Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Alim Atâ bin Halil Ebu’r Raşte’nin Takipçilerinin Facebook Sayfası "Fıkhî" Üzerinden Sorduğu Sorulara Verdiği Cevaplar Serisi
Soru Cevap
Bir Evin İnşasından Önce Selem veya İstisna Akdi Yoluyla Satın Alınması Caiz midir?
Yuce Ulfa - Hafid Munasir - Faraz Muhammad Fateh’e
Yuce Ulfa’nın Sorusu:
Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
Muhterem Şeyhimiz, Allah sizi korusun ve nusretiyle desteklesin.
Bir sorum var; bir evi istisna (sipariş) akdiyle satmak caiz midir? Örneğin bir adamın arazisi var ve arazisinde inşa edilecek evi istisna akdiyle satıyor. Bu ev; alanı, oda sayısı, inşaat malzemeleri vb. açısından detaylıca tarif edilmiş. Bu evi üzerinde anlaşılan belirli bir süre sonra teslim edecek. Bedel ise ya akit anında peşin veriliyor ya bir kısmı kapora olarak peşin, kalanı vadeli ya da tamamı vadeli oluyor. Bu muamele şer’en caiz midir? Allah sizi hayırla mükafatlandırsın. Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
Hafid Munasir’in Sorusu:
Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
Celil Şeyhimiz, istisna babında açıklama yapmanızı rica ediyorum. İstisna, satış türlerinden biri midir? Yapımcının (sani’) mülkiyetindeki bir arazi üzerinde, o araziyi de birlikte satın alma şartıyla bir ev yaptırmamız (istisna) caiz midir? Allah sizi hayırlarla mükafatlandırsın.
Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
Faraz Muhammad Fateh’in Sorusu:
Assalam o Alikum Ya Amir;
I hope you are fine & in good condition.
I wanted to know about a query which is very much related to the case you have recently answered in below link:
https://www.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/posts/768605850003155
Well if someone goes into an agreement of buying a car or land on installment basis, so what is the hukm if he is given the possession after completion of payment only or in some cases if the possession is given just after signing the contract whilst the payment continues.
Considering the above condition another issue is that, if some one wants to sell of his car or land during middle of his payment schedule and then the third person completes the remaining payment, then what is the Sharai Hukim of selling in such cases?
Jzk Khair. Your Bro. Faraz
Cevap:
Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,
Sorularınız birbirine benziyor; kiminiz evin inşa edilmeden önce selem babından satın alınmasını, kiminiz ise istisna babından satılmasını soruyor... Daha önce bu konu hakkında, bir evin inşa edilmeden önce ne kadar tarif edilirse edilsin ne selem ne de istisna babına girmediğine dair cevap vermiştik. Açıklama şöyledir:
Birincisi: Kişinin maliki olmadığı bir şeyi satması caiz değildir. Bu konuda birçok hadis varit olmuştur, bunlardan bazıları:
- Tirmizi Sünen’inde Hakim bin Hizam’dan şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (sav)’e geldim ve dedim ki: "Bana bir adam geliyor ve bende olmayan bir malı satmamı istiyor. Ben de çarşıdan onun için satın alıp sonra ona satıyorum (bu caiz mi)?" Şöyle buyurdu:
لَا تَبِعْ مَا لَيْسَ عِنْدَكَ
"Yanında bulunmayan (sahibi olmadığın) şeyi satma."
- Tirmizi Abdullah bin Amr’dan Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
لَا يَحِلُّ سَلَفٌ وَبَيْعٌ، وَلَا شَرْطَانِ فِي بَيْعٍ، وَلَا رِبْحُ مَا لَمْ يُضْمَنْ، وَلَا بَيْعُ مَا لَيْسَ عِنْدَكَ
"Bir satışta hem borç (veresiye) hem satış helal olmaz; bir satışta iki şart koşmak, tazmin edilmeyen (garanti altına alınmayan) şeyin kârı ve yanında olmayanın satışı da helal değildir."
Bu nedenle, inşa edilmemiş bir evin veya dairenin satılması caiz değildir; çünkü o mülk edinilmemiştir, dahası henüz mevcut ve ayakta bile değildir... Yani henüz inşa edilmemiş dairelerin satışı caiz değildir çünkü satılan mal "daireler" mevcut değildir. Satışın sahih olması için dairelerin; temelleri, sütunları, tavanları gibi onlara delalet eden ve örfen o dairenin var olduğunu, teslim edilebilir durumda olduğunu gösteren bir yapısının (karkas) bulunması gerekir.
İkincisi: Şer’i nassların, malik olunmayan şeyin satışının caiz olduğuna dair istisna getirdiği iki hal vardır: Selem ve İstisna. Bu iki durum inşa edilmemiş daireler için geçerli değildir. Bunun açıklaması şöyledir:
Birincisi: Selem Satışı
1- Selem satışı: "Zimmette vasıfları belirlenmiş bir mal için, bedelin (semenin) peşin verilip malın belirli bir süre sonra teslim alınmasıdır. Yani, bir malın bedeli olarak parayı peşin verip, malı belirli bir süre sonra teslim almaktır." Bu, şer’en caiz bir satıştır ve İslam Şahsiyeti kitabının ikinci cildinde açıklandığı üzere ölçülen (mekil), tartılan (mevzun) ve sayılan (madud) şeylerde olur:
"(Selemin caizliği sünnetle sabittir. İbn Abbas şöyle demiştir:
قَدِمَ النَّبِيُّ ﷺ الْمَدِينَةَ وَهُمْ يُسْلِفُونَ فِي الثِّمَارِ السَّنَةَ وَالسَّنَتَيْنِ فَقَالَ: مَنْ أَسْلَفَ فِي تَمْرٍ فَلْيُسْلِفْ فِي كَيْلٍ مَعْلُومٍ وَوَزْنٍ مَعْلُومٍ إِلَى أَجَلٍ مَعْلُومٍ
'Nebi (sav) Medine’ye geldiğinde onlar, meyvelerde bir veya iki yıllık selem yapıyorlardı. Bunun üzerine o şöyle buyurdu: Her kim hurmada selem yapmak isterse, belirli bir ölçü, belirli bir tartı ve belirli bir vade ile yapsın.' (Müslim rivayet etmiştir). Abdurrahman bin Ebza ve Abdullah bin Ebi Evfa’dan şöyle dedikleri rivayet edilmiştir: 'Resulullah (sav) ile birlikte ganimetlere ulaşırdık. Şam enbatlarından (çiftçilerinden) bazı kimseler bize gelirdi, biz de onlara buğday, arpa ve kuru üzüm için belirli bir vadeye kadar selem (peşin ödeme) yapardık. (Ravi dedi ki:) Dedim ki: Onların ekini var mıydı yoksa yok muydu? Şöyle dediler: Biz onlara bunu sormazdık.' (Buhari rivayet etmiştir). Başka bir rivayette ise şöyledir: 'Biz Resulullah (sav), Ebu Bekir ve Ömer döneminde yanlarında bulunmayan bir kavme buğday, arpa, kuru üzüm ve hurma için selem yapardık.' (Ebu Davud rivayet etmiştir). Bu hadislerin tümü selemin caizliğine açık bir delildir. Hangi şeylerde selem caizdir, hangilerinde değildir hususu ise hadislerde ve icmada açıkça görülmektedir. Şöyle ki; selem, sahip olunmayan ve mülkiyeti tamamlanmamış olan şeyin satışıdır ki bunlar yasaklanmıştır. Selem ise nass ile bundan istisna edilmiştir, dolayısıyla yasak selemin dışındaki durumlar için geçerlidir. Bu yüzden, selem yapılacak şeyin nass ile belirtilmiş olması gerekir. Nasslara başvurduğumuzda, selemin ölçülebilen, tartılabilen her şeyde ve sayılabilen her şeyde caiz olduğunu görürüz. Ölçülen ve tartılan şeylerde caizliği, İbn Abbas’tan sabit olan şu hadisledir: 'Nebi (sav) Medine’ye geldiğinde onlar, meyvelerde iki veya üç yıllık selem yapıyorlardı. Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
مَنْ أَسْلَفَ فَلْيُسْلِفْ فِي ثَمَنٍ مَعْلُومٍ، وَوَزْنٍ مَعْلُومٍ إِلَى أَجَلٍ مَعْلُومٍ
"Her kim selem yapacaksa, belirli bir semen (bedel), belirli bir tartı ve belirli bir vade ile yapsın." (İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid). İbn Abbas’tan gelen bir başka rivayette Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
مَنْ أَسْلَفَ فِي شَيْءٍ فَفِي كَيْلٍ مَعْلُومٍ وَوَزْنٍ مَعْلُومٍ إِلَى أَجَلٍ مَعْلُومٍ
"Kim bir şeyde selem yapacaksa, belirli bir ölçü ve belirli bir tartı ile belirli bir vadeye kadar yapsın." (Buhari). Bu durum, selem yapılan malın ölçülen ve tartılan cinsten olması gerektiğini gösterir. Sayılan şeylerde caizliğine gelince; gıda maddelerinde selemin caiz olduğu hususunda icma oluşmuştur ve bu icmayı İbn Münzir nakletmiştir. Buhari şöyle rivayet etmiştir: Şu’be bize haber verdi, o da Muhammed veya Abdullah bin Ebi’l Mücalid’den: "Abdullah bin Şeddad bin el-Had ile Ebu Bürde selem konusunda ihtilafa düştüler ve beni İbn Ebi Evfa (ra)’ya gönderdiler. Ona sorduğumda şöyle dedi: 'Biz Resulullah (sav), Ebu Bekir ve Ömer zamanında buğday, arpa, kuru üzüm ve hurmada selem yapardık.' Bu durum gıdada selemin caiz olduğunu gösterir. Gıda ise ölçülen, tartılan veya sayılan bir şey olmaktan hali değildir. Bu yüzden gıdanın ölçü, tartı veya sayı gibi her türlü takdir edilme biçimi bu hükme bağlanmıştır... Hadiste ölçülen ve tartılanlar açıkça geçmekte, sayılanlar ise zikredilmemektedir. Ancak gıdada selem yapılmasına dair icma, sayılanları da seleme dahil eder. Ancak selem yapılan şeylerin; Havran buğdayı, Berni hurması, Mısır pamuğu, Hint ipeği, Türk inciri gibi vasıflarının net belirlenmiş olması; Şami sa’, Iraklı rıtl veya kilo ve litre gibi ölçü veya tartılarının da kesin olması şarttır. Yani ölçü ve tartının bilinen ve tanımlanmış olması zorunludur.)" (İslam Şahsiyeti Cilt 2'den alıntı sona erdi).
Buna göre selem; sadece ölçülen, tartılan ve sayılan şeylerde caizdir.
2- Bir şeyin ölçülen, tartılan veya sayılan cinsten olup olmadığını bilmek ise malların "misli mallar" ve "kıyemi mallar" olduğu gerçeğini kavramakla mümkündür:
Misli mallar: Ölçü, tartı veya sayı ile alınıp satılan mallardır. Yani piyasada "sa" ile ölçülerek, "kilo" ile tartılarak veya elma, portakal, karpuz gibi adetle satılan mallardır... Bunlarda selem satışı caizdir. Nitekim Nevevi’nin Ravdatü’t-Talibin kitabında 5. cilt, 18-19. sayfalarda "Misli olanın belirlenmesindeki vecihler" başlığı altında misli malı belirlemek için beş vecih zikredilmiş ve sonunda şöyle denmiştir: ("En doğrusu ikinci vecihtir, ancak en güzeli şöyle denilmesidir: Misli mal; ölçü veya tartı ile sınırlandırılabilen ve selem yapılması caiz olan şeydir.") bitti.
Kıyemi mallar ise: Ev gibi ölçü, tartı ve sayı ile alınıp satılmayan mallardır. Aksine her ev; konumu, inşaat kalitesi, çarşıya yakınlığı veya uzaklığı gibi özelliklerine göre bir bütün olarak (toptan) satılır... Bu nedenle evler selem satışına konu olamazlar. Çünkü evler, selem kapsamına giren misli mallardan değildir; ölçülen, tartılan veya sayılan kategorisine girmezler...
Buna göre, inşa edilmemiş bir evin satışı selem babına girmez ve selem delilleri ona uygulanmaz... Dolayısıyla, sahibi olmadığın şeyi satma yasağını içeren hadisler evin bu durumu için geçerli kalmaya devam eder.
İkincisi: İstisna (Sipariş)
[Sözlükte İstisna: Bir şeyin yapılmasını istemek, birini bir şeyi yapmaya çağırmaktır. "Falan kişi kapı istisna etti" dendiğinde, bir adamdan kendisi için bir kapı yapmasını istediği anlaşılır. (Lisanu’l Arab, es-Sıhah ve Tacu’l Arus "S-N-A" maddesi). Yani yapım talebidir. Müstasnî (sipariş veren), sani’e (yapımcıya) giderek kendisi için belirli bir mal üretmesini ister, yapımcı işe başlamadan önce fiyat ve ödeme şekli üzerinde anlaşırlar... Bu satış türü "yanında olmayanı satma" yasağından istisna edilmiştir. İktisadi Nizam kitabında istisna hakkında geçen şu ifadeler buna delildir:
"(İstisna, bir kimsenin diğerine bir kap, bir araba veya sanayiye giren herhangi bir şeyi yaptırmasıdır. İstisna caizdir ve sünnetle sabittir. Nitekim Resulullah (sav) bir yüzük yaptırmıştır. Enes’ten rivayet edildiğine göre:
صَنَعَ النَّبِيُّ ﷺ خَاتَماً
'Nebi (sav) bir yüzük yaptırdı.' Abdullah bin Ömer’den rivayet edildiğine göre: 'Nebi (sav) altından bir yüzük yaptırdı.' (Buhari rivayet etmiştir).
Ayrıca minber yaptırmıştır. Sehl’den rivayet edildiğine göre:
بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ إِلَى امْرَأَةٍ أَنْ مُرِي غُلَامَكِ النَّجَّارَ يَعْمَلُ لِي أَعْواداً أَجْلِسُ عَلَيْهِنَّ
'Resulullah (sav) bir kadına haber göndererek: Marangoz olan kölene emret de üzerine oturacağım bazı tahtalar (minber) yapsın buyurdu.' (Buhari). İnsanlar Resulullah (sav) döneminde bir şeyler yaptırıyorlardı ve o buna sessiz kalıyordu. Onun sükutu, onları istisna yapma konusunda takriridir (onaylamasıdır). Resulullah’ın takriri ve fiili, tıpkı sözü gibi şer’i delildir.
Akit konusu olan şey, üretilecek (sipariş edilen) maldır; yani yüzük, minber, dolap, araba ve benzerleridir. Bu yönüyle istisna, bir satış (bey’) türüdür, icare (hizmet akdi) değildir. Ancak kişi yapımcıya ham maddeyi getirir ve onu kendisi için belirli bir hale getirmesini isterse, bu durumda akit icare (hizmet/işçilik) olur.
Sanayi, her ümmet, her halk ve her toplum için iktisadi hayatın önemli temel taşlarından biridir. Eskiden sanayi sadece el emeğine dayalı atölyelerle sınırlıydı. İnsan buharı makinelerde kullanmayı keşfedince, fabrikalar yavaş yavaş el tezgahlarının yerini almaya başladı...
Fabrikalarla ilgili hükümler; şirket hükümleri, icare hükümleri veya satış ve dış ticaret hükümlerinden biri olur. Fabrikanın kurulumu bir şahıs tarafından yapılıyorsa bu nadirdir; genelde birden fazla kişinin ortaklığıyla kurulur ki burada İslam'daki şirket hükümleri uygulanır. Oradaki yönetim, işçilik veya üretim gibi faaliyetler için icare (işçi) hükümleri uygulanır. Üretilen malların pazarlanması hususunda ise satış ve dış ticaret hükümleri uygulanır... Üretilen büyük veya küçük çaplı malların, henüz üretilmeden önce sipariş edilmesi (istisna) durumunda ise istisna hükümleri uygulanır. Müstasnînin (sipariş verenin) yapılan ürünü alıp almamaya zorlanıp zorlanmayacağı hususunda ise şeriat hakem kılınır.)" Bitti.
Fukaha istisna konusunda ihtilaf etmiştir. Kimisi üretim materyallerinin sanayi uzmanlarına göre "sanayi malzemesi" olarak kullanılmasına odaklanır; üretilen malın misli (zırh, tank gibi) veya kıyemi (dolap, araba gibi) olmasıyla ilgilenmez. Böylece şer’i hüküm, bu malzemelerin sanayi uzmanları katında "sanayi malzemesi" olarak bilinmesine odaklanır. Dolayısıyla istisna, selem babına girmez; ürün var olmadan önce yapılan özel bir satış türü olur.
İstisnanın selemden farklı olduğunu söyleyenler şunlardır: Bazı ihtilaflarla birlikte Hanbeliler ve Hanefiler:
Hanbelilerin sözlerinden anlaşıldığı üzere istisna; selem olmaksızın yanında bulunmayan bir malın satışıdır. Bu konuyla ilgili her husus, sanat/zanaat yoluyla yapılan satıştan bahsedilirken satış (bey’) ve şartları babına döndürülür (Keşşâfu’l-Kınâ, 3/132).
Hanefilerde ise ihtilaf vardır. Bazıları onu seleme dahil etmez, doğrudan istisna satışı kabul eder: (... Bir kişi sanat erbabından birine 'Şu şeyi şu kadar dirheme bana yap' derse ve yapımcı da kabul ederse, bu Hanefilere göre istisna olarak akdedilmiş olur (Serahsi, el-Mebsut 12/138). Bazıları ise vade farkı gözeterek onu selemden sayar (İstisna, selem ile büyük oranda örtüşür. Selemin selem yapılan şeyi zimmette tarif etmesi gibi... Hanefilerin istisna konusunu selem bahsi içinde işlemesi de bunu teyit eder. Malikiler ve Şafiiler de böyle yapmıştır. Ancak selem hem üretilen hem üretilmeyen şeyler için geneldir, istisna ise yapım şartı koşulan şeylere hastır. Selemde bedelin peşin verilmesi şarttır, halbuki çoğu Hanefi’ye göre istisnada bedelin peşin verilmesi şart değildir... Fethu’l-Kadir 5/355, el-Bedai 6/2677, el-Mebsut 12/138 ve devamı).
Malikiler ve Şafiiler: Onu seleme ilhak etmişlerdir. Dolayısıyla sanayi alanında başkasına yaptırılan (sipariş edilen) şeyler hakkındaki tanımlar ve hükümler selem babından alınır (Ravdatü’t-Talibin 4/26 ve devamı, el-Mühezzeb 1/297-298).
Yukarıdaki cevaptan açıkça anlaşılmaktadır ki; istisna hükmü ister sanayi malzemelerine ister üretilen mala odaklansın, binalara uygulanmaz. Çünkü "sanayi" (as-sina'ah) kelimesinin lugat ve örf gerçekliği binalara/inşaatlara şamil değildir.
Bu nedenle, binaların varlığına delalet eden emareler (temellerin atılması, sütunların dikilmesi, tavanların çıkılması gibi) oluşmadan önceki halleri için; "kişinin maliki olmadığı şeyi satması" yasağı geçerlidir. Dolayısıyla henüz inşa edilmemiş binalar üzerine şer’en satış akdi yapmak caiz değildir...
Tercih ettiğim görüş budur. Allah en iyisini bilir ve en doğru hükmü O verir.
Kardeşiniz Atâ bin Halil Ebu’r Raşte
5 Rebiü’l-Ahir 1441 H. 02/12/2019 M.
Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/a.122855544578192/1208109366052799/?type=3&theater
Emir'in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/4005