(Hizb-ut Tahrir Emiri Alim Ata bin Halil Ebu el-Raşta'nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Soru-Cevap: İslami Bankalarla Çalışmanın, Özellikle de Murabaha Satışı Meselesinin Hükmü
Hasan S. Al-Tarda’ya
Soru:
Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu...
Değerli Şeyhimiz, sizden İslami bankalarla çalışmanın, özellikle de murabaha satışı meselesinin hükmünü bana açıklamanızı rica ediyorum. İslami banka aracılığıyla araba veya ev satın almak gibi... Bunun haram olduğunu biliyorum ama birine bu konuda nasihat ettiğimde konuyu detaylarıyla açıklayamıyorum. Size bizim gerçekliğimizden, insanların işlem tarzı bakımından İslami bankaya benzettikleri bir örnek vermek istiyorum: Kasabamızda taksitle (çeklerle) tam bir ev inşa etmek için anlaştığınız inşaat şirketleri var. Sizin için demirci, marangoz, çimento vb. ile anlaşıyorlar ve bunlar onların mülkiyetinde değil. Satın alınanlar üzerinden belirli bir yüzde (örneğin %15) alıyorlar. Bu işlem ile diğeri arasında bir fark var mıdır?
Cevap:
Ve aleykumüsselam ve rahmetullahi ve berekatuhu.
1- İslami bankaların "murabaha satışı" olarak adlandırdığı işlemler şeriatın hükümlerine aykırıdır. Bunun en belirgin yönleri şunlardır:
Birincisi: Bankanın, araba veya buzdolabı gibi malları henüz satın almadan önce müşteriyle satış akdi yapmasıdır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahip olunmayan bir şeyin satışını yasaklamıştır. Hakim bin Hizam’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasulü! Bir adam bana geliyor ve benden yanında olmayan bir malı satmamı istiyor. Ben de (anlaşıp) gidip çarşıdan o malı alıp ona satıyorum (bunun hükmü nedir?)" Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
لَا تَبِعْ مَا لَيْسَ عِنْدَكَ
"Yanında (mülkiyetinde) olmayan şeyi satma." (Ahmed rivayet etti)
Burada söz konusu kişi, kendisine bir malı satın almak için gelen ancak o malın henüz yanında bulunmadığı bir durumu Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sormuştur. Kişi gidip çarşıdan malı alıp sonra ona satmaktadır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, mal yanında (mülkiyetinde) olup da müşteriye sunmadıkça bu tür bir satışı yasaklamıştır. Mal mülkiyetinde olduktan sonra müşteri dilerse alır, dilerse almaz.
Bunu netleştirmek için şöyle diyebiliriz: Bankaya gidip nakit kredi isteyen kişiye banka, parayı ne yapacağını sorar. Kişi, "buzdolabı, araba veya çamaşır makinesi alacağım" der. Banka, bu kişiye buzdolabını satın alıp belirli bir fiyatla taksitle satacağına dair bir anlaşma yapar. Banka buzdolabını satın almadan önce bu anlaşma bağlayıcı bir sözleşme haline gelir. Daha sonra banka gider ve kişi için buzdolabını satın alır. Kişi artık buzdolabını bankadan almaktan vazgeçemez. Çünkü banka ile yapılan anlaşma, buzdolabı bankanın mülkiyetine geçmeden önce gerçekleşmiştir. Yani akit, banka buzdolabına sahip olmadan önce tamamlanmıştır.
Bankanın malı satın aldıktan sonra müşteriye sattığı söylenemez. Çünkü bankanın müşteriyle olan anlaşması, banka malı satın almadan önce bağlayıcılık esasına göre tamamlanmıştır. Bunun delili ise, banka malı satın aldıktan sonra müşterinin bu malı almayı reddetme hakkının olmamasıdır. Dolayısıyla akit, banka malı satın almadan önce bağlayıcı bir şekilde tamamlanmış olur.
Eğer bankanın içinde buzdolapları olan bir deposu olsaydı ve bunları kişiye sunsaydı, kişi de dilerse alsaydı dilerse almasaydı (diğer satıcılar gibi), o zaman peşin veya taksitli satış caiz olurdu.
İkincisi: Alıcının taksitlerden birini ödemeyi geciktirmesi durumunda borcun artırılması caiz değildir. Çünkü bu faizdir ve buna "nesie ribası" denir. Bu, Cahiliye döneminde uygulanan bir yöntemdi; borcun vadesi geldiğinde borçlu ödeyemezse vade uzatılır ve borç artırılırdı. İslam gelince bunu kesin olarak haram kılmış ve zor durumdaki borçluya borç artırımı yapılmaksızın mühlet verilmesini emretmiştir:
وَإِنْ كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَى مَيْسَرَةٍ وَأَنْ تَصَدَّقُوا خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
"Eğer (borçlu) darlık içinde ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verilmelidir. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır." (Bakara [2]: 280)
Bu nedenle yukarıda belirtilen şekliyle banka ile işlem yapmak caiz değildir.
2- Müteahhitlik (inşaat işleri) hakkında bahsettiğiniz konuya gelince, bu durum farklıdır... Burada müteahhidin mülkiyetinde olmayan bir evin satış akdi söz konusu değildir. Aksine mesele şudur: Arazi sahibi, evin özelliklerine göre inşa edilmesi için müteahhit ile bir icare akdi (hizmet/iş sözleşmesi) yapar. Ev sahibi, işin tamamlanma aşamalarına göre müteahhide belirli taksitlerle bir ücret öder. Bu, ortada olmayan ve kimsenin mülkiyetinde bulunmayan bir evin satış akdi değildir. Ancak eğer durum henüz inşa edilmemiş ve müteahhidin sahih bir şekilde mülkiyetine geçmemiş bir dairenin satışı şeklindeyse, o takdirde bu satış caiz olmaz.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta
Amir’in Facebook sayfasındaki cevap linki: Facebook
Amir’in web sitesindeki cevap linki: Amir'in Sitesi
Amir’in Google Plus sayfasındaki cevap linki: Google Plus