Soru:
Haram yollarla (örneğin kumar, faiz, sigorta sözleşmeleri veya içki satışı yoluyla) kazanç elde eden bir kişinin hediyesini kabul etmek caiz midir? Ailesinin, bu haram yolla elde edilen paradan kendilerine yapılan nafakayı kabul etmeleri caiz midir?
Çok teşekkürler.
Cevap:
Haramın türleri vardır:
- Bizzat kendisi sebebiyle haram olanlar (Haram li-aynihi): İçki gibi... Bunda hediyeleşme caiz değildir. Bu hem içki sahibi için hem de kendisine hediye edilen kişi için haramdır. Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
حُرِّمَتِ الْخَمْرُ بِعَيْنِهَا
"İçki, bizzat kendisi sebebiyle haram kılınmıştır." (Nisâî)
- Bir kul hakkı nedeniyle haram olanlar (Çalınmış veya gasp edilmiş mallar): Bu, onu çalan ve gasp eden kişi için haramdır ve bunda hediyeleşme caiz değildir. Bu mal, hem onu kazanan hem de kendisine hediye edilen kişi için haramdır. Çünkü bu mal sahibinin hakkıdır ve nerede bulunursa bulunsun sahibine iade edilmesi gerekir. Buna dair delillerden bazıları şunlardır:
Ahmed, Semure’den Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
إِذَا سُرِقَ مِنَ الرَّجُلِ مَتَاعٌ، أَوْ ضَاعَ لَهُ مَتَاعٌ، فَوَجَدَهُ بِيَدِ رَجُلٍ بِعَيْنِهِ، فَهُوَ أَحَقُّ بِهِ، وَيَرْجِعُ الْمُشْتَرِي عَلَى الْبَائِعِ بِالثَّمَنِ
"Bir kimseden bir mal çalınırsa veya kaybolursa, o da bu malı bir adamın elinde aynen bulursa, o mal üzerinde hak sahibidir; alıcı da (verdiği) bedel için satıcıya rücu eder."
Bu metin, çalınan malın sahibine iade edileceğine dair açık bir nâstır.
Aynı şekilde gasp edilen mal da gasp edilen kişiye verilmek üzere güvence altındadır. Gasp edenin, gasp ettiği malı sahibine iade etmesi gerekir. Nitekim Semure’den rivayet edildiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurmuştur:
عَلَى اليَدِ مَا أَخَذَتْ حَتَّى تُؤَدِّيَ
"Elin aldığı şey, onu geri verene kadar (sorumluluğu) o elin üzerindedir." (Tirmizî rivayet etmiş ve bu hadis için 'hasen' demiştir.)
- Batıl muamelelerden kaynaklanan haramlar: Faiz ve kumar parası gibi... Bu, sadece onu kazanan kişi için haramdır. Faiz veya kumar sahibinden meşru bir yolla (bir mal satmak, nafaka almak veya hediye kabul etmek gibi) malı alan kişiye bu haramlık sirayet etmez. Örneğin bir kimsenin faizciye bir mal satıp bedelini ondan alması, bir kadının faizci olan kocasından nafaka alması veya faizcinin akrabalarından birine hediye vermesi gibi meşru muamelelerde, bu malın günahı faizciye aittir; bedeli, nafakayı veya hediyeyi alan kişiye değil. Çünkü bu durumda haramlık iki farklı zimmetle ilişkilendirilmez. Buna dair deliller şunlardır:
1- Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَلَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلَّا عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى
"Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Hiçbir günahkâr, başka birinin günah yükünü yüklenmez." (En'âm [6]: 164)
2- Nebi (sav), Medine'deki Yahudilerle muamelede bulunuyordu; oysa onların mallarının çoğunun faizden olduğu biliniyordu. Allah Sübhânehu şöyle buyurmuştur:
فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ كَثِيرًا * وَأَخْذِهِمُ الرِّبَا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ
"Yahudilerin yaptıkları zulümden, birçok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden, yasaklandıkları hâlde faizi almalarından ve insanların mallarını haksız yere yemelerinden dolayı, kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık." (Nisâ [4]: 160-161)
Buna rağmen Allah Resulü (sav) onlardan hediye kabul etmiştir. İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre; Yahudi bir kadın Resulullah (sav)’e zehirli bir koyun hediye etmiş, o da kadını çağırtarak: "Bunu yapmaya seni ne itti?" diye sormuştur. Kadın: "Eğer gerçekten peygamber isen Allah sana bunu bildirecektir; eğer peygamber değilsen insanları senden kurtarmak istedim" demiştir.
3- Bazı sahabe ve tabiinlerden, faiz sahibinden hediye almanın caiz olduğuna dair rivayetler sahih olarak gelmiştir:
a- Bir adam İbn Mesud’a gelerek: "Faiz yiyen bir komşum var ve beni sürekli yemeğe davet ediyor" dedi. İbn Mesud: "Onun faydası sana, günahı ise onadır" dedi. (Abdurrezzak es-San'ânî, Musannef)
b- Hasan el-Basrî’ye "Sarrafların yemeği yenir mi?" diye soruldu. O da: "Allah size Yahudilerin ve Hristiyanların faiz yediklerini haber vermiş, buna rağmen yemeklerini size helal kılmıştır" dedi. (Abdurrezzak es-San'ânî, Musannef)
c- Mansur şöyle demiştir: İbrahim’e (en-Nehaî), "(Haram kazanan) bir amilin yanına indim, o da bana ikramda bulunup hediye verdi" dedim. "Kabul et" dedi. "Peki ya faiz sahibi ise?" dedim. "Sana (haramı) emretmediği veya ona yardım etmediğin sürece kabul et" dedi. (Abdurrezzak es-San'ânî, Musannef)
4- Tüm bunlarla birlikte, faizden elde edilen haram mal sahipleriyle muamelede bulunmamak en iyisidir. Takva (verâ) gereği, satıcının malı karşılığında faizle kirlenmiş bir bedel almaması ve hediyesinin faiz malından olmaması için onlara bir şey satmamak ve hediyelerini kabul etmemek evladır. Müslüman, saf ve temiz olmayan her şeyden uzak durmalıdır. Resulullah (sav)’in ashabı, harama yaklaşma korkusuyla mübah olan birçok kapıyı kapatırlardı. Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğu sahih olarak rivayet edilmiştir:
لَا يَبْلُغُ العَبْدُ أَنْ يَكُونَ مِنَ المُتَّقِينَ حَتَّى يَدَعَ مَا لَا بَأْسَ بِهِ حَذَرًا لِمَا بِهِ البَأْسُ
"Bir kul, sakıncalı olan şeylere düşme korkusuyla sakıncası olmayan şeyleri terk etmedikçe muttakiler derecesine ulaşamaz." (Tirmizî rivayet etmiş ve 'hasen' demiştir.)
Özetle; bankalarla veya başkalarıyla faizli işlem yapan birine mal satmak ve onun hediyesini kabul etmek caizdir; ancak en iyisi ona satış yapmamak ve hediyesini kabul etmemektir.