Soru:
Haberlerde petrol fiyatlarında, özellikle de Batı Teksas petrolünde fiyatların sıfırın altında 30 dolara kadar düştüğü ani bir düşüş yer aldı. Düzenli işlem görmesiyle bilinen Brent petrolü bile yaklaşık %9 oranında düşerek varil başına 25 dolara geriledi. Sebepler; petrol depolarının tamamen dolması, hatta taşma noktasına gelmesi ya da koronavirüsün etkisiyle ekonominin gerilemesi ve dolayısıyla petrole olan talebin azalması gibi çeşitlilik göstermektedir. Bu petrol krizinin nedenleri nelerdir? Kriz devam ediyor mu? Amerikan ve dünya ekonomisini nasıl etkilemektedir?
Cevap:
Genel olarak petrol krizinin, özelde ise Amerikan petrolünün (WTI) gerçeğini ve bunun Amerikan ve dünya ekonomisi üzerindeki etkisini kavramak için üç ekonomik ve siyasi durumu, bunların Teksas petrolü üzerindeki özel etkisini, ardından bu etkinin Brent petrolüne, oradan da Amerikan ve dünya ekonomisine nasıl yayıldığını bilmek gerekir:
Birincisi: Koronavirüsün Petrol Tüketimi Üzerindeki Etkisi:
Bu yılın başından itibaren koronavirüsün Çin'de başlayıp Avrupa'ya, ardından Amerika'ya yayılması; beraberinde karantina önlemlerinin uygulanması, her ülkedeki birçok ekonomik sektörün durması, ülkeler arası uçuş yasakları nedeniyle havacılık sektörünün felç olması ve gıda dışı ürünlere olan talebin sert düşüşüyle uluslararası ticarette yaşanan büyük karmaşa, ulaşım hareketlerini doğrudan etkilemiştir. Karayolu ve havayolu taşımacılığının petrol arzının %68'ini tükettiği göz önüne alındığında (Independent Arabic, 24.04.2020), tüm bunlar koronavirüs nedeniyle küresel petrol talebinde büyük bir daralmaya yol açmıştır. Bu daralma, salgının bir ülkeden diğerine yayılmasıyla daha da derinleşmiş ve her ülkede ekonomik sektörlerin felç olmasına neden olmuştur. Ancak bunun petrolle ilişkisi farklılık göstermiştir. Salgın, petrolün büyük tüketicisi olan ana Batı Avrupa ülkelerine sıçradığında, küresel petrol talebinde sert bir düşüşe neden olmuştur. Salgın, dünya petrolünün %20'sini tüketen Amerika'ya ulaştığında ise petrol fiyatları krizi artık kapıya dayanmıştır. Rakamlara dökülecek olursa; günde yaklaşık 100 milyon varil petrol tüketen bir dünyada, petrol talebi yaklaşık %30 oranında çökmüştür. Bu çöküşü teyit eden iki açıklamayı zikredelim:
1- Birinci Açıklama: (Uluslararası Enerji Ajansı bugün Çarşamba günü, küresel petrol talebinin Nisan ayında yıllık bazda günlük 29 milyon varil azalacağını ve son 25 yılın en düşük seviyelerine gerileyeceğini öngördü... Vefd Gazetesi sitesi, 15.04.2020).
2- İkinci Açıklama: (Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak, küresel petrol talebinin günlük 20-30 milyon varil azaldığını duyurarak, "Küresel petrol talebindeki düşüşün en dip noktasına ulaştık" dedi. Al Arabiya Net, 22.04.2020).
Böylece petrol talebi, ancak dünya savaşları koşullarında tasavvur edilebilecek bir oranda çöktü! Tüm bunlar (3-4 aylık) bir süre içinde, yani korona krizi sırasında gerçekleşti. Nihayetinde Teksas petrolü, "Kara Pazartesi" olarak adlandırılan 20.04.2020 tarihinde sıfırın altında 37 dolar civarındaki en derin noktasına ulaştı.
İkincisi: Siyasi Durum:
Petrol stratejik bir meta olduğu için devletler onu diğer devletleri vurmak için kullanırlar. Buradaki konu, sadece bir ay önce Suudi Arabistan'ı Rusya ile bir petrol fiyat savaşına iten Amerikan siyasetidir. Bunun açıklaması şöyledir:
1- Amerika, Rusya'yı petrol üretimini düşürmeye zorlayarak petrol fiyatlarını yüksek tutmaya çalışıyordu. Böylece Amerikan kaya petrolü şirketleri piyasada rekabet edebilecekti; çünkü Amerikan kaya petrolünün çıkarılması oldukça maliyetlidir. Bu siyaset doğrultusunda Suudi Arabistan, 3 yıl boyunca Rusya'yı, "OPEC Plus" olarak bilinen yeni grup içinde üretimi günlük 2,1 milyon varil azaltmaya ikna etmeyi başardı. Suudi Arabistan ile Rusya arasında yapılan bu anlaşma Mart 2020 sonunda bitiyordu. Yani bu, korona yayılmadan önce yapılmış bir anlaşmaydı ve sonu korona salgınıyla çakıştı.
2- Koronavirüsün Çin'de yayılması ve İtalya'ya sıçramasıyla birlikte petrol fiyatları çökmeye başladı ve varil başına (Brent) 45 dolara ulaştı. Düşmeye devam eden bu fiyat seviyesi, Amerikalı petrol üreticileri için risk teşkil ediyor ve onları piyasa dışına itmekle tehdit ediyordu. Fiyatların yükseltilmesi gerekiyordu. Bunun üzerine Amerika, virüs nedeniyle küresel petrol talebindeki sürekli düşüşe karşı Suudi Arabistan'ı, üretimi daha fazla kısması için Rusya'ya baskı yapmaya itti. 06.03.2020 tarihli OPEC Plus toplantısında Rusya, Amerika'nın bu kesintiyi kaya petrolüyle telafi etmesinden çekinerek üretimi daha fazla kısmayı reddetti!
3- Bahsi geçen OPEC Plus toplantısının başarısızlığa uğramasıyla, grubun anlaşmazlığa düştüğü haberinin yayılması üzerine petrol fiyatları derhal %10 oranında düştü.
4- Suudi Arabistan, başarısız toplantıdan birkaç gün sonra Rusya'yı yeni bir kısıntıya zorlamak için beş adımla bir fiyat savaşı başlattı:
- a) Rusya'nın eski anlaşmaya bağlı kalacağını açıklamasına rağmen, Suudi Arabistan'ın ilk anlaşmadan (2,1 milyon varillik kesinti) vazgeçmesi.
- b) Korona nedeniyle küresel talep sorunlarına rağmen, 1 Nisan'dan itibaren (Rusya ile olan ilk kısıntı anlaşmasının sona erdiği tarih) üretimini günlük 12-13 milyon varile çıkararak devasa bir artış yapması.
- c) Asyalı müşterilerine varil başına 6 dolarlık bir indirim yapması; bu, tarihte bu düzeydeki ilk indirimdir.
- d) Rus petrolüyle işlem yapan müşterilere daha fazla indirim yaparak Rusya'nın pazar payını almayı hedeflemesi.
- e) Piyasayı petrol bolluğuna boğmak amacıyla yüzer depo olarak kullanmak üzere dev petrol tankerleri kiralaması.
5- Suudi Arabistan'ın 06.03.2020'den (başarısız OPEC Plus toplantısı) sonraki birkaç gün içinde duyurduğu bu adımlarla petrol fiyatları üçte bir oranında çöktü. (Pazartesi günü petrol fiyatları, 1991 Körfez Savaşı'ndan bu yana yaşanan en büyük günlük kayıpla değerinin üçte birini kaybetti. Bu durum, Suudi Arabistan'ın koronavirüs salgını piyasada zaten arz fazlası yaratırken pazar payını artırmak için üretimi artıracağını işaret etmesi üzerine yaşandı! Brent petrolü vadeli işlemleri, daha önce %31 düşerek 12 Şubat 2016'dan bu yana en düşük seviye olan 31,02 dolara geriledikten sonra %22 düşüşle 37,05 dolardan kapandı... Reuters, 09.03.2020). Brent Crude petrolünün Kuzey Denizi'ndeki petrol yataklarından çıkarıldığı ve küresel petrol üretiminin üçte ikisinin fiyatlandırılmasında bir kriter olarak kullanıldığı bilinmektedir. Suudi Arabistan bu adımlarıyla petrol fiyatlarını aşağı itmiş, Mart sonunda Rusya ile olan anlaşmanın bitmesiyle 1 Nisan'dan itibaren bu adımlar hayata geçirilince, piyasadaki petrol bolluğu Nisan ayı içinde fiyatları (Brent bazında) 30 doların altına çekmiştir.
6- Bu Suudi siyaseti, Rusya'ya baskı yapmak için yürütülen bir Amerikan siyasetiydi. Ancak bu siyaset yaklaşık iki ay önce, yani koronavirüsün özellikle Amerika içinde şiddetli bir şekilde yayılması nedeniyle petrol talebindeki çöküşün yeni boyutları henüz görülmeden Washington'da çizilmişti. Bu iki faktörün (Amerika tarafından yönlendirilen Suudi siyaseti ve petrol talebindeki sert çöküş) sonucunda, Trump yönetiminin Rusya'yı vurmak için inşa ettiği balyoz, kendi kaya petrolü şirketlerini de hariç tutmayacak şekilde sağa sola vurmaya başladı! Yani Amerika'nın petrol fiyatlarını düşürmek için yaptığı planın bu kadar dibe vuracağı öngörülmemişti. Bu dip seviye her iki faktörün birleşmesiyle oluştu: Rusya'ya karşı Amerikan (Suudi) siyaseti ve Amerikan siyaseti belirlenirken bu boyutta öngörülemeyen küresel talep çöküşü. Amerika içinde kaya petrolü şirketleri üzerindeki baskı yoğunlaştı; Whiting Petroleum şirketi 2 Nisan'da iflasını açıkladı, yüzlerce kaya petrolü şirketi iflasın eşiğine geldi. Çünkü piyasadaki petrol fiyatları üretim maliyetinin altındaydı: (Kaya petrolünün marjinal maliyeti varil başına yaklaşık 35 dolardır. Asvaq Al-Arabia, 11.03.2020). Independent Arabic'in 24.04.2020 tarihli haberine göre, Batı Teksas petrolü vadeli işlemleri 23 Nisan Perşembe günü Haziran teslimi için 15 dolar, Eylül teslimi için ise yaklaşık 27 dolar civarındaydı. 2020 sonuna kadar olan tüm vadeli işlemler 30 doların altındaydı ve bu durum kaya petrolü üzerinde büyük bir baskı oluşturmaktadır.
7- Amerikan petrol endüstrisinin korona salgını nedeniyle içinden geçtiği bu tehlikeli koşullar sebebiyle Amerikan yönetimi, üretimi kısmak amacıyla Rusya ve Suudi Arabistan arasına müdahale etme niyetini sıkça ilan etti. Amerikan Başkanı, Amerika ile temasların yeniden başlamasına can atan ve petrol fiyatları konusunda (Suudi Arabistan ile değil) Amerika ile koordinasyon kurmayı uman Rusya Devlet Başkanı ile görüştü. Trump aynı zamanda Suudi Arabistan ile de iletişime geçti. Trump, "Başkan Putin ile mükemmel bir görüşme yaptık. Veliaht Prens ile mükemmel bir görüşme yaptık" dedi (Euronews, 01.04.2020). Özetle, Trump yönetiminin Rusya ile Suudi Arabistan arasında, tarihin en büyüğü olan günlük yaklaşık 10 milyon varillik bir üretim kesintisi anlaşmasına sponsorluk yaptığı söylenebilir: (OPEC üyeleri ve müttefikleri, talepteki düşüşün ardından küresel petrol üretimini %10 oranında azaltmak için tarihi bir anlaşmaya vardı... Kesinleşen bilgiye göre OPEC ve müttefikleri üretimi günlük 9,7 milyon varil kısacak. BBC, 12.04.2020). Bu anlaşma 01.05.2020'de yürürlüğe girecek ve Haziran sonu itibarıyla küresel talebin artması beklentisiyle iki ay sürecekti. Ancak dikkat çeken husus, petrol fiyatları krizinin piyasaların bu devasa anlaşmaya tepki vermeyeceği kadar derinleşmiş olmasıdır. Fiyatlar sadece marjinal bir artış gösterdi, hatta Brent fiyatları tekrar 30 doların altına düştü. Bunun nedeni, küresel talebin günlük 30 milyon varil azalmış olmasıdır; günlük 10 milyon varillik bir kesinti bunu telafi etmeye yetmemektedir!
Üçüncüsü: Üçüncü Durum, Amerikan Petrol Stokları
Amerika'da iki tür petrol stoku vardır: Birincisi devletin stratejik stoku, ikincisi ise şirketlerin stokları. Bu durum diğer iki faktörle birleşerek petrol krizini derinleştirmiştir. Bunun bir kısmı stratejik stoklarla ilgiliyken, diğer kısmı Batı Teksas petrolüne hastır. Bunu açıklayacak olursak:
1- Genel olarak stratejik petrol stoku (devlete ait), çıkarılan petrolün kriz zamanlarında kullanılmak üzere genellikle yer altında depolandığı tanklardır. Birçok ülke, 1973 savaşındaki petrol krizi nedeniyle Uluslararası Enerji Ajansı'nın tavsiyeleri doğrultusunda bu depoları inşa etmiştir. Her ana tüketici ülkenin, arzın kesilmesi durumunda 30-90 günlük ihtiyacını karşılayacak deposu mevcuttur.
2- 1975 yılında Amerikan Kongresi, federal hükümeti, arzın ciddi bir riskle karşılaşması durumunda talebi güvence altına alacak miktarda ham petrol depolama sahaları kurmaya zorlayan bir yasayı kabul etti. Amerikan depolama sahaları Teksas ve Louisiana eyaletlerinin kıyılarında yer alır ve devlet buraların güvenliği için büyük masraf yapar. Amerika'daki bu stratejik stokun maksimum miktarı 2009 yılında 727 milyon varile ulaştı. Federal stoklara ek olarak, enerji alanında faaliyet gösteren Amerikan şirketleri de federal stok miktarına eşdeğer kendi özel stoklarını tutarlar. Şirketlerin bu tür yer üstü depoları, Amerika'nın en büyük petrol üretim eyaleti olan Teksas'ta ("Batı Teksas Ham Petrolü") ve Teksas petrolünün Amerika'nın iç kısımlarına nakledildiği komşu Oklahoma eyaletinde yoğunlaşmıştır.
3- 06.03.2020 tarihinde petrol fiyatlarının çökmesi ve ardından Suudi Arabistan ile Rusya arasındaki fiyat savaşıyla birlikte Amerika ve Çin başta olmak üzere birçok ülke stratejik stoklarını doldurmaya yöneldi. Trump o dönemde fiyatların düşmesine sevinmişti. Amerika, Suudi Arabistan'dan veya başka yerlerden ucuz petrol satın almaya başladı. "Kara Pazartesi" gelmeden önce Teksas depoları tamamen olmasa da büyük ölçüde doluydu. Böylece petrol stoku sorunu, doygunluk ve kriz aşamasına ulaştı; çıkarılan petrolün (satılamaması durumunda) depolamaya yönlendirilmesi karmaşık bir mesele haline geldi, hatta bazen imkansızlaştı. Yani depolama kanalı, özellikle Teksas'taki petrol üreticileri için bir çözüm olmaktan çıktı.
4- Böylece Amerikan stratejik petrol stoku büyük oranda doldu, petrol tankerleri denizde depolama tesisleri olarak kullanılmaya başlandı ve depolama sorunu, Batı Teksas petrolünün Oklahoma eyaletindeki Cushing kasabasındaki teslimat noktasına kadar sıçradı. (Rafinerilerin zayıf talep karşısında faaliyetlerini azaltmasıyla birlikte, özellikle ABD Batı Teksas petrolünün teslimat noktası olan Cushing'de stoklanan ham petrol miktarları artıyor. Al Jazeera Net, 20.04.2020). Cushing noktasının maksimum depolama kapasitesi 76 milyon varildir. Normalde petrol sözleşmesi sahipleri, sözleşme vadesi geldiğinde petrolü Cushing'den teslim alıp Amerika'nın iç eyaletlerine nakledene kadar normal fiyatlarla burada depolayabilirlerdi. Ancak yaşanan şuydu: (Özellikle Batı Teksas petrolünün depolandığı Oklahoma-Cushing'de stok miktarı 5 milyon varil artarak sınıra yaklaştı. Ayrıca karantina önlemleri nedeniyle yıllık bazda tüketimin %25'ten fazla düşmesiyle Amerikan yakıt ve rafine ürün stokları da arttı. Rai Al-Youm, 25.04.2020). Sonuç olarak, küresel petrol talebinde yaşanan ve yaklaşık %30 (yani günlük 30 milyon varil) olarak tahmin edilen görülmemiş düşüş, petrol fiyatlarında tanık olduğumuz ardı ardına çöküşlerin birincil ve temel nedenidir. Rusya'ya baskı yapmaya yönelik Amerikan-Suudi siyaseti sadece normal zamanlarda uygulanabilir bir siyasetti; talep krizi zamanlarında değil. Bu nedenle petrol fiyatları sorununun çarpıcı bir şekilde derinleşmesine yol açmıştır!
Dördüncüsü: Tüm bunlar Batı Teksas petrolünü etkiledi; Oklahoma'daki depolama tesisleri doygunluğa ulaştı ve artık çok yüksek fiyatlar dışında depolama imkanı kalmadı. Bu sözleşmelerden ne pahasına olursa olsun kurtulmak bir zorunluluk haline geldi. İşte 20.04.2020 tarihindeki Batı Teksas petrol krizi ya da "Kara Pazartesi" böyle yaşandı; petrol varil başına eksi 37 dolardan satıldı ve Amerika'daki borsa işlemcileri ağır kayıplar yaşadı. İşleri bu noktaya getiren ve krizi artıran, daha önce bahsettiğimiz Cushing depolarının dolmasıydı. Stoklar sınıra yaklaştığında –ki bu çok nadir bir durumdur– depolama fiyatları fırlar. Ekonominin kapalı kalmaya devam etmesi nedeniyle petrol tüketim beklentileri belirsiz ve şüpheli olduğu için, Cushing tesislerindeki depolama fiyatları sert bir şekilde yükseldi. Bu durum Mayıs ayı petrol sözleşmesi sahipleri üzerinde baskı kuran bir diğer faktör oldu ve ondan ne pahasına olursa olsun kurtulmaya çalıştılar. Bu sözleşmelerin fiyatı dramatik bir şekilde önce 10 dolara, sonra 5 dolara düştü ve ardından sıfıra kadar gerilemeye devam etti. Çok geçmeden sıfırın altına indi ve son Mayıs sözleşmeleri eksi 37,6 dolardan satıldı. Bu durum hem ağır kayıplar yaşayan sözleşme sahiplerini hem de borsa işlemcilerini büyük bir şaşkınlığa uğrattı. İşte 20.04.2020 tarihinde Batı Teksas petrolü için yaşanan "Kara Pazartesi" krizi böyle gerçekleşti. Trump'ın 12.04.2020'de Suudi Arabistan ve Rusya arasındaki OPEC Plus anlaşmasına yönelik sevinci fayda etmedi. Trump o zaman ("Bu, Amerika Birleşik Devletleri'nde yüz binlerce enerji istihdamını koruyacaktır. Rusya Başkanı Putin'e ve Suudi Kralı Selman bin Abdulaziz'e teşekkür etmek ve onları tebrik etmek istiyorum" demişti, CNN Arabic, 21.04.2020). Trump'ın bu sevinci gerçeklerden uzaktı; çünkü fiyatların bu korkunç şekilde çökmesi sadece Amerika'da değil tüm dünyada büyük endişelere yol açtı. Dolayısıyla ekonomik kriz, enerji sektörünün ötesinde patlamaya hazır balonlar oluşturacak şekilde şiddetlendi!
Bilgi notu olarak; West Texas Intermediate (WTI) ham petrolü ABD'deki yataklardan, esas olarak Teksas, Louisiana ve Kuzey Dakota'dan çıkarılır. Ardından boru hattıyla teslimat için Oklahoma, Cushing'e nakledilir. Batı Teksas petrolü vadeli işlemleri, Chicago Ticaret Borsası'na (CME) ait olan New York Ticaret Borsası (NYMEX) üzerinden işlem görür.
Beşincisi: Diğer taraftan Amerika, korona krizinin başından itibaren kademeli destek, kurtarma veya teşvik planlarını benimsedi. İlki, sağlık programlarını desteklemek ve salgınla mücadele etmek için 8,3 milyar dolarlık acil bir harcama planıydı. Salgın ekonomiyi sağlık sektörünün dışında da vurmaya başlayınca, (Amerika Birleşik Devletleri faiz oranlarını neredeyse sıfıra indirdi ve ekonomiyi koronavirüsün etkisinden korumak için 700 milyar dolarlık bir teşvik programı başlattı. BBC, 16.03.2020). Likidite eksikliğine karşı piyasayı dolarla boğdu. Daha sonra 27.03.2020 tarihinde, Amerikan tarihindeki en büyük plan olan 2,2 trilyon dolarlık hayali bir teşvik planını kabul etti. Bunun çoğu, iflasın eşiğindeki şirketlerin borçlarını satın alarak çökmelerini önlemek içindi. Bu sırada (Federal Rezerv daha önce en az 500 milyar dolarlık hazine tahvili ve en az 200 milyar dolarlık ipoteğe dayalı menkul kıymet satın alacağını duyurmuştu. Ayrıca merkez bankası, işverenlere, tüketicilere ve şirketlere kredi akışını desteklemek amacıyla 300 milyar dolara kadar yeni finansman sağlayacak yeni bir program oluşturduğunu ilan etti. Traders Up, 24.03.2020). Ayrıca koronavirüs hastaları için yapılan sağlık harcamalarının Amerika'da felaket düzeyinde olması ve devasa sigorta şirketlerini iflasa sürüklemesi bekleniyor. Amerika aynı zamanda şiddetli bir işsizlik krizi yaşıyor; yaklaşık 30 milyon Amerikalı işini kaybetti. Onları istihdam eden şirketlerin mali durumunun kötü olması nedeniyle bu yıl işlerine hızlı dönmeleri mümkün görünmüyor. Bu devasa rakam, devlet yardımı talep eden ve sayıları 22 milyonu aşan işsizlerin bütçe üzerindeki yüküne yansımaktadır ve bu süreç devam etmektedir. Eğer devlet büyük kurtarma paketlerini benimsemeye devam ederse, Amerikan para birimi hem Amerika'yı hem de dolarla işlem yapan tüm devletleri ve halkları yakacak feci bir çöküş yaşayabilir.
Altıncısı: Bu kriz sadece Amerika'yı vurmadı –her ne kadar en şiddetli orayı etkilese de– dünyadaki diğer ülkeleri de etkiledi:
1- Avrupa'nın durumu Amerikan akranından daha iyi değil. Korona salgınının yansımaları, ekonomik sonuçların yanı sıra siyasi yapısını da tehdit etti. İtalya, Fransa, İspanya, Almanya ve İngiltere'de gördüğümüz krizler bunun açık bir kanıtıdır. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, 26.03.2020 tarihindeki telefon konferansında "koronavirüs salgınının birliğin temel direklerini tehdit ettiği" uyarısında bulundu ve "Avrupa projesi tehlike altında... Karşı karşıya olduğumuz tehdit, Schengen bölgesinin son bulmasıdır" dedi (Russia Today, 26.04.2020). Almanya Başbakanı Merkel ("Benim bakış açıma göre Avrupa Birliği, kuruluşundan bu yana en büyük sınavla karşı karşıya... Önemli olan, birliğin virüsün neden olduğu ekonomik krizden güçlenerek çıkmasıdır" dedi, Reuters, 07.04.2020). İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise 05.04.2020'de ("Mevcut koşullar istisnadır ve kararlı tutumlar gerektirir; ya bu zorluğun seviyesine yükseliriz ya da bir birlik olarak başarısız oluruz" dedi, Frankfurter Allgemeine, 05.04.2020). AB liderleri 23.04.2020 tarihindeki video konferans toplantılarında yaklaşık 500 milyar euroluk acil bir kurtarma paketi üzerinde anlaştılar, ancak yaz mevsimine kadar sürecek daha büyük bir finansman konusundaki tartışmalı detayları bıraktılar. Bir yardım fonu kurulmasını ve ortak "korona tahvilleri" çıkarılmasını tartıştılar. Ancak Almanya, Hollanda, Avusturya ve Finlandiya bu tahvilleri reddetti ve fon fikrine onay vermedi. Buna karşılık en çok zarar gören ülkeler olan Fransa, İtalya ve İspanya projeyi destekliyor. Almanya'nın reddetme sebebi, bu ülkeleri kendine borçlandırarak diğer Avrupa ülkeleri üzerinde kontrol kurmak için kredileri kendi adına vermeyi amaçlamasıdır!
2- Çin ile ilgili olarak Dünya Bankası, "küresel ekonomideki yansımaların Çin ekonomisinin büyümesini 2019'daki %6,1 seviyesinden bu yıl %2,3'e kadar düşürebileceği" uyarısında bulundu (Al-Hurra, 10.04.2020). Sayfa, Çin Merkez Bankası yetkilisinin "karşı karşıya kalınan devasa belirsizlikler nedeniyle Pekin'in bu yıl için bir büyüme hedefi belirlememesini tavsiye ettiğini" aktardı. Resmi Economic Daily gazetesi, Çin Halk Bankası Para Politikası Komitesi üyesi Ma Jun'un "%6'lık bir büyümeye ulaşmanın zor olacağını" ve "bir hedef belirlemenin virüsün etkileriyle mücadele için alınacak resmi önlemleri kısıtlayabileceğini" söylediğini yazdı.
3- Rusya ise %60 oranında petrol ve gaz ihracatına bağımlıdır. Petrol, Rus ekonomisinin can damarıdır ve bu nedenle uğradığı kayıplardan muzdariptir. Rus para birimi Ruble en kötü durumuna gelmiş; petrol fiyat savaşı sonrası dolar yaklaşık 79 Ruble seviyesine yükselmiştir. Reuters'ın Rusya'daki durumla ilgili raporlarında, Rus bankalarından birinin "petrol fiyatlarının varil başına 10 doların altına düşmesi durumunda GSYİH'nin %15 oranında daralabileceğini" söylediği aktarılmaktadır.
Yedincisi: Kapitalizmin ayıpları daha net bir şekilde ortaya çıkmış; korona kriziyle mücadeledeki acziyeti, karmaşası ve devletleri arasındaki bencillik açığa çıkmıştır. Onları yere seren bu darbelerden sonra, geriye sadece köklü ve doğru olan İslam nizamı kalmıştır. İslam ümmetinin yeniden harekete geçmesi için bir fırsat vardır... Ancak Müslüman beldelerindeki rejimler ve yöneticiler, ümmetin hareketinin önünde engel olarak durmaktadır. Bu yöneticiler, ümmete düşmanlıkta ve sömürgeci büyük devletlere bağlılıkta ısrar etmektedirler. Ümmet, kendisini hanif İslam'a göre yönetecek ihlaslı ve sadık bir liderliğe muhtaçtır. Şüphesiz ümmet, Hizb-ut Tahrir'in "kendi halkına asla yalan söylemeyen bir lider" olduğunu bilmektedir. Öyleyse onunla sadakatle çalışsınlar:
وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ
"Şüphesiz ki Allah, Kendi (dini)ne yardım edene yardım eder. Şüphesiz Allah, çok güçlüdür, mutlak galiptir." (Hacc [22]: 40)
Ey Kardeşler! Olaylar gösteriyor ki korona sonrası uluslararası durum eskisi gibi olmayacaktır. Kendilerini yeryüzünün ilahları sayan, Allah'ın Rasulü'ne (sav) indirdiğine aykırı hükümler ve kanunlar koyan, batılı hak, hakkı ise batıl kılan bu devletler; gözle görülmeyecek kadar küçük bir mahluk karşısında aciz kalmışlar, o mahluk onları yere sermiş ve onlar hâlâ onunla nasıl baş edecekleri konusunda bocalayıp durmaktadırlar... Onlar, Azîz ve Kavî olan Allah'ın şu kavli kendilerini çarpana kadar zulmün karanlıklarında bocalamaya devam edecekler:
وَقُلْ جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقاً
"De ki: 'Hak geldi, batıl zail oldu. Şüphesiz batıl yok olmaya mahkumdur.'" (İsrâ [17]: 81)
Ve Hilafet'in fecri yeniden doğacak, dünyayı aydınlatacak ve hayrı dünyanın her köşesine yayacaktır.
وَيَقُولُونَ مَتَى هُوَ قُلْ عَسَى أَنْ يَكُونَ قَرِيباً
"...'Ne zamanmış o?' diyecekler. De ki: 'Yakın olması umulur.'" (İsrâ [17]: 51)
06 Ramazan 1441 H. 29.04.2020 M.