Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Bir Karşılık Karşılığında Borca Kefil Olmak

January 20, 2018
4324

(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî")

Soru-Cevap: Bir Karşılık Karşılığında Borca Kefil Olmak Yusuf Ebu İslam'a

Soru:

Selamun Aleykum... Kıymetli Şeyhimiz ve Emirimiz...

Allah sizi her türlü kötülükten ve musibetten korusun, en kısa zamanda yeryüzünde size iktidar nasip etsin inşallah.

İzninizle acil bir sorum olacaktı... Bir kişinin bir grup tüccara büyük miktarda borcu var. Başka bir şahıs, bu tüccarlarla pazarlık yapmayı, borçlarını kendi cebinden peşin ödemeyi ve bunun karşılığında borç miktarında indirim yapmalarını teklif ediyor. Daha sonra yapılan bu indirim tutarını, aracı olan şahıs ile borçlu arasında belirli bir oranda paylaşacaklar; yani indirimden doğan fark, aracı ile borçlu arasında bölüştürülecek. Bu caiz midir? Allah sizi mübarek kılsın ve işinizde yardımcınız olsun.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Sorunuzdan anladığım kadarıyla, tüccarlara borcunuz var... Bir şahıs sizin adınıza borcu ödemeyi üstlenerek size yardım etmek istiyor. Ancak borcu düşürmek için tüccarlarla görüşmeyi ve bu indirimden kendisine bir pay verilmesini şart koşuyor... Örneğin, borç 10.000 ise, o pazarlık yapacak ve eğer borcu 8.000’e indirebilirse, borcu sizin adınıza ödemesi karşılığında sizden örneğin 1.000 (indirimin yarısı) almak istiyor. Diğer bir ifadeyle, borcun ödenmesine kefil olup sizin adınıza ödeme yapmak istiyor; ancak bunun karşılığında, alacaklılarla yaptığı pazarlık sonucu elde edeceği indirimin belli bir yüzdesini bedel olarak talep ediyor.

Eğer bu anlayış doğruysa, bu muamele caiz değildir. Çünkü bu işlemin mahiyeti bir damân (kefalet) işlemidir; yani o kişi sizin adınıza borcun ödenmesini üstlenmiştir. İslam’da damânın şartları vardır ve bu şartlardan biri de damânın bir karşılık (muâvada) olmaksızın yapılmasıdır. Oysa burada bir bedel karşılığında size kefil olmaktadır; dolayısıyla bu şekliyle yapılan muamele caiz olmaz. Damânın delili, bir zimmetin diğer bir zimmete eklenmesi ve zimmette sabit olan bir hakkın üstlenilmesi olduğu hususunda açıktır. Burada bir kefil olan (dâmin), kendisine kefil olunan (madmûn anhu) ve lehine kefalet verilen (madmûn lehu) tarafın olduğu, ayrıca bunun bir karşılık olmaksızın yapıldığı sabittir... Bu delil, Ebu Davud’un Cabir’den rivayet ettiği şu hadistir:

كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ لَا يُصَلِّي عَلَى رَجُلٍ مَاتَ وَعَلَيْهِ دَيْنٌ فَأُتِيَ بِمَيِّتٍ فَقَالَ أَعَلَيْهِ دَيْنٌ قَالُوا نَعَمْ دِينَارَانِ قَالَ صَلُّوا عَلَى صَاحِبِكُمْ فَقَالَ أَبُو قَتَادَةَ الْأَنْصَارِيُّ هُمَا عَلَيَّ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ فَصَلَّى عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ فَلَمَّا فَتَحَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ﷺ قَالَ أَنَا أَوْلَى بِكُلِّ مُؤْمِنٍ مِنْ نَفْسِهِ فَمَنْ تَرَكَ دَيْنًا فَعَلَيَّ قَضَاؤُهُ وَمَنْ تَرَكَ مَالًا فَلِوَرَثَتِهِ

"Resulullah ﷺ borcu olan bir kimse öldüğünde onun cenaze namazını kılmazdı. Bir cenaze getirildi ve 'Borcu var mı?' diye sordu. 'Evet, iki dinar' dediler. O da 'Arkadaşınızın namazını siz kılın' buyurdu. Bunun üzerine Ebu Katade el-Ensari, 'O iki dinar benim üzerimedir ey Allah'ın Resulü' dedi. Bunun üzerine Resulullah ﷺ onun namazını kıldı. Allah, Resulüne fetihler nasip edince şöyle buyurdu: 'Ben her mümin için kendi nefsinden daha evlayım. Kim bir borç bırakırsa onu ödemek bana aittir, kim de bir mal bırakırsa o mirasçılarınındır.'"

Bu hadis açıkça göstermektedir ki Ebu Katade, alacaklıya karşı vacip olan bir mali hak hususunda kendi zimmetini ölünün zimmetine eklemiştir. Yine hadis açıkça göstermektedir ki damânda; kefil olan, kendisine kefil olunan ve lehine kefalet verilen taraflar mevcuttur ve her ikisinin üstlendiği bu damân, bir karşılık olmaksızın zimmetteki bir hakkın üstlenilmesidir. Dolayısıyla hadis, damânın sıhhat ve inikat (kuruluş) şartlarını içermektedir.

Bu nedenle, o adamın borcunuzun ödenmesine kefil olması ve alacaklıyla görüşme şekli caizdir, ancak bu bir karşılık olmaksızın yapılmalıdır. Eğer bir karşılık/bedel istiyorsa, bu caiz olmaz...

Tekrar ediyorum; eğer sorunuzdan anladığım şey yukarıda zikrettiğim gibiyse, bu meselede tercih ettiğim görüş budur. Allah en iyi bilendir ve hüküm sahibidir... Şayet konu anladığım gibi değilse, yeni vakıaya göre cevap verebilmemiz için lütfen konuyu bana açıklayınız.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte

02 Cemaziyelevvel 1439 H. 19/01/2018 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Emir’in (Allah onu korusun) Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus

Emir’in (Allah onu korusun) Twitter sayfasındaki cevap linki: Twitter

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın