Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata b. Halil Ebu’r Raşte’nin Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi
Fikri'nin Sorusuna Verilen Cevap
Riyad Ebu Malik'e
Soru:
Allah sizi mübarek kılsın ve önünüzü açsın Şeyhim. İzninizle bir sorum var: Hizb-ut Tahrir akide konusunda Eş’ari mi sayılır, yoksa akide konusunda kendine has bir anlayışı mı vardır? Teşekkürler.
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,
Soruna doğrudan cevap vermeden önce şu hususları vurgulamak isterim:
Birincisi: Hizb-ut Tahrir’in Vakıası:
1- Hizb-ut Tahrir kendisini şöyle tanımlamıştır: (Mebdesi İslam olan siyasi bir partidir. Siyaset onun işi, İslam ise mebdesidir. İslam’ı kendisi için bir dava edinmesi, onu Hilafeti yeniden kurmaya ve Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeye liderlik etmesi için ümmetin içinde ve onunla birlikte çalışır. Hizb-ut Tahrir siyasi bir kitledir; ruhani, ilmi, eğitici veya hayırsever bir kitle değildir. İslami fikir onun cisminin ruhu, nüvesi ve hayat sırrıdır.) Bu tanıma göre Hizb-ut Tahrir; bir düşünce okulu, bir kelam fırkası veya fıkhi bir mezhep değildir. Aksine ümmetin meselelerini üstlenen, onları savunan, İslam’ı hayat vakıasına hâkim kılmak ve kurulduktan sonra onu korumak için çalışan siyasi bir partidir... O, İslam akidesine inanır ve İslam akidesine inanan herkesi kardeşi sayar:
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ
"Müminler ancak kardeştirler." (Hucurât [49]: 10)
Ve onlarla herhangi bir ihtilaflı noktayı en güzel şekilde tartışır...
2- Hizb-ut Tahrir, çalışmalarını yürütebilmesi için kendisini bağlayan fikirleri, hükümleri ve görüşleri benimsemiş (tabenni etmiştir) ve bunları kitaplarına ve yayınlarına dâhil etmiştir... Ancak her meseleyi ve her fikri araştırmamış, özellikle itikadi araştırmalar ve ibadetler konusundaki pek çok meselede benimsemede bulunmamıştır. Çünkü ümmeti kalkındırmaya ve Hilafet devletini kurmaya çalışan, ümmetin fikri ve hissiyatı üzerine kaim olan siyasi bir parti olarak, bu tür konuların tamamı onun çalışması için gerekli değildir... Örneğin, teşrii (yasama) anlayışı üzerindeki etkisinden dolayı peygamberlerin ve resullerin ismeti konusunu ve Nebi ﷺ’in içtihadı konusunu benimsemiştir... Ancak kelam âlimlerinin daldığı diğer pek çok meselede benimsemede bulunmamıştır.
3- Parti, delilin kuvvetine sıkı sıkıya bağlanmıştır. Bu durum, kültürünü ve benimsediği görüşleri sürekli gözden geçirme ve delilin kuvvetine itibar etme konusundaki kararlılığında açıkça görülür... Kitaplarını bu doğrultuda aşamalı bir şekilde düzeltmiş ve tadil etmiştir. Delilinin zayıf olduğu ve başka bir delilin üstünlüğü kanıtlanan hiçbir görüşe tutunmamış, aksine delili zayıf olan görüşü terk edip delili kuvvetli olan görüşü almıştır. Bu durum, parti kitaplarındaki bir dizi düzeltme ve tadilatta, ayrıca zaman zaman kitapları üzerinde yaptığı tam incelemelerde açıkça görülmektedir...
İkincisi: Bazı Müslümanlar; akidenin fer'i meseleleri ve kelami konularla ilgili araştırmalarda ihtilafa düşen düşünce okullarına ve mezheplere, İmam Eş’ari (rahimehullah)’a nispetle Eş’arilik, İmam Maturidi (rahimehullah)’a nispetle Maturidilik, Selefilik ve benzeri özel isimler vermişlerdir... Kendi görüşlerine "akide" lafzını ıtlak ederek; "Eş’ari Akidesi", "Maturidi Akidesi", "Selefi Akidesi" ve benzeri ifadeler kullanmışlardır. Hatta belirli âlimlerin metinleri ve kitapları hakkında "bu bir akidedir" diyerek; İmam Tahavi (rahimehullah)’a nispetle "Tahavi Akidesi", İmam İbn Teymiyye (rahimehullah)’ın Vasıt halkı için yazdığı bir risaleye nispetle "Vasıtiyye Akidesi" vb. demişlerdir. Hakikat şu ki, tüm bunlara "akide" lafzını ıtlak etmek dakik değildir, yerinde değildir ve Müslümanlar arasında bir bulanıklığa ve bölünmeye yol açmaktadır. Çünkü mezheplerin itikadi araştırmalarla ilgili meselelerdeki tutumu "akide"nin kendisi değildir. Aksine akide, şeriatta kat’i delillerle sabit olan "İslam Akidesi"dir ki bunda ihtilaf caiz değildir... Buna göre "Eş’ari Akidesi", "Selefi Akidesi" veya "Tahavi Akidesi" diye bir şey yoktur; aksine sadece dünyanın her yerindeki tüm Müslümanları, mezhep ve görüş farkı gözetmeksizin bir araya getiren "İslam Akidesi" vardır. Eş’arilik, Maturidilik, Selefilik gibi düşünce okulları ve mezhepler arasında, İslam akidesinin dışındaki fer'i konularla ilgili araştırmalarda farklı görüşler vardır ve her grubun, kendisini İslam akidesinden çıkarmayan bir görüşü mevcuttur.
Üçüncüsü: Partinin fikir, hüküm ve görüş benimsemede izlediği metot; söyleyenine bakmaksızın, ister akli ister nakli olsun, delilin kuvvetine dayanarak görüşü almaktır. Bu nedenle Hizb-ut Tahrir, itikadın fer'i meselelerinin bazılarında Eş’arilerin söylediği şeyleri, bazılarında ise başkalarının söylediği şeyleri benimsemiştir... Şer’i meselelerde ise belirli bir mezhebe bağlı kalmaksızın, meşhur fıkhi mezheplerden ve diğerlerinden gelen görüşleri almıştır... Bu nedenle Hizb-ut Tahrir hakkında örneğin "Şafii" veya "Hanefi" denilemez; aynı şekilde "Eş’ari" veya "Selefi", "Maturidi" veya "Mutezili" de denilemez. Yine onun hakkında "Rey okulu" veya "Hadis okulu"ndandır denilemez... O, bunların hiçbiri değildir; aksine mebdesi İslam olan siyasi bir partidir. Söyleyenine bakmaksızın, kitaplarında benimsediği sağlam bir metot çerçevesinde görüşleri delilinin kuvvetine göre alır. Dolayısıyla görüşleri arasında Eş’arilerin söylediği bazı hususlar olduğu gibi, Selefiyye’nin veya diğer okulların söylediği bazı hususlar da vardır. Tüm bunlar, o okullardan birinin görüşlerine bağlılık veya metot, düşünce ya da görüşlerinde onlara tabi olmak değil, delilin kuvvetine binaendir. Parti, geçmişte Müslümanlar arasında meydana gelen ihtilafları tanımaz; aksine Müslümanları, mezhep ve meşrep farklılıklarına rağmen tek bir ümmet olarak kabul eder. Onları kendisine icabet etmeye; İslam’ı ikame etmek, daveti taşımak ve ümmeti İslami Hilafet sancağı altında birleştirmek için kendisiyle birlikte çalışmaya davet eder.
Bu cevabın yeterli olmasını umuyorum. Allah en iyi bilen ve en doğru hüküm verendir.
Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşte
17 Zilhicce 1442 H. 27/07/2021 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevabın linki: Facebook
Emir’in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevabın linki: Web