Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Rasulullah (sav)’in Müctehid Olması Caiz midir?

April 23, 2013
4421

Soru:

İslam Şahsiyeti - Birinci Cilt’te "Rasul’ün müctehid olması caiz değildir" ifadesini okudum. Ayrıca Anayasa Mukaddimesi - İkinci Bölüm’de de şu ifadeyi okudum: "Zira Rasulullah (sav); fey malını kendi görüşü ve ictihadıyla harcamıştır, cizye malını kendi görüşü ve ictihadıyla harcamıştır, ülkelerden gelen haraç malını kendi görüşü ve ictihadıyla harcamıştır. Bu konudaki şer’i nass, bu malların nasıl harcanacağını Rasulullah (sav)’in görüşüne bırakmıştır. Bu durum, imamın (devlet başkanının) bu malları kendi görüşü ve ictihadıyla harcayabileceğine delildir. Çünkü Rasulullah (sav)’in bu fiili şer’i bir delildir ve imamın bu malları kendi görüşü ve ictihadıyla sarf etmesi için bir izin niteliğindedir."

Sanki bu ikisi arasında bir çelişki var gibi, bu konuyu açıklığa kavuşturmanızı rica ediyorum?

Cevap:

İslam Şahsiyeti 1. Cilt ile Anayasa Mukaddimesi 2. Bölüm’de yer alan ifadeler arasında bir çelişki yoktur:

İslam Şahsiyeti 1. Cilt’te geçen "Rasul’ün müctehid olması caiz değildir" ifadesine gelince; bunun delilleri ilgili başlık altında açıklanmıştır. Bunlar, şu ayetlerde olduğu gibi bu konuda gayet açık ve sahih delillerdir:

قُلْ إِنَّمَا أُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ

"De ki: 'Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum.'" (Enbiyâ [21]: 45)

Yani; "Ey Muhammed, onlara de ki: Ben sizi ancak bana indirilen vahiyle uyarıyorum." Bu da uyarıda bulunmanın sadece vahiyle sınırlı olduğu anlamına gelir. Allah Teâlâ Necm Suresi’nde de şöyle buyurmuştur:

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى * إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى

"O, nefis arzusu ile konuşmaz. O (konuştuğu), kendisine indirilen vahiyden başkası değildir." (Necm [53]: 3-4)

Yani Rasulullah (sav) yasama (teşri) hususunda vahiysiz ne bir söz söyler ne de bir fiil işler. Kendi nefsinden ictihad etmez; zira müctehid hata da edebilir isabet de edebilir. Oysa yasama hususunda ancak vahiy ile konuşan ve hareket eden Rasulullah (sav) hakkında bu (hata yapma ihtimali) söz konusu olamaz.

Anayasa Mukaddimesi 2. Bölüm’de geçen ifadelere gelince; bunlar Müslümanların maslahatlarına harcama yapmak veya bir vali ya da kadı atamak gibi devlet işlerinin yürütülmesi ile ilgilidir. Cizye, haraç, fey ve mürtedlerin malları gibi devlet mülkiyetindeki malların Müslümanların maslahatlarına harcanması, Müslümanların maslahatını gerçekleştirecek şekilde devlet başkanının ictihadına bırakılmıştır. Aynı şekilde bir valinin atanması da yine Müslümanların maslahatını sağlayacak şekilde devlet başkanının ictihadına bırakılmıştır.

Rasulullah (sav) Medine’de hem bir Nebi-Rasul hem de bir yönetici (hâkim) idi. O (sav), yasama (teşri) hususunda ictihad etmez, aksine indirilen vahyi tebliğ ederdi. Ancak Müslümanların maslahatlarına harcama yapan bir yönetici sıfatıyla, maslahatları gerçekleştirmek adına kendi görüşü ve ictihadıyla hareket ederdi. Örneğin Huneyn’de ganimetlerden bazılarına vermiş, bazılarına vermemiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bunun sadece Şeriatın harcama yetkisini devlet başkanına bıraktığı konularla sınırlı olduğudur; zekâtın harcanması gibi bunun dışındaki konular bu kapsama girmez.

Devlet cihazının idari işlerinin yürütülmesi de böyledir. Örneğin Rasulullah (sav)’in falanca kişiyi vali veya kadı olarak ataması gibi... O falanca valinin velayeti hakkında "vahiy ile gerçekleşti" denilmez. Aksine bu durum, valilerin ve benzerlerinin atanması babından, Müslümanların maslahatlarını gerçekleştirmek üzere Rasulullah (sav)’in ictihadıyla yaptığı devlet işlerinin idaresi kapsamındadır.

Dolayısıyla İslam Şahsiyeti 1. Cilt ile Anayasa Mukaddimesi 2. Bölüm arasında herhangi bir çelişki bulunmamaktadır.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın