Soru:
Bize gençlerden birinden aynen şu soru ulaştı:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh. Suriye’de Rasulullah (sav)’in râyesi hakkında tartışmalar ve ihtilaflar arttı. Bu konuda "Heyet-u Şam el-İslamiyye"nin internet sitesine "Suriyelilerin bağlı kalması gereken belirli bir râye var mı?" başlığıyla bir soru yöneltildi.
Cevapta şöyle denildi: (Resulullah (sav)’den savaş sancakları için tek bir renk veya tek bir şekil varid olmamıştır. Nebi (sav)’in siyah, bazen beyaz ve bazen de sarı bir râyesinin olduğu sabit olmuştur... Bazı sonradan gelenlerin zannettiği gibi Rasulullah (sav)’in o râyelere bir şey yazdığı sabit değildir. İbn Abbas’tan rivayet edilen, Nebi (sav)’in râyesinde "Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullâh" yazılı olduğu yönündeki hadis ise alimlerin belirttiği gibi batıl bir hadistir) bitti.
Bu konu hakkında cevap vermenizi rica ediyorum, Allah hayırla mukafatlandırsın.
Cevap:
Birincisi: Livâ ve râyenin rengine gelince; varid olan sahih ve hasen şer’î deliller livânın beyaz, râyenin ise siyah olduğuna delalet etmektedir. Bu delillerden bazıları şunlardır:
1- Nesaî Sünen-i Kübrâ’da ve Tirmizî, Câbir’den şöyle rivayet etmiştir:
دَخَلَ مَكَّةَ وَلِوَاؤُهُ أَبْيَضُ
"Nebi (sav) Mekke'ye girdiğinde livâsı beyazdı." (Tirmizî; Nesaî, Sünen-i Kübrâ)
İbn Ebî Şeybe de Musannef’inde Amre’den şöyle rivayet etmiştir:
كَانَ لِوَاءُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَبْيَضَ
"Resulullah (sav)’in livâsı beyazdı." (İbn Ebî Şeybe, Musannef)
2- Ahmed, Ebû Dâvûd ve Nesaî Sünen-i Kübrâ’da Muhammed b. el-Kasım’ın mevlası Yunus b. Ubeyd’den şöyle rivayet etmişlerdir: Muhammed b. el-Kasım beni Berâ b. Âzib’e gönderdi ve ona Resulullah (sav)’in râyesinin nasıl olduğunu sordu. O da şöyle dedi:
كَانَتْ سَوْدَاءَ مُرَبَّعَةً مِنْ نَمِرَةٍ
"O (râye), nemireden (yünden) mamul, siyah ve kare şeklinde idi." (Ahmed; Ebû Dâvûd; Nesaî, Sünen-i Kübrâ)
3- Tirmizî ve İbn Mâce, İbn Abbas’tan şöyle rivayet etmişlerdir:
كَانَتْ رَايَةُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَوْدَاءَ، وَلِوَاؤُهُ أَبْيَضَ
"Resulullah (sav)’in râyesi siyah, livâsı ise beyazdı." (Tirmizî; İbn Mâce)
Begavî de Şerhu’s Sünne’de Amre’den şöyle rivayet etmiştir:
كَانَ لِوَاءُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَبْيَضَ، وَكَانَتْ رَايَتُهُ سَوْدَاءَ...
"Resulullah (sav)’in livâsı beyazdı, râyesi ise siyahtı..." (Begavî, Şerhu’s Sünne)
İkincisi: Ebû Dâvûd ve Beyhakî’nin hadisinde geçtiği üzere râyenin sarı olduğuna dair rivayetlere gelince, bunun senedinde söz (eleştiri) vardır. Hadis şöyledir: Ukbe b. Mukrem bize anlattı, Selm b. Kuteybe eş-Şairî bize anlattı, Şu’be’den, Simâk’tan, kendi kavminden bir adamdan, o da yine onlardan başka birinden şöyle rivayet etmiştir:
رَأَيْتُ رَايَةَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَفْرَاءَ
"Resulullah (sav)’in râyesini sarı gördüm."
Görüldüğü üzere bu hadisin senedinde iki meçhul kişi vardır ve bu hadis zayıftır.
Üçüncüsü: (Ali Radıyallahu Anh'ın Sıffin günü râyesinin kırmızı olduğu ve üzerinde 'Muhammedun Resûlullâh' yazılı olduğu, ayrıca siyah bir râyesinin de olduğu) yönündeki rivayete gelince; bunun Resulullah (sav)’den bir hadis olmadığı, bilakis bir sahabe fiili olduğu açıktır. Kaldı ki rivayetin kendisi de "Onun siyah bir râyesi de vardı" demektedir. Bilindiği üzere asıl itibar edilen Resulullah (sav)’in hadisidir.
Dördüncüsü: Bu anlatılanlar Resulullah (sav)’in râyesinin ve livâsının rengi, yani devletin resmi olarak kabul edilen râyesi ve livâsı hakkındadır...
Ancak bazı kabilelerin savaşlarda ayırt edilmek için kendilerine has renkte bir râye edinmeleri caizdir. Dolayısıyla Şam ordusu savaşta siyah râye ile birlikte başka renkte bir râye, Mısır ordusu da siyah râye ile birlikte başka bir renkte râye edinebilir... Bu mubah olan işlerdendir. Taberânî el-Kebîr’de Mezîde el-Abdî’den şöyle rivayet etmiştir:
إِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَقَدَ رَايَاتِ الْأَنْصَارِ فَجَعَلَهُنَّ صُفَرًا
"Nebi (sav) Ensar’ın râyelerini bağladı ve onları sarı yaptı."
Aynı şekilde İbn Ebî Âsım’ın el-Âhâd ve’l Mesânî’de Kurz b. Sâme’den rivayetine göre:
وَإِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَقَدَ رَايَةَ بَنِي سُلَيْمٍ حَمْرَاءَ
"...ve Nebi (sav) Benî Süleym’in râyesini kırmızı olarak bağladı."
Bu durum mubah olan işlerdendir. Bugün orduların, devletin resmi bayrağı dışında kendilerini ayırt eden bölük amblemleri kullanmaları gibi. Yine orduların isimlerle ayırt edilmesi de mubahtır; her orduya bir numara verilip "Birinci Ordu", "Üçüncü Ordu" denilmesi veya bir vilayetin ya da sancağın adıyla "Şam Ordusu", "Halep Ordusu" denilmesi gibi.
Beşincisi: Üzerindeki yazıya gelince; Taberânî el-Evsat’ta şöyle rivayet etmiştir:
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ رِشْدِينَ قَالَ: نا عَبْدُ الْغَفَّارِ بْنُ دَاوُدَ أَبُو صَالِحٍ الْحَرَّانِيُّ قَالَ: نا حَيَّانُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ قَالَ: نا أَبُو مِجْلَزٍ لَاحِقُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: كَانَتْ رَايَةُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَوْدَاءَ وَلِوَاؤُهُ أَبْيَضُ، مَكْتُوبٌ عَلَيْهِ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ
"Ahmed b. Ruşdîn bize anlattı, dedi ki: Abdülgaffâr b. Dâvûd Ebû Sâlih el-Harrânî bize anlattı, dedi ki: Hayyân b. Ubeydullah bize anlattı, dedi ki: Ebû Miclez Lâhik b. Humeyd bize anlattı, İbn Abbas’tan şöyle dediğini rivayet etti: Resulullah (sav)’in râyesi siyah, livâsı ise beyazdı ve üzerinde 'Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullâh' yazılıydı." (Bu hadis İbn Abbas’tan sadece bu isnadla rivayet edilmiştir, Hayyân b. Ubeydullah bunda tek kalmıştır).
Hayyân b. Ubeydullah’ın sika (güvenilir) olup olmadığı konusunda ihtilaf edilmiştir:
a- İbn Hibban onu es-Sikât adlı kitabında (6/230) sika raviler arasında zikretmiştir:
(7491- Hayyân b. Ubeydullah Ebû Züheyr, Benî Adî’nin mevlası, Ebû Miclez ve babasından rivayet eder, ondan da Müslim b. İbrahim ve Musa b. İsmail rivayet etmiştir.)
b- Zehebî ise Mîzânu’l İ’tidâl (1/623) adlı kitabında onu şöyle zikretmiştir:
(2388- Hayyân b. Ubeydullah, Ebû Züheyr, Basralı bir şeyh. Ebû Miclez’den rivayet eder. Buhârî dedi ki: Salt ondan ihtilat (hafıza karışıklığı) zikretmiştir.)
Bahsedilen Salt, Muhammed b. Ebû Hemmâm’dır. Ebû’l Haccâc el-Mizzî Tehzîbu’l Kemâl fî Esmâi’r Ricâl (2/79) adlı kitabında onun hakkında şöyle demiştir:
Ebû Hemmâm es-Salt b. Muhammed el-Hârikî, Umman yakınlarında Basra Körfezi’nde bir ada olan "Hârik"e nispet edilir, Buhârî ondan Sahih’inde rivayette bulunmuştur.
Yaşlandığında yaşadığı bu ihtilat (hafıza karışıklığı) sebebiyle Ukaylî onu ed-Duafâ el-Kebîr (1/319) kitabında zayıf raviler arasında saymış ve şöyle demiştir:
"Hayyân b. Ubeydullah Ebû Züheyr Basralı... Âdem b. Musa bana anlattı, dedi ki: Buhârî’yi şöyle derken işittim: Hayyân b. Ubeydullah Ebû Züheyr, Salt ondan ihtilat zikretmiştir..."
Zehebî de el-Muğnî fi’d Duafâ (1/198) kitabında onun için; "Hayyân b. Ubeydullah Ebû Züheyr el-Basrî, Ebû Miclez’den rivayet eder, hüccet değildir" demiştir.
Görüldüğü üzere bu ravi hakkında ihtilaf vardır; kimisi onu sikalardan saymış, kimisi ise yaşlılığında hafızası karıştığı (ihtilat) için zayıf saymıştır. Öyle görünüyor ki yaşlandığında kendisinde hafıza karışıklığı baş göstermiştir. Buna rağmen, konu râye ve livâ üzerine "Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullâh" yazılmasıdır ve ihtilat durumu bu yazıya zarar vermez. Özellikle de kendisi ile Resulullah (sav) arasında senedde iki sika ravi bulunmaktadır: Ebû Miclez Lâhik b. Humeyd ve İbn Abbas. Bu nedenle biz, râye ve livâ üzerine Kelime-i Şehadet’in yazılmasını benimsedik (tabenni ettik).