Soru:
Mısır el-Arabi sitesi 28/08/2019 tarihinde şunu yayınladı: (Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iki gün önce Doğu Akdeniz'deki doğalgaz arama faaliyetleri hakkında; "Sismik araştırma ve sondaj çalışmalarımız yüksek bir tempoda devam ediyor. Bugün olduğu gibi gelecekte de kimsenin çalışmalarımızı engellemesine izin vermeyeceğiz..." diyerek Mısır, Kıbrıs ve Avrupa Birliği yaptırımlarına yeni bir meydan okumada bulundu.) Peki, bu durum söz konusu dört taraf arasında Doğu Akdeniz gazı üzerinde bir çatışma olduğu anlamına mı geliyor? Doğu Akdeniz'deki gaz miktarı, devletler arasında uğruna çatışma çıkacak kadar büyük mü? Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın.
Cevap:
Evet, gaz miktarları etkili olacak derecede büyüktür ve bu miktarların bulunduğu Orta Doğu bölgesinin konumu nedeniyle büyük bir öneme sahiptir. Buradaki çatışma sadece bu dört taraf (Türkiye, Kıbrıs, Avrupa Birliği ve Mısır) arasında değil; aynı zamanda Amerika, Rusya ve mübarek Filistin topraklarını gasp eden Yahudi varlığı da bu işin içindedir... Ayrıca uluslararası alanda etkili olan büyük devletler, gazı ekonomik ve siyasi rekabetlerinde kullanmaktadırlar. Bunu netleştirmek için şu hususları inceleyelim:
Birincisi: Doğu Akdeniz Gazının Keşfi ve Önemi:
1- Doğu Akdeniz Bölgesindeki Gaz Sahalarının Keşfi:
Bu keşif süreci 2000 yılında, British Petroleum'a bağlı British Gas şirketinin Gazze şeridi kıyılarından 36 km açıkta "Gazze Marine" sahasını bulmasıyla başladı. Bu sahanın toplam rezervinin yaklaşık 1 trilyon kübik ayak olduğu tahmin edilmektedir... Ocak 2009'da, jeolojik araştırmalara göre yaklaşık 10 trilyon kübik ayak rezerve sahip olan "Tamar" sahası keşfedildi. Bu saha işgal altındaki Filistin'in kuzey kıyılarından 90 km açıkta ve deniz seviyesinin 1650 metre altındadır... Aynı yıl içinde, Kıbrıs'ın güneybatı kıyısından 180 km açıkta, denizin 1700 metre derinliğinde yaklaşık 9 trilyon kübik ayak doğalgaz rezervi barındıran "Afrodit" sahası keşfedildi. 2012 yılında ise 17 trilyon kübik ayak gaz rezervine sahip olan "Leviathan" sahası, işgal altındaki Filistin'in kuzey kıyılarındaki Hayfa şehri yakınlarında, deniz seviyesinin 1600 metre altında keşfedildi.
2015 yılında Mısır kıyıları yakınlarında, İtalyan Eni şirketi tarafından Akdeniz'in en büyük gaz sahası olan "Zohr" sahası keşfedildi. Bu saha Mısır'ın Port Said şehri kıyılarından yaklaşık 200 km uzaklıktadır ve kanıtlanmış rezervi 30 trilyon kübik ayaktır. Eni'nin tahminlerine göre, 2019 yılı içinde yıllık 2,5 milyar kübik ayak üretim yapılacaktır ki bu da Mısır'ın toplam gaz üretiminin yaklaşık %40'ını oluşturacaktır. Zohr sahasından sonra İtalyan Eni şirketi, bu yılın başlarında Mısır kıyıları yakınlarında, Kuzey Sina'nın yaklaşık 50 km açıklarında "Noor" sahasını keşfettiğini duyurdu. Ayrıca, Amerikan Jeolojik Araştırmalar Kurumu'nun (USGS) 2010 yılındaki tahminlerine göre; Suriye, Lübnan, Yahudi varlığı, Mısır ve Kıbrıs açıklarındaki Doğu Akdeniz havzasında henüz keşfedilmemiş yaklaşık 122 trilyon m³ doğalgaz kaynağının yanı sıra çıkarılabilir yaklaşık 107 milyar varil petrol bulunma ihtimali vardır.
Görüldüğü üzere bu zenginlik gerçekten büyüktür.
2- Doğu Akdeniz’deki Gaz Zenginliğinin Önemi
Bu önem sadece gazın keşfedilmesinden değil, aynı zamanda bu kaynakların bulunduğu ve dünya petrol rezervlerinin yaklaşık %47'sini, gaz rezervlerinin ise %41'ini barındıran Orta Doğu bölgesinin jeopolitik öneminden kaynaklanmaktadır. Akdeniz'in Asya, Avrupa ve Afrika'nın kesişme noktasında olması; Süveyş, Boğazlar ve Cebelitarık üzerinden küresel ticaret yollarına bağlanması bu önemi artırmaktadır. Keşiflerin artmasıyla birlikte bu tahminler Doğu Akdeniz ülkelerinin umutlarını yükseltmiş, petrol ve gaz şirketlerinin iştahını kabartmış, kaynaklar üzerindeki bölgesel rekabeti alevlendirmiş ve uluslararası güçlerin dikkatini bu ek zenginliğe ve potansiyel çatışma noktasına çekmiştir.
İkincisi: Doğu Akdeniz Gazı Etrafında Çatışan Taraflar:
1- Akdeniz'e Kıyıdaş Devletler
a- Türk Kıbrıs ve Rum Kıbrıs: Türk Kıbrıs, adanın zenginliklerinin tüm sakinlerine ait olduğunu ve diğer taraftan bağımsız olarak kullanılamayacağını savunmaktadır. Ancak Rum Kıbrıs bunu görmezden gelerek 2010 yılında tek taraflı olarak doğalgazdan yararlanmasını sağlayan bir Münhasır Ekonomik Bölge (Exclusive Economic Zone - EEZ) sınırlandırmasını tamamladı. Buna karşılık Türk Kıbrıs da benzer bir adım atarak deniz sınırlarını belirledi (Türkiye, 21/09/2011 tarihinde Kuzey Kıbrıs ile kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması imzaladı... Ahval Türk, 08/11/2018). Bu adımlar sonucunda "Türk ve Rum" tarafların belirlediği bölgeler arasında çakışmalar meydana geldi. (Bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Rum Kıbrıs'ın 2010'da belirlediği birçok bölgede hak iddia etmektedir... Türk Press, 11/07/2019).
b- Avrupa Birliği: Önceliği, özellikle son yıllarda Avrupa-Rusya ilişkilerinin bozulması ve ABD yaptırımlarının baskısı altında, ithalat kaynaklarını ve tedarik yollarını çeşitlendirerek enerji güvenliğini artırmaktır. Bu bağlamda Doğu Akdeniz gazı, özellikle Doğu ve Güney Avrupa ülkeleri için Rus gazına olan neredeyse tam bağımlılığı azaltarak bu dengeye katkı sağlamaktadır... Dolayısıyla Avrupa Birliği, kendisine üye olan Rum Kıbrıs ve Yunanistan gibi devletler ile petrol ve gaz arama şirketleri aracılığıyla bu denklemde yer almaktadır.
c- Türkiye: Türkiye, deniz alanlarının belirlenmesine olanak tanıyan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne üye değildir; bunun nedenlerinden biri Ege Denizi'nde Yunanistan ile yaşadığı anlaşmazlıktır. Türkiye, Rum Kıbrıs'ın belirlediği Münhasır Ekonomik Bölge'nin kendi kıta sahanlığı ve (resmen ilan edilmemiş olsa da) kendi Münhasır Ekonomik Bölgesi ile çakıştığını kabul etmektedir. Bu iddialara dayanarak Türkiye, (Rum) Kıbrıs'ın Mısır, Yahudi varlığı ve Lübnan ile yaptığı Münhasır Ekonomik Bölge sınırlandırma anlaşmalarını tanımamakta ve yabancı şirketlere bu bölgede gaz arama ve sondaj ihaleleri verilmesini Ankara'nın haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle yasadışı görmektedir... Erdoğan, Ankara'da AK Parti'nin 18. kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında yaptığı konuşmada şunları söyledi: ("Doğu Akdeniz'de Türk gemileriyle varız ve deniz kuvvetlerimiz bu gemileri koruyor." Erdoğan, Türkiye'nin "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından ruhsatlandırılan" bölgelerde sondaj faaliyetlerine devam edeceğini vurguladı... Savt el-İmarat, 24/08/2019).
d- Filistin’i Gasp Eden Yahudi Varlığı: Artan gaz keşifleri, Yahudi varlığının Mısır'a olan bağımlılığından kurtulmasına yardımcı olmakta ve enerji sektöründeki büyük bir boşluğu doldurmaktadır. Bununla da yetinmeyip işgalci hesaplarda gaz; Mısır, Lübnan, Filistin Yönetimi ve Ürdün gibi komşu Arap ülkeleriyle normalleşme için bir siyasi ve güvenlik kaldıracı, etkili bir siyasi silah haline dönüşmüştür. Ayrıca, Avrupa'nın enerji kaynaklarını çeşitlendirme arayışı nedeniyle ("İsrail", Yunanistan, Kıbrıs ve İtalya ile gazı bu üç ülkeye taşımak için 6 milyar Euro (6,8 milyar dolar) maliyetli bir boru hattı döşemek üzere anlaşmaya varmıştır... Şuruk News, 25/11/2018).
e- Mısır: Gaz, Mısır rejimi için sadece ekonomik bir değer taşımıyor; daha da önemlisi, Mısır halkının ülke kaynaklarından en iyi şekilde yararlanmasını sağlayacak dahili meşruiyetin yokluğunda, iktidarı pekiştirme ve ihtiyaç duyulan bölgesel ve uluslararası meşruiyeti elde etme aracı olarak görülüyor. Bu yılın başlarında Mısır, Yahudi varlığı, Kıbrıs, Yunanistan, İtalya, Ürdün ve Filistin "Doğu Akdeniz Gaz Forumu"nu duyurdular. (Ocak ayında Kahire'den yapılan açıklamada bu forumun kurulduğu bildirildi. Forum kurulduğunda, Doğu Akdeniz havzasına kıyısı olmasına rağmen Türkiye, Lübnan, Suriye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üyeliğin dışında tutuldu... الخليج أون لاين, 15/01/2019).
f- Akdeniz'e kıyısı olan ancak şu an için etkisi bulunmayan diğer ülkeler: (Mevcut durumdaki Suriye... Fransız, İtalyan ve Rus şirketlerle anlaşmalar imzalamış olsa da henüz başlamayan ve Yahudi varlığının müdahalesi nedeniyle gecikebilecek olan Lübnan... ve ardından Filistin Yönetimi!)
2- Akdeniz'e Kıyısı Olmayan Devletler
a- Amerika: Bölgeye, Orta Doğu'daki öncelikleri, enerji akışının güvencesi ve Yahudi varlığının korunmasıyla ilgili daha geniş bir çerçeveden bakmaktadır. ABD, Doğu Akdeniz'de şirketleri ve bölgedeki ajanları aracılığıyla mevcuttur. Ayrıca Avrupa'ya sıvılaştırılmış gaz (LNG) ihracatı artmaktadır ve bu durum gelecekte bölge gazına bakışını etkileyebilir.
b- Rusya: Doğu Akdeniz'deki gaz, Rus gazının bir alternatifi olmasa ve onunla rekabet etmese de Moskova, Avrupa pazarındaki tekelini korumak için tamamlayıcı veya alternatif gaz projelerinde yer alarak olumsuz etkilenmemeyi garantilemek istemektedir. Tam olarak yaptığı da budur... Moskova, Doğu Akdeniz'deki gaz rekabetinde sondaj şirketleri (Lübnan örneği), finansal destek (Rum Kıbrıs ve Yunanistan örneği), askeri varlık ve ikili anlaşmalar (Suriye örneği) üzerinden varlık göstermektedir.
Üçüncüsü: Gazın Ekonomik ve Siyasi Açıdan Etkili Devletler Arasındaki Rekabette Kullanılması
1- Avrupa Birliği Açısından: 20 Aralık 2018'de Yunanistan, Kıbrıs ve Yahudi varlığı, Doğu Akdeniz'den Avrupa'ya doğalgaz taşımak için ABD destekli bir boru hattı projesini ilerletmeye hazır olduklarını duyurdular. Bu hat (EastMed), işgal altındaki Filistin ile Kıbrıs arasındaki denizden gazı Yunanistan üzerinden AB pazarlarına taşıyacaktır. Yunanistan ve İtalya üzerinden AB'ye yaklaşık 10 milyar metreküp doğalgaz nakledilmesi beklenmektedir. AB'nin amacı, doğalgaz ithalatını Rus gazından uzaklaştırarak çeşitlendirmektir. EastMed projesi, AB'nin beklenen doğalgaz ihtiyacının yaklaşık %10-15'ini karşılayacak, böylece AB enerji kaynaklarını çeşitlendirebilecek ve Rusya AB üzerindeki gaz fiyatlarına ilişkin nüfuzunu kaybedecektir... AB muhtemelen son birkaç yıldır istikrarlı bir şekilde artan gazın piyasa fiyatlarını düşürmeye çalışacaktır.
2- Avrupa tarafı böyleyken, Amerika tarafı ise Rusya'ya ve müttefiklerine, özellikle de Almanya'ya Nord Stream-2 (Kuzey Akım-2) boru hattını durdurması için yaptırımlar uygulayarak baskı yapmaktadır. ABD, bu projenin Rus gazını Batı Avrupa'nın derinliklerine iteceğini ve Rusya'nın Avrupa dış politikası üzerinde daha fazla nüfuz sahibi olmasını sağlayacağını, böylece enerjiyi herhangi bir devlete karşı baskı aracı olarak kullanabileceğini iddia etmektedir. Bu nedenle ABD, enerji arzını çeşitlendirmek, güvence altına almak ve rekabetçi bir ortam yaratmak adına AB ülkelerini Rusya yerine ABD'den sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) almaya zorlamaktadır. Bu durum şüphesiz Nord Stream 2 projesini etkilemektedir: (Baltık Denizi üzerinden Almanya'ya yıllık toplam 55 milyar metreküp kapasiteli iki gaz hattı kurulmasını içeren bu projeye Ukrayna ve ABD gibi bir dizi ülke karşı çıkmaktadır... Sputnik News, 01/04/2019).
3- ABD ve Rusya arasında doğalgaz arzı konusundaki rekabet ve çatışma artmıştır. 28 ülkeden oluşan ve yaklaşık 512 milyon nüfusa sahip büyük bir güç olan Avrupa Birliği, dünyanın en büyük enerji ihracatçıları için, özellikle doğalgaz söz konusu olduğunda önemli bir pazardır. Bu nedenle Rusya uzun süredir buraya ilgi göstermiş ve Avrupa pazarına hakim olan doğalgaz tedarikçisi olmuştur. Şimdi ise Amerika devreye girerek, depolanması ve taşınması daha kolay ve güvenli olan Amerikan sıvılaştırılmış doğalgazı (LNG) ihracatını artırarak Rusya'ya meydan okumayı hedeflemektedir. Ancak LNG, boru hatlarıyla taşınan gaza ve diğer enerji kaynaklarına kıyasla sıvılaştırma ve taşıma zahmeti nedeniyle daha maliyetlidir. Yine de rekabetçi bir fiyatlandırma yapılırsa AB'nin gaz arzında artan bir rol oynayabilir ki bu Rusya için potansiyel bir tehdittir... Amerika buna başlamıştır; Ekim 2018'de ABD'den AB'ye tedarik edilen LNG miktarı, toplam Amerikan LNG üretiminin yaklaşık %24'üne ulaşmıştır. Oysa 2017'de (Amerika'nın ilk kez gaz ihracatçısı olarak ortaya çıktığı yıl) ABD ihracatının sadece %10'u AB'ye gitmişti. 2019'un ilk aylarında AB'nin Amerikan gazı ithalatı yaklaşık %13'e ulaşarak AB'nin üçüncü büyük tedarikçisi olmuştur. Bu durum, Amerika'daki kaya gazı sahalarındaki üretim artışından kaynaklanmaktadır.
4- Özetle; Rusya'nın AB gaz arzındaki hakimiyeti ve ona olan aşırı bağımlılık nedeniyle enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi zorunluluğu artmaktadır. Bu yüzden AB, EastMed projesini desteklemeye ve doğalgaz ithalatını, özellikle Kuzey Denizi gaz üretiminin azalmasının ardından, ağır Amerikan yaptırımlarına tabi olan Rus gazından uzaklaştırmaya isteklidir. Aynı zamanda Amerika, AB ülkelerini Rusya yerine ABD'den LNG almaya teşvik ederek Avrupa pazarına hakim olmak istemekte ve bu nedenle Rusya'yı Baltık Denizi üzerinden Avrupa'ya bağlayan Nord Stream 2 projesini doğrudan engellemektedir.
5- Sonuç olarak, aslında bir İslam bölgesi olan Orta Doğu, Allah tarafından petrol, gaz ve madenler gibi muazzam zenginliklerle donatılmıştır... Ancak bu zenginlikleri yağmalayan ve onlardan yararlananlar, mübarek Filistin topraklarını gasp eden Yahudi varlığı ile birlikte sömürgeci kâfirlerdir... Hepsi bunlarla ekonomilerini güçlendiriyor, fabrikalarını ve pazarlarını işletiyorlar... Bundan bir kısmı da işbirlikçi yöneticilere ulaşıyor ve onlar da bu serveti, asıl sahibi olan halkın değil de gaspçılarınmış gibi kendi özel malları haline getiriyorlar! Ümmetin görevi, sömürgeci kâfirlerin zenginliklerimizi yağmalamasına imkan veren bu zalim yöneticileri değiştirmek için harekete geçmektir... Aksi takdirde ümmet, zenginliklerle kuşatılmış olmasına rağmen ondan faydalanamadan sıkıntı içinde yaşamaya devam edecektir: Tıpkı çölde susuzluktan ölen, ama sırtında su taşıyan develer gibi.
Zalime karşı sessiz kalmak ve Allah'a ihlasla, Rasulullah ﷺ'e sadakatle onu değiştirmek için çalışmamak; sessiz kalanı zulmün sonuçlarından kurtarmaz, aksine hem zalime hem de ona sessiz kalana isabet eder:
وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
"Öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (topluma yayılır ve herkesi etkiler). Bilin ki Allah'ın azabı çok şiddetlidir." (Enfal [8]: 25)
Zulmü nedeniyle zalime isabet eder, zalime sessiz kaldıkları ve onu değiştirmek için çalışmadıkları için de diğerlerine isabet eder...
إِنَّ فِي هَذَا لَبَلَاغاً لِقَوْمٍ عَابِدِينَ
"Şüphesiz bunda, Allah’a kulluk eden bir topluluk için yeterli bir mesaj vardır." (Enbiya [21]: 106)
2 Muharrem 1441 H. 01/09/2019 M.