(Hizbu’t Tahrir Emiri Celil Âlim Ata İbn Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Soru Cevabı
Nadiah Shohwah’a
Soru:
Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh..
Kendimi tanıtmama izin verin, ismim Nadiah, Endonezya'daki öğrencilerden biriyim... Şeyhim, Hristiyanların inşa ettiği bir mescitte namaz kılmanın hükmü nedir?
Cezakellahu Hayran Ya Şeyh
Cevap:
Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Daha önce buna benzer bir soru sorulmuş ve 23/04/2018 tarihinde sorana şu şekilde cevap vermiştik. Bu soruyu ve cevabımızı tam olarak aşağıda sunuyorum, inşaAllah yeterli olacaktır:
(Soru: Kafirlerin mescit inşaatı için bağış yapmasını kabul etmek caiz midir? Kafirlerin bağışla katıldığı bir mescitte namaz kılmak caiz midir?
Cevap: Bu soru iki kısımdan oluşmaktadır:
Birinci kısım: Kafirlerin mescit için mal bağışını kabul etmek caiz midir?
İkinci kısım: Kafirlerin paralarının kullanıldığı bir mescitte namaz kılmak caiz midir?
Birinci kısım olan mescit için kafirlerden bağış kabul edilmesine gelince; bu meselede farklı görüşler vardır... Bazı fakihler, kafirlerden hediye kabul edilmesine kıyasla buna cevaz vermişlerdir. Zira Rasulullah ﷺ, Rumların Mısır valisi Mukavkıs'tan gelen hediyeyi kabul etmiştir...
Benim görüşüm ise, şahsa verilen hediye ile mescide yapılan bağışın farklı olduğu yönündedir, çünkü vakıa farklıdır:
1- Mescit, Allah Sübhânehu ve Teâlâ’ya ibadet edilen bir yerdir. Dolayısıyla mescide yapılan bağışın Allah için olması gerekir. Hadis-i Şerifte Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّ اللهَ طَيِّبٌ لَا يَقْبَلُ إِلَّا طَيِّبًا
"Ey insanlar, şüphesiz Allah tayyibdir (temizdir), sadece tayyib olanı kabul eder..." (Müslim)
Buna göre, kafirin malı tayyib olmadığı için mescit için kafirden bağış kabul edilmesi caiz değildir.
2- Aynı şekilde Rasulullah ﷺ, hadislerinde mescit inşa eden kimse için Allah’ın cennette bir ev inşa edeceğini belirtmiştir:
- Ahmed Müsned’inde Said bin Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan, Nebi ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا وَلَوْ كَمَفْحَصِ قَطَاةٍ لِبَيْضِهَا، بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ
"Kim Allah için, bir kekliğin yumurtladığı yer (kuş yuvası) kadar bile olsa bir mescit inşa ederse, Allah da ona cennette bir ev inşa eder." (Müsned-i Ahmed)
- Tirmizi Sünen’inde Osman bin Affan’dan rivayet ettiğine göre Rasulullah ﷺ şöyle demiştir:
مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا بَنَى اللَّهُ لَهُ مِثْلَهُ فِي الجَنَّةِ
"Kim Allah için bir mescit inşa ederse, Allah da ona cennette onun bir benzerini inşa eder." (Tirmizi, Osman hadisi için "hasen sahih" demiştir). Aynı şekilde İbn Huzeyme de Sahih’inde Osman bin Affan’dan; Darimi de benzerini rivayet etmiştir.
- İbn Hibban Sahih’inde Ebu Zer’den rivayet ettiğine göre Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا وَلَوْ كَمَفْحَصِ قَطَاةٍ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الجنة
"Kim Allah için, kuş yuvası kadar bile olsa bir mescit inşa ederse, Allah ona cennette bir ev inşa eder." (İsnadı sahihtir).
Hadis, Allah için mescit inşa edene Allah’ın cennette bir ev inşa edeceğine delalet etmektedir; bu ise ancak bir Müslüman için mümkündür. Dolayısıyla "kim bir mescit inşa ederse" ifadesinden kasıt Müslümandır; zira bir kafir ev inşa etse bile cennet ehlinden olmayacaktır.
3- Aynı şekilde, cahiliye dönemindeki müşrikler Mescid-i Haram’ı imar etmekle övünmüşlerdi. Bunun üzerine Allah Sübhânehu şu ayeti indirmiştir:
أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَجَاهَدَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَا يَسْتَوُونَ عِنْدَ اللَّهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
"Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin ameli ile bir mi tuttunuz? Onlar Allah katında eşit olmazlar. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez." (Tevbe [9]: 19)
Kurtubi tefsirinde şöyle geçmektedir: (Allah Teâlâ’nın şu kavli: ﴿أَجَعَلْتُمْ سِقايَةَ الْحاجِّ...﴾ Arapça’daki takdir şöyledir: أَجَعَلْتُمْ أَصْحَابَ سِقَايَةِ الْحَاجِّ... veya hacılara su verenlerin ehli olanları, Allah’a iman edip O’nun yolunda cihad edenler gibi mi tuttunuz? ﴿مَنْ آمَنَ﴾ kısmındaki hazfedilen takdirin; hacılara su verme işini, iman edenin işi gibi mi tuttunuz şeklinde olması da sahihtir.)
Nesefi tefsirinde ise şöyle geçer: (﴿أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَجَاهَدَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَا يَسْتَوُونَ عِنْدَ اللَّهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ﴾ Buradaki السقاية ve العمارة kelimeleri سقى ve عمر fiillerinden mastardırlar; الصيانة ve الوقاية gibidirler. Burada mahzuf bir muzaf olması kaçınılmazdır ki takdiri: "Hacılara su verenleri ve Mescid-i Haram’ı imar edenleri, Allah’a iman edenler gibi mi tuttunuz..." şeklindedir. Mana; müşriklerin müminlere, onların boşa çıkan amellerinin ise müminlerin sabit amellerine benzetilmesini ve aralarının eşit tutulmasını inkar etmektir. Onların bu eşit tutmaları, küfürlerinden sonra ikinci bir zulüm olmuştur; zira övgü ve iftiharı ait olmadığı yere koymuşlardır...)
Tüm bunlar göstermektedir ki, Mescid-i Haram’ın "ve herhangi bir mescidin" imar edilmesinin kabul edileceği kimse, Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimsedir, yani Müslümandır. Bu da mefhumuyla, mescit inşası için kafirin bağışının kabul edilmeyeceğini ifade eder.
Dolayısıyla benim tercih ettiğim görüş, mescitlerin imarı için kafirlerin bağışının kabul edilmemesidir. "Tercih ettiğim görüş" diyorum çünkü cevabın başında belirttiğim gibi bazı fakihler kafirin bağışını caiz görmektedirler.
Tercih ettiğim görüş budur, Allah en iyi bilendir ve hüküm sahibidir) son.
Bu birinci kısımdı...
İkinci kısım olan orada namaz kılmanın caizliğine gelince; namaz kılmak caizdir. Zira Buhari Câbir bin Abdullah’tan Rasulullah ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
أُعْطِيتُ خَمْسًا لَمْ يُعْطَهُنَّ أَحَدٌ مِنَ الأَنْبِيَاءِ قَبْلِي: نُصِرْتُ بِالرُّعْبِ مَسِيرَةَ شَهْرٍ، وَجُعِلَتْ لِي الأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا، وَأَيُّمَا رَجُلٍ مِنْ أُمَّتِي أَدْرَكَتْهُ الصَّلاَةُ فَلْيُصَلِّ، وَأُحِلَّتْ لِي الغَنَائِمُ، وَكَانَ النَّبِيُّ يُبْعَثُ إِلَى قَوْمِهِ خَاصَّةً، وَبُعِثْتُ إِلَى النَّاسِ كَافَّةً، وَأُعْطِيتُ الشَّفَاعَةَ
"Benden önceki peygamberlerden hiçbirine verilmeyen beş şey bana verildi: Bir aylık mesafeden korku ile yardım olundum. Yeryüzü bana mescit ve temizleyici kılındı. Ümmetimden kime namaz vakti erişirse hemen namazını kılsın. Ganimetler bana helal kılındı. (Benden önce) her peygamber sadece kendi kavmine özel olarak gönderilirdi, ben ise bütün insanlığa gönderildim. Ve bana şefaat (yetkisi) verildi." (Buhari)
Müslim’de ise şu lafızla geçmektedir: Câbir bin Abdullah el-Ensari’den rivayetle Rasulullah ﷺ şöyle buyurdu:
أُعْطِيتُ خَمْسًا لَمْ يُعْطَهُنَّ أَحَدٌ قَبْلِي، كَانَ كُلُّ نَبِيٍّ يُبْعَثُ إِلَى قَوْمِهِ خَاصَّةً، وَبُعِثْتُ إِلَى كُلِّ أَحْمَرَ وَأَسْوَدَ، وَأُحِلَّتْ لِيَ الْغَنَائِمُ، وَلَمْ تُحَلَّ لِأَحَدٍ قَبْلِي، وَجُعِلَتْ لِيَ الْأَرْضُ طَيِّبَةً طَهُورًا وَمَسْجِدًا، فَأَيُّمَا رَجُلٍ أَدْرَكَتْهُ الصَّلَاةُ صَلَّى حَيْثُ كَانَ، وَنُصِرْتُ بِالرُّعْبِ بَيْنَ يَدَيْ مَسِيرَةِ شَهْرٍ، وَأُعْطِيتُ الشَّفَاعَةَ
"Benden önce kimseye verilmeyen beş şey bana verildi: Her peygamber kendi kavmine özel olarak gönderilirdi, ben ise her kırmızıya ve siyaha (tüm ırklara) gönderildim. Ganimetler bana helal kılındı ki benden önce kimseye helal kılınmamıştı. Yeryüzü bana temiz, temizleyici ve mescit kılındı. Ümmetimden kime namaz vakti erişirse bulunduğu yerde namazını kılsın. Bir aylık mesafeden korku ile yardım olundum ve bana şefaat verildi." (Müslim)
Böylece, yeryüzündeki her yer temiz olduğu müddetçe orada namaz kılmak caizdir... Buna göre, kafirlerin parası harcanmış olsa bile herhangi bir mescitte kılınan namaz sahihtir. Mescit inşası için kafirden gelen malı kabul etmenin sahih olmaması, orada kılınan namazın kabul edilmeyeceği (sahih olmayacağı) anlamına gelmez. Bu durum yukarıda açıkladığımız delillerden dolayıdır.
Bu meselede tercih ettiğim görüş budur, Allah en iyi bilendir ve hüküm sahibidir.
Kardeşiniz Ata İbn Halil Ebu’r Raşte
27 Muharrem el-Haram 1440 H. 07/10/2018 M.
Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki
Emir'in (Allah onu korusun) Google Plus sayfasındaki cevap linki