Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: «İslâm, Kendisinden Öncekileri Silip Atar» Hadisi

October 03, 2023
2266

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu'r Raşte'nin Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

Salah Fawzi'ye

Soru:

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Değerli kardeşim, selam ve saygılarımla;

Düstur Mukaddimesi 1. Cilt / Madde 95'te şu ifadeler yer almaktadır:

"İslâm’a ve Müslümanlara eziyet edenlerle ilgili davaların harekete geçirilmesine gelince; çünkü Resulullah ﷺ Mekke’yi fethettiğinde, Cahiliye döneminde İslâm’a ve Müslümanlara eziyet eden birkaç kişinin kanını helal kılmıştır. Hatta Kâbe’nin örtüsüne sarılmış olsalar bile onların kanlarını helal kılmıştır. Oysa Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: 'İslâm kendisinden öncekini siler (hükmünü ortadan kaldırır)' (Ahmed ve Taberânî, Amr b. el-Âs'tan rivayet etmiştir). Yani İslâm’a ve Müslümanlara eziyet edenler bu hadisten istisna edilmiştir."

Bu kişilerin durumunu araştırdım ve bazılarının Müslüman olup sonra irtidat ettiğini, bazılarının ise Müslüman olmayıp öldürüldüğünü gördüm. Müslüman olup irtidat edenlerin zaten irtidatlarından dolayı cezalandırılmaları asıldır. Şirki üzere kalıp da İslâm’a ve Müslümanlara eziyet edenler ise maddede belirtildiği gibi Müslümanların imamının görüşüne göre öldürülme veya affedilme ile cezalandırılırlar. Ancak her iki durumda da "İslâm kendisinden öncekini siler" hadisi onlara uygulanmaz; zira bildiğimiz kadarıyla bu hadis yeni Müslüman olanlar için geçerlidir. Öyleyse, Halid bin Velid ve Vahşi bin Harb (Allah onlardan razı olsun) gibi bazı sahabiler Müslümanlara karşı kılıç sallayıp öldürdükleri halde, Müslüman olduktan sonra Resulullah ﷺ onlara hiçbir şey yapmamışken, neden bu maddede bu hadis delil olarak getirilmiştir?

Allah sizi mübarek kılsın, adımlarınızı sağlamlaştırsın ve zaferi ellerinizle gerçekleştirsin.

Salah Fawzi - Kudüs-ü Şerif

Cevap:

Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Görünen o ki meselenin anlaşılmasında bir karışıklık söz konusu. Nebi ﷺ'in Ahmed ve Taberânî tarafından Amr b. el-Âs’tan rivayet edilen şu hadisi:

إِنَّ الإِسْلامَ يَجُبُّ مَا كَانَ قَـبْلَهُ

"İslâm, kendisinden öncekileri silip atar (hükmünü ortadan kaldırır)."

Kafirlerden Müslüman olan bir kimsenin, İslâm'dan önce yaptıklarının hiç yapılmamış gibi kabul edileceğine, yani İslâm'dan önceki eylemlerinden dolayı hesaba çekilmeyeceğine delalet eder. Onun İslâm'a girişi, İslâm'dan önceki günahlarını siler, çünkü İslâm kendisinden öncekini yıkar... Ancak Nebi ﷺ'in Mekke'nin fethinde "İslâm'a ve Müslümanlara eziyet eden birkaç kişinin kanını helal kılması ve Kâbe'nin örtüsüne sarılmış olsalar bile onların öldürülmesini emretmesi" olayından şu anlaşılmaktadır: Bu kişiler Müslüman olsalar bile Müslümanlara verdikleri eziyetlerden dolayı sorumlu tutulmaya devam ederler. Zira Nebi ﷺ'in "Kâbe'nin örtüsüne sarılmış olsalar bile" sözü, Nebi ﷺ'in onların İslâm'a girme durumunu istisna etmediğini, aksine her halükarda öldürülmelerini emrettiğini gösterir. Bundan anlıyoruz ki, İslâm'a ve Müslümanlara eziyet edenler, İslâm'a girseler bile yaptıklarından dolayı cezalandırılırlar. Dolayısıyla Nebi ﷺ'in "İslâm kendisinden öncekini siler" hadisi onları kapsamaz, onlar bu hadisten istisna edilmişlerdir. Yani İslâm'a ve Müslümanlara verdikleri eziyetler İslâm tarafından silinmez, bilakis bundan dolayı sorumlu tutulurlar. Onlar hakkındaki karar bundan sonra imama kalmıştır; dilerse onları affeder, dilerse cezalandırır.

Bu anlayışın doğruluğuna, Nesaî'nin Sünen'inde Mus'ab bin Sa'd'dan, onun da babasından rivayet ettiği şu hadis delalet eder:

لَمَّا كَانَ يَوْMُ فَتْحِ مَكَّةَ أَمَّنَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ النَّاسَ إِلَّا أَرْبَعَةَ نَفَرٍ وَامْرَأَتَيْنِ وَقَالَ اقْتُلُوهُمْ وَإِنْ وَجَدْتُمُوهُمْ مُتَعَلِّقِينَ بِأَسْتَارِ الْكَعْبَةِ عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ خَطَلٍ وَمَقِيسُ بْنُ صُبَابَةَ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ أَبِي السَّرْحِ فَأَمَّا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ خَطَلٍ فَأُدْرِكَ وَهُوَ مُتَعَلِّقٌ بِأَسْتَارِ الْكَعْبَةِ فَاسْتَبَقَ إِلَيْهِ سَعِيدُ بْنُ حُرَيْثٍ وَعَمَّارُ بْنُ يَاسِرٍ فَسَبَقَ سَعِيدٌ عَمَّاراً وَكَانَ أَشَبَّ الرَّجُلَيْنِ فَقَتَلَهُ وَأَمَّا مَقِيسُ بْنُ صُبَابَةَ فَأَدْرَكَهُ النَّاسُ فِي السُّوقِ فَقَتَلُوهُ وَأَمَّا عِكْرِمَةُ فَرَكِبَ الْبَحْرَ فَأَصَابَتْهُمْ عَاصِفٌ فَقَالَ أَصْحَابُ السَّفِينَةِ أَخْلِصُوا فَإِنَّ آلِهَتَكُمْ لَا تُغْنِي عَنْكُمْ شَيْئاً هَاهُنَا فَقَالَ عِكْرِمَةُ وَاللَّهِ لَئِنْ لَمْ يُنَجِّنِي مِنْ الْبَحْرِ إِلَّا الْإِخْلَاصُ لَا يُنَجِّينِي فِي الْبَرِّ غَيْرُهُ اللَّهُمَّ إِنَّ لَكَ عَلَيَّ عَهْداً إِنْ أَنْتَ عَافَيْتَنِي مِمَّا أَنَا فِيهِ أَنْ آتِيَ مُحَمَّداً ﷺ حَتَّى أَضَعَ يَدِي فِي يَدِهِ فَلَأَجِدَنَّهُ عَفُوّاً كَرِيماً فَجَآءَ فَأَسْلَمَ وَأَمَّا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ أَبِي السَّرْحِ فَإِنَّهُ اخْتَبَأَ عِنْدَ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ فَلَمَّا دَعَا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ النَّاسَ إِلَى الْبَيْعَةِ جَآءَ بِهِ حَتَّى أَوْقَفَهُ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْ عَبْدَ اللَّهِ قَالَ فَرَفَعَ رَأْسَهُ فَنَظَرَ إِلَيْهِ ثَلَاثاً كُلَّ ذَلِكَ يَأْبَى فَبَايَعَهُ بَعْدَ ثَلَاثٍ ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَى أَصْحَابِهِ فَقَالَ أَمَا كَانَ فِيكُمْ رَجُلٌ رَشِيدٌ يَقُومُ إِلَى هَذَا حَيْثُ رَآنِي كَفَفْتُ يَدِي عَنْ بَيْعَتِهِ فَيَقْتُلُهُ فَقَالُوا وَمَا يُدْرِينَا يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا فِي نَفْسِكَ هَلَّا أَوْمَأْتَ إِلَيْنَا بِعَيْنِكَ قَالَ إِنَّهُ لَا يَنْبَغِي لِنَبِيٍّ أَنْ يَكُونَ لَهُ خَائِنَةُ أَعْيُنٍ

"Mekke'nin fethi günü olunca, Resulullah ﷺ dört kişi ve iki kadın hariç insanlara eman verdi ve 'Onları Kâbe'nin örtülerine asılmış halde bulsanız bile öldürün' buyurdu. Bunlar; İkrime b. Ebî Cehl, Abdullah b. Hatal, Makîs b. Subâbe ve Abdullah b. Sa'd b. Ebî Serh idi. Abdullah b. Hatal, Kâbe'nin örtülerine sarılmış haldeyken yakalandı; Said b. Hureys ve Ammâr b. Yasir ona doğru koştular, genç olan Said, Ammâr'ı geçerek onu öldürdü. Makîs b. Subâbe ise çarşıda yakalanıp öldürüldü. İkrime'ye gelince, o denize açıldı, bir fırtınaya yakalandılar. Gemi halkı 'İhlaslı olun (sadece Allah'a yalvarın), çünkü ilahlarınız burada size hiçbir fayda sağlamaz' dediler. İkrime, 'Vallahi eğer beni denizde ihlastan başkası kurtarmıyorsa, karada da başkası kurtarmaz. Allah'ım, sana söz veriyorum; eğer beni bu durumdan kurtarırsan Muhammed ﷺ'e gideceğim ve elimi onun elinin üzerine koyacağım, eminim onu affedici ve kerem sahibi bulacağım' dedi. Geldi ve Müslüman oldu. Abdullah b. Sa'd b. Ebî Serh ise Osman b. Affan'ın yanına gizlendi. Resulullah ﷺ insanları biat etmeye çağırdığında, Osman onu getirip Nebi ﷺ'in önünde durdurdu ve 'Ey Allah'ın Resulü, Abdullah'tan biat al' dedi. Resulullah başını kaldırıp ona üç kez baktı, her seferinde biat almayı reddetti. Üçüncüden sonra biatını kabul etti. Sonra ashabına dönerek şöyle dedi: 'İçinizde aklı başında bir adam yok muydu ki, ondan biat almaktan kaçındığımı gördüğünde kalkıp onu öldürseydi?' Onlar, 'Ey Allah'ın Resulü, senin içinden geçeni biz ne bilelim? Bize gözünle işaret etseydin ya!' dediler. Resulullah, 'Bir Peygamber'e göz hıyaneti (göz ucuyla gizli işaret yapmak) yakışmaz' buyurdu." (Nesaî)

Resulullah ﷺ, Abdullah bin Ebî Serh kendisine Müslüman olarak gelip biat istemesine rağmen Müslümanların onu öldürmesini istemiştir. Bu da gösteriyor ki, bu kişilerin kanlarının helal kılınması mutlaktır; İslâm'a girmeleri onları mutlaka bu cezadan korumaz. Aksine işleri imama kalır; dilerse cezalandırır, dilerse affeder... Buna dayanarak, Nebi ﷺ'in İkrime bin Ebî Cehl örneğinde olduğu gibi Müslümanlara eziyet edip de sonra İslâm'a giren bazılarına ceza uygulamaması, Cihazet-ud Devlet kitabında ifade edildiği gibi imamın affı kapsamına girer: "Resulullah ﷺ, daha sonra İkrime b. Ebî Cehl'i affettiği gibi onlardan bazılarını affetmiştir; bu nedenle Halife, bu kişiler hakkında dava açabilir veya onları affedebilir."

Umarım bu konudaki karmaşa giderilmiştir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu'r Raşte

17 Rebiulevvel 1445 H. 02/10/2023 M.

Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın