Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Cemaatle Namazda Mesafe Bırakma Bid'atı

October 22, 2020
6113

Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"

Kardeşler ve Kız Kardeş: (Ferid Saad, Üseyd Selim, Sefa Muhammed, Hassan Yaser, Nasır el-İslam, er-Riyahi Ebva Fatıma) için

Sormuş olduğunuz Cuma namazına ilişkin cevap aşağıdadır:

1- Daha önce 2 Şaban 1441 h. / 26 Mart 2020 m. tarihinde, aynı şekilde 18 Şaban 1441 h. / 11 Nisan 2020 m. tarihinde ve ardından 17 Şevval 1441 h. / 8 Haziran 2020 m. tarihinde Cuma namazına dair birer cevap yayınlamıştık. Sorduğunuz sorular için bu cevaplar yeterli mahiyettedir. Söz konusu cevaplarda şu ifadeler yer almıştır:

Birincisi: 2 Şaban 1441 h. / 26 Mart 2020 m. tarihli cevabımızda şöyle geçmektedir:

(...Cuma namazına gelince, o farz-ı ayndır:

إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ

"Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın." (Cuma 9)

Ayetin bu emri vücubiyet (gereklilik) ifade eder; zira mübah olan (alışverişin) yasaklanması karinesi, talebin kesin olduğunu gösterir. Hâkim, Müstedrek’te Tarık bin Şihab’dan, o Ebu Musa’dan, o da Nebi ﷺ’den şöyle rivayet etmiştir:

الْجُمُعَةُ حَقٌّ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ فِي جَمَاعَةٍ إِلَّا أَرْبَعَةٌ: عَبْدٌ مَمْلُوكٌ، أَوِ امْرَأَةٌ، أَوْ صَبِيٌّ، أَوْ مَرِيضٌ

"Cuma namazı; köle, kadın, çocuk ve hasta dışındaki her Müslüman üzerine cemaatle kılınması vacip olan bir haktır." Hâkim, "Hadis Şeyhayn'ın (Buhari ve Müslim) şartlarına göre sahihtir" demiştir. Korku içinde olan kimseye ise vacip değildir; zira İbn Abbas (ra)’dan rivayet edildiğine göre Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur:

مَنْ سَمِعَ النِّدَاءَ فَلَمْ يُجِبْهُ فَلَا صَلَاةَ لَهُ إلَّا مِنْ عُذْرٍ، قَالُوا: يَا رَسُولَ اللهِ وَمَا الْعُذْرُ؟ قَالَ: خَوْفٌ أَوْ مَرَضٌ

"Kim ezanı işitir de bir mazereti olmaksızın icabet etmezse, onun kıldığı namaz (kamil bir namaz) olmaz. Dediler ki: Ey Allah’ın Rasulü, mazeret nedir? Buyurdu ki: Korku veya hastalıktır." Bunu Beyhaki Sünenü'l Kübra’da rivayet etmiştir. İşte böylece... Cuma namazı, hakkında istisna edici şer’i bir nass bulunan kimseler dışında her Müslümana vaciptir...) Bitti.

İkincisi: 18 Şaban 1441 h. / 11 Nisan 2020 m. tarihli cevabımızda şöyle geçmektedir:

(...Allah Subhânehu şöyle buyurmaktadır:

يَا أيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

"Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır." (Cuma 9)

Müslüman, engellenmeksizin namaza koşar.

فاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ

"Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın." Namaza koşmak (sa'y) farzdır; çünkü mübahın terk edilmesiyle ilişkilendirilmiştir... Yani namaz, engellenmenin caiz olduğu evler gibi özel mekânlarda kılınmaz... Bu nedenle cevapta, yöneticilerin camileri kapatmasının ve buralarda namaz kılınmasını engellemesinin caiz olmayan bir iş olduğu ve bu yöneticilerin büyük bir günah işlediği belirtilmiştir. Buna göre, yöneticiler camide Cuma namazı kılınmasını engellerse ve evlerden başka namaz kılacak müsait bir yer yoksa, o zaman evde öğle namazı olarak dört rekat kılınır ve camileri kapatan devlet büyük bir günah kazanır...

Sebeplere sarılma meselesine gelince; bu doğrudur ancak şeriatla çelişmemelidir. Buradaki sebeplere sarılma, hastanın Cuma namazına gitmemesi, sağlıklı olanların ise gitmesidir... Cevapta, camilerin kapatılmaması, sağlıklı olanların namaz kılabileceği ve bulaşıcı hastalığı olanların namaza katılmaması için önlemler alınması gerektiğini yeterince açıkladık ve bu gayet nettir... "Sağlıklı olanlar Korona hastası olabilir ama belirtileri görünmeyebilir, dolayısıyla herkesin camiye girmesi engellenmelidir, yani dünya nüfusunun camiye girmesi yasaklanmalıdır!" denilemez. Bu, ne bir hüccetle ne de zann-ı galiple açıklanabilecek bir sözdür!...) Bitti.

Üçüncüsü: 8 Haziran 2020 m. tarihli cevabımızın sonunda şöyle geçmektedir:

(Altıncısı: Yukarıdakilerin özeti şöyledir:

1- Rasulullah ﷺ’in namaz için açıkladığı keyfiyetin (şeklin) değiştirilmesi bid'at sayılır. Hatta bu durumdaki şer’i hüküm; vücudu sağlıklı olanın her zamanki gibi safları sıklaştırarak ve boşluk bırakmadan namaza gitmesi, bulaşıcı hastalığı olanın ise gitmemesi ve böylece başkasına hastalık bulaştırmamasıdır.

2- Eğer devlet camileri kapatır ve sağlıklı insanların Cuma ve cemaat için camilere gitmesini engellerse, Cuma ve cemaat namazlarını tatil ettikleri için büyük bir günah işlemiş olurlar. Camiler, Rasulullah ﷺ’in açıkladığı şekilde namaz için açık kalmaya devam etmelidir.

3- Aynı şekilde, devlet namaz kılanları Rasulullah ﷺ’in açıkladığı keyfiyet üzere namaz kılmaktan men ederse; bilhassa hastalık belirtisi yokken bulaşma korkusuyla namaz kılan ile yanındaki kişi arasına bir veya iki metre mesafe koymalarını zorunlu tutarsa, bu sebeple büyük bir günah kazanır.

Bu meselede tercih ettiğim şer’i hüküm budur; Allah en iyi bilen ve en iyi hüküm verendir... Allah Subhânehu’dan Müslümanları en doğru işe iletmesini, O’na emrettiği şekilde ibadet etmelerini, Rasulü ﷺ’in izinden gitmelerini ve hiçbir sapma göstermeden Raşidi Hilafeti kurarak hanif şeriatı ikame etmelerini niyaz ediyorum... Şüphesiz bunda hayır, zafer ve yardım vardır. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz; O Azizdir, Hakimdir...) Bitti.

Dördüncüsü: Yukarıdakilerden anlaşılmaktadır ki Cuma namazı farz-ı ayndır. Önceki cevaplarımızda açıkladığımız üzere şer’i bir şekilde safların sıklaştırılmasıyla birlikte, Rasulullah ﷺ’in rükünleri ve geçerlilik şartlarıyla açıkladığı keyfiyet üzere eda edilmesi gerekir... Otoritenin namazın bu şekilde kılınmasını engellemesi; ister devletin camileri kapatmasıyla olsun ister şer’i vechiyle eda edilmesini engellemekle olsun, otoritenin omuzlarına yüklenen büyük bir günahtır...

Cuma namazı farz-ı ayn olduğu için, her mükellef Müslümanın ona koşması ve onu şer’i vechiyle; rükünleri, geçerlilik şartları ve safların sıklaştırılmasıyla eda etmesi gerekir... Eğer bedensel bir engel veya şer’i vecihle Cuma kılınmasını engelleyen zalim bir yönetici nedeniyle buna güç yetiremiyorsa; aksine yönetici, mesafe bırakma zorunluluğu getirerek namaz kılanları bid'ata zorluyorsa ve namaz kılan kişi bunu engelleyemiyorsa, gücü yettiği ölçüde namazını kılar ve günahı da zalim yönetici yüklenir...

Rasulullah ﷺ, Buhari ve Müslim'in Ebu Hureyre (ra)’dan rivayet ettiklerine göre şöyle buyurmuştur:

وَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِأَمْرٍ فَأْتُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ

"Size bir şeyi emrettiğimde, ondan gücünüz yettiği kadarını yapın." (Lafız Buhari’ye aittir). Dolayısıyla bir Müslüman, (farz-ı ayn olan) Cuma namazını safları sıklaştırarak kılabiliyorsa, bu şekilde kılması vaciptir; çünkü kaçınabildiği sürece mesafe bırakmak bid'attır. Ancak günahkar otoritenin eylemi nedeniyle buna güç yetiremiyorsa, o zaman gücünün yettiği şekilde kılar. Nevevi (V. 676 h.), Müslim'in lafzıyla bu hadisin şerhinde (el-Minhâc Şerhu Sahihi Müslim bin el-Haccâc kitabında) şöyle demiştir: Ebu Hureyre’den rivayetle Rasulullah ﷺ: "...Size bir şeyi emrettiğimde ondan gücünüz yettiği kadarını yapın" buyurmuştur. Nevevi şerhinde şöyle der: [ (Size bir şeyi emrettiğimde ondan gücünüz yettiği kadarını yapın) ifadesi İslam'ın önemli kaidelerinden biridir ve ﷺ’e verilen veciz sözler (cevâmiu'l kelim) türündendir. Bunun kapsamına namazın çeşitleri gibi sayılamayacak kadar çok hüküm girer. Eğer namazın bazı rükünlerinden veya bazı şartlarından aciz kalırsa, geri kalanını yerine getirir... En iyisini Allah bilir.] Bitti.

Beşincisi: Bu bağlamda, soru soran kardeşlerin Cuma namazına yönelmeleri gerekir zira o farz-ı ayndır:

يَا أيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

"Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır." (Cuma 9)

Nebi ﷺ de şöyle buyurmuştur:

الْجُمُعَةُ حَقٌّ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ فِي جَمَاعَةٍ إِلَّا أَرْبَعَةٌ: عَبْدٌ مَمْلُوكٌ، أَوِ امْرَأَةٌ، أَوْ صَبِيٌّ، أَوْ مَرِيضٌ

"Cuma namazı; köle, kadın, çocuk ve hasta dışındaki her Müslüman üzerine cemaatle kılınması vacip olan bir haktır." (Hâkim: "Şeyhayn'ın şartlarına göre sahih bir hadistir" demiştir). Müslümanlar Cuma namazını Rasulullah ﷺ’in açıkladığı keyfiyet üzere sık saflar halinde eda etmelidirler. Eğer yetkililerin onları engellemesi ve mesafe bırakmaya zorlaması nedeniyle buna güç yetiremezlerse, güçleri yettiği ölçüde kılsınlar ve şer’i hükümlerin sapma olmaksızın aslına uygun şekilde uygulanacağı Raşidi Hilafeti kurmak için ciddiyetle ve azimle çalışsınlar... Allah'ın başarısı ve yardımı ile...

Umarım bu yeterli olmuştur. Allah en iyi bilen ve en iyi hüküm verendir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte

27 Safer el-Hayr 1442 h. 14/10/2020 m.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Emir’in (Allah onu korusun) Web sayfasındaki cevap linki: Web

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın