İslam beldesidir. Müslümanlar Bengal topraklarını 13. yüzyılın ilk yıllarında, Muhammed Guri’nin 1192 sonlarında Kuzey Hindistan’a yayılan seferi sırasında fethetmişlerdir. Yaklaşık 171 milyonluk nüfusuyla dünyanın sekizinci büyük ülkesi olan Bangladeş, Güney Asya’da yer almakta olup Myanmar ve Hindistan ile komşudur. Nüfusun %90’ından fazlası Müslüman’dır ve ülkenin resmi dini İslam’dır. İngiltere’nin "böl ve yönet" politikasının bir parçası olarak, merkezi Doğu Pakistan’da bulunan ve bir İngiliz ajanı olan Şeyh Mucibur Rahman liderliğindeki Awami League (Avami Birliği), İngilizlerin desteğiyle 1971’de Pakistan ile yapılan savaştan sonra bağımsızlığını ilan etmiştir.

2- Bangladeş Başbakanı Hasina, ülkenin eski sömürgecisi İngiltere’ye olan uşaklığını, Avami Partisi lideri ve eski Başbakan olan babası Mucibur Rahman’dan miras almıştır. Babası ve aile fertleri 1975 yılında kendisine darbe yapan subaylar tarafından idam edilmiş, Hasina ise o sırada yurt dışında olduğu için kurtulmuştur. 1981 yılında ülkesine dönmesine ve siyasi faaliyetlerde bulunmasına izin verilene kadar Hindistan’da yaşamıştır. İlk olarak 1996-2001 yılları arasında başbakanlık yapmış, ardından 2009’dan bugüne kadar hükümetin başında kalmıştır. Bu yılın başında yapılan seçimlerde hile yapmakla suçlanmıştır; partisi Avami Birliği, 300 sandalyeli parlamentoda 233 sandalye kazanmış, müttefiki olan partiyle birlikte bu sayı daha da artmıştır. Diğer partiler sonuçları reddederek seçimleri "formalite" olarak nitelendirmiş, Amerika da bu süreci eleştirmiştir. Ancak Hasina rejimi resmi olarak zaferini ilan etmiştir!

3- Hasina, iktidarı boyunca Amerikan ajanlarını tasfiye etmeye, orduda, siyasi çevrede, yargıda ve diğer merkezlerde İngiliz nüfuzunu pekiştirmeye çalışmıştır. Bu süreçte rakibi, 1977’de iktidara gelen ve 1981’de İngiliz ajanları tarafından suikasta uğrayan General Ziyaur Rahman’ın eşi, Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) lideri Halide Ziya idi. Halide Ziya, kocası gibi Amerikan uşaklığını miras almıştı. 1991-1996 ve 2001-2006 yılları arasında iki dönem başbakanlık yapmış, daha sonra yolsuzluk ve nüfuz ticareti suçlamalarıyla mahkûm edilmiştir. Hasina’nın 5 Ağustos 2024’te kaçışının ardından kendisi ve son gösterilerde tutuklananlar serbest bırakılmıştır. Bu nedenle Bangladeş’te, güçlü nüfuz sahibi eski sömürgeci İngiltere ile ajanı General Ziyaur Rahman’ın 1971’den sonra iktidarı ele geçirmesinden bu yana orduda ve siyasi çevrede (özellikle General Ziya’nın eşi ve BNP üzerinden) kendisine yer edinen yeni sömürgeci Amerika arasında uluslararası bir çatışma yaşanmaktadır. Buna rağmen baskın olan nüfuz İngiliz nüfuzudur.

4- Hasina ve hükümeti, İslam’ın yönetime dönmesi için çalışanlarla mücadele etmiştir. Çünkü kendisi ve partisi seküler-milliyetçi bir yapıdadır ve siyasi olarak İslam’ın yönetime dönmesini engelleyen Batılı sömürgeciye tabidir. Bu bağlamda, Hilafet Devleti’ni kurarak İslam’ın yönetime dönmesini talep ettiği için 22 Ekim 2009’da Hizb ut-Tahrir’i yasaklamıştır. Oysa Hizb ut-Tahrir, esası İslam olan siyasi bir partidir; maddi eylemleri yöntem olarak benimsemez, fikri ve siyasi bir mücadele yürütür. Hasina ayrıca diğer dört İslami grubu da yasaklamış, Hizb ut-Tahrir ve diğer gruplardan birçok genci hapse atmış ve bazı İslami liderleri idam etmiştir. Hasina Vecid, 2013 yılından bu yana Cemaat-i İslami’ye karşı, Bangladeş’in bağımsızlığını reddeden savaş suçluları oldukları bahanesiyle siyasi tasfiyelere başlamıştır; oysa asıl hedef İslami akımdan kurtulmaktır. Cemaat-i İslami liderlerinden şimdiye kadar tutuklanan ve idam edilen ya da cezaevinde hayatını kaybedenler arasında 7 büyük âlim bulunmaktadır; bunlardan 5’i asılarak idam edilmiş, ikisi ise idam hükmünden önce cezaevinde vefat etmiştir (6 Ağustos 2024, alestiklal.net). Hasina, İslam’a, İslam’ın yönetime dönmesine ve Müslümanların tek bir devlette birleşmesine şiddetli bir düşmanlık beslemiştir. Babası tarafından kurulan seküler bir partinin başındaydı ki babası, 1971’de İngiltere ve Hindistan’daki ajanlarının desteğiyle Doğu Pakistan’ı (Bangladeş) Batı Pakistan’dan ayırarak büyük bir ihanet işlemişti.

5- Bangladeş, kalkınma eksikliği ve yabancı siyasi/ekonomik güçlere bağımlılığı nedeniyle kronik ekonomik krizler yaşamaktadır. Tahminlere göre yaklaşık 18 milyon Bangladeşli genç iş aramaktadır ve üniversite mezunları dikkat çekici işsizlik oranlarıyla karşı karşıyadır! 15-24 yaş arası nüfusun %40’ından fazlası ne çalışmakta ne de eğitim almaktadır. İngiliz BBC, 5 Ağustos 2024’te Bangladeş’teki ekonomik durum hakkında mülakatlar yayınlamış; London School of Economics’te misafir profesör olan Lütfi Sıddıki şunları söylemiştir: "Bangladeş’te rejim değişikliği ekonomik açıdan kaçınılmazdı, yaşananlar sadece bir zaman meselesiydi. Hasina hükümeti yönetme hakkını ve gücünü kaybetti, bunun için gerekli kaynaklar da tükenmek üzereydi. Bangladeş ekonomik çöküşün eşiğindedir." Hasina hükümetinin ülkenin ekonomisini ve kaynaklarını yabancı şirketlere, özellikle İngiliz, Amerikan, Çin ve Hint şirketlerine ipotek ettiği bilinmektedir. Ayrıca IMF, Dünya Bankası (Amerika’nın domine ettiği kurumlar) ve Çin’in Asya Kalkınma Bankası’ndan ağır şartlar altında faizli kredilere bağımlı hale gelmiştir. Bu da Bangladeş’teki durumun patlamaya hazır ve krizde olduğunu göstermekteydi.

6- Bangladeş, geçen ayın başından (1 Temmuz 2024) itibaren istihdam sistemiyle ilgili bir öğrenci protestosu dalgasına tanık olmaya başladı. Protestolar, kamu sektöründeki işlerin yaklaşık %56’sını belirli özel gruplara ayıran kota sistemini iptal etmeyi amaçlıyordu; başbakan ve çevresi bu sistemi akrabalarını ve destekçilerini işe yerleştirmek, muhalifleri ise mahrum bırakmak için kullanıyordu. Bu kontenjan ayrılan gruplar arasında, 1971’de İngiltere ve Hindistan’daki ajanlarının desteğiyle Pakistan’dan ayrılma savaşında babasıyla birlikte "vatana ihanet" edenler ve onların çocukları da vardı. Protestoların hedef aldığı istihdam sistemi buydu; öğrenciler işe alımların liyakate göre yapılmasını talep ediyordu. Bu protestolar sistemin iptalinde etkili oldu ve Bangladeş Yüksek Mahkemesi 21 Temmuz 2024’te kota sistemini geri getirme kararının yasa dışı olduğuna hükmetti. Ancak bu, protestocuları susturmaya yetmedi. 16 Temmuz 2024’te, Hasina’nın partisine mensup öğrencilerin Dakka’daki protestoculara sopalarla saldırması ve karşılıklı taş atılması sonucu ilk ölümler gerçekleşti.

7- Bu protestoları durdurmak için Hasina hükümeti ülke genelinde okul ve üniversitelerin kapatılmasını emretti. Hasina öğrencileri sükunete çağıran ve protestolardaki her cinayetin cezalandırılacağı sözünü veren açıklamalar yaptı. Ancak protestocular onun açıklamalarını reddederek doğrudan kendisini hedef almaya başladılar ve "Diktatör devrilsin" sloganları attılar. Devlet yayın kuruluşu binasını ve düzinelerce diğer hükümet binasını ateşe verdiler. Hükümet internet hizmetlerini kesti. Protestolar daha da şiddetlendi, ölü ve yaralı sayısı her geçen gün arttı; sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve ordu görevlendirildi. Polis göstericilere ateş açtı ve göz yaşartıcı gaz kullandı. 19 Temmuz 2024 akşamı 105 kişinin öldüğü açıklandı. Başbakanlık Basın Sözcüsü Naimül İslam Han, "Hükümet, sivil makamlara yardımcı olması için sokağa çıkma yasağı getirmeye ve orduyu görevlendirmeye karar verdi" dedi (France-Presse, 19 Temmuz 2024). Protestoları bastırmak için iletişim ve haber kanalları kesildi. Göstericiler bir hapishaneye baskın düzenleyerek yüzlerce mahkûmu serbest bıraktı ve binayı ateşe verdi. France-Presse’e göre polis, hükümet yetkilileri ve doktorlardan alınan verilere dayanarak ölü sayısı yaklaşık 409’a ulaştı. Olayların, çoğunluğun istihdamdan mahrum bırakıldığı bir sisteme karşı kendiliğinden gelişen öğrenci protestoları olarak başladığı görülmektedir. Ancak protestolar öğrencilerle sınırlı kalmadı, toplumun her kesiminden insanlar katıldı ve sayıları yaklaşık 400 bin kişiye ulaştı. Bu gösteriler, Hasina’nın 15 yıldır süren baskıcı yönetimine karşı eşi görülmemiş bir meydan okuma ve tehdit oluşturdu.

8- Bangladeş Genelkurmay Başkanı General Waker-uz-Zaman, 5 Ağustos 2024’te Hasina’nın istifası ve kaçışının ardından tüm sorumluluğu üstleneceğini ve geçici bir hükümet kuracağını duyurdu. Devlet televizyonundan yaptığı açıklamada, "Söz veriyorum, tüm şikâyetler ele alınacaktır" diyerek, "Ülke çok acı çekti, ekonomi zarar gördü ve çok sayıda insan öldü; şiddeti durdurma vakti geldi" dedi (France-Presse, 5 Ağustos 2024). General Waker-uz-Zaman, piyade sınıfından bir subay olup geçen Haziran ayında genelkurmay başkanlığına atanmıştı. Hasina, aralarındaki uzak akrabalık bağı sayesinde ona güveniyordu ve ofisinde danışmanlık yapmıştı. Kayınpederi de Hasina’nın 1996-2001 yılları arasındaki ilk döneminde genelkurmay başkanıydı. Waker-uz-Zaman İngiltere’de askeri eğitim almış, Bangladeş Ulusal Üniversitesi’nden ve Londra’daki King’s College’dan savunma bilimleri alanında yüksek lisans derecesine sahiptir. Bu durum, onun İngiliz yanlısı Hasina rejimiyle aynı soydan olduğunu teyit etmektedir. İngiltere, Bangladeş’teki nüfuzunu korumak için ona yönetime el koyması talimatını vermiş ve Hasina’nın kalmasının krizi derinleştirip yeni kanların dökülmesine yol açacağı için hayatını kurtarmak adına ayrılması konusunda anlaşmıştır. Bundan sonra ordu, durumu sakinleştirmek için protestoculara yaklaşmaya çalışmış; yönetime el koymadan bir gün önce protestolara izin vermiş ve sükuneti sağlamak adına göstericilere ateş açılmasını yasaklamıştır.

9- Genelkurmay Başkanı General Waker-uz-Zaman yönetimi devraldığını açıkladığında, en kısa sürede geçici bir hükümet kuracağına ve Hasina’nın partisi Avami Birliği hariç, muhalefetteki ana partiler ve sivil toplum üyeleriyle görüşmeler yapacağına söz verdi. Amerika’yı razı etmek ve İngiliz siyasi kurnazlığıyla onun önünü kesmek için, Bangladeş Cumhurbaşkanlığı 7 Ağustos 2024’te Nobel Barış Ödülü sahibi Muhammed Yunus’un geçici hükümete başkanlık edeceğini duyurdu. Cumhurbaşkanlığı açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Geçici hükümetin Yunus başkanlığında kurulması kararı, Cumhurbaşkanı Muhammed Şahabuddin, üst düzey ordu subayları ve 'Ayrımcılığa Karşı Öğrenci Grubu' liderleri arasındaki görüşmede alınmıştır... Cumhurbaşkanı halktan krizin aşılması için yardım istemiş ve krizin üstesinden gelmek için geçici hükümetin hızla kurulmasının gerekli olduğunu belirtmiştir" (France-Presse, 7 Ağustos 2024). Bunun üzerine o sırada Avrupa’da bulunan 84 yaşındaki Muhammed Yunus, geçici hükümetin başkanlığını üstlenmeye hazır olduğunu duyurdu. Böylece İngilizler, ajanları Hasina askeri bir helikopterle Hindistan’a kaçtığında, hükümet ve parlamentonun feshedilmesiyle Genelkurmay Başkanı’nın dizginleri ele almasını sağlayarak ve bir sonraki seçimlere kadar geçici hükümetin başına Muhammed Yunus gibi yaşlı bir Amerikan ajanını atayarak kendilerini çöküşten kurtarmaya ve nüfuzlarını korumaya çalıştılar. Hasina’yı göndererek protestocuları susturdular, Amerikan yanlısı Muhammed Yunus’u atayarak da Amerika’yı razı ettiler. Eski ABD Başkanı Bill Clinton daha önce Yunus’u överek Nobel’i hak ettiğini söylemişti: "Profesör Muhammed Yunus, 2006 yılında Nobel Barış Ödülü'nü Grameen Bank ile paylaştı... ABD Başkanı Bill Clinton, Muhammed Yunus'a Nobel verilmesini savunmuş, 2002'deki bir konuşmasında onu uzun zaman önce Nobel kazanması gereken adam olarak nitelendirmişti" (Al-Jumhur, 6 Ağustos 2024). Hasina’nın ise ona karşı olduğu biliniyordu; bir Bangladeş mahkemesi 1 Ocak 2024’te Dakka’daki iş kanunlarını ihlal ettiği gerekçesiyle onu 6 ay hapse mahkûm etmişti. Destekçileri davanın siyasi olduğunu savunurken, Obama ve Ban Ki-moon gibi 160 uluslararası şahsiyet Yunus’a yönelik yargısal tacizleri kınayan ortak bir açık mektup yayınlamıştı (Asharq Al-Awsat, 1 Ocak 2024). Görüldüğü üzere Muhammed Yunus Amerika tarafından desteklenen bir isimdi.

İngiliz kurnazlığı, Hasina’yı uzaklaştırarak protestoları dindirmeyi ve yaşlı bir Amerikan yanlısını atayarak Amerika’yı razı etmeyi başardı. Ancak İngiltere, Genelkurmay Başkanı aracılığıyla Bangladeş’teki yönetimi, Hasina kaçmadan önceki haliyle elinde tutmaya devam etmektedir!

10- Sonuç olarak Bangladeş’teki uluslararası çatışma devam etmektedir. Şu veya bu sömürgecinin görüşünü benimseyen ve kafir sömürgecilerin çıkarlarına hizmet etmeye çalışan ajanlar, dünyada da ahirette de hüsrana uğrayanlardandır. Dünyada, işledikleri günahlar nedeniyle boyunlarına dolanan bir rüsvaylık; ahirette ise elem verici bir azap vardır:

سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ

"Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah katında bir aşağılık ve şiddetli bir azap erişecektir." (En'âm [6]: 124)

Eğer akletselerdi, her beldede ve özellikle İslam beldelerinde kendileri gibi ajanların başına gelenlerden ders alırlardı; ya hapse atılıyorlar ya öldürülüyorlar ya da ülkeden zelil bir şekilde kaçıyorlar! Ancak kendilerinden öncekilerden ibret almıyor, aksine sapkınlıkları içinde bocalayıp duruyorlar! Keşke akletselerdi de Rablerine dönselerdi, O’nun dinine sarılsalar ve dinin bir devlet olarak somutlaştığı, Rasulullah ﷺ’in Ahmed ve Tayalisî tarafından rivayet edilen hadis-i şerifinde müjdelediği Nübüvvet metodu üzere Râşidî Hilafeti kurmak için çalışanlara yardım etselerdi:

ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ

"Sonra yeniden Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır."

Keşke akletselerdi de Rablerine dönselerdi!

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ

"Şüphesiz bunda, kalbi olan yahut şahit olarak kulak veren kimse için bir öğüt vardır." (Kâf [50]: 37)

11 Safer 1446 H. 16 Ağustos 2024 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın