Soru:
Türk lirası kısa bir süre içinde en düşük seviyelerine gerileyerek iki aydan kısa bir sürede değerinin %30'undan fazlasını, bu yılın başından itibaren ise %45'inden fazlasını kaybetti. Enflasyon yaklaşık %21'e katlandı ve fiyatlar gözle görülür şekilde arttı. Liranın 2013'ten bu yana sürekli bir düşüş içinde olduğu biliniyor. Bunun nedenleri nelerdir? Bu kriz nasıl çözülür ve bu düşüş nasıl durdurulur? Bunun 2023 seçimleri üzerindeki yansımaları nelerdir?
Cevap:
Bunun nedenlerini ve yansımalarını anlamak için şu hususları gözden geçiriyoruz:
1- Evet, para birimi yılbaşından bu yana dolar karşısında değerinin yaklaşık %45'ini, Ekim ayı sonundan bu yana ise yaklaşık %30'unu kaybetti! Tüm bunlar, borçluluğun artması, acil borçların vadesinin gelmesi ve vadesi dolan borçların ödenememesi nedeniyledir; zira bu hususlar para biriminin değer kaybetmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye Maliye Bakanlığı'nın 31/03/2021 tarihinde açıkladığı verilere göre dış borç stoku yaklaşık 448,4 milyar dolardır. Borcun aslı 262,1 milyar dolar olup, borç sigortası ödemelerinin yanı sıra faizle (riba) katlanmıştır. Türkiye'nin bir yıl içinde ödemesi gereken acil borçlar ise yaklaşık 168,7 milyar dolara ulaşmıştır. Borçları ödemek için başka yerlerden borç alınması gerekmekte ve böylece ülke bir borç ödeme sarmalı içinde dönüp durmaktadır. Bilindiği üzere, bu acil borçların döviz cinsinden ödenmesi gerektiği halde ödenmesinde bir acziyet olduğu görülmektedir. Borç ödeme takvimi Türkiye ekonomisi üzerinde baskı oluşturmaktadır. Ödeme açığı geçtiğimiz Ekim ayında 3,7 milyar dolardan Kasım ayında 12 milyar dolara yükselmiştir. Bu Aralık ayındaki açığın yaklaşık 10,4 milyar dolar olması beklenmektedir. Bankalarda çalışan bazı Türk ekonomistlerin tahminlerine göre, önümüzdeki yaz aylarına kadar açığın ayda ortalama 9 milyar dolar civarında olacağı öngörülmektedir. Erdoğan, suçu döviz satın alan ve piyasadan çekerek Merkez Bankası'na ulaşmasını engelleyen bilinmeyen taraflara atmaya çalışmıştır. Nitekim ("Erdoğan, Devlet Denetleme Kurulu'nu yüksek miktarda döviz satın alan kurumları belirlemek ve herhangi bir manipülasyon olup olmadığını tespit etmekle görevlendirdi." Şöyle dedi: "Ülkemiz ekonomik kurtuluş savaşını vermektedir ve rotasını değiştirmek için yapılan baskılara boyun eğmeyecektir. Türkiye'yi denklem dışına çıkarmak isteyenlerin döviz kuru, faiz oranları ve fiyat artışları üzerinden yaptıkları manipülasyonlara şahit oluyoruz..." Şarkul Avsat, 27/11/2021). Bu sözlerin tamamı sorumluluktan kaçma ve gerçeği örtbas etme çabasıdır. Zira açık gerçektir ve gerek devlet gerek şirketler gerekse kredi kartları vasıtasıyla bireyler olsun, farklı kesimlerin faizle dış borçlanma yapmasının kapısı ardına kadar açılmıştır. Borçlar dövizle ödenmektedir ve tüm bunlar gerçek bir krize neden olarak para biriminin düşmesine ve yoksulluğun artmasına yol açmaktadır. Alacaklı bankaların ve finans kuruluşlarının kasaları dolarken, başta sömürgeci olanlar olmak üzere onların devletleri, ülkenin iç işlerine müdahalelerini artıracak ve üzerindeki tahakkümlerini daha da pekiştirecektir.
2- Bunun sonucunda fiyatlar dikkat çekici bir şekilde yükselmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu 03/12/2021 tarihinde ("ülkedeki yıllık enflasyon oranının Kasım ayında %21,31'e ulaştığını" açıkladı... Anadolu Ajansı, 03/12/2021). Bu durum ekonomik daralmaya yol açmaktadır ve bu oran Erdoğan hükümetinin belirlediği hedefin dört katı üzerindedir. Bu da birçok aile için yaşam maliyetini çok pahalı hale getirmekte ve birçok insanın borçlarını ödeyememesine neden olmaktadır. T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 02/12/2021 tarihinde yayınladığı bir raporda ("tüketiciler arasında faizli borçlarını ödeyemeyenlerin sayısının bu yıl geçen yıla göre %127,2 arttığını" bildirdi. Türkiye'de kredi kartı kullanan veya faizle borçlanan, yani faizli borç altına girenlerin sayısının yaklaşık 35 milyon kişi olduğu bilinmektedir. Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, "kredi kartı kullananların sayısının 34 milyon 119 bin 250 kişi olduğunu ve bu kişilerin 874 milyar 300 milyon lira borcu bulunduğunu" ifade etmiştir... BBC Türk, 14/09/2021).
3- Devlet, Cumhurbaşkanı ve kurumları, ekonomide büyüme gerçekleşmesi için insanları tüketime teşvik etmektedir. Bu da insanları ancak zararlı ve haram olan faizle mümkün olan borçlanmaya itmektedir. Merkez Bankası'nın Erdoğan'ın talebiyle faiz oranını %24'ten %19'a düşürmesi, ardından son aylarda %15'e indirmesi bu gerçeği değiştirmez. Cumhurbaşkanı, 17/11/2021 tarihinde partisinin meclis grubunda yaptığı şu konuşmayla Müslümanların duygularını istismar etmeye çalışmıştır: ("Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bu yüzden enflasyonla mücadele edeceğiz ve faizin halkımızı ezmesine izin vermeyeceğiz..."). Oysa faizin %24 olması ile %19 veya %15 olması arasında bir fark yoktur; faizin azı da çoğu da haramdır. Kim faiz yer, onun yenmesini yasallaştırır ve teşvik ederse, Allah ve Resulü ile savaşmayı göze almış demektir. Erdoğan, 2002'den bu yana geçen 19 yıllık iktidarı boyunca -İslami olduğu iddiasıyla- halkın çoğunluğunu faize bulaştırmıştır! Piyasa hareketliliğinin artması, büyümenin gerçekleşmesi, yatırımın teşvik edilmesi ve işsizliğin azaltılması adına faizli kredileri teşvik etmiştir. Ancak tüm bunlar, Türkiye halkı faizli borçlanma yoluyla tüketime yöneldiğinde tersine dönmüştür. Yoksullukları ve sefaletleri artmış, sermaye sahiplerinin zenginliği ise katlanmıştır. İnsanlar şikayet etmeye, ona karşı sesler yükselmeye başlamış ve popülaritesi en düşük seviyelere gerilemiştir. Oysa 18/06/2023 tarihinde yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri kapıdadır. Şu anda Türkiye'de uygulanan demokratik, laik, kapitalist sistem, faizin yayılmasının temel itici gücüdür; çünkü faiz bu sistemin sütunlarından biridir.
4- Cumhurbaşkanı, yüksek faiz politikasını savunan eski Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'ı 19/03/2021 tarihinde görevden alarak, yerine yaklaşan parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde faiz oranlarını düşürmek, fiyat istikrarını yeniden sağlamak ve ekonominin canlılığını sürdürmek göreviyle Şahap Kavcıoğlu'nu atamıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, ("Merkez Bankası'nın döviz piyasalarına müdahalesinin amacının piyasadaki oynaklığı gidermek olduğunu ve mevcut para politikası duruşumuzun birikimli etkilerini 2022'nin ilk yarısında gözlemleyeceğiz" demiştir... Anadolu Ajansı, 02/12/2021). Erdoğan ayrıca Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan'ı görevden alarak yerine Nureddin Nebati'yi atamış ve bunu 02/12/2021 tarihli Resmi Gazete'de duyurmuştur. Elvan'ın, damadı Berat Albayrak'ın 09/11/2020'de istifa etmesinden sadece bir yıl sonra atandığı unutulmamalıdır. Bu durum, gidişattaki istikrarsızlığa, politika ve çözüm üretmedeki bocalamaya ve başarısızlığı kendi atadığı diğer kişilere yükleme çabasına işaret etmektedir.
5- Erdoğan hâlâ Amerika'nın bölgedeki politikalarına hizmet etmekte ve onun çıkarlarını gerçekleştirmektedir; zira o tamamen Amerika'nın yörüngesinde hareket etmektedir. Buna karşılık Amerika da onu çeşitli şekillerde desteklemeye çalışmaktadır. Bu nedenle, Amerikan şirketleri olan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Erdoğan lehine olumlu raporlar yayınlamıştır. Nitekim Amerikan kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's (S&P), 01/12/2021 tarihinde Türkiye ekonomisinin büyümesine ilişkin tahminlerini yayınladı (Türkiye ekonomisi için bu yılki büyüme tahminini 1,2 puan artırarak %9,8'e yükseltirken, 2022 yılı büyüme tahminini 0,4 puan artırarak %3,7'ye çıkardı. Eylül ayında ise Türkiye'nin 2021 yılı büyüme tahminini %8,6 olarak açıklamıştı... Anadolu Ajansı, 01/12/2021). Onu, 02/12/2021 tarihinde Türkiye ekonomisine ilişkin olumlu değerlendirmeler içeren bir rapor yayınlayan Amerikan kredi derecelendirme kuruluşu Fitch takip etti. Raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıl, Eylül ayında ilan edilen %9,2 yerine %10,5 oranında büyümesinin beklendiği belirtildi. Ayrıca Türkiye'nin 2022 yılı büyüme tahminini %3,5'ten %3,6'ya yükseltti ve Türkiye'nin kredi notunu (BB-) seviyesinde sabit tuttu. Raporda, ("Türkiye'nin ekonomik büyümesi benzerlerine göre güçlüdür, ancak kişi başına düşen gelir dolar bazında 2013'ten bu yana düşüş eğilimindedir" denildi... Anadolu Ajansı, 03/12/2021). Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's de 03/12/2021 tarihinde notunu B2'de ve görünümünü negatifte sabit tutarken ("Türkiye'nin temel dış kırılganlık risklerinin cari işlemler açığı nedeniyle azaldığını, bunun da yerel para birimi liradaki mevcut zayıflığa bakılmaksızın döviz rezervlerinin brüt ve net bazda kademeli olarak yeniden yapılandırılmasını desteklediğini... Türkiye'nin büyük ve çeşitlendirilmiş bir ekonomiye sahip olduğunu, ülke ekonomisinin bu yıl %11 ve 2022 yılında %4 büyümesinin beklendiğini belirtti." Kuruluş, Kasım ayında yayınladığı raporda Türkiye ekonomisinin bu yıl %9,2 büyüyeceğini öngörmüştü... Anadolu Ajansı, 04/12/2021). Amerikan uluslararası derecelendirme kuruluşlarının bu raporları Erdoğan'a bir destek olarak kabul edilir. Bu, Amerika'nın Erdoğan'ın gelecek seçimleri kazanmasını istediği anlamına gelir; zira o Amerika'ya hizmet etmektedir ve sahada henüz onun için güçlü bir alternatif görünmemektedir.
6- Türkiye Cumhurbaşkanı, dış yatırımları çekerek ve yurt dışında Türk yatırımları arayarak ekonomiyi desteklemeye ve para biriminin değerini korumaya çalışmakta, bu doğrultuda şimdi Körfez ülkelerine yönelmektedir. Bu nedenle, uzun süredir atıştığı Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) göz kırpmıştır. BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daveti üzerine 24/11/2021 tarihinde resmi bir ziyaret için Türkiye'ye gelmiştir. İkilinin 31/08/2021 tarihinde ikili ilişkileri ve bölgesel konuları ele aldıkları bir telefon görüşmesi yaptıkları bilinmektedir. Bunun ardından Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, son zamanlarda Türkiye-BAE ilişkilerinde olumlu bir havanın hakim olduğuna işaret etmiştir. Bu ziyarette, Erdoğan ve Bin Zayed'in huzurunda çeşitli alanlarda 10 anlaşma imzalanmıştır. Bin Zayed, Twitter hesabından şunları yazdı: "Bugün Ankara'da Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüm ve verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Görüşmeler ekonomik ilişkilerimizi güçlendirme fırsatları üzerine odaklandı." Abu Dabi Kalkınma Holdingi (ADQ) Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Hasan el-Suveydi ise şunları söyledi: ("BAE, Türkiye'ye yatırım yapmak üzere 10 milyar dolar tahsis etme kararı aldı." Türkiye Dışişleri Bakanı da gelecek ay Abu Dabi'ye bir ziyaret gerçekleştireceğini duyurdu... Anadolu Ajansı, 24/11/2021). Bunun ardından Türk lirası dolar karşısında bir miktar yükseldi, sonra tekrar düşüşe geçti. Erdoğan bir yılı aşkın süredir bölgedeki husumetli olduğu rejimlerle uzlaşmaya çalışmaktadır; zira bu husumetler ilkeli değil, bilakis yörüngesinde yürüdüğü Amerika'ya bağlı çıkarlar ve politikalarla ilgilidir. BAE, Yahudi varlığı ile normalleşmiştir, Erdoğan da zaten normalleşme yanlısıdır ve bunu teyit etmektedir. Her ikisi de ve bölgedeki diğer rejimler de Filistin'e karşı komplo içindedirler ve Yahudilerin orayı gasbetmesine karşı sessiz kalmaktadırlar.
7- Türkiye Cumhurbaşkanı, 06/12/2021 tarihinde Katar Emiri'nin daveti üzerine iki ülke arasındaki Yüksek Stratejik Komite'nin yedinci toplantısına katılmak üzere Katar'a gitti. Erdoğan, Katar'a hareketinden önce düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: ("Türk iş insanlarının Katar'da yürüttüğü projelerin hacmi yaklaşık 15 milyar dolardır." Şöyle devam etti: "İki ülke ekonomiden savunmaya, ticaretten yatırıma kadar pek çok alanda karşılıklı kazanç temelinde ortaklıklarını güçlendirmiştir. Körfez'deki kardeşlerimizle ilişkilerimizi ortak çıkarlarımız ve karşılıklı saygı çerçevesinde ayrım yapmadan geliştirmeye devam edeceğiz"... Anadolu Ajansı, 06/12/2021). Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Erdoğan'ın Doha ziyareti öncesinde mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile düzenlediği basın toplantısında ("Stratejik Komite'nin yedinci dönem toplantısında Türkiye ile Katar arasında 12 anlaşmanın imzalanmasının beklendiğini" söyledi... Anadolu Ajansı, 06/12/2021). Daha sonra Katar ile Türkiye arasında 14 iş birliği anlaşması imzalandı: (Katar ve Türkiye 14 anlaşma imzaladı, Erdoğan Ankara'nın Körfez ülkeleriyle iş birliği konusundaki kararlılığını vurguladı... Yedinci dönem çalışmaları, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ve Katar'ın başkenti Doha'yı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında gerçekleştirildi. İki taraf ekonomi, yatırım, sanayi, savunma, güvenlik, vakıflar, medya, kültür ve spor gibi farklı alanlarda 14 iş birliği anlaşması imzaladı... El Cezire+Anadolu Ajansı, 07/12/2021). Bunlar, Erdoğan'ın Türkiye ekonomisini destekleme ve Türk lirasının çöküşünü engelleme çabalarıdır.
8- Para birimindeki çöküşün yakın zamanda durması muhtemel değildir. Çöküşü durdurmak için girişimlerde bulunulmuş ve bulunulmaktadır ancak bu girişimlerin dayandığı temel fasit ve batıl olduğu için sonuçsuz kalmaktadır. Lira daha önce de 2004 yılı sonunda 1 milyon 797 bin lira seviyesine kadar çökmüş, ardından 01/01/2005 tarihinden itibaren altı sıfırın atılmasına karar verilmiş ve böylece dolar 1,79 lira olmuştu ancak bu durum uzun süre istikrarlı kalmadı. 2013 yılından itibaren liranın değeri düşmeye başladı ve bu düşüş hızlandı. Liranın çöküşü, Türkiye ekonomisinin kötüleşen durumu ile bağlantılıdır. Türkiye ekonomisinin kötüleşme nedenleri, esas olarak dayandığı temellere ve bu temellere dayalı olarak uygulanan politikalara dayanmaktadır. Eğer bu temeller düzeltilmezse, insanlar bu ekonomik sistemin ateşinde kavrulmaya ve sıkıntı çekmeye devam edecektir. Zira bu sistem batıl kapitalist temellere dayanmaktadır. Üretimi ve büyümeyi artırmaya, tüketimi teşvik etmeye dayanmıştır ve bu uğurda Erdoğan ve laik rejimi, İslam'da şiddetle haram kılınmış olmasına rağmen faizli borçlanma ve kredi alma kapısını açmıştır. Yabancı yatırımların kapısı açılmış; köprüler, yollar, tüneller, metrolar ve havalimanları gibi genel projeler bu özel şirketler ve yabancı ortakları tarafından inşa edilmektedir. Bu şirketler halktan para toplamakta ve karı kendileri hasat etmektedir. Oysa bunlar, İslam'ın emrettiği üzere devletin tüm insanlara ücretsiz olarak sağlaması gereken kamu malları/tesisleridir. Ekonomik sorunun çözümü, kamu mallarının ve menfaatlerin tüm tebaaya dağıtılmasında ve onlara bunlardan faydalanma imkanı tanınmasında yatmaktadır. Toplumun her bir ferdinin tüm temel ihtiyaçlarının tamamen karşılanması ve lüks ihtiyaçlarını en yüksek düzeyde karşılayabilmesinin güvence altına alınması gerekmektedir; nitekim Kitap ve Sünnet'ten istinbat edilen İslami Anayasa maddeleri bunu öngörmektedir. Aynı zamanda Türk lirasının dolarla olan bağı koparılmalı, temeli şer'i hükümlere göre altın ve gümüşe dayandırılmalıdır. Ayrıca ekonomiyi dışa ve borçlara bağlamak, özellikle de faizli olduğunda tehlikeli ve helak edicidir. Allah Teâlâ faizle uğraşanlara Kendisinden ve Resulü ﷺ'den bir savaş ilan etmiştir:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَذَرُواْ مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبَا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ * فَإِن لَّمْ تَفْعَلُواْ فَأْذَنُواْ بِحَرْبٍ مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُؤُوسُ أَمْوَالِكُمْ لاَ تَظْلِمُونَ وَلاَ تُظْلِمُونَ
"Ey iman ederler! Allah’tan korkun ve eğer gerçekten inanıyorsanız, faizden geri kalan kısmı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulü tarafından size savaş açıldığını bilin. Eğer tövbe ederseniz, ana sermayeniz sizindir. Böylece ne zulmetmiş ne de zulme uğramış olursunuz." (Bakara Suresi 278-279)
Yine Allah Teâlâ hidayetine uyanları mutlulukla müjdelemiş, hidayetinden yüz çevirenleri ise sefaletle uyarmıştır:
فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَى * وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنكاً
"Kim Benim hidayetime uyarsa o, ne sapar ne de bedbaht olur. Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, şüphesiz onun için dar bir geçim vardır." (Taha Suresi 123-124)
Son olarak;
هَذَا بَيَانٌ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِلْمُتَّقِينَ
"Bu, insanlar için bir açıklama, muttakiler için de bir hidayet ve bir öğüttür." (Âl-i İmrân Suresi 138)
7 Cemaziyelevvel 1443h 11/12/2021m