Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Faiz Sadece Altı Sınıfta mı Gerçekleşir?

November 27, 2018
1725

(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook sayfasındaki takipçilerinden gelen "Fıkhi" sorulara verdiği cevaplar serisi)

Soru-Cevap

Alâ el-Maktarî’ye

Soru:

Selamun Aleykum,

Sana’a’dan Muhsin el-Cedbi isimli bir kardeşimizden gelen bir soru var:

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: "Menfaat sağlayan her ödünç (karz) faizdir." Hadisler faizin altın, gümüş ve bazı sınıflarda (hurma, kuru üzüm, buğday ve arpa) olduğunu belirlemiştir. Peki, kağıt paralar altın veya gümüşle teminatlandırılmadığı gerekçesiyle faiz kapsamına girmez mi? Ayrıca bir kişinin başka birine bir ton demir ödünç verip, buna karşılık bir tondan fazla, örneğin bir buçuk ton demir geri almayı şart koşması caiz midir?

Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Evet, faiz (riba) sadece şu altı sınıfta gerçekleşir: Hurma, buğday, arpa, tuz, altın ve gümüş... Ancak bu, satış (bey’) ve selem akitleri içindir. Ödünç verme (karz) işlemine gelince; bu her şeyde söz konusudur. Bir şeyi, daha azı, daha fazlası veya başka bir türüyle geri almak üzere ödünç vermek helal değildir. Ancak ödünç verdiğin şeyin aynısını, cinsi ve miktarı aynı olacak şekilde geri alabilirsin.

Faizin sadece bu altı türde olmasına gelince; çünkü bu konuda Sahabe icması oluşmuştur ve Allah Resulü ﷺ şöyle buyurmuştur:

الذهب بالذهب والفضة بالفضة والبر بالبر والشعير بالشعير، والتمر بالتمر والملح بالملح، مثلاً بمثل، سواء بسواء، يداً بيد، فإذا اختلفت هذه الأصناف فبيعوا كيف شئتم إذا كان يداً بيد

"Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla, tuz tuzla; misli misline, birbirine eşit ve peşin olarak satılırlar. Eğer bu sınıflar değişirse, peşin olmak şartıyla dilediğiniz gibi satın." (Müslim, Ubade bin Samit'ten rivayet etmiştir.)

İcma ve hadis, faizin cereyan ettiği belirli şeyleri açıkça belirtmiştir; dolayısıyla faiz ancak bunlarda sabit olur. Bu altı türün dışındakiler hakkında haramlığa dair bir delil gelmemiştir, dolayısıyla faiz bunların dışındakilerde cereyan etmez. Ancak bu türlerin cinsinden olan ve vasıflarının uyduğu her şey buna dahildir, bunun dışındakiler ise dahil değildir. Bu şekilde, faiz satış ve selemde sadece altı şeyde gerçekleşir: Hurma, buğday, arpa, tuz, altın ve gümüş. Bunlar cins isimleridir ve bunlara kıyas yapılamaz.

Fakat zekâttan bahseden nasslarda, altın ve gümüşün sadece cins ismi olarak değil, nakit (para) olarak yani insanların bedel ve ücret olarak kullandığı bir para birimi olarak zikredildiği görülmektedir. Bu delillerden bir "illet" (hükmün gerekçesi) çıkarılır ki o da "nakdiyet" (para olma vasfı) illetidir. Bu illet kendilerinde gerçekleştiği için zorunlu kağıt paralar (ilzami paralar) bunlara kıyas edilir. Bu paralara, piyasadaki altın veya gümüş değerine göre nakit zekâtı hükümleri uygulanır. Ali bin Ebi Talib'den rivayetle Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur:

إذا كانت لك مئتا درهم، وحال عليها الحول، ففيها خمسة دراهم، وليس عليك شيء - يعني في الذهب - حتى يكون ذلك عشرون ديناراً، فإذا كانت لك عشرون ديناراً، وحال عليها الحول، fفيها نصف دينار

"İki yüz dirhemin olur da üzerinden bir yıl geçerse, ondan beş dirhem zekât verilir. (Altında ise) yirmi dinarın oluncaya kadar üzerine bir şey düşmez. Yirmi dinarın olur ve üzerinden bir yıl geçerse, ondan yarım dinar zekât verilir." (Ebu Davud). Ayrıca Ali'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Her yirmi dinarda yarım dinar, her kırk dinarda ise bir dinar zekât vardır." Ali (ra)'dan rivayetle Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: "...Gümüşün (rikka) sadakasını her kırk dirhemde bir dirhem olarak getirin. Yüz doksan dirhemde bir şey yoktur, iki yüze ulaştığında ise beş dirhem verilir." (Buhari ve Ahmed). Ayrıca Abdurrahman el-Ensari, Resulullah ﷺ'in ve Ömer'in zekât hakkındaki mektubunda şöyle geçtiğini rivayet etmiştir: "...Gümüş (verik) iki yüz dirheme ulaşana kadar ondan bir şey alınmaz." (Ebu Ubeyd).

Tüm bu hadisler nakdiyet ve semeniyet (bedel olma) vasfına delalet eder. Çünkü "rikka", "verik", "dinar" ve "dirhem" lafızları, basılmış ve darp edilmiş altın ve gümüş için kullanılır; yani para ve bedel olanlar kastedilir. Bu lafızların kullanılması, bu hadislerde nakdiyet ve semeniyet vasfının amaçlandığını gösterir. Zekât, diyetler, kefaretler, hırsızlıkta el kesme cezası ve diğer birçok şer’i hüküm bu vasfa bağlanmıştır.

Mademki zorunlu kağıt paralarda bu nakdiyet ve semeniyet vasfı (eşyaların bedeli ve hizmetlerin ücreti olma, kendisiyle altın-gümüş ve diğer malların satın alınabilmesi vasfı) gerçekleşmiştir; o halde bunlar, dinar ve dirhem olarak basılmış altın ve gümüşte bulunan nakdiyet ve semeniyet vasfını taşımaktadırlar. Dolayısıyla iki nakit olan altın ve gümüşteki zekât hadislerinin kapsamına girerler. Altın ve gümüşe göre zekâtları verilir. Kimin elinde bu kağıt paralardan 20 altın dinar değerinde (yani 85 gram altın) veya 200 gümüş dirhem değerinde (yani 595 gram gümüş) bir miktar bulunur ve üzerinden bir yıl geçerse, o kişinin zekât vermesi farz olur ve bu miktarın kırkta birini (yüzde 2,5) çıkarması gerekir.

Altın için zekât altınla, temsilî kağıt paralarla (evrak-ı naibe) veya güvenilir kağıt paralarla (evrak-ı vesika) verilebilir. Gümüş için de gümüşle veya aynı tür kağıt paralarla verilebilir. Aynı şekilde altın yerine gümüşle veya kağıt paralarla, gümüş yerine de altınla veya kağıt paralarla zekât vermek caizdir. Çünkü bunların hepsi nakit ve bedeldir, birbirlerinin yerine geçerler ve bu şekilde amaç hasıl olur.

Mademki bunlarda zekât farzdır, o halde faiz, diyetler, kefaretler, hırsızlıkta el kesme ve diğer mal hükümleri de bunlara uygulanır. Böylece altın ve gümüşün cins olarak değil, nakit olarak taşıdığı faiz hükümleri, nakdiyet illeti kendilerinde gerçekleştiği için kağıt paralar için de geçerli olur.

Ödünç vermeye (karz) gelince; bu altı sınıfta ve bunlar dışındaki mülk edinilebilen ve mülkiyetten çıkarılması helal olan her şeyde caizdir. Ancak karz (ödünç) bir menfaat sağlarsa faiz olur. Haris bin Ebi Üsame’nin Ali (ra)’dan rivayet ettiği hadiste: "Nebi ﷺ menfaat sağlayan ödünç işlemini yasaklamıştır" buyurulur. Diğer bir rivayette ise "Menfaat sağlayan her ödünç faizdir" denilmektedir. Bunun istisnası, fazlalık şart koşulmadan yapılan "borcun en güzel şekilde ödenmesi" durumudur. Ebu Davud'un Ebu Rafi'den rivayetine göre: "Resulullah ﷺ genç bir deve (bekr) ödünç almıştı. Sadaka develeri gelince, bana o adamın devesini ödememi emretti. Ben de: 'Develer arasında sadece dört yaşını bitirmiş (rabaiy) hayırlı bir deve bulabildim' dedim. Resulullah ﷺ: 'Onu ver, çünkü insanların en hayırlısı borcunu en güzel şekilde ödeyendir' buyurdu."

Buna binaen, altı sınıftan olsun veya olmasın, herhangi bir ödünç işleminde geri ödeme "menfaat" (artış) olmaksızın yapılmalıdır, aksi takdirde faiz olur. Dolayısıyla, bir ton demir ödünç alıp karşılığında bir buçuk ton olarak geri vermek caiz değildir, çünkü bu faiz olur.

Allah'ın izniyle cevabın açık olduğunu umuyorum.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta

14 Rebiulahir 1439 H. 01/01/2018 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/HT.AtaabuAlrashtah/posts/2033171863595494

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın