Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Haram Maddeler İçeren Aşıların Hükmü

March 22, 2021
3313

Hizb-ut Tahrir Emiri Değerli Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

"Fıkhî" Soru Cevap

Mohammad Abdul Basir'e

Soru:

As Salamu Alaykum Our Ameer and Sheikh

May Allah (swt) protect you and this noble party and grant the victory through your hands and bless this Ummah with the second Khilafah Rashida on the method of Prophethood. Ameen.

My question is, in the United Kingdom the government gives our children a flu vaccination for the winter period each year so children do not get the flu. This is a precautionary matter and parents are allowed to opt out and not give the flu vaccine to their children. From what I have been informed, the vaccine contains gelatine from pork, which they say has been purified and the vaccine is in the form of a nasal spray.

Is it permitted for children or adults to take precautionary vaccines and medicines which contain haram ingredients like pork, alcohol etc?

May Allah (swt) keep you in the best of health and reward you abundantly for your answer,

Wa alaykumus Salam wa rahmatullahi wa barakatuhu

Your brother in Islam

Abdul Basir

Sorunun Tercümesi:

Selamun Aleykum Emirimiz ve Şeyhimiz,

Allah’tan seni ve bu asil partiyi korumasını, zaferi senin ellerinle gerçekleştirmesini ve bu ümmeti Nübüvvet metodu üzere ikinci Râşidî Hilafet ile şereflendirmesini niyaz ediyorum. Âmin.

Sorum şudur: Birleşik Krallık’ta hükümet, çocuklarımızın grip olmaması için her yıl kış döneminde grip aşısı yapıyor. Bu önleyici bir meseledir ve ebeveynlerin çocuklarına aşı yaptırmama seçeneği bulunmaktadır. Öğrendiğim kadarıyla aşı, domuzdan elde edilen bir jelatin içeriyor; bunun saflaştırıldığını söylüyorlar ve aşı burun spreyi şeklindedir.

Çocukların veya yetişkinlerin koruma amaçlı olarak domuz, alkol vb. gibi haram maddeler içeren aşıları ve ilaçları alması caiz midir?

Allah’tan seni en iyi sağlık üzere korumasını ve cevabın için seni bolca mükâfatlandırmasını dilerim.

Vesselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

İslam’daki kardeşin, Abdul Basir

Cevap:

Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Öncelikle bizim için yaptığın güzel dualardan dolayı Allah senden razı olsun, biz de senin için daha güzelleriyle duada bulunuyoruz...

Haram maddeler içeren aşıların şer’i hükmünü ve aynı zamanda haram maddeler içeren ilaçlarla tedavi olmanın hükmünü soruyorsun... Daha önce aşının hükmü ile haram ve necis maddelerle tedavi olmanın hükmü hakkında cevap vermiştik. Bu cevapların toplamından senin sorunun cevabı ortaya çıkacaktır. Daha önce verdiğimiz cevaplardan bazı kısımları sana aktarıyorum:

Birincisi: 18/11/2013 tarihli aşının hükmü hakkındaki soruya verilen cevap; orada şöyle geçmektedir:

[Aşı bir ilaçtır; tedavi olmak ise farz değil, menduptur. Bunun delilleri şunlardır:

1- Buhârî, Ebû Hureyre yoluyla Resulullah ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

مَا أَنْزَلَ اللَّهُ دَاءً إِلَّا أَنْزَلَ لَهُ شِفَاءً

"Allah, şifasını indirmediği hiçbir dert indirmemiştir."

Müslim, Câbir bin Abdullah’tan Nebi ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ، فَإِذَا أُصِيبَ دَوَاءُ الدَّاءِ بَرَأَ بِإِذْنِ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ

"Her derdin bir devası vardır. Hastalığın ilacı bulunduğu vakit, Aziz ve Celil olan Allah'ın izniyle iyileşir." Ahmed de Müsned’inde Abdullah bin Mesud’dan şunu rivayet etmiştir: "Allah, bilenlerin bildiği, bilmeyenlerin bilmediği şifasını indirmediği hiçbir dert indirmemiştir."

Bu hadislerde, her derdin onu iyileştirecek bir devası olduğuna dair bir yönlendirme vardır ki bu durum, Allah’ın izniyle şifaya vesile olacak olan tedaviye yönelmeye teşvik etmektedir. Bu bir irşaddır (yönlendirmedir), icap (vacibiyet) değildir.

2- Ahmed, Enes’ten Resulullah ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

إِنَّ اللَّهَ حَيْثُ خَلَقَ الدَّاءَ، خَلَقَ الدَّوَاءَ، فَتَدَاوَوْا

"Şüphesiz ki Allah, nerede bir dert yarattıysa bir de deva yaratmıştır; öyleyse tedavi olun." Ebû Dâvûd, Usame bin Şerik’ten şöyle rivayet etmiştir: "Nebi ﷺ’e geldim, ashabı başlarında kuş varmış gibi (sükûnetle) oturuyorlardı. Selam verip oturdum. O sırada şuradan buradan bedeviler gelip: 'Ey Allah’ın Resulü, tedavi olalım mı?' dediler. Şöyle buyurdu:

تَدَاوَوْا فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ يَضَعْ دَاءً إِلَّا وَضَعَ لَهُ دَوَاءً، غَيْرَ دَاءٍ وَاحِدٍ الْهَرَمُ

"Tedavi olun; çünkü Aziz ve Celil olan Allah, ihtiyarlık (yani ölüm) hariç şifasını vermediği hiçbir dert yaratmamıştır."

Birinci hadiste tedavi olma emri vardır; bu hadiste ise bedevilerin tedavi olma sorusuna bir cevap ve insanlara yönelik bir hitap bulunmaktadır. Bu iki hadisteki hitap da emir sığasıyla gelmiştir. Emir, mutlak talebi ifade eder; ancak kesin bir karine bulunmadıkça vücubiyet (farzlık) ifade etmez. Bu hadislerde ise vücubiyete delalet eden herhangi bir karine yoktur. Aksine, tedaviyi terk etmenin caiz olduğuna delalet eden hadisler mevcuttur ki bu da söz konusu hadislerin vücubiyet ifade etmediğini gösterir. Müslim, İmrân bin Husayn’dan Nebi ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مِنْ أُمَّتِي سَبْعُونَ أَلْفاً بِغَيْرِ حِسَابٍ

"Ümmetimden yetmiş bin kişi hesaba çekilmeden cennete girecektir." Sahabeler: "Onlar kimlerdir ey Allah’ın Resulü?" dediler. Buyurdu ki:

هُمُ الَّذِينَ لَا يَكْتَوُونَ وَلَا يَسْتَرْقُونَ، وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

"Onlar dağlama (key) yaptırmayan, rukiye istemeyen ve Rablerine tevekkül edenlerdir." Dağlama ve rukiye tedavinin birer çeşididir. Buhârî, İbn Abbas’tan rivayet etmiştir: "...Bu siyah kadın Nebi ﷺ’e gelip şöyle dedi: 'Ben saraya yakalanıyorum ve (nöbet sırasında) üstüm başım açılıyor. Benim için Allah’a dua et.' Buyurdu ki:

إِنْ شِئْتِ صَبَرْتِ وَلِكِ الجَنَّةُ، وَإِنْ شِئْتِ دَعَوْتُ اللَّهَ أَنْ يُعَافِيَكِ

'Eğer istersen sabredersin ve senin için cennet vardır; eğer istersen sana şifa vermesi için Allah’a dua ederim.' Kadın: 'Sabredeceğim, ancak üstümün başımın açılmaması için Allah’a dua et' dedi. O da kadına dua etti..." Bu iki hadis, tedaviyi terk etmenin caizliğine delalet eder.

Tüm bunlar, gelen "Tedavi olun" emrinin vücubiyet için olmadığını gösterir. Dolayısıyla buradaki emir ya mübahlık ya da mendupluk içindir. Resulullah ﷺ’in tedaviye yönelik güçlü teşviki nedeniyle, hadislerde geçen tedavi emri mendup (sünnet) hükmündedir.

Buna göre aşının hükmü menduptur; zira aşı bir ilaçtır ve tedavi olmak menduptur. Ancak, belirli bir aşı türünün, içeriğinin bozuk olması veya başka bir sebeple zararlı olduğu kanıtlanırsa, bu durumda bu maddelerle aşılanmak haram olur. Bu, Resulullah ﷺ’in Ahmed’in Müsned’inde İbn Abbas’tan rivayet edilen şu hadisindeki "zarar" kaidesine göredir:

لَا ضَرَرَ وَلَا ضِرَارَ

"Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur." Ancak bu durumlar nadirdir...

Hilafet Devleti'nde ise bulaşıcı hastalıklar gibi gerektiren durumlara karşı aşılar yapılacak ve ilaçlar her türlü şaibeden uzak, saf olacaktır. Şifayı veren Allah Teâlâ’dır:

وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ

"Hastalandığım zaman O bana şifa verir." (Şuarâ 80) Şer’en bilinen şudur ki; sağlık hizmeti, Resulullah ﷺ’in Buhârî tarafından Abdullah bin Ömer’den rivayet edilen şu sözü gereğince, işlerin gütülmesi (reaya) babından Halife üzerine vacip olan görevlerdendir:

الإِمَامُ رَاعٍ وَهُوَ مَسْؤُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ

"İmam (devlet başkanı) bir çobandır ve tebaasından sorumludur." Bu, devletin üzerine vacip olan gütme görevine dahil olması sebebiyle sağlık ve tedavi hususunda devletin sorumluluğuna dair genel bir nastır.

Sağlık ve tedavi konusunda özel deliller de mevcuttur: Müslim, Câbir yoluyla şunu rivayet etmiştir: "Resulullah ﷺ, Übey bin Ka’b’a bir tabip gönderdi; tabip onun bir damarını kesti ve üzerini dağladı." Hâkim Müstedrek’inde Zeyd bin Eslem’den, o da babasından şöyle rivayet etmiştir: "Ömer bin Hattâb zamanında şiddetli bir hastalığa yakalandım. Ömer benim için bir tabip çağırdı; tabip beni öyle bir perhize soktu ki şiddetli perhizden dolayı hurma çekirdeğini emiyordum."

Resulullah ﷺ bir yönetici sıfatıyla Übey’e bir tabip göndermiştir; ikinci Râşidî Halife Ömer (r.a) de tedavi etmesi için Eslem’e bir tabip çağırmıştır. Bu ikisi de sağlık ve tedavinin, devletin ihtiyacı olan tebaasına ücretsiz sağlaması gereken temel ihtiyaçlardan olduğuna delildir.] bitti.

İkincisi: 26/01/2011 tarihli haram ve necis olan şeylerden yararlanma ve bunlarla tedavi olma hakkındaki soruya verilen cevap; orada şöyle geçmektedir:

[... 2- Necis ve haram olandan faydalanmak haramdır; buna dair delillerden bazıları şunlardır:

  • Buhârî, Câbir bin Abdullah (r.anhuma)’dan Resulullah ﷺ’in Fetih yılı Mekke’deyken şöyle buyurduğunu işittiğini rivayet etmiştir:

إِنَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ حَرَمَ بَيْعَ الْخَمْرِ وَالْمَيْتَةِ وَالخِنْزِيرِ وَالْأَصْنَامِ...

"Şüphesiz ki Allah ve Resulü; içki, meyte (leş), domuz ve putların satışını haram kılmıştır. Denildi ki: 'Ey Allah’ın Resulü! Meytenin iç yağları hakkında ne buyurursunuz? Çünkü onunla gemiler yağlanıyor, deriler cilalanıyor ve insanlar onu aydınlanmada kullanıyor.' Şöyle buyurdu: 'Hayır, o haramdır.' Sonra Resulullah ﷺ şöyle dedi: 'Allah Yahudilerin canını alsın; Allah onlara meytenin yağlarını haram kılınca, onlar bu yağı eritip sattılar ve bedelini yediler.'"

  • Taberânî’nin Tehzîbü'l-Âsâr’ında Câbir’den rivayet edildiğine göre Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

لا تَنْتَفِعوا مِنَ الميْتَةِ بِشَيْءٍ

"Meyteden (leşten) hiçbir şekilde faydalanmayın."

  • Ebû Dâvûd’un İbn Abbas’tan rivayet ettiği hadiste olduğu gibi meyte derisi istisna edilmiştir: Meymune (r.anha) dedi ki: "Bize ait bir azatlıya sadakadan bir koyun verilmişti, koyun öldü. Resulullah ﷺ ona uğradı ve şöyle buyurdu:

أَلَا دَبَغْتُمْ إِهَابَهَا وَاسْتَنْفَعْتُمْ بِهِ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهَا مَيْتَةٌ قَالَ إِنَّما حُرِّمَ أَكْلُها

'Onun derisini tabaklasaydınız da ondan faydalansaydınız ya?' Dediler ki: 'Ey Allah’ın Resulü, o ölmüştür (leş olmuştur).' Şöyle buyurdu: 'Haram kılınan ancak onun yenilmesidir.'"

  • Buhârî, Câbir bin Abdullah (r.anhuma)’dan şunu rivayet etmiştir: "Fetih yılında Mekke’deyken Resulullah ﷺ’in şöyle buyurduğunu işittim: 'Şüphesiz Allah ve Resulü içki satışını haram kılmıştır.'"

  • Buhârî yine Enes (r.a)’dan şunu rivayet etmiştir: "Ebû Talha’nın evinde bir topluluğa sâkilik yapıyordum, o gün içkileri koruk şarabıydı. Resulullah ﷺ bir münadiye: 'Haberiniz olsun, içki haram kılınmıştır' diye nida etmesini emretti. Ebû Talha bana: 'Dışarı çık ve onu dök' dedi. Çıktım ve onu döktüm, Medine sokaklarında aktı."

  • Ebû Dâvûd, Ebû Hureyre’den Resulullah ﷺ’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

إِنَّ اللَّهَ حَرَمَ الْخَمْرَ وَثَمَنَهَا وَحَرَمَ الْمَيْتَةَ وَثَمَنَهَا وَحَرَمَ الْخِنْزِيرَ وَثَمَنَهُ

"Şüphesiz Allah içkiyi ve bedelini, meyteyi ve bedelini, domuzu ve bedelini haram kılmıştır."

3- Tedavi olma durumu bu haramlıktan istisna edilmiştir; haram ve necis olanla tedavi olmak haram değildir:

  • Haram olanla tedavinin haram olmadığına dair delil, Müslim’in Enes’ten rivayet ettiği şu hadistir: "Resulullah ﷺ, kendilerindeki bir kaşıntı sebebiyle Zübeyr b. el-Avvâm ve Abdurrahman b. Avf’a ipek giymeleri hususunda ruhsat verdi." Erkeklerin ipek giymesi haramdır, ancak tedavi amaçlı olarak buna izin verilmiştir. Keza Nesâî, Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin rivayet ettiği (lafız Nesâî’nindir) şu hadis de buna delildir: Arfece bin Es'ad’ın cahiliye dönemindeki Külâb Savaşı’nda burnu kopmuştu. Gümüşten bir burun edindi ancak burnu koku yaptı. Bunun üzerine;

فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ ﷺ أَنْ يَتَّخِذَ أَنْفاً مِنْ ذَهَبٍ

"Nebi ﷺ ona altından bir burun edinmesini emretti." Erkeklere altın haramdır, ancak tedavi için buna izin verilmiştir.

  • Necis olanla tedavinin haram olmadığına dair delil ise Buhârî’nin Enes (r.a)’dan rivayet ettiği şu hadistir: "Bazı kimseler Medine’de hastalandılar. Nebi ﷺ onlara çobana (yani develere) katılmalarını ve onların sütlerinden ve idrarlarından içmelerini emretti..." Buradaki "ictevev" kelimesi, Medine’nin havasının onlara yaramadığı ve hastalandıkları anlamına gelir. Resulullah ﷺ onlara tedavi için necis olan "idrarı" içme izni vermiştir. Buhârî’nin Ebû Hureyre’den rivayet ettiği şu hadis idrarın necis olduğunu gösterir: "Bir bedevi kalkıp mescide işedi. İnsanlar onu engellemeye kalkışınca Nebi ﷺ şöyle buyurdu: 'Onu bırakın ve idrarının üzerine bir kova -veya büyük bir kova- su dökün. Siz ancak kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz, zorlaştırıcı olarak değil.'"] bitti.

Üçüncüsü: 19/09/2013 tarihli soruya verilen cevapta şöyle denilmiştir:

[... Cevap şudur ki: İlaçta içki kullanılması ve alkol içeren ilaçlar... Bunun hükmü kerahatle birlikte caizdir. Bunun delili şudur:

İbn Mace, Tarık bin Süveyd el-Hadramî yoluyla şunu rivayet etmiştir: "Ey Allah’ın Resulü! Bizim topraklarımızda üzümler var, onları sıkıp içiyoruz dedim. Buyurdu ki: 'Hayır.' Tekrar sordum: 'Biz onunla hastaları tedavi ediyoruz' dedim. Şöyle buyurdu:

إِنَّ ذَلِكَ لَيْسَ بِشِفَاءٍ وَلَكِنَّهُ دَاءٌ

'O bir şifa değil, bir derttir.' Bu, necis veya haram olan 'içkinin' ilaç olarak kullanılmasının nehyidir. Ancak Resulullah ﷺ, necis olan 'deve idrarı' ile tedaviye izin vermiştir. Buhârî, Enes (r.a) yoluyla şunu rivayet etmiştir: 'Ureyne kabilesinden bazı insanlar Medine’de hastalandılar. Resulullah ﷺ onlara sadaka develerine gidip sütlerinden ve idrarlarından içmelerine ruhsat verdi...' Buradaki 'ictevev' ifadesi havanın onlara uymadığı ve hastalandıkları demektir; Resulullah ﷺ onlara necis olmasına rağmen deve idrarı ile tedavi olma izni vermiştir. Aynı şekilde Resulullah ﷺ haram olan 'ipek giymek' ile tedaviye de izin vermiştir. Tirmizî ve Ahmed (lafız Tirmizî’nindir) Enes’ten rivayet etmişlerdir: 'Abdurrahman bin Avf ve Zübeyr bin Avvam katıldıkları bir gazvede bitten şikâyet ettiler. Bunun üzerine Nebi ﷺ onlara ipek gömlek giyme ruhsatı verdi. Enes dedi ki: Onların üzerinde ipek gömleği gördüm.' Bu iki hadis, İbn Mace’nin hadisindeki nehyin (yasaklamanın) kesin olmadığını, yani necis ve haramla tedavinin mekruh olduğunu gösteren karinelerdir.

Bu nedenle, yapımında alkol kullanılan ilaçların kullanımı kerahatle birlikte caizdir. En iyisi ilaç yapımında alkol kullanmamaktır; ancak kullanılırsa hükmü mekruhtur. Aynı şekilde bir hasta alkol içeren bir ilacı kullanırsa bu mekruhtur. Tüm bunlar, uzmanların görüşüne göre alkollü karışımın 'ilaç' vasfında olması durumundadır, başka bir şey değil.] bitti.

Buna binaen; haram veya necis maddeler içeren aşılarla aşılanmak kerahatle birlikte caizdir. Çünkü aşı tedavi kapsamına girer; yukarıda açıklandığı üzere haram ve necis olanla tedavi olmak ise kerahatle birlikte caizdir... Ancak eğer aşının zarar verdiği ortaya çıkarsa, o takdirde caiz olmaz.

Konunun netleşmiş olmasını umarım. Allah en iyi bilendir ve en hikmetli olandır.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte

08 Şaban 1442 H. 21/03/2021 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/HT.AtaabuAlrashtah/posts/2887350074844331

Emir’in (Allah onu korusun) Web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/4105

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın