Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Kış Mevsiminde Namazların Cem Edilme Ölçüleri Hakkında Soru Cevap

November 17, 2022
3371

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebü’r-Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevap

Yahya Velid Cenine’ye

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Değerli Şeyhimiz, sizden kışın namazların cem edilmesine dair hükümleri ve cem etmenin ölçüsünün ne olduğunu açıklamanızı istirham ediyorum. Şiddetli rüzgar olmaksızın sadece soğuk hava, namazların cem edilmesini mübah kılan bir özür müdür? Ayrıca ruhsat vaktinden önce yağmur kesilirse yine de cem edilebilir mi?

Allah sizi mübarek kılsın, bizi detaylıca bilgilendirmenizi rica ederiz.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Bildiğin gibi bizler, ibadetler konusunda ümmetin birliği ve benzeri durumlar ile ilgili hususlar dışında bir görüş benimsemiyoruz (tebenni etmiyoruz). Ancak bu tür konular, bayram ve zekat gibi şer'i sebeplere dayanmaktadır. Yine de senin sorunla ilgili olarak, daha önce Partinin (Hizb-ut Tahrir) Ali Rağıb ismiyle yayınladığı, tebenni edilmemiş (resmi görüş olarak benimsenmemiş) ancak içindeki deliller muteber olan "Namaz Ahkamı" kitabından namazların birleştirilmesi ile ilgili hükümleri nakledeceğim:

[İki namazın cem edilmesi (birleştirilmesi)...

1- Sefer mesafesindeki yolculuklarda öğle ile ikindi, akşam ile de yatsı namazları birleştirilebilir. İkindi ile akşam, yatsı ile sabah veya sabah ile öğle namazları arasında cem yapılamaz. İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

كَانَ رَسُولُ اللهِ ﷺ إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ جَمَعَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ

"Resulullah ﷺ yolculukta acele ettiği zaman akşam ile yatsıyı cem ederdi."

Enes (ra) şöyle rivayet etmiştir:

كَانَ يَجْمَعُ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ

"Nebi ﷺ öğle ile ikindiyi cem ederdi."

Nebi ﷺ’den bu iki durum (öğle ile ikindi veya akşam ile yatsı) dışında başka namazları cem ettiği rivayet edilmemiştir. İbadetler tevkifidir (nassa bağlıdır); nassın bildirdiğiyle yetinilir ve sınırında durulur. Bu nedenle nassın gelmediği namazların birleştirilmesi caiz değildir. Öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazlarını takdim (öne alarak) veya tehir (erteleyerek) birleştirmek caizdir. Yani her iki namaz birincisinin vaktinde kılınabileceği gibi, ikincisinin vaktinde de kılınabilir. Ancak kişi birinci namazın vaktinde konaklamış durumdaysa, ikinciyi öne alıp birincinin vaktinde kılması (cem-i takdim) daha efdaldir. Eğer yolculuk halindeyse, birinciyi ikinci vaktine ertelemesi (cem-i tehir) daha efdaldir. İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre:

أَلاَ أُخْبِرُكُمْ عَنْ صَلاَةِ رَسُول اللَّهِ ﷺ؟ إِذَا زَالَتِ الشَّمْسُ وَهُوَ فِي الْمَنْزِل قَدَّمَ الْعَصْرَ إِلَى وَقْتِ الظُّهْرِ وَيَجْمَعُ بَيْنَهُمَا فِي الزَّوَال، وَإِذَا سَافَرَ قَبْل الزَّوَال أَخَّرَ الظُّهْرَ إِلَى وَقْتِ الْعَصْرِ ثُمَّ جَمَعَ بَيْنَهُمَا فِي وَقْتِ الْعَصْرِ

"Size Resulullah ﷺ'in namazını haber vereyim mi? Güneş tepe noktasından batıya kaydığında (zeval vakti) bir konakta bulunuyorsa ikindiyi öğle vaktine alır ve ikisini zeval vaktinde birleştirirdi. Eğer zeval vaktinden önce yola çıkmışsa öğleyi ikindi vaktine erteler ve sonra ikisini ikindi vaktinde birleştirirdi."

Cem-i takdimde birinci namaza başlarken cem niyetinin getirilmesi ve namazların peş peşe kılınması gerekir. Eğer cem-i takdim yaparak ikamet edeceği yere ulaşırsa ve ikinci namazın vakti girmeden oraya varmışsa; eğer her iki namazı da tamamlamışsa cemi sahihtir, aksi takdirde sadece tamamladığı namaz sahih olur.

2- Namazların cem edilmesi sahih sünnetle sabittir. Enes (ra) şöyle demiştir:

كَانَ رَسُولُ اللهِ ﷺ إِذَا ارْتَحَلَ قَبْلَ أَنْ تَزيغَ الشَّمْسُ أَخَّرَ الظُّهْرَ إِلَى وَقْتِ الْعَصْرِ، ثُمَّ نَزَلَ فَجَمَعَ بَيْنَهُمَا، فَإِنْ زَاغَتِ الشَّمْسُ قَبْلَ أَنْ يَرْتَحَلَ صَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ رَكِبَ

"Resulullah ﷺ güneş batıya kaymadan önce yola çıkarsa öğleyi ikindi vaktine erteler, sonra konakladığında ikisini cem ederdi. Eğer yola çıkmadan önce güneş batıya kaymışsa öğleyi kılar sonra binerdi."

Yine Enes’ten rivayetle Nebi ﷺ:

أَنَّهُ إِذَا عَجِلَ عَلَيْهِ السَّفَرُ يُؤَخِّرُ الظُّهْرَ إِلَى أَوَّلِ وَقْتِ الْعَصْرِ فَيَجْمَعُ بَيْنَهُمَا، وَيُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ حَتَّى يَجْمَعَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ الْعِشَاءِ حِينَ يَغِيبُ الشَّفَقُ

"Yolculukta acele ettiğinde öğleyi ikindi vaktinin başına erteler ve ikisini birleştirirdi. Akşamı da şafak kayboluncaya kadar erteler, sonra akşam ile yatsıyı birleştirirdi."

Muaz (ra)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah ﷺ:

كَانَ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ إِذَا زَاغَتِ الشَّمْسُ قَبْلَ أَنْ يَرْتَحَلَ جَمَعَ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ، وَإِنِ ارْتَحَلَ قَبْلَ أَنْ تَزِيغَ الشَّمْسُ أَخَّرَ الظُّهْرَ حَتَّى يَنْزِلَ لِلْعَصْرِ، وَفِي الْمَغْرِبِ مِثْلُ ذَلِكَ؛ إِنْ غَابَتِ الشَّمْسُ قَبْلَ أَنْ يَرْتَحَلَ جَمَعَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ، وَإِنِ ارْتَحَلَ قَبْلَ أَنْ تَغِيبَ الشَّمْسُ أَخَّرَ الْمَغْرِبَ حَتَّى يَنْزِلَ لِلْعِشَاءِ ثُمَّ جَمَعَ بَيْنَهُمَا

"Tebük Gazvesi'nde güneş zevale ermeden yola çıkmışsa öğleyi ikindi vaktine kadar ertelerdi. Eğer yola çıkmadan önce güneş zevale ermişse öğle ile ikindiyi birleştirirdi. Akşam namazında da aynısını yapardı; eğer yola çıkmadan güneş batmışsa akşam ile yatsıyı birleştirirdi. Eğer güneş batmadan yola çıkmışsa akşamı yatsı vaktine erteler sonra ikisini birleştirirdi."

Bu hadislerin tamamı sahihtir. Bunlar, öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı arasında hem takdim hem de tehir yoluyla cem yapmanın caiz olduğuna hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde delalet eder.

3- Ancak bu birleştirme işlemi; sadece Arafat'ta Arafat günü, Müzdelife'de Müzdelife gecesi, namazın kısaltıldığı (kasr edildiği) yolculuklarda ve yağmurlu havalarda caizdir. Arafat ve Müzdelife'de yapılması, Nebi ﷺ'in buralarda cem yapmasından dolayıdır. Yolculukta olması ise yağmur dışındaki cem durumlarını gösteren hadislerin sadece seferde (yolculukta) cem yapıldığını göstermesinden dolayıdır. Bu durum hadislerin lafızlarından açıkça anlaşılmaktadır: "Yolculukta acele ettiğinde", "yola çıktığında", "sefer ona acele ettirdiğinde" gibi ifadeler sefere delalet eder. Bazı rivayetler ise doğrudan "sefer" (yolculuk) ifadesini kullanır. İbn Abbas’ın hadisinde: "Resulullah ﷺ yolculuk halindeyken (seyir halindeyken) öğle ile ikindiyi, akşam ile de yatsıyı birleştirirdi." denmektedir. Yine İbn Abbas’tan rivayetle: "Güneş konakladığı yerde batıya kaymışsa yola çıkmadan önce öğle ile ikindiyi birleştirirdi. Eğer zeval vaktinden önce yola çıkmışsa ikindi vakti gelince konaklar ve ikisini birleştirirdi..." Bu hadislerin tamamında cem işlemi "sefer" şartına bağlanmıştır. Buradaki seferden kasıt, namazların kısaltıldığı seferdir. Zira "sefer" kelimesinin başındaki takı (el takısı), bilinen ve şer'an namazın kısaltılmasına gerekçe olan seferi ifade eder.

4- Yağmurda namazların cem edilmesine gelince; Ebu Seleme b. Abdurrahman şöyle demiştir: "Yağmurlu bir günde akşam ile yatsıyı birleştirmek sünnettendir." (Esrem rivayet etmiştir). "Sünnettendir" ifadesi Resulullah ﷺ'in sünnetine hamledilir, dolayısıyla bu bir hadistir. Hişam b. Urve demiştir ki: "Aban b. Osman'ın yağmurlu bir gecede akşam ile yatsıyı birleştirdiğini gördüm. Urve b. Zubeyr, Ebu Seleme b. Abdurrahman ve Ebu Bekir b. Abdurrahman da onunla beraber kıldılar ve bunu inkar etmediler. O dönemde onlara karşı çıkan birinin olduğu da bilinmemektedir, bu yüzden bu bir icmadır." (Esrem rivayet etmiştir). İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre:

أنَّ النبىَّ ﷺ جَمَع فِي المَدِينَةِ بينَ الظُّهْرِ والعَصْرِ فِي المَطرَ

"Nebi ﷺ Medine'de yağmurda öğle ile ikindiyi birleştirmiştir."

Cabir b. Zeyd, İbn Abbas’tan şöyle rivayet etmiştir: "Nebi ﷺ Medine'de öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı sekiz ve yedi rekat olarak (cem ederek) kıldı. Eyüp dedi ki: 'Belki de yağmurlu bir gecedeydi?' O da 'Olabilir' dedi." (Buhari rivayet etmiştir). Yani Ebu Eyüp es-Sahtiyani, Ebu'ş-Şa'sa olan Cabir b. Zeyd'e bu birleştirmenin yağmurlu bir gecede olup olmadığını sormuş, o da "Olabilir" demiştir. Yağmur ihtimalini İmam Malik de bu hadisi naklettikten sonra ifade etmiştir. Tüm bu deliller, yağmurlu havada takdim veya tehir yoluyla cem yapmanın caiz olduğuna delalet eder. Buradaki "yağmur"dan kasıt, meşakkat olsun ya da olmasın, "yağmur" adı verilen ve elbiseyi ıslatan her şeydir. Zira Nebi ﷺ’in hücresi ile mescid arasında bir mesafe olmamasına rağmen yağmurda cem yaptığı rivayet edilmiştir. Bu durumun mescidde veya evde olması, yağmurun namaza başlarken yağıyor olup olmaması fark etmez; çünkü hadis "meşakkat" illetine bağlanmamıştır, dolayısıyla tevkifi (nassın zahirine göre) alınır. Mescidde veya başka bir yerde olmasına dair bir kısıtlama gelmediği için hüküm mutlaktır (geneldir). Ayrıca Resulullah ﷺ'in "hanımlarının evleri ile mescid arasında cem yaptığı" sabittir. Hadislerde "yağmurlu gün", "yağmurda" ve "yağmurlu gece" ifadeleri geçmektedir. Bundan kasıt, vaktin yağmur vakti olmasıdır; namaza başlarken (ihram anında) yağmurun fiilen yağıyor olması şart değildir. Namazların cem edilmesine izin veren bir özür olan yağmur mevcut olduğunda, tıpkı seferde olduğu gibi cem yapmak mutlak olarak caizdir; meşakkat olsun ya da olmasın, mescidde olsun ya da olmasın...

5- Arafat, Müzdelife, sefer ve yağmur dışındaki hallerde hiçbir şekilde cem yapılamaz. Meşakkat bahanesiyle başka durumlar bunlara kıyas edilemez; zira cem için (başka bir) illet yoktur ve meşakkat nasslarda şer'i bir illet olarak geçmemiştir. Bir illet olmadan kıyas yapılamaz. Kaldı ki ibadetler ta'lil edilmez (akli gerekçelere bağlanmaz) ve onlarda kıyas yapılmaz...] (Kitaptan yapılan alıntı burada sona ermiştir).

Umarım bu açıklamalar yeterli olmuştur. Allah en iyi bilendir ve hüküm sahibidir.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebü’r-Raşte

23 Rebiulahir 1444 H. 17/11/2022 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın