Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Tedavinin Hükmü

June 04, 2021
3494

Hizb-ut Tahrir Emiri Değerli Âlim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

“Fıkhi” Sorular Bölümü

Ebu Hanife Falha’ya

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Değerli Emir, vaktinizin bu mazlum ümmet için hayır talep etmek adına yoğun bir çaba içinde olduğunu biliyorum, eğer soru size yük olursa özür dilerim... Ancak bir türlü tam olarak kavrayamadığım bir husus var: Tedavi olmak vacip mi, mendup mu yoksa başka bir hüküm müdür? Lütfen bizi bilgilendiriniz. Allah sizi mübarek kılsın ve ellerinizle her türlü hayrı açsın.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Sorunuzun cevabı İstinsah kitapçığında mevcuttur. Tedavinin hükmü ile ilgili olarak Word dosyasının 30-32. sayfalarında yer alan bölümü size aktarıyorum:

[... Hükmü kesin bir kanıta dayalı olarak kavrayabilmek için tedaviyle ilgili gelen delilleri gözden geçirmemiz gerekir. Buhari, Ebu Hureyre yoluyla Resulullah ﷺ'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

مَا أَنْزَلَ اللَّهُ دَاءً إِلَّا أَنْزَلَ لَهُ شِفَاءً

"Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalığı indirmemiştir." (Buhari)

Müslim, Cabir bin Abdullah’tan Nebi ﷺ'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ، فَإِذَا أُصِيبَ دَوَاءُ الدَّاءِ بَرَأَ بِإِذْنِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ

"Her hastalığın bir ilacı vardır. Hastalığın ilacına rast gelindiğinde, Allah Azze ve Celle'nin izniyle iyileşir." (Müslim)

Ahmed’in Müsned’inde İbn Mesud’dan merfu olarak rivayet edilen hadiste ise şöyle buyurulmaktadır:

إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لمْ يُنْزِلْ دَاءً إِلَّا أَنْزَلَ لَهُ شِفَاءً، عَلِمَهُ مَنْ عَلِمَهُ وَجَهِلَهُ مَنْ جَهِلَهُ

"Kuşkusuz ki Allah Azze ve Celle, hiçbir dert indirmemiştir ki onun için bir şifa indirmemiş olsun; bunu bilen bildi, bilmeyen de bilmedi." (Müsned-i Ahmed)

Bu üç hadis; hastalığı Allah’ın indirdiğini, şifayı da O’nun indirdiğini, her hastalığın bir ilacı olduğunu ve ilaca ulaşıldığında Allah’ın izniyle hastalığın iyileşeceğini haber vermektedir; bunu bilen bilir, bilmeyen de bilmez. Bu hadisler, her hastalık için onu iyileştirecek bir ilacın bulunduğuna dair bir rehberlik (irşad) niteliğindedir. Bu durum, Allah’ın izniyle hastalığın iyileşmesine vesile olan tedaviyi arama hususunda teşvik edicidir. Hastalık da O’ndandır, ilaç da O’ndandır; şifa ise ilacın kendisinden değil, O’nun izniyledir. Ancak ilaca, hastalığa temas ettiğinde şifa verme özelliğini O yerleştirmiştir. Bu bir rehberliktir, bir zorunluluk (vücubiyet) değildir.

Ahmed, Enes’ten Resulullah ﷺ'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ حَيْثُ خَلَقَ الدَّاءَ خَلَقَ الدَّوَاءَ فَتَدَاوَوْا

"Kuşkusuz ki Allah Azze ve Celle, hastalığı yarattığı yerde ilacı da yaratmıştır. O halde tedavi olun." (Müsned-i Ahmed)

Ebu Davud ve İbn Mace, Usame bin Şerik’ten şöyle rivayet etmiştir: "Nebi ﷺ’in yanındaydım, bedeviler geldiler ve dediler ki: 'Ey Allah’ın Resulü, tedavi olalım mı?' Şöyle buyurdu:

نَعَمْ، يَا عِبَادَ اللَّهِ تَدَاوَوْا، فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ يَضَعْ دَاءً إِلَّا وَضَعَ لَهُ شِفَاءً...

"Evet, ey Allah’ın kulları tedavi olun! Çünkü Allah Azze ve Celle, hiçbir dert yaratmamıştır ki onun için bir şifa yaratmış olmasın..." (Ebu Davud ve İbn Mace)

İlk hadiste tedavi olma emri vardır. Bu hadiste ise bedevilerin sorusuna tedavi olmaları yönünde cevap verilmiş ve kullara tedavi olmaları hitabı yöneltilmiştir; zira Allah koyduğu her derdin şifasını da koymuştur. Her iki hadiste de hitap emir kipiyle gelmiştir. Emir, mutlak bir talebi ifade eder ve ancak cezmedici (kesinlik ifade eden) bir karine (ipucu) bulunduğu takdirde vaciplik ifade eder. Bu iki hadiste de vacipliğe delalet eden herhangi bir karine bulunmamaktadır. Önceki üç hadis ise sadece bir bilgilendirme ve rehberlikten ibarettir, bu da bu iki hadisteki tedavi talebinin vacip olmadığını gösterir. Ayrıca, tedaviyi terk etmenin caiz olduğuna dair hadislerin varlığı, bu iki hadisin vaciplik ifade etmediğini teyit eder. Müslim, İmran bin Husayn’dan Nebi ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مِنْ أُمَّتِي سَبْعُونَ أَلْفًا بِغَيْرِ حِسَابٍ، قَالُوا: مَنْ هُمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: هُمْ الَّذِينَ لَا يَسْتَرْقُونَ، وَلَا يَتَطَيَّرُونَ، وَلَا يَكْتَوُونَ، وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

"Ümmetimden yetmiş bin kişi hesapsız olarak cennete girecektir. 'Onlar kimlerdir ey Allah’ın Resulü?' diye sordular. Şöyle buyurdu: 'Onlar rukye yaptırmayanlar, uğursuzluğa inanmayanlar, (dağlama yoluyla) tedavi olmayanlar ve Rablerine tevekkül edenlerdir.'" (Müslim)

Buhari, İbn Abbas’tan şöyle rivayet etmiştir: "Bu siyah kadın Nebi ﷺ’e gelip şöyle dedi: 'Ben sara nöbeti geçiriyorum ve nöbet anında üstüm başım açılıyor. Benim için Allah’a dua et.' Buyurdu ki:

إِنْ شِئْتِ صَبَرْتِ وَلَكِ الْجَنَّةُ، وَإِنْ شِئْتِ دَعَوْتُ اللَّهَ أَنْ يُعَافِيَكِ

'İstersen sabredersin ve senin için cennet vardır; istersen Allah’ın sana afiyet vermesi için O’na dua ederim.' Kadın: 'Sabredeceğim' dedi, sonra: 'Üstümün açılmaması için Allah’a dua et' dedi, O da ona dua etti." (Buhari)

Bu iki hadis, tedaviyi terk etmenin caiz olduğuna delalet eder. İlk hadiste hesapsız cennete girecek olanların nitelikleri arasında rukye yaptırmamaları ve dağlama yoluyla tedavi olmamaları, yani tedavi görmemeleri, aksine işlerini Rablerine bırakıp her işlerinde O’na tevekkül etmeleri zikredilmiştir. Rukye ve dağlama tedavinin birer çeşididir. Resulullah ﷺ rukye ile tedaviyi teşvik etmiş, bizzat Cebrail de ona rukye yapmıştır. Ayrıca Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

الشِّفَاءُ فِي ثَلَاثَةٍ: فِي شَرْطَةِ مِحْجَمٍ، أَوْ شَرْبَةِ عَسَلٍ، أَوْ كَيَّةٍ بِنَارٍ، وَأَنْهَى أُمَّتِي عَنْ الْكَيِّ

"Şifa üç şeydedir: Hacamat yaptırmak, bal şerbeti içmek veya ateşle dağlamak. Ancak ben ümmetimi dağlamaktan men ederim." (Buhari)

İkinci hadiste ise Resulullah ﷺ, siyah kadını mevcut sara hastalığına sabredip cennete girmesi ile şifa bulması için dua etmesi arasında muhayyer bırakmıştır ki bu da tedaviyi terk etmenin caiz olduğunu gösterir. Böylece bu iki hadis, bedevilerin sorusuna verilen cevapta ve ondan önceki hadiste geçen tedavi olma emrini vaciplikten çıkarmaktadır. Resulullah ﷺ’in tedaviye yönelik güçlü teşvikinden dolayı, hadislerde geçen tedavi emri mendup (sünnet) hükmündedir.] Bitti.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta

23 Şevval 1442 H. 04/06/2021 M.

Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/HT.AtaabuAlrashtah/posts/2941413719437966

Emir'in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/4130

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın